Connect with us

Teknoloji

İnfina Yazılım 30. Yılını Kutladı

Türkiye’nin ilk finansal teknoloji yazılım şirketlerinden olan ve “Innovation for Finance” sloganı ile 1995’ten bu yana sermaye piyasalarına yönelik uçtan uca borsa işlem, yatırım fonu ve saklama çözümlerinin öncüsü İnfina Yazılım, 30. yılını özel bir etkinlikle kutladı. Sermaye piyasalarının önde gelen temsilcilerinin katıldığı etkinlikte, sektördeki dijitalleşme trendleri ve 2026 yılına yönelik öngörüler de değerlendirildi.

19 Kasım 2025 tarihinde Swissôtel The Bosphorus’da gerçekleşen İnfina 30. Yıl etkinliğinin ev sahipliğini İnfina Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Y. Nejat Özek ile İnfina Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nükhet Demiren yaptı. Geniş bir katılıma sahne olan etkinlikte, İnfina’nın teknolojiyle şekillenen büyüme yolculuğu ve gelecek vizyonu aktarıldı. Programda konuşan Ekonomist Çağlar Kuzlukluoğlu ise katılımcılarla, son 30 yıldaki teknolojik gelişmeleri paylaştı.

30 yılı geride bırakan İnfina, geliştirdiği çözümlerle Türkiye’nin önde gelen bankaları, aracı kurumları, portföy yönetim şirketleri, aile ofisleri, saklama kuruluşları, kripto ve emeklilik şirketlerinden oluşan 130 kuruma hizmet sunuyor. Şirket, 78 milyar doları aşan fon ve bireysel portföy büyüklüğünün yönetiminde, 2.000’den fazla kullanıcıya, karar alma, analiz, raporlama, risk ve portföy yönetimi süreçlerini kolaylaştıran stratejik teknoloji desteği sağlıyor. Türkiye’deki finansal teknoloji şirketleri arasında en geniş API kütüphanesine sahip yazılım şirketi olan İnfina, sermaye piyasalarına yönelik uçtan uca yönetim, muhasebe ve saklama çözümleriyle, sektörde faaliyet gösteren kurumların yazılım altyapılarında öncelikli teknoloji partneri olarak konumlanıyor. 185 kişilik ekibe sahip şirket, müşterilerini 2026 yılında yapay zeka, IBOR ve tokenizasyon alanlarında güçlü çözümlerle buluşturmaya hazırlanıyor.

Güveninizle büyüdük

Konuşmasında, sermaye piyasalarının Türkiye’nin gelişiminde önemli rol üstleneceği öngörüsüyle yola çıktıklarını aktaran İnfina Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Y. Nejat Özek, “30 yıl önce 9 arkadaş olarak başladığımız bu yolculuk, bugün 185 kişilik güçlü bir ekiple ve 130 müşterimizle devam ediyor. Geldiğimiz nokta bizim için gurur verici olduğu kadar büyük bir sorumluluğu da beraberinde getiriyor. Bu zorlu süreçte en büyük dayanağımız sizlerin güveni oldu. Bu güvene layık olmak için durmaksızın çalışıyoruz.” dedi.

Her kurum kendine özgü, çözüm de öyle olmalı

Y. Nejat Özek, teknolojinin tüm sektörlerde belirleyici bir güç haline geldiğini vurgulayarak, sermaye piyasalarının Türkiye için taşıdığı büyüme potansiyeline dikkat çekti: “Türkiye bugün 1,3 trilyon dolarlık bir GSMH’ye ve sermaye piyasalarında yönetilen 250 milyar dolarlık varlığa (AUM) sahip. Bu, %20 gibi bir orana denk geliyor. Gelişmekte olan ülkelerde bu oran %80, gelişmiş ülkelerde ise %100 ila %130 arasında. Bu fark, sektördeki kurumlar ve teknoloji sağlayıcılar için önemli bir motivasyon ve gelişim alanıdır.

Bu büyüme potansiyelini desteklemek amacıyla, sermaye piyasalarında faaliyet gösteren kurumlara geniş kapsamlı teknoloji çözümleri sunuyoruz. Rekabetin yüksek olduğu bu pazarda kurumların daha verimli çalışmasına ve hedeflerine ulaşmasına katkı sağlıyoruz. Çok geniş bir ürün ve hizmet yelpazemiz var ve bunu sektörün ihtiyaçlarına göre sürekli geliştiriyoruz. Her kurumun kendine özgü olduğunu bilinciyle, standart gibi görünen birçok ürün ve hizmeti, kurumlara özel çözümler haline getiriyoruz.”

