Genel
Mercedes-Benz EQE Türkiye’de


Mercedes-EQ markasının E-Segmenti’ndeki ilk elektrikli sportif sedanı EQE, 2021’deki dünya lansmanının ardından Türkiye’de yollara çıkıyor.Mercedes-EQ markasının lüks sedanı EQS’in ardından, elektrikli araçlara özel EVA2 adındaki elektrik mimarisine dayanan bir sonraki modeli Yeni EQE, IAA MOBILITY 2021’deki dünya lansmanının ardından, Türkiye yollarındaki yerini almaya hazır.
Sportif üst sınıf sedan, EQS’in tüm temel işlevlerini daha kompakt bir oluşumla sunuyor. Yeni EQE, ilk etapta 292 HP (215 kW) gücündeki EQE 350+ (WLTP’ye göre enerji tüketimi: 18,7-15,9 kWsa/100 km; CO2 emisyonu: 0 gr/km) ve 625 HP (460 kW) gücündeki Mercedes-AMG EQE 53 4MATIC+ versiyonlarıyla satışa sunuluyor. EQE 350+, 292 HP gücündeki elektromotoruyla WLTP’ye göre 613 kilometreye kadar menzil sunabiliyor. Otomobilin üretimi, dünya pazarı için Bremen’de, Çin pazarı içinse Pekin’de yapılıyor.
İlerici lüks ile üst sınıf
Mercedes-EQ’nun tüm karakteristik unsurlarını taşıyan EQE, kavisli hatlar ve önde konumlandırılan kabin tasarımı (Cab-Forward) ile sportif, ‘amaca yönelik bir tasarım’ sunuyor. Duyusal saflık; cömertçe şekillendirilen yüzeyler, azaltılan ek yerleri ve kesintisiz geçişlerle yansıtılıyor. Ön ve arka tampon-tekerlek mesafesi kısa tutulurken, arka kısımda keskin bir spoyler ile dinamizm destekleniyor. Gövdeyle aynı hizada olan 19 ila 21 inçlik jantlar, kaslı omuz çizgisiyle birlikte EQE’ye atletik bir görünüm kazandırıyor.
Elektrikli otomobillere özgün tasarım
Yenilikçi farlar ve siyah radyatör ızgarası Mercedes-EQ neslinin yeni üyesi EQE’ye atletik bir yüz kazandırıyor. Sadece benzersiz bir görünüm sunmakla kalmayan siyah radyatör ızgarası aynı zamanda ultrason, kamera ve radar gibi sürüş destek sistemlerinin çeşitli sensörlerine ev sahipliği yaparak önemli bir sorumluluk da üstleniyor. Aracın karakteristik tasarımını yansıtan gündüz LED’lerine ek olarak gece sürüşünüze destek olan DIGITAL LIGHT farlar standart olarak sunuluyor.
Çarpıcı dış tasarım
Çerçevesiz, coupé benzeri kapılara sahip aerodinamik siluet ve yüksek, güçlü omuz çizgisi, özgün tasarım öğesi olarak öne çıkıyor. Aerodinamik ve aeroakustik olarak optimize edilen yan aynalar omuz çizgisine sabitleniyor. Krom vurgular, camların yay çizgisiyle tasarım ve silueti tamamlıyor.
Geniş iç mekân
613 kilometreyi bulan menzil
EQE, 292 HP (215 kW) gücündeki EQE 350+ ve 625 HP (460 kW)’lik Mercedes-AMG EQE 53 4MATIC+ olmak üzere ilk etapta iki farklı versiyonla piyasaya sürülüyor. Mercedes-AMG EQE 53 4MATIC+, Mercedes-AMG’nin elektrikli sürüş performansı için en üst seviyeyi oluşturuyor. EQE 350+’nın bataryası yaklaşık 90 kWsa kullanılabilir enerji kapasitesine sahip olup WLTP’ye göre 613 km’ye kadar menzil sunuyor.
Havalı süspansiyon ve arka aks yönlendirme
Dört kollu ön süspansiyon ve çok kollu arka süspansiyona sahip yeni EQE’nin süspansiyonu, tasarım olarak yeni S-Serisi ile benzeşiyor. EQE, opsiyon olarak ADS+ adaptif süspansiyon sistemine sahip AIRMATIC havalı süspansiyon ile tercih doğrultusunda donatılabiliyor. Standart olarak sunulan arka aks yönlendirme ile EQE, şehir içinde kompakt bir otomobil kadar yüksek manevra kabiliyeti sunuyor. 10 dereceye kadar açıya sahip arka aks yönlendirme ile dönüş çapı 12,5 metreden 10,7 metreye düşürülüyor.
