Teknoloji
İnfina Yazılım 30. Yılını Kutladı


Türkiye’nin ilk finansal teknoloji yazılım şirketlerinden olan ve “Innovation for Finance” sloganı ile 1995’ten bu yana sermaye piyasalarına yönelik uçtan uca borsa işlem, yatırım fonu ve saklama çözümlerinin öncüsü İnfina Yazılım, 30. yılını özel bir etkinlikle kutladı. Sermaye piyasalarının önde gelen temsilcilerinin katıldığı etkinlikte, sektördeki dijitalleşme trendleri ve 2026 yılına yönelik öngörüler de değerlendirildi.
19 Kasım 2025 tarihinde Swissôtel The Bosphorus’da gerçekleşen İnfina 30. Yıl etkinliğinin ev sahipliğini İnfina Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Y. Nejat Özek ile İnfina Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nükhet Demiren yaptı. Geniş bir katılıma sahne olan etkinlikte, İnfina’nın teknolojiyle şekillenen büyüme yolculuğu ve gelecek vizyonu aktarıldı. Programda konuşan Ekonomist Çağlar Kuzlukluoğlu ise katılımcılarla, son 30 yıldaki teknolojik gelişmeleri paylaştı.
30 yılı geride bırakan İnfina, geliştirdiği çözümlerle Türkiye’nin önde gelen bankaları, aracı kurumları, portföy yönetim şirketleri, aile ofisleri, saklama kuruluşları, kripto ve emeklilik şirketlerinden oluşan 130 kuruma hizmet sunuyor. Şirket, 78 milyar doları aşan fon ve bireysel portföy büyüklüğünün yönetiminde, 2.000’den fazla kullanıcıya, karar alma, analiz, raporlama, risk ve portföy yönetimi süreçlerini kolaylaştıran stratejik teknoloji desteği sağlıyor. Türkiye’deki finansal teknoloji şirketleri arasında en geniş API kütüphanesine sahip yazılım şirketi olan İnfina, sermaye piyasalarına yönelik uçtan uca yönetim, muhasebe ve saklama çözümleriyle, sektörde faaliyet gösteren kurumların yazılım altyapılarında öncelikli teknoloji partneri olarak konumlanıyor. 185 kişilik ekibe sahip şirket, müşterilerini 2026 yılında yapay zeka, IBOR ve tokenizasyon alanlarında güçlü çözümlerle buluşturmaya hazırlanıyor.
Güveninizle büyüdük
Konuşmasında, sermaye piyasalarının Türkiye’nin gelişiminde önemli rol üstleneceği öngörüsüyle yola çıktıklarını aktaran İnfina Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Y. Nejat Özek, “30 yıl önce 9 arkadaş olarak başladığımız bu yolculuk, bugün 185 kişilik güçlü bir ekiple ve 130 müşterimizle devam ediyor. Geldiğimiz nokta bizim için gurur verici olduğu kadar büyük bir sorumluluğu da beraberinde getiriyor. Bu zorlu süreçte en büyük dayanağımız sizlerin güveni oldu. Bu güvene layık olmak için durmaksızın çalışıyoruz.” dedi.
Her kurum kendine özgü, çözüm de öyle olmalı
Y. Nejat Özek, teknolojinin tüm sektörlerde belirleyici bir güç haline geldiğini vurgulayarak, sermaye piyasalarının Türkiye için taşıdığı büyüme potansiyeline dikkat çekti: “Türkiye bugün 1,3 trilyon dolarlık bir GSMH’ye ve sermaye piyasalarında yönetilen 250 milyar dolarlık varlığa (AUM) sahip. Bu, %20 gibi bir orana denk geliyor. Gelişmekte olan ülkelerde bu oran %80, gelişmiş ülkelerde ise %100 ila %130 arasında. Bu fark, sektördeki kurumlar ve teknoloji sağlayıcılar için önemli bir motivasyon ve gelişim alanıdır.
Bu büyüme potansiyelini desteklemek amacıyla, sermaye piyasalarında faaliyet gösteren kurumlara geniş kapsamlı teknoloji çözümleri sunuyoruz. Rekabetin yüksek olduğu bu pazarda kurumların daha verimli çalışmasına ve hedeflerine ulaşmasına katkı sağlıyoruz. Çok geniş bir ürün ve hizmet yelpazemiz var ve bunu sektörün ihtiyaçlarına göre sürekli geliştiriyoruz. Her kurumun kendine özgü olduğunu bilinciyle, standart gibi görünen birçok ürün ve hizmeti, kurumlara özel çözümler haline getiriyoruz.”
Sermaye piyasalarının teknolojik altyapısını güçlendiriyoruz
Sermaye piyasalarının teknoloji ihtiyacına dikkat çeken Y. Nejat Özek: “Sermaye piyasalarında kurumlar yalnızca kendi iç süreçleriyle değil, entegre oldukları tüm sistemlerle birlikte çalışıyor. Bu nedenle entegrasyonların hızlı ve hatasız işlemesi büyük önem taşıyor. Gün sonu mutabakatları, regülasyon uyumu ve gerçek zamanlı raporlama da işin ayrılmaz parçaları. Sektörün yüksek regülasyon düzeyi, anlık veri üretimi ve analiz gereksinimini artırıyor. Bu nedenle kurum yöneticilerinin doğru kararlar alabilmesi için kaliteli ve hızlı veriye ihtiyaç var. Sermaye piyasalarının öncü stratejik çözüm ortağı olarak, ürün ve hizmetlerimizi tüm bu beklentileri karşılayacak, kurumların operasyonel yükünü azaltacak ve risklerini etkin yönetecek şekilde kurguladık.” diyerek, bu yaklaşımı destekleyen yeni ürün ve hizmetleri 2025’in son ve 2026’nın ilk çeyreğinde sunacaklarını söyledi.
