Connect with us

Teknoloji

İnfina Yazılım 30. Yılını Kutladı

Türkiye’nin ilk finansal teknoloji yazılım şirketlerinden olan ve “Innovation for Finance” sloganı ile 1995’ten bu yana sermaye piyasalarına yönelik uçtan uca borsa işlem, yatırım fonu ve saklama çözümlerinin öncüsü İnfina Yazılım, 30. yılını özel bir etkinlikle kutladı. Sermaye piyasalarının önde gelen temsilcilerinin katıldığı etkinlikte, sektördeki dijitalleşme trendleri ve 2026 yılına yönelik öngörüler de değerlendirildi.

19 Kasım 2025 tarihinde Swissôtel The Bosphorus’da gerçekleşen İnfina 30. Yıl etkinliğinin ev sahipliğini İnfina Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Y. Nejat Özek ile İnfina Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nükhet Demiren yaptı. Geniş bir katılıma sahne olan etkinlikte, İnfina’nın teknolojiyle şekillenen büyüme yolculuğu ve gelecek vizyonu aktarıldı. Programda konuşan Ekonomist Çağlar Kuzlukluoğlu ise katılımcılarla, son 30 yıldaki teknolojik gelişmeleri paylaştı.

30 yılı geride bırakan İnfina, geliştirdiği çözümlerle Türkiye’nin önde gelen bankaları, aracı kurumları, portföy yönetim şirketleri, aile ofisleri, saklama kuruluşları, kripto ve emeklilik şirketlerinden oluşan 130 kuruma hizmet sunuyor. Şirket, 78 milyar doları aşan fon ve bireysel portföy büyüklüğünün yönetiminde, 2.000’den fazla kullanıcıya, karar alma, analiz, raporlama, risk ve portföy yönetimi süreçlerini kolaylaştıran stratejik teknoloji desteği sağlıyor. Türkiye’deki finansal teknoloji şirketleri arasında en geniş API kütüphanesine sahip yazılım şirketi olan İnfina, sermaye piyasalarına yönelik uçtan uca yönetim, muhasebe ve saklama çözümleriyle, sektörde faaliyet gösteren kurumların yazılım altyapılarında öncelikli teknoloji partneri olarak konumlanıyor. 185 kişilik ekibe sahip şirket, müşterilerini 2026 yılında yapay zeka, IBOR ve tokenizasyon alanlarında güçlü çözümlerle buluşturmaya hazırlanıyor.

Güveninizle büyüdük

Konuşmasında, sermaye piyasalarının Türkiye’nin gelişiminde önemli rol üstleneceği öngörüsüyle yola çıktıklarını aktaran İnfina Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Y. Nejat Özek, “30 yıl önce 9 arkadaş olarak başladığımız bu yolculuk, bugün 185 kişilik güçlü bir ekiple ve 130 müşterimizle devam ediyor. Geldiğimiz nokta bizim için gurur verici olduğu kadar büyük bir sorumluluğu da beraberinde getiriyor. Bu zorlu süreçte en büyük dayanağımız sizlerin güveni oldu. Bu güvene layık olmak için durmaksızın çalışıyoruz.” dedi.

Her kurum kendine özgü, çözüm de öyle olmalı

Y. Nejat Özek, teknolojinin tüm sektörlerde belirleyici bir güç haline geldiğini vurgulayarak, sermaye piyasalarının Türkiye için taşıdığı büyüme potansiyeline dikkat çekti: “Türkiye bugün 1,3 trilyon dolarlık bir GSMH’ye ve sermaye piyasalarında yönetilen 250 milyar dolarlık varlığa (AUM) sahip. Bu, %20 gibi bir orana denk geliyor. Gelişmekte olan ülkelerde bu oran %80, gelişmiş ülkelerde ise %100 ila %130 arasında. Bu fark, sektördeki kurumlar ve teknoloji sağlayıcılar için önemli bir motivasyon ve gelişim alanıdır.