İç mekânda yüksek kaliteli temiz hava
Mercedes-Benz, ENERGIZING AIR CONTROL Plus paketi ve HEPA filtresi ile EQE’de kapsamlı bir hava kalitesi çözümü sunuyor. Sistem, filtre, sensörler, kontrol ekranı ve klimadan oluşuyor. HEPA filtre, yüksek filtreleme seviyesiyle dışarıdan gelen partikülleri, polenleri ve diğer maddeleri hapsediyor. Aktif karbon kaplama, kükürt dioksit ve nitrojen oksitlerin yanı sıra iç mekândaki kokuları da azaltıyor. 2021 yılında Avusturya Araştırma ve Test Enstitüsü (OFI), isteğe bağlı olan bu özelliği sağlayan kabin hava filtresi virüs ve bakterileri uygun şekilde filtrelediği için Mercedes-Benz’i “OFI CERT” ZG 250-1 sertifikasıyla ödüllendirdi.
Ön iklimlendirme özelliği ile sürüş öncesinde içerideki havayı temizlemek de mümkün. Aracın içindeki ve dışındaki partikül değerleri klima ekranında gösteriliyor. Dış hava kalitesi düşük olduğunda, sistem otomatik olarak iç sirkülasyon moduna geçerken yan camları veya açılır tavanı kapatmayı da önerebiliyor.

Elektrikli akıllı navigasyon
Elektrikli Akıllı Navigasyon, şarj durakları da dahil olmak üzere çok sayıda faktöre bağlı olarak en hızlı ve en uygun rotayı planlıyor, sürüş tarzındaki değişikliğe dinamik olarak tepki veriyor. Buna MBUX (Mercedes-Benz Kullanıcı Deneyimi) bilgi-eğlence sisteminde mevcut batarya kapasitesinin, şarj olmadan başlangıç noktasına dönmek için yeterli olup olmadığı bilgisinin görselleştirmesi de dahil. Rota hesaplamasında, rotaya manuel olarak eklenen şarj istasyonları tercih ediliyor.
İsteğe bağlı MBUX Hyperscreen ile kokpitte ekran zenginliği
Mercedes-AMG EQE 53 4MATIC+’ta standart olarak sunulan MBUX Hyperscreen ile aracın iç mekânında üç ekran, bir cam panel altında birleşerek tek ekran gibi görünüyor. Bağımsız ara yüze sahip olan 12,3 inçlik OLED ekran, öndeki yolcular için yolculuğu daha eğlenceli hale getiriyor. Sürücünün, yolcunun önündeki ekranına bakıp bakmadığını algılayan kamera tabanlı engelleme sistemi mevcut. Bu durumda sistem, sürücü sürüş esnasında yandaki ekrana baktığında dinamik içeriği sürücü için otomatik olarak karartıyor.
MBUX liderliğini koruyor
Kısa süre önce EQS ile tanıtılan yeni nesil MBUX, EQE’de de yer alıyor ve bilgi-eğlence, konfor ve araç işlevi için çok sayıda kişiselleştirilmiş öneride bulunuyor. Sıfır katmanlı tasarımı sayesinde kullanıcının alt menüler arasında gezinmesi veya sesli komut vermesi gerekmiyor. En önemli uygulamalar, duruma bağlı olarak en görünür alanda sunuluyor. Böylece EQE sürücüsü karmaşık işlemlerden kurtuluyor.
Birçok durumda destek sağlayan sürüş sistemleri
EQE, pek çok işlev ile donatılmış olan yeni sürüş destek sistemine sahip. ATTENTION ASSIST’in hafif uyuklama uyarısı (MBUX Hyperscreen ile) bunlardan biri. Sistem, kamera ile sürücünün göz kapağı hareketlerini analiz ediyor. Sürücü, önünde yer alan ekrandan sürüş destek bilgilerine kolayca ulaşabiliyor.