Yapay zeka, blok zincir ve tokenizasyonla büyüyecek
Ar-Ge yatırımlarının önemine ve yeni ürünlere dikkat çeken Özek: “Gelecekte kaliteli ve güncel ürünler sunmak istiyorsak, bugün Ar-Ge yapmak zorundayız. Gururla söylemeliyim ki, akademik kadrodan çalışanlar da barındıran toplam 6 kişilik Ar-Ge ekibimiz var. Bu ekibe doktora derecesine sahip bir akademisyen liderlik ediyor. Ayrıca bunların haricinde de yaklaşık 100 kişilik bir ürün ve geliştirme ekibimiz var. Bu ekip, yeni teknolojileri araştırıyor, projeler geliştiriyor, makaleler yayımlıyor ve üniversitelerle iş birliği içinde çalışıyor. Kullanımda olan yapay zeka destekli Öneriver Robo Danışmanlık ürünümüzün yanı sıra, yapay zeka, blok zincir ve tokenizasyon alanlarında yoğun şekilde çalışıyoruz. Hedefimiz, 2026 yılı itibarıyla bu alanlarda güçlü çözümlerle regülasyonlara tam hazır hale gelmektir.” dedi.
Nükhet Demiren: “İnfina, sermaye piyasaları için stratejik bir yapı taşıdır”
İnfina Yazılım Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nükhet Demiren, konuşmasında şirketin 30. yılına dair şu değerlendirmede bulundu: “Bugün burada yalnızca bir şirketin değil, Türkiye sermaye piyasalarının dijitalleşme yolculuğunun da önemli bir bölümünü kutluyoruz. Kurulduğumuz ilk günden bu yana sürdürülebilir değer yaratımının izinden gittik. Bizim için finansal performans bir sonuçtur. Gerçek başarı, bir müşterimizin operasyonunu daha verimli hale getirdiğimizde, bir fon yöneticisinin karar sürecini kolaylaştırdığımızda ya da yeni bir aracı kurumun pazara güvenle adım atmasını sağladığımızda ortaya çıkar.”
30 yılın ardında emek, iş birliği ve öğrenme süreci var
Nükhet Demiren, “30 yıla dönüp baktığımızda, her yılın ardında emek, iş birliği ve öğrenme süreci görüyoruz. Biz bu yolu yalnız yürümedik. Müşterilerimiz, çalışanlarımız, çözüm ortaklarımız ve hatta bizi eleştiren herkes bu hikâyenin bir parçası oldu. Hepinize katkınız için gönülden teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki, önümüzdeki 30 yıl, bugünkünden çok daha bütünleşik, dijital ve sürdürülebilir bir finans dünyası getirecek ve bu dönüşümde yine birlikte olacağız.” dedi.
Gençlere Güçlü Bir Başlangıç: İnfina Akademi
Şirketin başarısında insan kaynağının belirleyici rolüne dikkat çeken Nükhet Demiren: “İnfina’nın gelişiminde insan kaynağımız başroldedir. Gurur duyarak söylemek isterim ki 185 kişilik kadromuzun büyük bölümü sektör tecrübesine sahip. Yani sadece teknoloji tarafına değil, finansal süreçlere de hakimler. Bu da çözüm üretirken gerçek ihtiyaçlara odaklanmamızı sağlıyor” diye ekledi.
Sektöre adım atmak isteyen gençler için de güçlü bir başlangıç sunduklarına değinen Demiren, genç yeteneklere verdikleri desteği şöyle anlattı: “İnfina Akademi’de, yılda ortalama 50 öğrenciye, 6 haftalık bir programla eğitim, uygulama ve ekip deneyimi sunuyoruz. Alanında uzman ekiplerden eğitim alıyor, gerçek projelerde yer alıyorlar. Mezun olanlar, kariyerlerine sağlam bir temel ve özgüvenle başlıyor. Bugüne kadar 200’den fazla öğrenciye staj ve eğitim imkânı sağladık. İnfina Akademi ile gençleri hem İnfina bünyesine dahil ediyor hem de sektöre hazırlamış oluyoruz.”
Kurumsal başarı, paylaşılan faydayla anlam kazanır
İnfina’nın sosyal etki vizyonuna değinen Nükhet Demiren, sözlerine şöyle devam etti: “İnfina olarak büyürken sadece işimizi değil, etkimizi de genişletmeye çalışıyoruz. Esas Sosyal, TEMA ve ÇYDD ile yürüttüğümüz projeler, İnfina Akademi’de her yıl onlarca öğrenciye sunduğumuz eğitim imkanları bu yaklaşımın örnekleridir. Ayrıca, bu yıl destek verdiğimiz arkeolojik kazı projesi Şapinuva da bizim için heyecan verici bir katkı oldu. Kurumsal başarıyı, paylaştığımız fayda ile birlikte tanımlıyoruz. Eğitimde eşitlik, doğaya duyarlılık ve finansal okuryazarlık bizim için öncelikli alanlar.”