Sermaye piyasalarının teknolojik altyapısını güçlendiriyoruz

Sermaye piyasalarının teknoloji ihtiyacına dikkat çeken Y. Nejat Özek: “Sermaye piyasalarında kurumlar yalnızca kendi iç süreçleriyle değil, entegre oldukları tüm sistemlerle birlikte çalışıyor. Bu nedenle entegrasyonların hızlı ve hatasız işlemesi büyük önem taşıyor. Gün sonu mutabakatları, regülasyon uyumu ve gerçek zamanlı raporlama da işin ayrılmaz parçaları. Sektörün yüksek regülasyon düzeyi, anlık veri üretimi ve analiz gereksinimini artırıyor. Bu nedenle kurum yöneticilerinin doğru kararlar alabilmesi için kaliteli ve hızlı veriye ihtiyaç var. Sermaye piyasalarının öncü stratejik çözüm ortağı olarak, ürün ve hizmetlerimizi tüm bu beklentileri karşılayacak, kurumların operasyonel yükünü azaltacak ve risklerini etkin yönetecek şekilde kurguladık.” diyerek, bu yaklaşımı destekleyen yeni ürün ve hizmetleri 2025’in son ve 2026’nın ilk çeyreğinde sunacaklarını söyledi.

Yapay zeka, blok zincir ve tokenizasyonla büyüyecek

Ar-Ge yatırımlarının önemine ve yeni ürünlere dikkat çeken Özek: “Gelecekte kaliteli ve güncel ürünler sunmak istiyorsak, bugün Ar-Ge yapmak zorundayız. Gururla söylemeliyim ki, akademik kadrodan çalışanlar da barındıran toplam 6 kişilik Ar-Ge ekibimiz var. Bu ekibe doktora derecesine sahip bir akademisyen liderlik ediyor. Ayrıca bunların haricinde de yaklaşık 100 kişilik bir ürün ve geliştirme ekibimiz var. Bu ekip, yeni teknolojileri araştırıyor, projeler geliştiriyor, makaleler yayımlıyor ve üniversitelerle iş birliği içinde çalışıyor. Kullanımda olan yapay zeka destekli Öneriver Robo Danışmanlık ürünümüzün yanı sıra, yapay zeka, blok zincir ve tokenizasyon alanlarında yoğun şekilde çalışıyoruz. Hedefimiz, 2026 yılı itibarıyla bu alanlarda güçlü çözümlerle regülasyonlara tam hazır hale gelmektir.” dedi.

Nükhet Demiren: “İnfina, sermaye piyasaları için stratejik bir yapı taşıdır”

İnfina Yazılım Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nükhet Demiren, konuşmasında şirketin 30. yılına dair şu değerlendirmede bulundu: “Bugün burada yalnızca bir şirketin değil, Türkiye sermaye piyasalarının dijitalleşme yolculuğunun da önemli bir bölümünü kutluyoruz. Kurulduğumuz ilk günden bu yana sürdürülebilir değer yaratımının izinden gittik. Bizim için finansal performans bir sonuçtur. Gerçek başarı, bir müşterimizin operasyonunu daha verimli hale getirdiğimizde, bir fon yöneticisinin karar sürecini kolaylaştırdığımızda ya da yeni bir aracı kurumun pazara güvenle adım atmasını sağladığımızda ortaya çıkar.”

30 yılın ardında emek, iş birliği ve öğrenme süreci var

Nükhet Demiren, “30 yıla dönüp baktığımızda, her yılın ardında emek, iş birliği ve öğrenme süreci görüyoruz. Biz bu yolu yalnız yürümedik. Müşterilerimiz, çalışanlarımız, çözüm ortaklarımız ve hatta bizi eleştiren herkes bu hikâyenin bir parçası oldu. Hepinize katkınız için gönülden teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki, önümüzdeki 30 yıl, bugünkünden çok daha bütünleşik, dijital ve sürdürülebilir bir finans dünyası getirecek ve bu dönüşümde yine birlikte olacağız.” dedi.