Verimli güç-aktarma sistemi
Tüm EQE versiyonlarının arka aksında elektrikli güç-aktarma sistemi (eATS) bulunuyor. 4MATIC versiyonlarında ayrıca ön aksta da bir eATS bulunuyor. Elektromotorlar, sürekli tahrik edilen senkron motorlar PSM ile AC motorun rotoru kalıcı mıknatıslarla donatılıyor, böylece güç desteğine gerek kalmıyor. Bu tasarım, yüksek güç yoğunluğu, verimlilik ve güç sabitliği gibi avantajlar sunuyor. Arka akstaki motorda uygulanan ve her biri üç fazlı iki sargıdan oluşan altı fazlı tasarım, güçlü bir yapıyı beraberinde getiriyor.
EQE 350+’da lityum iyon batarya on modülden oluşuyor ve 90 kWsa enerjiyi kullanıma sunuyor. Şirket içinde geliştirilen yenilikçi batarya yönetimi yazılımı, servis güncellemelerine izin veriyor. Böylece, EQE’nin enerji yönetimi yaşam döngüsü boyunca güncel kalıyor.
Yeni nesil bataryada, hücre kimyasının sürdürülebilirliği açısından önemli bir adım atıldı. Optimize edilen aktif malzeme, 8:1:1 oranında nikel, kobalt ve manganezden oluşuyor. Bu, kobalt içeriğini yüzde 10’un altına düşürüyor. Geri dönüşümün optimizasyonu, Mercedes-Benz batarya stratejisinin önemli bir ayağını oluşturuyor.
Sürekli yüksek performans ve kesintisiz hızlanma, EQE’nin sürüş felsefesini karakterize ediyor. Gelişmiş güç-aktarma sistemi, enerji geri-kazanım gibi farklı enerji verimliliği çözümlerini bünyesinde barındırıyor. Yüksek voltajlı batarya, aşırı çalışma veya fren modunda mekanik dönme hareketinin elektrik enerjisine dönüştürülmesiyle şarj ediliyor. Sürücü, yavaşlamayı üç aşamada (D+, D, D-) ayarlayabiliyor ve ayrıca direksiyon simidinin arkasındaki kulakçıklarla süzülme işlevini manuel olarak seçebiliyor veya DAuto modunu da kullanabiliyor.
ECO Assist duruma göre optimize edilmiş iyileşme sunuyor. Yavaşlama en verimli sürüşü sağlamak üzere yoğunlaşıyor veya azalıyor. Ayrıca önde tespit edilen araçlar için reküperatif yavaşlama da uygulanıyor. Reküperatif yavaşlama, örneğin trafik ışıklarında aracı durdurarak sürücüyü destekliyor. Frene basmak zorunda kalmayan sürücü, kelimenin tam anlamıyla tek pedallı sürüşün keyfini sürüyor.
Yüksek akustik ve titreşim konforu ile kontrast ses deneyimleri
Bagaj kapağına sahip bir sedan olarak EQE, gürültü, titreşim, rijitlik gibi üst düzey NVH (Gürültü/Titreşim/Rijitlik) konforu sunmak üzere gelişmiş çözümlerle donatılıyor. Elektrikli güç-aktarma sisteminde (eATS), mıknatıslar ve rotorların içinde NVH (Gürültü/Titreşim/Rijitlik) için optimize edilen çözümler kullanılıyor. Ayrıca, eATS’nin her yerinde NVH (Gürültü/Titreşim/Rijitlik) örtüsü şeklinde özel bir köpük bulunuyor.
Son derece etkili yay/kütle bileşenleri, ön camın altındaki traversten bagaj tabanına kadar kesintisiz ses yalıtımı sağlıyor. Ham gövde aşamasında çok sayıda taşıyıcıya akustik köpükler yerleştiriliyor.
EQE ile sürüşler, akustik bir deneyime dönüşüyor. Burmester® 3D surround ses sistemi, EQE Silver Waves ve Vivid Flux olmak üzere iki ses ortamı sunuyor. Silver Waves duyusal ve temiz bir ses sunarken EV meraklılarına yönelik Vivid Flux, kristalimsi, sentetik ancak insani bir ses sunuyor. Ses deneyimleri merkezi ekrandan seçilebiliyor veya kapatılabiliyor.
İleri seviyede pasif ve aktif güvenlik
Özellikle kaza güvenliği olmak üzere “Bütünsel Güvenlik İlkeleri” her zaman geçerli. Diğer tüm Mercedes-Benz modelleri gibi, EQE de sağlam bir yolcu kabinine, özel deformasyon bölgelerine ve PRE-SAFE® dahil, modern güvenlik sistemlerine sahip.