Türkiye’nin ISO 42001 sertifikalı ilk yapay zeka yönetim platformu: Öneriver
Şirketin kalite anlayışına değinen Nükhet Demiren şunları aktardı: “130 finans kurumunun her başlıkta koşulsuz memnuniyetini sağlamak kolay değil. Bunu başarmak için süreçleri tanımlayan, belgeleyen ve sürekli iyileştiren özel bir kalite ekibimiz var. Bu ekibin tek görevi kalitemizi korumak ve geliştirmek. Yoğun denetim süreçlerinden genellikle teşekkür ve takdirle çıkmamız bu ekibin başarısı. Ayrıca bilgi güvenliği, kişisel veri, hizmet yönetimi ve iş sürekliliği gibi alanlarda uluslararası sertifikalara sahibiz. Bu noktada belirtmek isterim ki İnfina olarak kalite başlığında gerçekleştirdiğimiz tüm faaliyetleri sektörün bir ihtiyacı olduğu için hayata geçiriyoruz. İnfina’nın kurum içi girişimi Öneriver ile yakın zamanda ISO 42001 Yapay Zeka Yönetim Sistemi Sertifikası’nı alan ilk kurumlardan olmamız da bu kararlılığın bir sonucu.”
Çağlar Kuzlukluoğlu 2026 sektörel öngörülerini paylaştı
Etkinliğe konuşmacı olarak katılan Ekonomist Çağlar Kuzlukluoğlu, son 30 yılın inovasyon, güven ve teknoloji odağındaki küresel yolculuğun dönüm noktalarına ve gündelik hayatın ekonomi ile değişimine değindi.
Etkinlik, “Innovation for Finance” başlıklı panel oturumuyla son buldu. Öneriver Kurucu Ortağı ve İnfina Yönetim Kurulu Üyesi Haluk Özek ve İnfina CPO’su Burak Arslanpay’ın konuşmacı, İnfina Strateji ve Büyümeden Sorumlu Yöneticisi Emre Güzey’in moderatör olduğu panelde; gelecek dönemde dünyada ve Türkiye’de finans teknolojileri alanında gerçekleşmesi beklenen gelişmeler ve İnfina’nın bu konulardaki çalışmaları ele alındı. İnfina’nın yapay zeka ve gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonu alanındaki yeni yatırım planları değerlendirildi.
Teknoloji
Bakan Kacır, GITEX Ai Türkiye’de Türkiye’nin teknoloji alanındaki yeni büyüme vizyonunu anlattı


Türkiye’nin en kapsamlı uluslararası teknoloji ve yapay zekâ etkinliği, İstanbul’da iki gün boyunca yatırım, kapsayıcı inovasyon ve dijital dayanıklılığa odaklandı.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, bugün İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen GITEX Ai Türkiye’de küresel teknoloji liderlerine hitap etti. Kacır, Türkiye’nin 100 bin teknoloji girişimi ve toplam 100 milyar dolarlık unicorn değerlemesi hedefiyle dünyanın en büyük 10 girişim ekosisteminden birini kurmayı amaçladığını söyledi.
Kacır, “Teknoloji girişimciliğini, Türkiye’nin yeni nesil başarı hikâyelerinin temel itici güçlerinden biri olarak görüyoruz” dedi. Bu büyümeyi desteklemek amacıyla Türkiye, yapay zekâ odaklı girişim sermayesi fonlarına 150 milyon dolarlık kamu kaynağı ayırarak gelecek vadeden yapay zekâ girişimlerinin finansmana erişimini genişletiyor.
Kacır, “Türkiye’nin; yeni teknolojilerin geliştirildiği, yenilikçi şirketlerin ölçeklendiği ve ileri sanayi çözümlerinin küresel pazarlara ulaştığı, yapay zekâ çağının öncü merkezlerinden biri olmasını istiyoruz” dedi. GITEX Ai Türkiye’ye 88 ülkeden katılan binlerce uluslararası ziyaretçiye de çağrıda bulunan Kacır, “Bir sonraki çığır açıcı projenizi Türkiye’de hayata geçirmeye davet ediyorum. Yeni şirketinizi Türkiye’den büyütün; Türkiye’yi iş ortağınız olarak konumlandırarak bölgesel ve küresel pazarlara ulaşın” diye konuştu.
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’nin (Invest in Türkiye) ev sahipliğinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının stratejik ortaklığında ve inD organizasyonuyla düzenlenen GITEX Ai Türkiye; yapay zekâ altyapısı ve yatırımlarından siber güvenliğe, fiziksel yapay zekâdan dijital kamu hizmetlerine ve girişimciliğe uzanan geniş bir yelpazede Türkiye’nin teknoloji alanındaki önceliklerinin ele alındığı küresel bir platform sundu.
Türkiye yapay zekâ yol haritasında ilerliyor
Etkinliğin ikinci günündeki programın açılışını yapan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Millî Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürü Sadullah Uzun, Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki hedeflerini somut adımlara dönüştürme kararlılığını anlattı.