Bu büyüme potansiyelini desteklemek amacıyla, sermaye piyasalarında faaliyet gösteren kurumlara geniş kapsamlı teknoloji çözümleri sunuyoruz. Rekabetin yüksek olduğu bu pazarda kurumların daha verimli çalışmasına ve hedeflerine ulaşmasına katkı sağlıyoruz. Çok geniş bir ürün ve hizmet yelpazemiz var ve bunu sektörün ihtiyaçlarına göre sürekli geliştiriyoruz. Her kurumun kendine özgü olduğunu bilinciyle, standart gibi görünen birçok ürün ve hizmeti, kurumlara özel çözümler haline getiriyoruz.”

Sermaye piyasalarının teknolojik altyapısını güçlendiriyoruz

Sermaye piyasalarının teknoloji ihtiyacına dikkat çeken Y. Nejat Özek: “Sermaye piyasalarında kurumlar yalnızca kendi iç süreçleriyle değil, entegre oldukları tüm sistemlerle birlikte çalışıyor. Bu nedenle entegrasyonların hızlı ve hatasız işlemesi büyük önem taşıyor. Gün sonu mutabakatları, regülasyon uyumu ve gerçek zamanlı raporlama da işin ayrılmaz parçaları. Sektörün yüksek regülasyon düzeyi, anlık veri üretimi ve analiz gereksinimini artırıyor. Bu nedenle kurum yöneticilerinin doğru kararlar alabilmesi için kaliteli ve hızlı veriye ihtiyaç var. Sermaye piyasalarının öncü stratejik çözüm ortağı olarak, ürün ve hizmetlerimizi tüm bu beklentileri karşılayacak, kurumların operasyonel yükünü azaltacak ve risklerini etkin yönetecek şekilde kurguladık.” diyerek, bu yaklaşımı destekleyen yeni ürün ve hizmetleri 2025’in son ve 2026’nın ilk çeyreğinde sunacaklarını söyledi.

Yapay zeka, blok zincir ve tokenizasyonla büyüyecek

Ar-Ge yatırımlarının önemine ve yeni ürünlere dikkat çeken Özek: “Gelecekte kaliteli ve güncel ürünler sunmak istiyorsak, bugün Ar-Ge yapmak zorundayız. Gururla söylemeliyim ki, akademik kadrodan çalışanlar da barındıran toplam 6 kişilik Ar-Ge ekibimiz var. Bu ekibe doktora derecesine sahip bir akademisyen liderlik ediyor. Ayrıca bunların haricinde de yaklaşık 100 kişilik bir ürün ve geliştirme ekibimiz var. Bu ekip, yeni teknolojileri araştırıyor, projeler geliştiriyor, makaleler yayımlıyor ve üniversitelerle iş birliği içinde çalışıyor. Kullanımda olan yapay zeka destekli Öneriver Robo Danışmanlık ürünümüzün yanı sıra, yapay zeka, blok zincir ve tokenizasyon alanlarında yoğun şekilde çalışıyoruz. Hedefimiz, 2026 yılı itibarıyla bu alanlarda güçlü çözümlerle regülasyonlara tam hazır hale gelmektir.” dedi.

Nükhet Demiren: “İnfina, sermaye piyasaları için stratejik bir yapı taşıdır”

İnfina Yazılım Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nükhet Demiren, konuşmasında şirketin 30. yılına dair şu değerlendirmede bulundu: “Bugün burada yalnızca bir şirketin değil, Türkiye sermaye piyasalarının dijitalleşme yolculuğunun da önemli bir bölümünü kutluyoruz. Kurulduğumuz ilk günden bu yana sürdürülebilir değer yaratımının izinden gittik. Bizim için finansal performans bir sonuçtur. Gerçek başarı, bir müşterimizin operasyonunu daha verimli hale getirdiğimizde, bir fon yöneticisinin karar sürecini kolaylaştırdığımızda ya da yeni bir aracı kurumun pazara güvenle adım atmasını sağladığımızda ortaya çıkar.”