EQE’nin tamamen elektrikli bir platform üzerinde yükseliyor olması, güvenlik konsepti için yeni tasarım olanakları da sağlıyor. Örneğin, alt gövdede çarpmaya karşı korumalı alanda batarya montajı için uygun bir alan bulunuyor. Ayrıca büyük bir motor bloğu olmadığından, önden çarpışma davranışları daha da iyi modellenebiliyor. Standart çarpışma testlerine ek olarak, aracın çeşitli ek yük durumlarındaki performansı doğrulandı ve Araç Güvenliği Teknoloji Merkezi’nde (TFS) kapsamlı bileşen testleri yapıldı.
Genel
AXA Türkiye’den Sektöre Çağrı: “Bugün Hazırlanmazsak Yarın Geç Kalabiliriz”


AXA Türkiye, desteklediği Sigorta Aracıları Zirvesi’nde sigortacılığın geleceğini şekillendirecek stratejik başlıkları sektör temsilcileriyle paylaştı. İki gün süren oturumlarda; acenteliğin dönüşümü, hayat sigortaları ve bireysel emeklilik, yapay zeka, büyük veri, sürdürülebilirlik, kurumsal risk yönetimi ve önleyici sigortacılık gibi sektörü doğrudan etkileyecek kritik konular masaya yatırıldı.
Zirvenin açılışında ve farklı oturumlarında konuşan AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, sektörün hızla 2030’un dünyasına hazırlanması gerektiğinin altını çizdi. Ölken, sigortacılığın önümüzdeki yıllarda alışılmış kalıpların ötesinde, büyük bir dönüşüm yaşayacağını vurguladı.
“Sektör Olarak Fabrika Ayarlarımıza Dönmemiz Gerek”
Dünyadaki gelişmelerin sigortacılığın iş yapış biçimlerini yeniden tanımladığını ifade eden Ölken, artık yalnızca gerçekleşen hasarları karşılamanın yeterli olmayacağını belirterek şunları söyledi: “Riskler değişiyor, müşteri beklentileri dönüşüyor ve teknoloji iş yapış biçimlerimizi yeniden tanımlıyor. Önümüzdeki dönemde sektörümüzü bekleyen en büyük risk, bu değişimlerin hızını hafife almak olacaktır. Geleceğin rekabetini yalnızca fiyatlama üzerine kurguladığımızda kaybeden taraf oluruz. Gerçek rekabet; müşteriyi ve acenteyi daha iyi anlamak, riskleri daha doğru değerlendirmek üzerine kurulmalıdır.”
Sigortacılığı sezonluk indirim odaklı yapıdan uzaklaştırmak gerektiğini ifade eden Ölken, sözlerine şöyle devam etti: “Toplam maliyetleri düşüren, verimliliği artıran ve müşterilerimize daha erişilebilir çözümler sunan bir sektör yapısına ihtiyacımız var. Bu yüzden sektör olarak fabrika ayarlarımıza dönmeliyiz. Bizim fabrika ayarlarımız; müşteriyi anlamakla başlar, riski doğru değerlendirmekle, acenteyi güçlendirmekle ve sürdürülebilir fiyatlama disipliniyle şekillenir. AXA Türkiye olarak Empati Güvencesi yaklaşımımızı önleyici sigortacılık anlayışıyla birleştiriyor, Adaptif Sigortacılık 2030 vizyonumuzla geleceğe hazırlanıyoruz. Çünkü gelecekte değer yaratacak olan, yalnızca gerçekleşen kayıpları karşılayan değil; hayatı koruyan, riskleri öngören ve dayanıklılığı artıran sigortacılık modelidir.”