Uzun, “2026-2030 Yapay Zekâ Vizyonumuz ve Eylem Planımız en üst düzeyde güçlü destek görüyor. Kamu harcamalarının yüzde 2’sinin yapay zekâya ayrılması ve beş milyon vatandaşımızın yapay zekâ ekonomisine katılabilecek yetkinliklere kavuşturulması hedefleniyor. Türkiye’nin yalnızca yapay zekâyı kullanan değil; aynı zamanda geliştiren, ticarileştiren ve ölçeklendiren bir ülke olmasını istiyoruz. “ dedi.
Türkiye’nin coğrafi bir köprüden uluslararası bir iş ve yatırım merkezine dönüşümüne dikkat çeken Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi (Invest in Türkiye) Başkanı A. Burak Dağlıoğlu ise Türkiye’nin teknoloji, yatırım ve uluslararası ticaret alanlarındaki bölgesel merkez konumuna dikkat çekti.
Dağlıoğlu, “Yirmi yıl önce Türkiye çoğunlukla Asya ile Avrupa arasında bir köprü olarak görülüyordu. Bugün ise üretim, Ar-Ge, lojistik, teknoloji ve girişimcilik alanlarında bölgesel bir merkez konumunda. Ancak bölgesel bir merkez olmak bizim için yeterli değil. Önümüzdeki dönem hedefimiz, küresel bir ekonomik güç hâline gelmek. Türkiye; zengin yetenek havuzu, reform konusundaki güçlü kararlılığı ve yatırımcıları destekleyen kamu politikalarıyla dirençli ve hızla büyüyen bir ekonomiye sahip. Kıtaların kesişimindeki konumumuzla birlikte tüm bu güçlü yönler, yapay zekânın küresel ekonomiyi yeniden şekillendirdiği bir dönemde rekabet gücümüzü korumamız için sağlam bir temel oluşturuyor” dedi.
GITEX CEO’su Trixie LohMirmand ise Türkiye’nin sahip olduğu bu güçlü yönleri daha hızlı uluslararası büyümeye ve yatırıma dönüştürmesi gerektiğini vurguladı. LohMirmand ayrıca GITEX’in uluslararası iş birliklerini güçlendiren, yatırımların ve yeni fırsatların önünü açan rolüne dikkat çekti.
LohMirmand, “Türkiye; küresel ölçekte güçlü sanayi altyapısı, dinamik dijital ekonomisi ve yaklaşık 1.500 yapay zekâ girişimiyle yapay zekâ çağına son derece güçlü bir birikimle giriyor. Ancak yapay zekâ rekabetin kurallarını değiştirdi. Şimdi belirlenen hedefler doğrultusunda hızla harekete geçme zamanı. GITEX; güveni pekiştiren, bilgi paylaşımını arttıran, yeni iş bağlantıları ve fırsatlar oluşturan bir platform olarak Türkiye’yi yeni pazarlar, yatırım kaynakları ve nitelikli insan kaynağıyla geniş ölçekte buluşturmak için burada. Sanayi çağında büyük ölçekte üretim yapabilenler öne çıktı; yapay zekâ çağında ise yapay zekâ kapasitesini geniş ölçekte kullanabilenler öne çıkacak. Cumhurbaşkanlığından Türkiye’de Yatırım’a, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından ekosistemin tamamına kadar gördüğümüz kararlılık, güçlü hedefler ve üst düzey yönetim desteğiyle Türkiye, yakından izlenecek ülkelerden biri olacak” dedi.
Bakan Kacır’ın konuşması, GITEX Ai Türkiye’nin İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen iki günlük programının kapanışında gerçekleşti. Etkinlik, 350’den fazla şirket ve girişimi küresel yatırımcılar, politika yapıcılar ve teknoloji liderleriyle buluşturdu. Etkinlik alanında şirketler yeni teknolojilerini sergilerken ortaklıkları, yatırım fırsatlarını ve uluslararası pazarlara açılma yollarını değerlendirdi.
Yapay zekâ ekonomisinde kadınların potansiyelini açığa çıkarmak
Yapay zekânın kadın girişimcilere sunabileceği ekonomik fırsatlar, Kadın ve Demokrasi Vakfı (KADEM) Mütevelli Heyet Başkanı Sümeyye Erdoğan Bayraktar’ın dün katıldığı oturumda ele alındı. “Fikirden Etkiye: Türkiye’nin İnovasyon Ekonomisinde Kadınların Gücünü Açığa Çıkarmak” başlıklı oturumda Bayraktar, yapay zekânın küçük ekiplerle ve sınırlı kaynaklarla çalışan girişimcilerin kapasitesini arttırarak daha önce yalnızca çok daha büyük şirketlerin ulaşabildiği sonuçlara ulaşmalarına nasıl imkân tanıdığını anlattı.
Bayraktar, “Kadınlar için çok büyük bir fırsat söz konusu. Kadın girişimcilerin yapay zekâdan yararlanarak kapasitelerini nasıl arttırdıklarına bizzat tanıklık ediyoruz. Çok küçük ekiplerle ve sınırlı ekonomik kaynaklarla çalışıyor, ancak geçmişte yalnızca büyük şirketlerin elde edebildiği sonuçlara ulaşıyorlar” dedi.
Bayraktar sözlerini şöyle sürdürdü: “Kadınların ekonomik açıdan daha güçlü hâle gelmesi için yalnızca yapay zekâyı kullanmaları yeterli değil. Mentorluk, yatırım ve daha iyi istihdam olanaklarına da erişmeleri gerekiyor.”
