Connect with us

Otomotiv

Küresel premium motor yağı üreticisi Valvoline, M Oil ile Türkiye’de

  • Küresel premium madeni yağ markası Valvoline, M Oil ile Türkiye’de
  • Anlaşmayla GüzelEnerji markası M Oil, Valvoline markasının hem münhasır ülke distribütörü hem de üretim ve know-how değişimi haklarına sahip oldu
  • İmza töreninde Valvoline Global Ürünler EMEA Bölgesi Başkan Yardımcısı Davide Crespi, OYAK Enerji Sektörü Grup Başkanı Yüksel Yılmaz ve GüzelEnerji Genel Müdürü Tolga Işıltan hazır bulundu

OYAK Grubu Şirketleri bünyesinde hizmet veren GüzelEnerji’nin madeni yağlar markası M Oil, ürün gamını dünyanın ilk markalı motor yağı üreticisi Valvoline markasıyla daha da güçlendiriyor. İstanbul’da gerçekleştirilen imza töreniyle M Oil, Valvoline markasının münhasır ülke distribütörü olmasının yanı sıra hem Türkiye’de Valvoline ürünlerinin üretimini gerçekleştirecek hem de 150 yıllık geçmişe sahip markanın bilgi ve deneyimlerine erişebilecek.

 

30 Mayıs 2023 tarihinde Valvoline Global Ürünler EMEA Bölgesi Başkan Yardımcısı Davide Crespi, OYAK Enerji Sektörü Grup Başkanı Yüksel Yılmaz’ın katılımıyla imza töreni gerçekleştirildi. Törende ayrıca Valvoline yöneticileri ile ve GüzelEnerji yönetim ekibi de hazır bulundular.

 

M Oil, 2020 yılında yüzde 1.1 olan pazar payını 2022 yılı sonuna kadar yüzde 1.9’a çıkarttı ve madeni yağlar alanındaki gücünü ortaya koydu. Gerçekleştirilen anlaşma ile Valvoline markası, M Oil’in motor yağının yanı sıra endüstriyel yağlar alanında da büyümesine önemli katkı sağlayacak. Distribütörlük ve Lisans Anlaşması kapsamında ilk etapta Valvoline markasının motor, şanzıman ve endüstriyel yağlar ürün grupları ile gres yağı satışına başlanacak.

 

2020-2030 döneminde yüzde 60 oranında büyüme göstermesi beklenen madeni yağlar sektörünün ekonomik ve sosyal gelişiminde önemli rol oynayacak bu anlaşma, GüzelEnerji ve Valvoline’in madeni yağlar sektörünü ileri taşıma kararlılığının bir ifadesi anlamına geliyor. Benzer şekilde madeni yağ endüstrisi, Türkiye’nin kimya ihracatının yüzde 14’ünü oluşturuyor ve ülkemiz madeni yağ sektöründe hem üretim hem de ihracatta dünyada 16’ncı sırada yer alıyor. Türkiye’nin madeni yağ üretimi yakın bölge için de stratejik önem taşıması nedeniyle 2022’de yüzde 50 oranında artan ihracatın bu yıl yüzde 15 daha büyüyeceği öngörülüyor.

 

M Oil çatısı altında yer alacak Valvoline ürünleri arasında sentetik yapılı motor yağı Synpower, uzun metrajlı motor yağı Maxlife, premium motor yağı Profleet, performans odaklı motor yağı All Climate, şanzıman yağları ATF – DCT – HD Gear – HD TDL Pro, endüstriyel yağ Circulation ve gres yağları Multipurpose Lithium – Multipurpose Complex – Industry Calsul bulunuyor.

 

Yılmaz: “Valvoline ile M Oil ürün gamına küresel premium marka ekledik”

 

OYAK Enerji Sektörü Grup Başkanı Yüksel Yılmaz, “OYAK Genel Müdürümüz Sayın Süleyman Savaş Erdem’in sürdürülebilir büyüme stratejisi ekseninde GüzelEnerji’nin pazarlama ve satışını gerçekleştirdiği markaları yeni küresel markalarla güçlendirmeyi sürdürüyoruz ve dünyanın en büyük madeni yağ üreticilerinden biri olan Valvoline markasını Türkiye ile buluşturacak olmanın gururunu yaşıyoruz. Kendi yağını üreten küresel premium madeni yağ markası Valvoline, 150 yıllık geçmişiyle dünyadaki ilk motor yağı markası. Atılan imzayla M Oil, Valvoline’in hem münhasır ülke distribütörü hem de üretim hakkı veren lisans anlaşmasının sahibi oldu.