“Yapay Zeka ve Veri, Yeni Dönemin Belirleyicileri Olacak”
Zirvenin dijitalleşme ve veri odaklı müşteri yönetimi başlıklı oturumlarında, yapay zeka ve büyük verinin sigortacılıkta karar alma süreçlerindeki etkisi ele alındı. AXA Türkiye Satış, Kurumsal İletişim ve Sağlık Başkanı Sanem Çıngay Buçukoğlu: “Önümüzdeki dönemde fark yaratacak olan unsur, toplanan veriyi daha anlamlı müşteri deneyimlerine dönüştürebilmek olacak. Yapay zeka bize güçlü araçlar sunuyor; ancak müşteri güvenini inşa eden temel değerler hâlâ şeffaflık, tutarlılık ve uzun vadeli ilişki kurabilme becerisidir. Teknolojinin sağladığı hız ve verimliliği, “Empati Güvencesi” yaklaşımımızı da arkamıza alarak müşterilerimizin ihtiyaçlarını anlayan insani bir yaklaşımla birleştirmek büyük önem taşıyor.” dedi.
Sigortacılığın tarihsel olarak her zaman veri odaklı bir sektör olduğunu belirten AXA Türkiye Büyüme Stratejileri, Müşteri ve Dijital Platformlar Direktörü Aylin Akınlı Kaya ise bugün yaşanan değişimin verinin uzmanlığı daha da güçlü kıldığı yeni bir karar alma modeli olduğunu şu sözlerle ifade etti: “Müşteri yaşam döngüsünün neredeyse her aşamasında veri artık belirleyici bir rol oynuyor. Burada asıl güç, verinin mevcut deneyim ve uzmanlığı desteklemesinden geliyor. Veri bize ne olduğunu ve ne olabileceğini gösterirken; deneyim ve uzmanlık ise bu bilgiyi doğru bağlama oturtarak anlamlı kararlar almamızı sağlıyor.”
“Acenteler için Yeni Büyüme Alanları Oluşuyor”
Hayat sigortaları ve bireysel emeklilik sisteminin acenteler açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten AXA Hayat ve Emeklilik Başkanı Selçuk Adıgüzel ise, sigortacılığın giderek yaşam boyu ilişki yönetimine dönüştüğünü ifade etti: “Hayat ve BES tarafı acenteler için müşteri bağlılığını artıran ve sürdürülebilir gelir yaratan önemli bir büyüme alanı. Gelecekte acenteler yalnızca ürün satan değil, müşterilerinin yaşam yolculuğuna eşlik eden danışmanlar haline gelecek.”
“Dayanıklılık ve Sürdürülebilirlik Yeni Rekabet Alanı”
Kurumsal risklerin giderek daha karmaşık hale geldiğini belirten AXA Türkiye Teknik Başkanı Barış Altın, gelecekte risk yönetiminin şirketlerin rekabet gücünün önemli bir parçası olacağını vurguladı: “İklim riskleri halen ani olmasına rağmen beklenmedik olmaktan çıktı, tüm geçmiş istatistiklerden farkı süreçler ve hasarlar yaşıyoruz. Bunlar hem sigortalı hem de sigortacı tarafında önlem alınabilecek konuları da içeriyor. Bu nedenle önleyici sigortacılığı süreçlerimizin en önemli parçası yapıyoruz.”
“Sigortacılığın Geleceği Sürdürülebilirlik Ekseninde Şekilleniyor”
Sürdürülebilirliğin bir gündem maddesi olmaktan çıkıp iş modelinin merkezine yerleştiğini vurgulayan AXA Türkiye Uluslararası İş Geliştirme ve Yeşil Yatırımlar Direktörü Seda Bora Arkan ise dönemi şu sözlerle özetledi: “Geleceğin sigortacılığı yalnızca finansal güvence sunan bir yapı olmayacak. Risk yönetimi, dayanıklılık ve sürdürülebilirlik sektörün merkezine yerleşecek. Gelecekte başarı, hasar sonrasındaki performansla birlikte risk gerçekleşmeden önce yaratılan değerle de ölçülecek.”
Sigorta Aracıları Zirvesi’nde ortaya konulan vizyon; sektörün ilerleyen dönemde daha veri odaklı, daha önleyici, daha sürdürülebilir ve müşteri ihtiyaçlarına daha duyarlı bir yapıya evrileceğine işaret ederken AXA Türkiye, Empati Güvencesi yaklaşımıyla bu büyük dönüşümün merkezinde yer almaya devam edeceğini bir kez daha vurguladı.