GITEX, Dubai merkezli şirketlerin küresel büyümesini hızlandırıyor
Küresel GITEX ağı, teknoloji şirketlerinin dünya genelinde yeni pazarlara ve iş fırsatlarına erişmesini destekliyor. Merkezi Dubai’de bulunan, dijital kamu hizmetleri ve akıllı şehir çözümleri alanlarında uzman teknoloji entegratörü INTEGRA CITY de GITEX’in farklı ülkelerdeki etkinliklerine katılımını arttıran şirketlerden biri olarak öne çıkıyor. Şirket; Dubai’deki GITEX GLOBAL’in yanı sıra Mısır, Fas ve Türkiye’de düzenlenen GITEX etkinliklerine de katılıyor.
INTEGRA CITY, GITEX Ai Türkiye kapsamında GITEX Ai Belgrad’a (25-27 Mayıs 2027) ve GITEX Ai Kazakistan’a (7-8 Haziran 2027) katılmak üzere mutabakat anlaşmaları imzaladı. Böylece şirket, GITEX ağı içindeki varlığını daha da genişletirken kamu kurumları ve özel sektörle kurulabilecek yeni iş birliklerinin de önünü açtı.
INTEGRA CITY ayrıca farklı kentsel sistemlerden gelen verileri, yapay zekâ destekli analiz ve yönetim amacıyla tek bir platformda buluşturan akıllı şehir çözümünü tanıttı.
INTEGRA CITY Teknolojiden Sorumlu Başkanı Ilya Belyakov, “Bugün kamu kurumlarının temel beklentisi artık süreçlerin birbirinden bağımsız biçimde dijitalleştirilmesi değil; yapay zekânın karar alma süreçlerinin merkezinde yer aldığı bütünleşik platformların geliştirilmesi. Çözümlerimiz, yapay zekâ modülleri, gerçek zamanlı analiz ve entegre platformlar aracılığıyla kamu güvenliğinden yol güvenliğine ve kent altyapısına kadar karmaşık sistemlerin verimli biçimde yönetilmesini sağlıyor” dedi.
Yapay zekâ ekonomisinde güveni güçlendirmek
Yapay zekâ kullanımı hızlanırken siber güvenlik de GITEX Ai Türkiye’nin öne çıkan gündem başlıklarından biri oldu. Türkiye’de gelişen düzenleyici çerçeve, dayanıklılık, yönetişim ve hesap verebilirlik konularına daha fazla önem veriyor.
Yapay zekâ destekli dijital risk koruması ve tehdit istihbaratı alanlarında uzmanlaşan Türkiye merkezli siber güvenlik şirketi Brandefense, değişen tehditlerin ve düzenleyici beklentilerin kurumların siber riskleri belirleme, yönetme ve bu risklere müdahale etme biçimlerini nasıl dönüştürdüğünü anlattı.
Brandefense Büyümeden Sorumlu Başkanı ve Kurucu Ortağı Hakan Uzun, “Uyum, artık yalnızca yapılacaklar listesindeki bir kutuyu işaretlemekten ibaret değil; yönetim kurulu düzeyinde ele alınan bir konu hâline geliyor. Kurumların yalnızca çevre güvenliğine odaklanan yaklaşımdan uzaklaşarak üçüncü taraflardan kaynaklanan tehditleri, dijital marka risklerini ve dış saldırı yüzeylerini de kapsayan çok daha geniş bir risk anlayışına yöneldiğini görüyoruz” dedi.
Brandefense, etkinlikte dış saldırı yüzeyi yönetimi, tehdit istihbaratı, marka koruması ve üçüncü taraf risk yönetimini kapsayan yapay zekâ destekli çözümlerini tanıttı.
Tehdit tespiti, müdahale ve dijital dayanıklılık için yapay zekâ destekli çözümler geliştiren siber güvenlik teknolojileri şirketi UMV ise kurumların yapay zekâyı ve dijital dönüşümü güvenle benimsemesinde siber güvenliğin taşıdığı role odaklandı.
UMV CEO’su Yun Sung Kephas Bang, “Yapay zekâ ekonomisinin başarısını yalnızca inovasyon değil, güven de belirleyecek. Kurumlar yapay zekâ kullanımını hızlandırırken siber güvenlik, dijital dönüşümün temel unsurlarından biri hâline gelmeli. Böylece işletmeler tehditlere karşı hazırlıklı olurken inovasyon çalışmalarını da güvenle sürdürebilir” dedi.
Şirket; gelişmiş web shell tespiti için WSS AI ve internet sitelerinde yetkisiz içerik değişikliklerini gerçek zamanlı olarak gideren WARSS dâhil olmak üzere yapay zekâ destekli güvenlik çözümlerini tanıttı.