30 yılın ardında emek, iş birliği ve öğrenme süreci var

Nükhet Demiren, “30 yıla dönüp baktığımızda, her yılın ardında emek, iş birliği ve öğrenme süreci görüyoruz. Biz bu yolu yalnız yürümedik. Müşterilerimiz, çalışanlarımız, çözüm ortaklarımız ve hatta bizi eleştiren herkes bu hikâyenin bir parçası oldu. Hepinize katkınız için gönülden teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki, önümüzdeki 30 yıl, bugünkünden çok daha bütünleşik, dijital ve sürdürülebilir bir finans dünyası getirecek ve bu dönüşümde yine birlikte olacağız.” dedi.

Gençlere Güçlü Bir Başlangıç: İnfina Akademi

Şirketin başarısında insan kaynağının belirleyici rolüne dikkat çeken Nükhet Demiren: “İnfina’nın gelişiminde insan kaynağımız başroldedir. Gurur duyarak söylemek isterim ki 185 kişilik kadromuzun büyük bölümü sektör tecrübesine sahip. Yani sadece teknoloji tarafına değil, finansal süreçlere de hakimler. Bu da çözüm üretirken gerçek ihtiyaçlara odaklanmamızı sağlıyor” diye ekledi.

Sektöre adım atmak isteyen gençler için de güçlü bir başlangıç sunduklarına değinen Demiren, genç yeteneklere verdikleri desteği şöyle anlattı: “İnfina Akademi’de, yılda ortalama 50 öğrenciye, 6 haftalık bir programla eğitim, uygulama ve ekip deneyimi sunuyoruz. Alanında uzman ekiplerden eğitim alıyor, gerçek projelerde yer alıyorlar. Mezun olanlar, kariyerlerine sağlam bir temel ve özgüvenle başlıyor. Bugüne kadar 200’den fazla öğrenciye staj ve eğitim imkânı sağladık. İnfina Akademi ile gençleri hem İnfina bünyesine dahil ediyor hem de sektöre hazırlamış oluyoruz.”

Kurumsal başarı, paylaşılan faydayla anlam kazanır

İnfina’nın sosyal etki vizyonuna değinen Nükhet Demiren, sözlerine şöyle devam etti: “İnfina olarak büyürken sadece işimizi değil, etkimizi de genişletmeye çalışıyoruz. Esas Sosyal, TEMA ve ÇYDD ile yürüttüğümüz projeler, İnfina Akademi’de her yıl onlarca öğrenciye sunduğumuz eğitim imkanları bu yaklaşımın örnekleridir. Ayrıca, bu yıl destek verdiğimiz arkeolojik kazı projesi Şapinuva da bizim için heyecan verici bir katkı oldu. Kurumsal başarıyı, paylaştığımız fayda ile birlikte tanımlıyoruz. Eğitimde eşitlik, doğaya duyarlılık ve finansal okuryazarlık bizim için öncelikli alanlar.”

Türkiye’nin ISO 42001 sertifikalı ilk yapay zeka yönetim platformu: Öneriver

Şirketin kalite anlayışına değinen Nükhet Demiren şunları aktardı: “130 finans kurumunun her başlıkta koşulsuz memnuniyetini sağlamak kolay değil. Bunu başarmak için süreçleri tanımlayan, belgeleyen ve sürekli iyileştiren özel bir kalite ekibimiz var. Bu ekibin tek görevi kalitemizi korumak ve geliştirmek. Yoğun denetim süreçlerinden genellikle teşekkür ve takdirle çıkmamız bu ekibin başarısı. Ayrıca bilgi güvenliği, kişisel veri, hizmet yönetimi ve iş sürekliliği gibi alanlarda uluslararası sertifikalara sahibiz. Bu noktada belirtmek isterim ki İnfina olarak kalite başlığında gerçekleştirdiğimiz tüm faaliyetleri sektörün bir ihtiyacı olduğu için hayata geçiriyoruz. İnfina’nın kurum içi girişimi Öneriver ile yakın zamanda ISO 42001 Yapay Zeka Yönetim Sistemi Sertifikası’nı alan ilk kurumlardan olmamız da bu kararlılığın bir sonucu.”