Zirvenin videosunu izlemek için tıklayınız: https://youtube.com/shorts/WL1wOU2W6jc
| AXA HAKKINDA
52 ülkede 156 bin çalışanıyla 92 milyondan fazla müşteriye hizmet veren AXA Grubu, 2025 verilerine göre 116 milyar Euro prim büyüklüğü ve 8,4 milyar Euro faaliyet karı ile dünyanın lider sigorta şirketlerindendir. Grubun Türkiye’deki operasyonlarını yürüten AXA Türkiye, 130 yılı aşkın süredir ülkede faaliyet göstermektedir. 81 ilde 4000’i aşkın iş ortağı ve 1000’in üzerinde çalışanı ile Türkiye’nin önde gelen sigorta şirketlerinden biridir. AXA Türkiye, ‘İnsanlığın gelişmesi adına insanlar için değerli olanı korumak’ marka amacı doğrultusunda müşterilerinin yalnızca canlarını ve mal varlıklarını değil, aynı zamanda sevdiklerini, hayallerini ve geleceklerini de olası risklere karşı koruma altına almaktadır. |
Detaylı Bilgi için
Funda Dilek: 0544 631 92 40
|
Genel
HONOR’la tatilde eğlence ve öğrenme aynı ekranda!


Yaz tatiliyle birlikte çocuklar için dinlenme, eğlenme ve yeni keşifler dönemi başladı. HONOR Pad 10 ve HONOR Pad X8b; büyük ekranları, göz konforu özellikleri, güçlü pil performansları ve haziran ayına özel avantajlı seçenekleriyle karne hediyesi arayan aileler için öne çıkıyor
Yaz tatilinin başlamasıyla birlikte öğrenciler için yılın en keyifli dönemi başladı. Karnelerini alan çocuklar için dinlenme, oyun ve sevdikleri içerikleri izleme zamanı geldi. Aileler içinse bu dönemde çocukların hem keyifli vakit geçirebileceği hem de öğrenme alışkanlıklarını destekleyebileceği doğru teknoloji ürünlerini seçmek önem kazanıyor.
HONOR, Pad 10 ve Pad X8b modelleriyle karne hediyesi arayan ailelere özel kampanyalarla güçlü tablet seçenekleri sunuyor. Film izlemek, oyun oynamak, dijital kitap okumak, eğitici içeriklere ulaşmak ya da çizim ve not alma uygulamalarını kullanmak isteyen öğrenciler için HONOR tabletler, tatilde eğlence ve öğrenmeyi aynı ekranda buluşturuyor.
Not alıp çizim yapıyorlar
HONOR Pad 10, büyük ekran deneyimi arayan kullanıcılar için öne çıkıyor. 12.1 inç 2.5K çözünürlüklü HONOR Göz Konforu Ekranı, 120Hz yenileme hızı ve 1.07 milyar renk desteğiyle Pad 10; video izlerken, oyun oynarken ya da eğitim içeriklerini takip ederken daha akıcı ve keyifli bir kullanım sağlıyor. Geniş ekran yapısı, çocukların yalnızca içerik tüketmesine değil, aynı zamanda üretmesine de alan açıyor. Not alma, çizim yapma ve farklı uygulamalarla çalışma gibi ihtiyaçlarda da pratik bir deneyim sunuyor.
HONOR Kids ile daha güvenli içerikler
HONOR Pad X8b ise günlük kullanıma uygun, taşınabilir ve aile dostu bir tablet alternatifi arayanlar için dikkat çekiyor. 11 inç HONOR Göz Konforu FullView ekranı, 10.100 mAh bataryası, ince ve hafif metal gövdesiyle Pad X8b; çocukların gün içinde video izleme, oyun oynama, okuma ve eğitim içeriklerine ulaşma ihtiyaçlarına cevap veriyor. HONOR Kids desteği ise ailelerin çocuklar için daha kontrollü bir dijital deneyim oluşturmasına yardımcı oluyor.
Kampanya devam ediyor
HONOR’un haziran ayına özel kampanyası kapsamında HONOR Pad 10 ve HONOR Pad X8b modelleri avantajlı seçeneklerle kullanıcılarla buluşuyor. Kampanya kapsamında HONOR Pad 10, 30 Haziran’a kadar n11, GPN ve Hepsiburada’da 16.999 TL fiyat ve HONOR Pen hediyesiyle sunulurken; HONOR Pad X8b 4+128 GB modeli 30 Haziran’a kadar Hepsiburada’da 6.999 TL fiyatıyla karne hediyesi arayan aileler için öne çıkıyor.