GITEX Ai Türkiye, iki gün boyunca Türkiye’nin teknoloji ekosistemini uluslararası GITEX ağıyla buluşturdu. Küresel teknoloji, sermaye ve uzmanlıkla kurulan bağları güçlendiren etkinlik, iş geliştirme ve küresel büyüme için yeni fırsatlar oluşturdu. GITEX Ai Türkiye’nin bir sonraki buluşması 15-16 Eylül 2027 tarihlerinde gerçekleştirilecek
Teknoloji
Vatansever: Türkiye’nin büyüme kalitesini teknoloji yoğunluğu belirleyecek


Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, 2027–2029 Orta Vadeli Program’da verimlilik artışı, teknolojik dönüşüm, yüksek katma değerli üretim ve kritik teknolojilerde kapasitenin güçlendirilmesinin birlikte ele alınmasını stratejik açıdan önemli bulduklarını belirterek, “Türkiye’nin önümüzdeki dönemde yalnız ne kadar büyüdüğü değil, büyümenin ne kadarının bilgi, teknoloji, yazılım, mühendislik ve fikrî mülkiyetten geldiği de belirleyici olacak. Büyümenin kalitesini teknoloji yoğunluğumuzu ne kadar artırabildiğimiz gösterecek” dedi.
Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından 6 Eylül 2026’da açıklanan ve aynı gün Resmî Gazete’de yayımlanan 2027–2029 Orta Vadeli Programı (OVP) değerlendirdi.
OVP’de makroekonomik istikrarın güçlendirilmesi, kalıcı fiyat istikrarının sağlanması ve mali disiplinin sürdürülmesinin yanı sıra verimlilik artışı, Ar-Ge ve yenilikçilik kapasitesinin geliştirilmesi, yeşil ve dijital dönüşüm, yüksek katma değerli üretim ve ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesinin temel politika alanları arasında yer almasını önemli bulduklarını ifade eden Vatansever, teknoloji politikalarının büyüme ve rekabet gücüyle giderek daha fazla iç içe geçtiğini söyledi.
“Büyümenin kalitesini teknoloji yoğunluğu belirleyecek”
OVP’ye göre Türkiye ekonomisinin 2027’de yüzde 4,2, 2028’de yüzde 4,6 ve 2029’da yüzde 5 büyümesi; program dönemi sonunda millî gelirin 2,2 trilyon doların üzerine, kişi başına gelirin 25 bin dolara, mal ve hizmet ihracatının ise 450 milyar dolara ulaşması hedefleniyor.
Program döneminde yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulması ve işsizlik oranının 2029’da yüzde 7,6’ya gerilemesi öngörülürken, enflasyonun 2027’de yüzde 21’e, 2028’de yüzde 13,5’e ve 2029’da yüzde 9’a indirilmesi hedefleniyor.
Vatansever, makroekonomik hedeflerin yanı sıra ekonominin üretim yapısındaki dönüşümün önemine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:
“2,2 trilyon doların üzerinde bir ekonomik büyüklüğe ulaşmak son derece önemli. Bunun yanında o ekonominin ne kadarının teknoloji, bilgi, yazılım, mühendislik ve yüksek katma değerli faaliyetlerden oluştuğu da uzun vadeli rekabet gücümüzü belirleyecek. Türkiye’nin büyüme kalitesini teknoloji yoğunluğumuzu ne kadar artırabildiğimiz gösterecek.”
“Üretimin içindeki bilgi ve teknoloji payını artırmalıyız”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda büyümenin niteliğinin dönüştürülmesi kapsamında sanayide üretim kapasitesi ile teknoloji yoğunluğunun yükseltilmesi, hizmetlerde ise bilgi ve teknolojiye dayalı yüksek katma değerli faaliyetlerin daha fazla öne çıkarılmasına yönelik yaklaşımı değerlendiren Vatansever, Türkiye’nin üretim yapısındaki teknoloji içeriğinin artırılmasının önemine dikkat çekti.
Yılmaz’ın aynı sunumda imalat sanayisine 250 milyar TL ilave kredi desteğisağlanacağını ve orta-yüksek ile yüksek teknoloji ağırlıklı yatırımlar için ayrılan 750 milyar TL’lik yatırım kredilerinin kullandırılmaya devam edileceğiniaçıklamasını da önemli bulduklarını ifade eden Vatansever şunları söyledi:
“Türkiye’nin hedefi yalnız daha fazla üretmek olmamalı. Ürettiğimiz ürün ve hizmetlerin içine daha fazla mühendislik, yazılım, tasarım, veri, Ar-Ge ve fikrî mülkiyet koyabilmeliyiz. Bir ürünün fiziksel değerinin yanında içindeki bilgi ve teknoloji de ihracat değerimizi belirliyor.”
Yapay zekâ destekli üretim verimliliği artıracak
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda yapay zekâ destekli ve otonom üretim sistemleriyle enerji, hammadde, iş gücü ve makine kullanımında verimliliğin artırılmasına yönelik yaklaşımı açıklamasını değerlendiren Vatansever, bunun yapay zekânın reel ekonomiyle bağını somut biçimde ortaya koyduğunu söyledi.
Vatansever şu ifadeleri kullandı:
“Yapay zekânın ekonomik değeri yalnız yapay zekâ şirketlerinin büyüklüğüyle ölçülmez. Bir fabrikanın enerji kullanımını azaltıyor, üretim planlamasını iyileştiriyor, makine kapasitesini daha verimli kullanıyor veya hata oranını düşürüyorsa doğrudan ekonomik değer üretiyor demektir. Yapay zekâyı reel ekonomiye yayabildiğimiz ölçüde toplam verimlilik etkisini göreceğiz.”