Çağlar Kuzlukluoğlu 2026 sektörel öngörülerini paylaştı

Etkinliğe konuşmacı olarak katılan Ekonomist Çağlar Kuzlukluoğlu, son 30 yılın inovasyon, güven ve teknoloji odağındaki küresel yolculuğun dönüm noktalarına ve gündelik hayatın ekonomi ile değişimine değindi.

Etkinlik, “Innovation for Finance” başlıklı panel oturumuyla son buldu. Öneriver Kurucu Ortağı ve İnfina Yönetim Kurulu Üyesi Haluk Özek ve İnfina CPO’su Burak Arslanpay’ın konuşmacı, İnfina Strateji ve Büyümeden Sorumlu Yöneticisi Emre Güzey’in moderatör olduğu panelde; gelecek dönemde dünyada ve Türkiye’de finans teknolojileri alanında gerçekleşmesi beklenen gelişmeler ve İnfina’nın bu konulardaki çalışmaları ele alındı. İnfina’nın yapay zeka ve gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonu alanındaki yeni yatırım planları değerlendirildi.

Continue Reading
Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cep Telefonu

Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin: “Türkiye’nin dijital geleceğini, güçlü fiber altyapı ve 5G odaklı yerli teknolojilerle bugünden inşa ediyoruz”

Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik eden Türk Telekom, 2025 yılını güçlü altyapı yatırımları, öncü 5G çalışmaları ve teknoloji üretme vizyonuyla tamamlarken, 2026’yı 5G ile iletişimde dönüşümün yılı haline getirmek üzere stratejik adımlarını kararlılıkla sürdürüyor. Türk Telekom’un dijital geleceğin ve 5G ekosisteminin temelini oluşturan güçlü fiber altyapısı, 2025 yılı itibarıyla 535 bin kilometreye, fiber hane kapsaması 34,3 milyona ulaştı. 5G için kritik öneme sahip fiberle bağlı LTE baz istasyonu oranı ise %58’e yükseldi. Uzun yıllardır yürüttüğü saha testleri, pilot uygulamaları ve Ar-Ge çalışmalarıyla 5G’de öncü rol üstlenen Türk Telekom, yerli ve milli teknoloji üretme vizyonu kapsamında iştirak şirketleri Argela ve Netsia ile 5G ekosisteminde dışa bağımlılığı azaltan yenilikçi çözümler geliştirmeyi sürdürüyor.   

 

Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Köklü geçmişimizden aldığımız güçle Türkiye’nin dijital dönüşümüne yön verirken, teknoloji üreten ve ihraç eden bir Türkiye hedefiyle milli kalkınmanın lokomotifi olmayı sürdürüyoruz. 2025 yılı, Türkiye’nin dijital geleceği açısından kritik eşiklerin aşıldığı bir yıl oldu. 81 ili uçtan uca kapsayan ve 535 bin kilometreye ulaşan fiber altyapımız 5G’ye geçiş sürecinde ülkemizin en büyük gücünü oluşturuyor. Sağlıktan tarıma, ulaşımdan sanayiye, spordan sanata kadar hayata geçirdiğimiz 5G uygulamalarında kazandığımız deneyim ve 5G için kritik öneme sahip fiberle bağlı istasyon oranımızla iletişimin her döneminde olduğu gibi 5G çağının da öncüsüyüz. Türk Telekom olarak, 2026 yılında fiber yatırımlarını büyütmeyi, 5G’nin günlük yaşama entegrasyonunu hızlandırmayı, Türkiye’yi küresel teknoloji rekabetinde daha güçlü konuma getirmeyi hedefliyoruz” dedi. 