Gençlere Güçlü Bir Başlangıç: İnfina Akademi

Şirketin başarısında insan kaynağının belirleyici rolüne dikkat çeken Nükhet Demiren: “İnfina’nın gelişiminde insan kaynağımız başroldedir. Gurur duyarak söylemek isterim ki 185 kişilik kadromuzun büyük bölümü sektör tecrübesine sahip. Yani sadece teknoloji tarafına değil, finansal süreçlere de hakimler. Bu da çözüm üretirken gerçek ihtiyaçlara odaklanmamızı sağlıyor” diye ekledi.

Sektöre adım atmak isteyen gençler için de güçlü bir başlangıç sunduklarına değinen Demiren, genç yeteneklere verdikleri desteği şöyle anlattı: “İnfina Akademi’de, yılda ortalama 50 öğrenciye, 6 haftalık bir programla eğitim, uygulama ve ekip deneyimi sunuyoruz. Alanında uzman ekiplerden eğitim alıyor, gerçek projelerde yer alıyorlar. Mezun olanlar, kariyerlerine sağlam bir temel ve özgüvenle başlıyor. Bugüne kadar 200’den fazla öğrenciye staj ve eğitim imkânı sağladık. İnfina Akademi ile gençleri hem İnfina bünyesine dahil ediyor hem de sektöre hazırlamış oluyoruz.”

Kurumsal başarı, paylaşılan faydayla anlam kazanır

İnfina’nın sosyal etki vizyonuna değinen Nükhet Demiren, sözlerine şöyle devam etti: “İnfina olarak büyürken sadece işimizi değil, etkimizi de genişletmeye çalışıyoruz. Esas Sosyal, TEMA ve ÇYDD ile yürüttüğümüz projeler, İnfina Akademi’de her yıl onlarca öğrenciye sunduğumuz eğitim imkanları bu yaklaşımın örnekleridir. Ayrıca, bu yıl destek verdiğimiz arkeolojik kazı projesi Şapinuva da bizim için heyecan verici bir katkı oldu. Kurumsal başarıyı, paylaştığımız fayda ile birlikte tanımlıyoruz. Eğitimde eşitlik, doğaya duyarlılık ve finansal okuryazarlık bizim için öncelikli alanlar.”

Türkiye’nin ISO 42001 sertifikalı ilk yapay zeka yönetim platformu: Öneriver

Şirketin kalite anlayışına değinen Nükhet Demiren şunları aktardı: “130 finans kurumunun her başlıkta koşulsuz memnuniyetini sağlamak kolay değil. Bunu başarmak için süreçleri tanımlayan, belgeleyen ve sürekli iyileştiren özel bir kalite ekibimiz var. Bu ekibin tek görevi kalitemizi korumak ve geliştirmek. Yoğun denetim süreçlerinden genellikle teşekkür ve takdirle çıkmamız bu ekibin başarısı. Ayrıca bilgi güvenliği, kişisel veri, hizmet yönetimi ve iş sürekliliği gibi alanlarda uluslararası sertifikalara sahibiz. Bu noktada belirtmek isterim ki İnfina olarak kalite başlığında gerçekleştirdiğimiz tüm faaliyetleri sektörün bir ihtiyacı olduğu için hayata geçiriyoruz. İnfina’nın kurum içi girişimi Öneriver ile yakın zamanda ISO 42001 Yapay Zeka Yönetim Sistemi Sertifikası’nı alan ilk kurumlardan olmamız da bu kararlılığın bir sonucu.”

Çağlar Kuzlukluoğlu 2026 sektörel öngörülerini paylaştı

Etkinliğe konuşmacı olarak katılan Ekonomist Çağlar Kuzlukluoğlu, son 30 yılın inovasyon, güven ve teknoloji odağındaki küresel yolculuğun dönüm noktalarına ve gündelik hayatın ekonomi ile değişimine değindi.

Etkinlik, “Innovation for Finance” başlıklı panel oturumuyla son buldu. Öneriver Kurucu Ortağı ve İnfina Yönetim Kurulu Üyesi Haluk Özek ve İnfina CPO’su Burak Arslanpay’ın konuşmacı, İnfina Strateji ve Büyümeden Sorumlu Yöneticisi Emre Güzey’in moderatör olduğu panelde; gelecek dönemde dünyada ve Türkiye’de finans teknolojileri alanında gerçekleşmesi beklenen gelişmeler ve İnfina’nın bu konulardaki çalışmaları ele alındı. İnfina’nın yapay zeka ve gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonu alanındaki yeni yatırım planları değerlendirildi.

Continue Reading
Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Teknoloji

Yapay zekâ ve veri odaklı dönüşüme 500 milyon TL yatırım!