“Dijital dönüşüm artık verimlilik politikasıdır”
OVP’de sanayinin yeşil ve dijital dönüşümünün hızlandırılması, üretim süreçlerinde verimliliğin artırılması ve teknoloji yoğunluğunun yükseltilmesine yönelik politikaları değerlendiren Vatansever, dijitalleşmenin yalnız teknoloji şirketleri açısından değil, ekonominin tamamı açısından bir verimlilik aracı hâline geldiğini söyledi.
“Bir işletmenin aynı kaynaklarla daha fazla üretmesi, enerjiyi ve hammaddesini daha verimli kullanması, süreçlerini hızlandırması ve hatalarını azaltması doğrudan ekonomik verimlilik anlamına geliyor. Bu nedenle dijital dönüşümü artık yalnız bilişim yatırımı değil, verimlilik politikası olarak değerlendirmeliyiz” dedi.
KOBİ’lerin dijitalleşmesi dönüşümü tabana yayacak
Teknolojik dönüşümün yalnız büyük işletmelerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Vatansever, Türkiye’deki geniş KOBİ ekosisteminin dijitalleşmesinin toplam ekonomik verimlilik açısından önemli olduğunu ifade etti.
“Büyük işletmelerin ileri teknolojilere yatırım yapması önemli; ancak binlerce KOBİ’nin üretimden stok yönetimine, satıştan finansal süreçlere kadar günlük faaliyetlerini dijital araçlarla daha verimli hâle getirmesi ekonomik dönüşümün tabana yayılmasını sağlar. Teknolojinin gerçek ekonomik etkisi yaygın kullanımda ortaya çıkar” değerlendirmesinde bulundu.
“Ekonomik güvenliğin yeni boyutlarından biri teknoloji”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda ekonomik güvenlik ve dayanıklılığı ayrı bir politika alanı olarak ele alması ve kritik alanlarda dışa bağımlılığın azaltılarak ekonominin şoklara karşı direncinin güçlendirilmesine yönelik yaklaşımı değerlendiren Vatansever, teknolojik kapasitenin ekonomik dayanıklılık açısından giderek daha stratejik hâle geldiğini söyledi.
Yılmaz’ın savunma, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zekâ başta olmak üzere stratejik alanlarda Ar-Ge, üretim ve yerlilik kapasitesinin daha ileriye taşınmasına yönelik açıklamalarına dikkat çeken Vatansever, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ekonomik güvenlik artık yalnız enerji veya finansman güvenliğiyle sınırlı değil. Yapay zekâdan yarı iletkenlere, haberleşme altyapılarından siber güvenliğe kadar kritik teknolojilere erişebilmek ve bu alanlarda kendi bilgi ve mühendislik kapasitenizi geliştirmek de ekonomik dayanıklılığın parçası hâline geldi.”
“Yatırım artık yalnız fabrika yatırımı değildir”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda uluslararası doğrudan yatırımların artırılması, küresel yeteneklerin ve girişimcilerin Türkiye’ye çekilmesi ile teknoloji şirketleri ve çok uluslu firmaların merkez operasyonlarına yönelik yatırım politikalarını vurgulamasını değerlendiren Vatansever, dijital ekonomiyle birlikte yatırım kavramının genişlediğini söyledi.
Vatansever şöyle konuştu:
“Bugün bir ülkeye yatırım gelmesi yalnız fabrika kurulması anlamına gelmiyor. Bir küresel teknoloji şirketinin Ar-Ge merkezini, yazılım geliştirme ekibini, veri altyapısını veya bölgesel operasyonlarını Türkiye’ye taşıması da yüksek değerli doğrudan yatırım niteliğinde. Böyle yatırımlar beraberinde bilgi, insan kaynağı ve uluslararası teknoloji ağlarını da getiriyor.”
450 milyar dolarlık ihracat hedefinde teknoloji yoğunluğu
OVP’de program dönemi sonunda mal ve hizmet ihracatının 450 milyar dolara çıkarılması hedeflenirken, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürün ve hizmetlerin ihracat içindeki payının artırılmasına yönelik yaklaşım da Türkiye’nin rekabet gücü açısından önem taşıyor.
Vatansever şu değerlendirmeyi paylaştı:
“450 milyar dolarlık ihracat hedefinin içinde yüksek teknolojili ürünlerin ve dijital hizmetlerin payını büyütmek uzun vadeli rekabet gücümüz açısından kritik. Yazılım, finansal teknolojiler, oyun, siber güvenlik, veri hizmetleri ve yapay zekâ çözümleri Türkiye’nin yeni nesil ihracat kapasitesinin önemli bileşenleri olabilir.”
Dijital Türk Lirası ve finansal teknoloji ekosistemi
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda Dijital Türk Lirası’nın kullanıma sunulması ve yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmaların sürdürüleceğini belirtmesini de değerlendiren Vatansever, ödeme sistemleri ve finansal teknolojilerin dijital ekonominin temel altyapıları arasında yer aldığını söyledi.
“Ödeme sistemlerinin güvenli, yenilikçi ve gelişime açık olması dijital ekonominin büyümesini doğrudan destekliyor. Dijital Türk Lirası çalışmalarını bu geniş finansal teknoloji dönüşümünün önemli bileşenlerinden biri olarak görüyoruz” dedi.