 

Milli sorumluluk bilinciyle dijital dönüşümde liderliği üstlenen Türk Telekom, Türkiye’nin her köşesini yeni nesil altyapılarla birbirine bağlarken, yerli ve milli ürün ve projeler geliştirmeyi sürdürüyor. Yeni yıla girerken değerlendirmelerde bulunan Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, 2025 yılını güçlü altyapı yatırımları ile tamamladıklarını, 2026’yı ise 5G ile iletişimde dönüşümün yılı yapma vizyonuyla hareket edeceklerini belirterek şu açıklamada bulundu; 

 

“Ülkemizin her köşesini fiberle birbirine bağlayarak dijital geleceği bugünden inşa ediyoruz

Türk Telekom olarak köklü geçmişimizden aldığımız güçle Türkiye’nin dijital dönüşümüne yön verirken, teknoloji üreten ve ihraç eden bir Türkiye hedefiyle milli kalkınmanın lokomotifi olmayı sürdürüyoruz. 2025 yılı, ülkemizin dijital geleceği açısından kritik eşiklerin aşıldığı bir yıl olurken; ağustos ayında, 2026 yılı Şubat ayında dolacak olan sabit hizmetler imtiyazımızın 2050 yılına kadar uzatılmasıyla stratejik bir adım attık. Bu tarihi imza, Türkiye’nin dijital dönüşümünü tamamlama hedefimiz doğrultusunda en büyük güvencemizdir. Bu kapsamda, 2030 yılına kadar fiber erişimimizi 37 milyon haneye, fiber abone sayımızı 17 milyona yükseltmeyi ve bağlantı hızımızı 7 kat artırmayı hedefliyoruz. İmtiyaz sözleşmesi süresince Türkiye ekonomisine sağlayacağımız 20 milyar dolarlık doğrudan katkının yanı sıra; bu yatırımların teknoloji tabanlı tüm endüstriler üzerindeki çarpan etkisi çok daha yüksek ölçekte hissedilecektir. 2005 yılından bu yana Türkiye’nin dijitalleşmesi yolunda gerçekleştirdiğimiz yatırımlar 22 milyar doları aştı. Bugün 81 ilimizi uçtan uca saran ve 535 bin kilometreye ulaşan fiber altyapımız, 34,3 milyon hane kapsamasına (FFTH/B ve FTTH/C) ulaştı. Fiberle bağlı baz istasyonu oranımızı yüzde 58 seviyelerine taşıyarak, dünya için 2030 hedeflerini şimdiden geçmiş durumdayız. Güçlü altyapımız ve fiber istasyonlarımız, 5G’ye geçiş sürecinde ülkemizin dijital omurgasını oluşturuyor. Uzun yıllardır 5G ile sağlıktan tarıma, ulaşımdan sanayiye, spordan sanata kadar tüm alanlarda öncü çalışmalar gerçekleştirdik. 5G ile ilk çevrimiçi uzaktan ameliyat, 5G ile akıllı tarım, 5G ile limanlarda akıllı taşıt takibi ve güvenli ulaşım, 5G Haptic (Dokunsal) Eldivenli VR Kukla Tiyatrosu, 5G ile ilk canlı maç yayını, ilk milli endüstriyel 5G şebeke, 5G altyapısı ile Atatürk Kültür Merkezi’nde VR gözlükle yenilikçi sanat deneyimi gibi çeşitli uygulamalar hayata geçirdik. Hem altyapımız hem de uygulamadaki deneyimimiz ile Türkiye’yi her yönüyle 5G çağına hazır hale getirmiş bulunuyoruz.”

 

“5G ekosisteminde dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla yerli çözümler geliştirdik”

 