Offline satış kanallarında ise HONOR Pad 10, 16-30 Haziran tarihleri arasında 16.999 TL tavan fiyatla; HONOR Pad X8b 4/128 GB modeli ise 1-30 Haziran tarihleri arasında 8.999 TL tavan fiyatla kullanıcılarla buluşuyor.
Genel
WatchGuard 2024 2. Çeyrek İnternet Güvenliği Raporu’nu Yayınladı


Bütünleşik siber güvenlik alanında küresel bir lider olan WatchGuard® Technologies, WatchGuard Tehdit Laboratuvarı araştırmacıları tarafından üç aylık bir araştırma sonucunda hazırlanan 2024 yılının 2. çeyreğinde kötü amaçlı yazılım, ağ ve uç nokta güvenlik tehditlerini detaylandıran İnternet Güvenliği Rapor’u yayınladı. Veriler, 10 kötü amaçlı yazılım tehtidinin 7’sinin bu çeyrekte yeni olduğunu ve siber saldırganların bu tekniklere yöneldiğini gösteriyor.
Bütünleşik siber güvenlik alanında küresel bir lider olan WatchGuard® Technologies, WatchGuard Tehdit Laboratuvarı araştırmacıları tarafından analiz edilen en önemli kötü amaçlı yazılım trendleri ile ağ ve uç nokta güvenliği tehditlerinin ele alındığı en son İnternet Güvenliği Raporu’nu açıkladı. Verilerden elde edilen önemli bulgular, 2024 yılının 2. çeyreğinde on kötü amaçlı yazılım tehdidinden yedisinin bu çeyrekte yeni olduğunu, siber saldırganların da bu tekniklere yöneldiğini gösteriyor. Bu yeni tehditler arasında, ele geçirilmiş sistemlerden hassas verileri çalmak için tasarlanmış bir yazılım olan Lumma Stealer, akıllı cihazlara bulaşan ve siber saldırganların bunları uzaktan kontrol edilen botlara dönüştürmesini sağlayan bir Mirai Botnet varyantı ve Windows Android cihazlarını hedef alarak kimlik bilgilerini çalmayı amaçlayan LokiBot kötü amaçlı yazılımlar yer alıyor. Tehdit Laboratuvarı ayrıca, Binance Akıllı Sözleşmeleri gibi blok zincirlerine kötü amaçlı PowerShell komut dosyaları yerleştirme yöntemi olan “EtherHiding” kullanan yeni siber saldırganların varlığını gözlemledi. Bu durumlarda, ele geçirilmiş web sitelerinde kötü amaçlı komut dosyasına bağlanan sahte bir hata mesajı beliriyor ve kurbanlardan “tarayıcılarını güncellemeleri” isteniyor. Blok zincirlerindeki kötü amaçlı kodlar uzun vadeli bir tehdit oluşturuyor çünkü blok zincirleri değiştirilemez, dolayısıyla bir blok zinciri kötü amaçlı içeriğin değişmez bir ana bilgisayarı haline gelebiliyor.
‘’En Son Bulgularımız, Güvenlik Açıklarını Gidermek ve Siber Saldırganların Güvenlik Açıklarından Yararlanmamasını Sağlamamak’’
WatchGuard Technologies Baş Güvenlik Sorumlusu Corey Nachreiner, “2024 2. Çeyrek İnternet Güvenliği Raporu’ndaki en son bulgular, siber saldırganların davranış kalıplarına nasıl girme eğiliminde olduklarını, belirli saldırı tekniklerinin dalgalar halinde yayıldığını ve moda hale geldiğini yansıtıyor.” ifadelerinde kullandı. “Güncel bulgularımız, güvenlik açıklarını gidermek ve siber saldırganların eski güvenlik açıklarından yararlanamamasını sağlamak için yazılım ve sistemleri rutin olarak güncellemenin ve onarmanın önemini de göstermektedir. Özel yönetilen hizmet sağlayıcısı tarafından etkin bir şekilde yürütülebilecek derinlemesine savunma yaklaşımının benimsenmesi, bu güvenlik sorunlarıyla başarılı bir şekilde mücadele etmek için hayati bir adımdır.” açıklamalarında bulundu.