“Teknolojik kapasite ekonomik değere dönüştüğünde büyümenin niteliği güçlenir”
Vatansever değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“2027–2029 Orta Vadeli Program’ın fiyat istikrarı, mali disiplin ve sürdürülebilir büyüme hedeflerinin yanında verimlilik, teknolojik dönüşüm, yüksek katma değerli üretim ve ekonomik dayanıklılık başlıklarını birlikte ele almasını önemli buluyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ve Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’ın koordinasyonunda ortaya konulan bu yaklaşımın Türkiye’nin yalnız ekonomik büyüklüğünü değil, ekonomimizin niteliğini ve rekabet gücünü de geliştirecek önemli bir çerçeve sunduğuna inanıyoruz.
Türkiye’nin teknolojik kapasitesini üretime, ihracata ve verimlilik artışına dönüştürebildiğimiz ölçüde daha yüksek katma değer üreten, daha rekabetçi ve dış şoklara karşı daha dayanıklı bir ekonomik yapı oluşturabiliriz.”
Teknoloji
Kaspersky raporu: 2026’nın ilk yarısında yapay zekâ hizmetlerindeki güvenlik açıkları 10 kat arttı


Farklı sektörlerde hız kazanan yapay zekâ adaptasyonu, bu servislere yönelik tespit edilen güvenlik açıklarında da ciddi bir artışı beraberinde getirdi. Kaspersky’nin yayımladığı üç aylık İstismar ve Güvenlik Açıkları Raporu dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor: Kaspersky Zafiyet Yönetimi verilerine göre, 2026’nın ikinci çeyreğinde yapay zekâ ve büyük dil modelleri (LLM) servislerinde kaydedilen güvenlik açıkları, 2025’in son çeyreğine kıyasla 10 kat artarak 935’e ulaştı. 2026’nın 2. çeyreğinde tespit edilen kritik seviyedeki açıkların sayısı ise 119’a yükselerek 2025 sonundaki seviyenin yaklaşık 5 katına çıktı.

Kaspersky Vulnerability Management verilerine göre 2025-2026 yıllarında LLM’lerde, yapay zekâ araçlarında ve benzer işlevler sunan eklentilerde yayımlanan güvenlik açıklarının sayısı
En yaygın güvenlik açığı kategorilerine yönelik analizler; yapay zekâ tabanlı yazılımlardaki temel risklerin kritik sistem nesnelerine yönelik zayıf erişim kontrol mekanizmaları, hatalı kimlik doğrulama/yetkilendirme yapılandırmaları ve enjeksiyon (injection) açıkları olduğunu gösteriyor.
Kaspersky Zararlı Yazılım Uzmanı Alexander Kolesnikov konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları ifade etti: “Araçlar, eklentiler ve yapay zekâ teknolojileri görevlerin daha verimli şekilde otomatikleştirilmesine yardımcı oluyor. Ancak yapay zekânın kurumlar genelinde hızla yaygınlaşması, beraberinde yeni güvenlik sorunlarını da getiriyor. Erişim kontrolü, kimlik doğrulama ve enjeksiyon işlemlerindeki zayıflıklar, en sık karşılaşılan güvenlik açığı türleri arasında öne çıkıyor. Kurumların korunmak için yalnızca geleneksel yama yönetimine değil, altyapılarını ve erişim kontrollerini gerçek zamanlı olarak görünür kılacak çözümlere de ihtiyacı var. Böylece tehditleri doğru zamanda tespit edip durdurabilirler.”
Kaspersky’nin yakın zamanda yayımladığı KOBİ raporunda, 2026’nın ilk dört ayında Kaspersky güvenlik çözümlerinin, bilgisayarlara yönelik kötü amaçlı veya istenmeyen yazılımların popüler yapay zekâ hizmetleri gibi gösterildiği 33.300’den fazla saldırı girişimini tespit ettiği belirtiliyor. Bu sayı, 2025’in aynı dönemine kıyasla neredeyse 5 kat artış gösteriyor. Söz konusu artış, yapay zekâ hizmetlerinin kullanım alanı genişledikçe bu hizmetleri hedef alan saldırı girişimlerinin de artabileceğine dikkat çekiyor.
Kaspersky, kurumların kurumsal altyapılarını korumak için Kaspersky Next ürün ailesi gibi sürekli izleme, proaktif koruma ve hızlı müdahale özellikleri sunan çözümlerden yararlanmasını öneriyor. Bu özellikler, yapay zekâ ile güçlendirilmiş ortamların güvenliğinin sağlanmasına yardımcı oluyor.
-



Genel7 yıl önceToyota Corolla Hatchback Tanıtıldı, İŞTE FİYAT LİSTESİ!!
-



Genel8 yıl önceİletişim
-
Genel8 yıl önce
Biz Kimiz?
-
Genel8 yıl önce
Reklam ve Sponsorluk
-



Genel8 yıl önceGizlilik politikası
-



Genel7 yıl önceBu Tarihi Not Edin! “30-31 Mayıs 2020”
-



Genel6 yıl önceRenault’dan Kaçırılmayacak Kampanya: “Şimdi Al Eylül’de 750TL Taksitle Ödemeye Başla”
-



Genel6 yıl önceYaz tatili öncesi lastiklerinizi kontrol etmeyi ihmal etmeyin