5G’yi yalnızca daha hızlı internet değil; üretimde, sağlıkta, eğitimde ve yaşamın her alanında verimliliği artıracak stratejik bir dönüşüm olarak gördüklerinin altını çizen Şahin, “Mobil Numara Taşıma pazarındaki lider konumumuzu sürdürürken, 5G frekans ihalesinde istediğimiz frekansları alarak mobildeki abone başına en yüksek kapasiteye sahip operatör konumumuzu pekiştirdik. Aldığımız kapsamlı frekanslarla ise ülke ekonomisine 1 milyar doların üzerinde ek katkı sunacağız. Elde ettiğimiz bu güçlü pozisyon ve 5G için kritik öneme sahip fiberle bağlı baz istasyonu oranımızla Nisan 2026’dan itibaren Türkiye’nin her noktasında en kapsayıcı mobil deneyimi sunmayı hedefliyoruz. Yerli teknolojilerimiz ve Ar-Ge gücümüzle Türkiye’nin 5G’de de öncü ülkelerden biri olması için çalışıyoruz. Uzun yıllardır yürüttüğümüz saha testleri, pilot uygulamalarımız ile yerli ve millî teknoloji üretme vizyonumuzla 5G ekosisteminde dışa bağımlılığı azaltmaya yönelik çözümler geliştirdik. İştirak şirketlerimiz Argela ve Netsia’nın geliştirdiği yenilikçi çözümler ile 70’in üzerinde uluslararası patenti bulunuyor. Dünyaya kazandırdığımız yeni teknolojilerle ülke ekonomisine katma değer sağlıyoruz. Silikon Vadisi’ndeki şirketimiz Netsia ile geliştirdiğimiz SEBA ve RIC gibi ileri teknolojileri küresel pazara taşıyarak ülkemizin teknoloji üretme ve ihraç etme vizyonuna katkı sunuyoruz. Türk Telekom olarak 2026 yılında fiber yatırımlarını büyütmeyi, 5G’nin günlük yaşama entegrasyonunu hızlandırmayı ve Türkiye’yi kendi teknolojisini üreten ve ihraç eden bir dijital güç haline getirme hedefiyle yolumuza devam edeceğiz” dedi.

Continue Reading

Ev Teknolojileri

Samsung, CES 2026’da yapay zekâ ekosistemi deneyimini  özel bir fuar salonunda tanıtacak

Deneyim odaklı fuar mantığını dönüştürecek olan fuar salonu, sarmalayıcı deneyimlere ve düşünce liderleriyle gerçekleştirilecek panellerinin yer alacağı Teknoloji Forumlarına ev sahipliği yapacak.

Samsung Electronics, 6-9 Ocak tarihleri arasında Nevada, Las Vegas’ta düzenlenecek olan dünyanın en büyük tüketici elektroniği fuarlarından CES 2026’da gerçekleştireceği The First Look etkinliğiyle geleneksel yöntemlerin dışına çıkarak tanıtım aktivitelerini yeni bir fuar yaklaşımıyla yapacağını duyurdu. The First Look etkinliğini Samsung, Las Vegas Kongre Merkezi (LVCC) içinde yer alan halka açık fuar standında değil, The Wynn Las Vegas’ta kuracağı bağımsız bir fuar alanında katılımcılarla buluşturacak. Burada Samsung, sanat galerilerinde ve müzelerde kullanılan tekniklerle hazırlanan deneyimlerle yeni ürün ve teknolojilerini tanıtacak. Samsung bu amaçla Samsung Fuar Alanı’nı büyük boyutlarda inşa etti. Alan; ürün sergileri, sunumlar, etkinlikler, teknoloji forumları, büyük müşterilerle ve iş ortaklarıyla yapılan görüşmeler gibi tüm faaliyetlerin tek ve entegre bir mekanda organik bir şekilde yürütülmesini sağlayacak. Bu adım, dönüştürülen fuar anlayışını yalnızca bir mekan değişikliği yapmanın ötesine taşıyarak Samsung’un müşteri deneyimini merkeze almadaki güçlü kararlılığını yansıtıyor.

Yalnızca ürün tanıtmanın ötesinde: Özel bir alanda yapay zekânın özünü deneyimlemek

Samsung, CES 2026’da Cihaz Deneyimi İş Biriminin birleşik yapay zekâ yaklaşımını paylaşacak ve şirketin genel ticari yönelimini aktaracak. Bu iddialı vizyonuyla Samsung, The Wynn’de kurmaya karar verdiği dikkat çeken büyük boyutlara sahip bağımsız ve sıra dışı fuar alanında sektörün önde gelen inovasyonlarını tanıtırken hiçbir sınırlamayla karşılaşmayacak. Şirket, temel yapay zekâ stratejisini ve vizyonunu paylaşırken tüketicilere sunabileceği gerçek yaşam kolaylıklarının değerini tam olarak aktarabilecek. The First Look etkinliği, sadece yeni ürün özelliklerini sergilemekle kalmayıp Samsung teknolojilerinin günlük yaşamı nasıl dönüştürdüğünü göstermek için hazırlandı. Tamamen sarmalayıcı bir ortam yaratmak, daha detaylı ve anlamlı ziyaretçi deneyimleri sunmak amacıyla sergi, gelişmiş programlarla ziyaretçi kalabalığını en aza indirecek.