 

Ülkemiz ve bölgemizde hızla artan ihtiyaçları göz önünde bulundurarak sektörel gelişime yön vermek hedefiyle dünyanın ilk motor yağ markası olan Valvoline’i ülkemizde lisanslı olarak üretmek ve bugün 140 üzeri ülkedeki varlığıyla madeni yağlar sektöründe liderliği göğüsleyen bu markanın prestijli ürünlerini ülkemize ve bölgemize sunmak üzere önemli bir adım attık. Bilindiği üzere GüzelEnerji markamız ile 2020 yılında başlattığımız yeni nesil enerji odaklı vizyon dönüşümümüz tüm hızıyla sürüyor. Bu yeni iş birliğimiz de madeni yağlar alanındaki vizyoner hedeflerimizin bir yansımasıdır.

 

Bu iş birliğiyle, madeni yağlar alanındaki gücümüze güç katacağız. M Oil ürün gamımızı tamamlayıcı bir şekilde premium otomobillerden endüstrilere geniş bir alanda Valvoline’in yenilikçi ve kaliteli portföyünden ilk aşamada yaklaşık 50 ürünü ülkemiz ve bölgemizin hizmetine sunacağız. Daha sonra süreç içinde kademeli olarak sektörün ihtiyacı olan tüm ürün gamını ekleyeceğiz.

 

Ayrıca yatırımları süren yeni üretim tesisimizde yakın zamanda Valvoline madeni yağlarının Türkiye’de lisanslı üretimine başlayacağız ve bu prestijli markanın yetkili temsilciliğini üstlenerek, ülkemiz ve bölgemizdeki satış ve pazarlama operasyonlarında Valvoline ile yeni bir yol arkadaşlığı başlatmış olduk.

 

Bunun yanı sıra güçlü satış ve pazarlama ağı ile de sektördeki varlığımızı da hızla güçlendireceğiz. Bu kapsamda hedefimiz ilk 5 yılda ulaşacağımız yüzde 2,0’lik Valvoline pazar payı ile toplam pazar payımızı yüzde 7,0 seviyesine yükseltmek. Ayrıca Orta Doğu, Afrika ve Türki Cumhuriyetler başta olmak üzere M Oil ürünlerimiz ve sonrasında lisanslı Valvoline ürünleri ile ihracatta da önemli bir başarı yaratmak” dedi.

 

Davide Crespi: “Valvoline için kilit öneme sahip bir pazarda yeni bir iş birliğine başlıyoruz”

 

Valvoline markasının 150 yıldır motor yağları, endüstriyel yağlar, gresler ve kimyasal ürünler üretiğini ve otomotiv endüstrisinde uzun bir geçmişe sahip olduğunu belirten Valvoline Global Ürünler EMEA Bölgesi Başkan Yardımcısı Davide Crespi, “150 yıllık geçmişimizde müşterilerimize ve iş ortaklarımıza yüksek kaliteli ürünler ve çözümler sunmaya odaklandık. Bugün, Valvoline için kilit öneme sahip bir pazarda yeni bir iş birliğine başlayacağımızdan dolayı önemli bir dönüm noktası. Türkiye dinamik ve canlı bir pazar ve ayrıca Valvoline için öncelikli ülkelerden biri. Son birkaç yıldır vizyonumuzla uyumlu, değerlerimizi paylaşan, birlikte büyümeye ve genişlemeye devam edebileceğimiz güçlü bir ortak arıyorduk. Bugün attığımız imzayla müşterilerimize en iyi hizmeti sunacak bir ortakla başarılı bir yolculuğa başladık. Birlikte, pazarın mevcut ve gelecekteki ihtiyaçlarını karşılamak ve müşterilerimizin büyümesini ve başarılı olmasını sağlamak için ürün ve hizmetler bağlamında güçlü bir yol haritası oluşturacağız. Dağıtım işini kaliteli ve yetenekli ellere bıraktığımızdan emin olduğumuz gibi hem Türkiye’de hem bölgede büyümeye katkı sunabilecek üretim ayak izini artırmayı da dört gözle bekliyoruz. Bu projede yarattıkları güven, ortaya koydukları güçlü iş birliği ve gösterdikleri bağlılıktan dolayı GüzelEnerji ekibine, Valvoline’deki arkadaşlarımıza ve bu yolculukta her iki şirkete de destek olan herkese teşekkür ediyorum” dedi.