WatchGuard’ın 2024 2. Çeyrek İnternet Güvenliği Raporu’nda yer alan önemli bulgular şunlar:
1. Kötü amaçlı yazılım tespitleri genel olarak %24 azaldı. Bu düşüş, imza tabanlı tespitlerdeki %35’lik azalmadan kaynaklanıyor. Bununla birlikte, siber saldırganlar odağını daha yanıltıcı kötü amaçlı yazılımlara kaydırıyor. Threat Lab’in fidye yazılımları, sıfırıncı gün tehditleri ve gelişen kötü amaçlı yazılım tehditlerini tespit eden gelişmiş davranış motoru, 2024’ün 2. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yanıltıcı kötü amaçlı yazılım tespitlerinde %168’lik bir artış tespit etti.
2. Ağ saldırıları 1. çeyrek 2024’e göre %33 arttı. Bölgeler arasında Asya Pasifik, tüm ağ saldırısı tespitlerinin %56’sını oluşturuyor ve bir önceki çeyreğe göre iki kattan fazla artış gösterdi.
3. İlk olarak 2019’da tespit edilen bir NGINX güvenlik açığı, hacim bakımından en büyük ağ saldırısı oldu. Önceki çeyreklerde Tehdit Laboratuvarı’nın En İyi 50 ağ saldırısı listesinde yer almamasına rağmen, 2024’ün 2. çeyreğinde toplam ağ saldırısı tespit hacminin %29’unu veya ABD, EMEA ve APAC genelinde yaklaşık 724.000 tespiti oluşturdu.
4. Fuzzbunch bilgisayar korsanlığı araç seti, hacim bakımından tespit edilen en yüksek ikinci uç nokta kötü amaçlı yazılım tehdidi olarak ortaya çıktı. Windows işletim sistemlerine saldırmak için kullanılabilecek açık kaynaklı bir çerçeve görevi gören araç seti, 2016 yılında The Shadow Brokers’ın bir NSA yüklenicisi olan Equation Group’a yaptığı saldırı sırasında çalındı.
5. Tarayıcı tarafından başlatılan tüm uç nokta kötü amaçlı yazılım saldırılarının yüzde yetmiş dördü, Google Chrome, Microsoft Edge ve Brave’i içeren Chromium tabanlı tarayıcıları hedef aldı.
6. Kötü amaçlı web içeriğini tespit eden bir imza olan trojan.html.hidden.1.gen, dördüncü en yaygın kötü amaçlı yazılım çeşidi olarak ortaya çıktı. Bu imzanın yakaladığı en yaygın tehdit kategorisi, kullanıcının tarayıcısından kimlik bilgilerini toplayan ve bu bilgileri saldırgan tarafından kontrol edilen bir sunucuya ileten kimlik avı kampanyalarını içeriyor. İlginç bir şekilde, Tehdit Laboratuvarı, Georgia’daki Valdosta Eyalet Üniversitesi’ndeki öğrencileri ve öğretim üyelerini hedef alan bu imzanın bir örneğini gözlemledi.
WatchGuard’ın Unified Security Platform® yaklaşımı ve WatchGuard Threat Lab’in önceki üç aylık araştırma güncellemeleriyle tutarlı olarak, bu üç aylık raporda analiz edilen veriler, sahipleri WatchGuard’ın araştırma çabalarını doğrudan desteklemek için paylaşmayı tercih eden aktif WatchGuard ağ ve uç nokta ürünlerinden elde edilen anonimleştirilmiş, toplu tehdit istihbaratına dayanmaktadır.
Q2 2024 İnternet Güvenliği Raporu’nun tamamını buradan indirebilirsiniz: https://www.watchguard.com/wgrd-resource-center/security-report-q2-2024
-



Genel6 yıl önceToyota Corolla Hatchback Tanıtıldı, İŞTE FİYAT LİSTESİ!!
-



Genel7 yıl önceİletişim
-
Genel7 yıl önce
Biz Kimiz?
-
Genel7 yıl önce
Reklam ve Sponsorluk
-



Genel7 yıl önceGizlilik politikası
-



Genel6 yıl önceBu Tarihi Not Edin! “30-31 Mayıs 2020”
-



Genel6 yıl önceRenault’dan Kaçırılmayacak Kampanya: “Şimdi Al Eylül’de 750TL Taksitle Ödemeye Başla”
-



Genel6 yıl önceYaz tatili öncesi lastiklerinizi kontrol etmeyi ihmal etmeyin