Etkileyici büyüklükteki alanda Samsung AI’ın tanıtımı yapılacak

Samsung’un Fuar Alanı, ziyaretçilerin Samsung’un yapay zekâ inovasyonlarını, mevcut temel teknolojilerini ve gelecekteki hedeflerini titizlikle hazırlanmış senaryolarla sezgisel olarak deneyimlemesini sağlayacak şekilde tasarlandı. “Your Companion to AI Living (Hayatınıza Eşlik Eden Yapay Zekâ Dostunuz)” temasıyla hazırlanan sergi, mobil, ev cihazları ve ekranların dahil olduğu tüm ürün kategorilerinde Samsung’un yapay zekâ teknolojilerini göstermekle kalmayacak, aynı zamanda bu ürünleri birbirine bağlayan işlevlerde ve hizmetlerde yapay zekânın kapsamlı bir şekilde nasıl uyguladığını da aktaracak. Ziyaretçiler, her zaman ve her yerde devam eden ve sürekli bağlantı hedefleyen bu farklı yapay zekâ özelliklerini deneyimleyebilecek. Yazılım ve yapay zekânın bir araya gelerek donanımın bilindik sınırlarının ötesine geçen hiper bağlantılı bu ekosistemi, Samsung başarılı bir şekilde sunabiliyor.

Teknoloji Forumlarında en yeni sektörel trendler ve teknolojiler ele alınacak

Samsung, CES 2026’da en yeni sektörel trendleri ve geleceğin teknolojileri keşfetmeye odaklanan bir dizi Teknoloji Forumu paneli de düzenleyecek. Paneller, 5-6 Ocak saat 06.00 tarihlerinde iki gün boyunca gerçekleştirilecek ve yapay zekâ, ev cihazları, hizmetler ve tasarım odaklı dört oturumdan oluşacak. Panelin her oturumunda Samsung’dan uzmanların yanında iş ortağı şirketlerden, akademiden, basından ve analist topluluğundan katılımcılar yer alacak. Katılımcılar; sektörel trendler, yeni teknolojiler ve sektörün geleceği hakkında derin tartışmalar yürütecek.

 

Continue Reading

Giyilebilir Teknoloji

ttec’ten yüksek performanslı kablosuz kulaklık: AirBeat Pro Max

Türkiye’nin önde gelen teknoloji markası ttec, AirBeat Pro Max ile kablosuz ses deneyiminde standartları yeniden tanımlıyor. 52 dB hibrit aktif gürültü engelleme, 6 mikrofonlu ENC sistemi, 60 ms düşük gecikme süresi ile oyun deneyimi ve 3.9 gramlık hafif kulaklık yapısıyla öne çıkan AirBeat Pro Max, yüksek nitelikli bir ses deneyimi vadediyor.

 

ttec, ses teknolojilerindeki deneyimini AirBeat Pro Max ile bir üst seviyeye taşıyor. Hibrit yapıda çalışan 52 dB’ye kadar aktif gürültü engelleme (ANC) sunan, konuşma sırasında ortam gürültüsünü azaltan ENC destekli 6 mikrofonlu arama performansı ve Bluetooth 5.4 kablosuz bağlantı teknolojisiyle hem profesyonel kullanıcılara hem de oyun tutkunlarına hitap ediyor. Kablosuz kulaklık segmentinde yüksek performans arayan kullanıcılara güçlü bir alternatif sunuyor.

Continue Reading

Trending

Copyright © 2017 Zox News Theme. Theme by MVP Themes, powered by WordPress.