Bacacı Yatırım Holding, grup şirketlerinde veri ve yapay zekâ odaklı dönüşüm için 500 milyon TL’lik yatırım planı hazırladı. Bacacı Yatırım Holding Bilgi Teknolojileri İcra Kurulu Üyesi Vildan Çal Özel, bu yatırımların yanı sıra özellikle yapay zekâ odaklı girişimlerle iş birliklerini destekleyecek ayrı bir “start-up fonu” da kurguladıklarını söyledi.

Son yıllarda yapay zekâ ve veri temelli dönüşüm, iş dünyasının en kritik gündem maddeleri arasında yer alıyor. Bu yeni dönemde, farklı sektörlerde faaliyet gösteren grup şirketlerinin ortak ihtiyaçlarını karşılayacak güçlü ve sürdürülebilir bir teknoloji zemini oluşturmayı hedefleyen Bacacı Yatırım Holding, yapay zekâ ve veri odaklı dönüşüm için yaklaşık 500 milyon TL’lik bir yatırım planı hazırladı. Bacacı Yatırım Holding ayrıca,  yapay zekâ odaklı girişimlerle iş birliklerini destekleyecek ayrı bir “start-up fonu” oluşturulması için de çalışmalara başladı.  

“YAPAY ZEKÂYI İŞ DEĞERİNE DÖNÜŞTÜRECEK PROJELERİ HAYATA GEÇİRMEK GEREK”

Teknoloji yatırımlarını yalnızca altyapı modernizasyonu olarak değil; doğrudan iş sonuçlarına dokunan, ölçülebilir değer üreten ve uzun vadede rekabet avantajı sağlayan bir dönüşüm alanı olarak ele aldıklarını belirten Bacacı Yatırım Holding Bilgi Teknolojileri İcra Kurulu Üyesi Vildan Çal Özel, “Bugün herkes yapay zekâyı konuşuyor ancak konuşmak tek başına yeterli değil. Asıl odaklanmamız gereken konu, yapay zekâyı gerçek iş değerine dönüştürebilecek doğru kullanım alanlarını ve projeleri hayata geçirmek. Bu nedenle 2026 yılında Bacacı Yatırım Holding olarak odağımız, yapay zekâyı bir söylem olmaktan çıkarıp, gerçekten iş sonuçlarına dokunan alanlarda derinleştirmek olacak. Bunun için veri altyapımızı sadeleştiren, veri kalitesini artıran ve analitik olarak çok daha erişilebilir hale getiren adımlar planlıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin özellik­le finans sektöründe küresel ölçekte rekabetçi bir nokta­da olduğunu ifade eden Özel, “Bu aşamada kritik olan, teknolojiyi ekono­mik büyümenin bir kaldıraç unsuru olarak konumlandır­mak. Türkiye’nin büyüme iv­mesini sürdürülebilir kılabil­mesi için teknoloji, en önemli hızlandırıcılardan biri olarak öne çıkıyor” diye konuştu.

“START-UP FONU KURULMASI DA GÜNDEMDE

Yapay zekâ ve veri temelli dönüşümün yalnızca teknoloji yatırımıyla sınırlı olmadığına işaret eden Özel, sürecin merkezinde insan kaynağının yer aldığını vurguladı. Bu doğrultuda hem organizasyonel yapılanmayı hem de çalışma modellerini yeniden ele aldıklarını belirten Özel, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu dönüşümün sürdürülebilirliği büyük ölçüde insanla mümkün. Yapay zekâ ve veri tarafındaki yetkinlikleri güçlendirecek ekip yapıları ve yeni iş modelleri üzerinde çalışıyoruz. Ancak ekip derken yalnızca kendi organizasyonumuzu kastetmiyoruz. Start-up ekosistemini bu dönüşümün doğal bir parçası olarak görüyoruz. Kendi sektör tecrübemizi, kurumsal birikimimizi ve teknoloji altyapımızı girişimlere açarak karşılıklı değer üretmeyi amaçlıyoruz. 2026 yılı için, yapay zekâ ve veri odaklı dönüşüm başta olmak üzere teknoloji alanında yaklaşık 500 milyon TL’lik bir yatırım planı ile ilerliyoruz. Bunun yanında, fırsat bazlı değerlendirilecek ve özellikle yapay zekâ odaklı girişimlerle iş birliklerini destekleyecek ayrı bir “start-up fonu” da kurguluyoruz.”