 

M Oil’in hedefi 2023 yılında 14 bin 500 ton ihracat ile kendi rekorunu aşmak

Türkiye’nin madeni yağlar alanındaki yetkinliğini gözler önüne seren M Oil markası, gerek üretim kabiliyeti gerek ülkenin her noktasına ulaşan satış ve pazarlama kanallarıyla önemli bir başarıya sahip. Bu kapsamda, yüksek tercih edilme oranı ile 2022 yılında hedeflerinin üzerinde bir performans sergiledi ve hedefini yüzde 10, 2021 performansını ise yüzde 39 aştı. 2020 yılında yüzde 1,1 olan pazar payını da 2022 yılı sonunda yüzde 1,9 seviyesine taşıdı. Markanın 22 yıllık tarihindeki en yüksek aylık üretim ve satış rakamlarına da bu dönemde ulaşıldı. Eşzamanlı olarak aktif distribütörlük sayısı da 27’ye yükseltildi ve ihracat kanalları oluşturularak yurt dışı satış operasyonları başlatıldı. 2023’ün ilk çeyreği itibarıyla yıllık hedefinin yüzde 11, geçen yılın ise yüzde 61 üzerinde bir performans sergileyen M Oil’in yılsonu hedefi ise 14 bin 500 ton ile yeni bir rekora imza atmak.

 

 

 

Continue Reading
Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Otomotiv Sektörü

Otonom araçlar sigortada sorumluluğu yeniden tanımlıyor

Otonom sürüş teknolojileri test aşamasından gerçek trafik koşullarına doğru ilerlerken, “Kaza olduğunda kim sorumlu olacak?” sorusu ise otonom araç sigortası ve sigorta sektörünün geleceği açısından en kritik konulardan birini oluşturuyor. IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, otonom araçlarla birlikte sürücü merkezli geleneksel sorumluluk anlayışının değişeceğini belirterek, “Gelecekte bir trafik kazasında yalnızca sürücünün davranışını değil; aracın yazılımını, sensörlerini, üreticisini, teknoloji sağlayıcısını ve hatta siber güvenlik altyapısını konuşacağız. Bu dönüşüm sigorta sektörünün risk tanımını da yeniden şekillendirecek” dedi.

Otomotiv sektöründe uzun süredir konuşulan otonom sürüş artık yalnızca teknoloji şirketlerinin geliştirme laboratuvarlarındaki bir gelecek senaryosu değil. Sürücü destek sistemlerinden belirli koşullarda sürüş görevini devralabilen sistemlere kadar uzanan teknoloji hızla gelişirken, uluslararası mevzuat da bu dönüşüme uyum sağlamaya başladı.

Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu (UNECE) bünyesindeki Dünya Araç Mevzuatını Uyumlaştırma Forumu (WP.29), 24 Haziran 2026 tarihinde tamamen sürücüsüz Otonom Sürüş Sistemlerine (Automated Driving Systems – ADS) yönelik ilk küresel düzenleyici çerçeveyi kabul etti. Yeni çerçeve; güvenlik yönetim sistemlerinden test ve doğrulamaya, araçların kullanım sürecindeki sürekli izlenmesine kadar ortak güvenlik kriterleri getiriyor.

Otonom sürüşün gelişmesiyle birlikte gündeme gelen dönüşüm yalnızca otomotiv sektörünü ilgilendirmiyor. Aracı kimin kullandığı ve kazaya kimin neden olduğu soruları üzerine kurulu geleneksel trafik sigortası ve kasko yaklaşımının da önümüzdeki dönemde yeniden şekillenmesi bekleniyor.

“Sorumluluk artık yalnızca direksiyon başındaki kişiye ait olmayacak”

IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, otonom araç sigortası açısından en büyük değişimin sorumluluk kavramında yaşanacağını belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Bugünkü sistem büyük ölçüde insan davranışı üzerinden çalışıyor. Bir trafik kazasında sürücünün kusuru, diğer tarafların davranışı ve kazanın oluş şekli değerlendirilerek sorumluluk belirleniyor. Ancak sürüş kararlarının bir bölümünü veya tamamını yazılımın verdiği bir dünyada bu denklem değişiyor. Kaza sürücünün hatasından mı, sensörün çevreyi yanlış algılamasından mı, yazılımdaki bir problemden mi, yoksa aracın teknik bir arızasından mı kaynaklandı? Sigortacılık açısından önümüzdeki dönemin temel sorularından biri bu olacak.”

Çiftçi, otonom araç kazalarında sigorta sorumluluğunun giderek daha çok tarafı kapsayan bir yapıya dönüşeceğine dikkat çekerek sürücünün yanı sıra araç üreticisi, yazılım geliştiricisi ve teknoloji sağlayıcılarının da sorumluluk zincirinin parçası haline geleceğini ifade etti:

“Direksiyondaki insanın rolü azaldıkça teknoloji sağlayıcılarının sorumluluğu daha görünür hale gelecek. Dolayısıyla bir kazayı değerlendirirken yalnızca ‘Sürücü ne yaptı?’ sorusunu sormak yeterli olmayacak. ‘Araç ne yaptı, sistem neden bu kararı verdi ve sistem olması gerektiği gibi çalıştı mı?’ sorularının da yanıtlanması gerekecek.”