Continue Reading

Teknoloji

Geleceğin Alışveriş Deneyimi, Yapay ve Duygusal Zekâyı Buluşturan Hibrit Modellerle Şekilleniyor!

Perakende ve e-ticaret dünyası 2026’dan itibaren yeni bir rekabet eşiğine geliyor. TP’nin global raporu; perakende ve e-ticarette kazananların teknolojiyi insan dokunuşuyla birleştiren, hızlı, güvenli ve yüksek değerli hibrit deneyimi uçtan uca tasarlayan markalar olacağını gösteriyor.

Dijital iş hizmetlerinin küresel lideri TP’nin perakende ve e-ticaret sektör raporu, dijital alanda büyümenin hızlanacağını, hızlı ödeme, güven ve insan dokunuşuyla güçlendirilmiş yapay zeka deneyimlerinde fark yaratan markaların öne çıkacağını  gösteriyor. Raporda tüketicilerin dijital kolaylığı benimsediği ancak karmaşık ve hassas süreçlerde insan etkileşimini güçlü biçimde tercih ettiği vurgulanıyor.

Küresel Perakendede Büyümenin %74’ü Dijital Kanallardan Gelecek

Rapora göre, küresel perakende satışlarının 2024-2029 döneminde yüzde 2 bileşik yıllık büyüme (CAGR) göstermesi ve bu artışın yüzde 74’ünün dijital kanallardan gelmesi bekleniyor. E-ticaret penetrasyonunun ise 2029’da yüzde 28’e yükselmesi öngörülüyor. Rekabetin odağını “ürün/fiyat” ekseninden “deneyim kalitesi” eksenine çeken bu kayma, perakendenin geleceğinin hız, güven ve duygusal zeka (EI) entegre edilmiş, insan odaklı yapay zeka çözümlerini üzerinde şekilleneceğini gösteriyor.

Hız: Karar-Ödeme-Satın Alma Hattındaki Rekabet Avantajı

Müşterilerin yaklaşık yüzde 70’lik büyük bir kesimi, satın alma yolculuğunun ödeme adımında  deneyimini etkileyen olumsuzluklar sebebiyle sepeti terk ediyor. Bu nedenle rapor, “anında ödeme”nin artık sadece bir özellik değil; doğrudan gelir etkisi yaratan stratejik bir unsur olduğunu vurguluyor. Ödeme akışındaki her ek adım, gecikme ve gereksiz doğrulama yalnızca dönüşümü değil, marka algısını da etkiliyor. Hız; sadece “daha çabuk” olmanın ötesinde  doğru noktada doğrulama, gerçek zamanlı karar mekanizmaları, kullanıcıyı yormayan tasarım ve sorunsuz kanal geçişleri anlamına geliyor.

Güven: Risk Yönetiminin Ötesinde, Müşteri Sadakatinin Temeli

Altı çizilen çarpıcı göstergelerden bir diğeri de iade ekonomisinin büyüklüğü. Rapor, 2024’te tüketicilerin iade ettiği ürünlerin toplam hacminin 685 milyar dolar seviyesine ulaştığını; bunun 103 milyar dolarının iade ve talep dolandırıcılığı kaynaklı kayıp olduğunu gösteriyor. Bu ölçekte bir kayıp, güvenliğin “maliyet kalemi” değil; karlılığı ve itibarı koruyan stratejik bir unsur olduğunun göstergesi niteliğinde. Aynı zamanda raporda müşterilerin kişisel bilgi ve ödeme güvenliği hassasiyeti ön plana çıkıyor. Bu nedenle güven başlığının savunma refleksiyle değil; yönetişim, gerçek zamanlı izleme, erken uyarı mekanizmaları ve operasyonel disiplinle uçtan uca yönetilmesi gerekliliği vurgulanıyor.

Hibrit Model: Geleceğin Müşteri Deneyimi EI + AI ile Şekilleniyor

Perakende sektöründe yapay zeka artık gündemin merkezinde yer alıyor. Raporda kişiselleştirme, öneri motorları, chatbot’lar, talep tahmini ve operasyon optimizasyonu başlıkları öne çıkıyor. Bu noktada kritik uyarı, AI’nın  doğru kurgulanmadığında güveni zedeleyebildiği yönünde. Üretken yapay zeka uygulamalarında hatalı/uygunsuz yanıt riski, markalar için müşteri deneyiminde insan dokunuşu ve duygusal zeka başlıklarını daha da önemli hale getiriyor.

Müşterilerin yüzde 53’ü hala gerçek zamanlı insan desteğini tercih ediyor. İnsan destekli kanallarda memnuniyet (CSAT) yüzde 75 seviyesindeyken, self-servis teknolojilerde memnuniyet yüzde 55 seviyesinde kalıyor. Bu tablo; kazandıran formülün  yapay zekanın insan dokunuşunu güçlendirecek biçimde şekillendirilmesi gerektiğini ortaya çıkarıyor.

TP Türkiye ve Azerbaycan CEO’su Tülay Doğrular, yeni rekabet düzenini şöyle özetliyor: “Perakende ve e-ticarette rekabet artık yalnızca teknoloji üzerine değil; güven, deneyim ve sürdürülebilir değer yaratmak üzerine. Yapay zeka büyük fırsatlar sunuyor, ancak gerçek etki, insan dokunuşunu güçlendirdiğinde ortaya çıkıyor. 2026 ve sonrasında perakende markaları için kritik soru ‘Hangi teknolojiye yatırım yapıyoruz?’ değil; ‘Bu yatırımı nasıl hız, güven ve yüksek değerli etkileşime dönüştürüyoruz?’ olacak. Büyümenin yüzde 74’ünün dijital kanallardan geleceği bir dünyada; yüzde 70’e yaklaşan sepet terk oranları, 103 milyar dolarlık dolandırıcılık kaybı ve müşterilerin yüzde 53’ünün insan desteğini tercih ettiği gerçeği, tek bir şeyi söylüyor: Geleceğin kazananları, teknolojiyi insan dokunuşuyla birleştiren; hızlı, güvenli ve değer yaratan hibrit deneyimi uçtan uca tasarlayan markalar olacak.”

Continue Reading

Teknoloji

Vestel teknolojileriyle son bir yılda 44 milyon litre su tasarrufu sağlandı

Sürdürülebilir bir gelecek için su kaynaklarının korunmasına katkıda bulunan Vestel, Dünya Su Günü vesilesiyle akıllı beyaz eşya ürünlerinden elde ettiği su tasarrufu verilerini kamuoyuyla paylaştı.

Vestel, kullanıcılarının tercih ettiği su tasarruflu programlar ve akıllı sistemler sayesinde son bir yılda yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu sağladı. Bu miktar yaklaşık 17,5 olimpik yüzme havuzuna eşit.

Birleşmiş Milletler verilerine göre dünya genelinde milyarlarca insan güvenli suya erişimde zorluk yaşıyor. Bu nedenle su verimliliği sağlayan teknolojiler, sürdürülebilir geleceğin en kritik araçlarından biri olarak görülüyor. Vestel, bu yaklaşımla ürün ve teknolojileriyle su kaynaklarının korunmasına katkı sağlamaya devam ediyor. Dünya Su Günü vesilesiyle paylaştığı veriler, Vestel’in akıllı teknolojilerinin su verimliliği konusunda önemli kazanımlar sunduğunu ortaya koyuyor.

Vestel Global Pazarlama & Yurt İçi Satış Genel Müdürü Duygu Badem Uylukçuoğlu 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında yaptığı açıklamada, “Su kaynaklarının korunmasını, sadece çevresel bir gereklilik değil; gelecek nesillere olan borcumuz ve ertelenemez bir ortak sorumluluk olarak görüyoruz. Çatısı altında faaliyet gösterdiğimiz Zorlu Grubu’nun Akıllı Hayat 2030 vizyonuyla uyumlu şekilde; çevresel ve sosyal etkiyi işimizin doğal bir bileşeni olarak ele alıyoruz. Sürdürülebilirliği tüm operasyonlarımızın merkezine alırken, sadece üretim süreçlerimizde değil, ürünlerimizin kullanım aşamasında da su ve enerji verimliliğini en üst seviyeye taşımak için çalışıyoruz. Teknolojinin dönüştürücü gücüyle tüketicilerimizi de sürdürülebilirlik yolculuğuna aktif birer paydaş olarak dahil edip; kaynak kullanımını optimize eden akıllı çözümlerimizle, doğayla uyumlu bir yaşam kültürünü hep birlikte inşa etmeyi amaçlıyoruz.

Teknolojiye dayalı bu vizyonumuzun somut etkilerini, paylaştığımız veriler net bir şekilde ortaya koyuyor. Akıllı cihazlarımızın sağladığı yüksek verimlilik sayesinde, sadece son bir yılda yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu elde ettik. Bu rakam, 17,5 olimpik yüzme havuzunun doluluğuna denk geliyor. Yeni nesil çamaşır ve bulaşık makinelerinde su tüketimi, önceki nesil Vestel modellerinin ortalama tüketimi ile karşılaştırıldığında yüzde 27,7 azalırken, ‘Eco’ program ve ‘otomatik yük algılama’ gibi inovasyonlarımızla suyun daha verimli kullanılmasına katkı sağlayan teknolojiler geliştiriyoruz.

Özellikle kullanıcılarımızın bilinçli tercihleriyle sadece ‘Eco’ program kullanımı üzerinden 2,5 milyon litrelik su tüketiminin önüne geçilmesi, teknoloji ile tüketicinin farkındalık davranışı birleştiğinde dünyamız için ne kadar önemli bir etki yaratabileceğini ortaya koyuyor” dedi.

17,5 olimpik yüzme havuzuna denk su tasarrufu

Vestel’in paylaştığı verilere göre akıllı cihazların sağladığı verimlilik sayesinde son bir yılda bulaşık makinelerinde yaklaşık 24 milyon litre, çamaşır makinelerinde ise yaklaşık 20 milyon litre olmak üzere, yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu sağlandı. Bu miktar 17,5 olimpik yüzme havuzuna denk gelen bir su hacmine karşılık geliyor.

Vestel, geliştirdiği enerji ve su verimliliği yüksek ürünler, akıllı program seçenekleri ve kullanıcı farkındalığını artıran teknolojileriyle sürdürülebilir kaynak kullanımına katkı sağlıyor. Dünya Su Günü kapsamında paylaşılan veriler, teknolojinin doğru kullanıldığında doğal kaynakların korunmasında ne kadar önemli rol oynayabileceğini gösteriyor.

Yeni nesil dönüşüm sürüyor

Eski nesil bulaşık ve çamaşır makineleri yerine Vestel’in son teknoloji bulaşık ve çamaşır makineleri ile kullanıcıların ortalama su tüketimi yüzde 27,7 oranında azalmış ve yıkayıcı ürünlerinin daha verimli hale geldiğini gösteriyor.

Vestel akıllı ürünlerindeki ‘Eco’ program ile standart program arasındaki su tüketimi farkı da dikkat çekici boyutlara ulaşıyor. Bulaşık makinelerinde ‘Eco’ program tercih edildiğinde standart programlara kıyasla yüzde 20 daha az su kullanılıyor. Çamaşır makinelerinde bu oran yüzde 39’a çıkıyor.

‘Eco’ programla 2,5 milyon litre su tüketimi önlendi

Kullanıcı tercihlerine uygun şekilde Vestel’in akıllı cihazlarından elde edilen verilere göre kullanıcılar son bir yılda bulaşık makinelerinde 478 bin 658 kez, çamaşır makinelerinde ise 96 bin 895 kez ‘Eco’ programını tercih etti. Daha yoğun programlar yerine ‘Eco’ programını tercih eden kullanıcılar, yaklaşık 2,5 milyon litre su tüketiminin önüne geçti. Ortaya çıkan veriler, Vestel kullanıcıların bilinçli tercihlerinin somut etkisini ortaya koyuyor.

Otomatik yük algılama ile gereksiz tüketime son

Vestel çamaşır makinelerinde bulunan ‘otomatik yük algılama’ teknolojisi gereksiz su tüketimini azaltmaya yardımcı olan önemli bir özellik. ‘Eco’ programında tam yük yerine yarım yük algılandığında yüzde 43, çeyrek yük algılandığında ise yüzde 55 su tasarrufu sağlanıyor. ‘Pamuklu’ programında yarım yük algılanması halinde, tam yük tüketimine kıyasla yüzde 41 su tasarrufu sağlanıyor. Bu teknoloji sayesinde makineler, yıkama sırasında çamaşır miktarını analiz ederek su tüketimini otomatik olarak optimize ediyor.

Vestel, geliştirdiği yeni nesil ürünlerle su ve enerji verimliliğini artırmaya yönelik çalışmalar yürüterek sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlamayı hedefliyor.

Continue Reading

Trending

Copyright © 2017 Zox News Theme. Theme by MVP Themes, powered by WordPress.