Otonom araç kazalarında “kim sorumlu?” sorusunun tek bir cevabı olmayabilir

Otonom araçların yaygınlaşmasıyla birlikte kazalardaki sorumluluğun aracın otonomi seviyesine ve kaza anında sürüş görevini kimin yerine getirdiğine göre değişebileceğini belirten Çiftçi, bu nedenle araç tarafından üretilen verilerin öneminin de artacağına dikkat çekti.

Bir sürücünün müdahale etmesi gereken bir sistem ile sürüş görevini tamamen aracın üstlendiği bir sistemin aynı şekilde değerlendirilemeyeceğini söyleyen Çiftçi, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Burada önemli olan aracın ne kadar ‘otonom’ olduğunun doğru tanımlanması. Sürücünün sistemi sürekli izlemesi gereken bir araçla, belirli koşullarda sürüş görevini tamamen üstlenen bir araç arasında hukuki ve sigortacılık açısından önemli farklar var. Bu nedenle gelecekte kazanın saniyeler öncesindeki araç verileri, sistemin aktif olup olmadığı, sürücüye müdahale uyarısı verilip verilmediği ve sensörlerin ne algıladığı hasar değerlendirmesinin önemli parçaları haline gelebilir.”

Bu dönüşümle birlikte araçların ürettiği verilerin saklanması, erişimi ve yorumlanmasının yalnızca teknik değil, sigortacılık açısından da kritik hale geleceğini belirten Çiftçi, veri güvenliği ve kişisel verilerin korunması konularının da yeni dönemin önemli başlıklarından biri olacağını söyledi.

Trafik sigortası ve kaskoda risk tanımı değişecek

Otonom sürüşün yaygınlaşmasının trafik sigortası ve kasko ürünlerini de dönüştüreceğini belirten Çiftçi, geleneksel araç sigortalarında ağırlıklı olarak sürücü, araç ve kullanım özellikleri üzerinden yapılan risk değerlendirmelerine yeni parametrelerin ekleneceğini söyledi:

“Bugün bir aracın sigorta riskini değerlendirirken aracın modeli, değeri, kullanım şekli, hasar geçmişi ve sürücü profili gibi pek çok faktöre bakıyoruz. Otonom araçlarda ise bunlara yazılım versiyonu, sensör teknolojileri, otonom sürüş seviyesi, siber güvenlik altyapısı ve sistem güncellemeleri gibi tamamen yeni değişkenler eklenebilir.”

Çiftçi, bu nedenle gelecekte kasko sigortası ile ürün sorumluluğu, mesleki sorumluluk ve siber sigorta gibi farklı sigorta alanlarının birbirine daha fazla yaklaşabileceğini ifade etti.

Yazılım hatası yeni dönemin “sürücü hatası” olabilir

Otonom araçların en önemli özelliklerinden birinin çevresindeki dünyayı kameralar, radarlar, sensörler ve diğer teknolojiler aracılığıyla algılayarak çok kısa sürede karar verebilmesi olduğunu belirten Çiftçi, bu yapının yeni riskleri de beraberinde getirdiğine dikkat çekti:

“Bir sensörün yol üzerindeki bir nesneyi yanlış algılaması, yazılım güncellemesinin beklenmeyen bir sonuç yaratması veya sistemler arasındaki iletişimin kesintiye uğraması gelecekte bir hasarın nedeni olabilir. Bugün sürücü hatasını tartışırken yarın algoritmanın verdiği kararın nasıl oluştuğunu tartışabiliriz. Bu da hasar tespitinden sorumluluk paylaşımına kadar sigortacılığın birçok sürecini değiştirecek.”

Çiftçi’ye göre bu dönüşüm, sigorta şirketleri ve brokerler açısından otomotiv teknolojisini çok daha yakından takip etmeyi zorunlu hale getirecek. Yapay zekâ ve algoritma tabanlı sürüş sistemlerinin araç kullanımında daha fazla karar üstlenmesiyle birlikte, yazılım kaynaklı risklerin sigortacılık açısından önemi de artacak.

Siber saldırılar otomobil sigortasının da konusu haline geliyor

Otonom ve bağlantılı araçların yazılım ve veri altyapısına giderek daha fazla bağımlı hale gelmesinin siber güvenlik risklerini de otomotiv sigortacılığının gündemine taşıdığını belirten Çiftçi, araçların artık yalnızca mekanik değil aynı zamanda dijital varlıklar olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi:

“Bağlantılı bir araçta siber saldırı yalnızca kişisel verilerin ele geçirilmesi anlamına gelmiyor. Teorik olarak aracın bazı fonksiyonlarının etkilenmesi, sistemlerin devre dışı kalması veya sürüş güvenliğinin riske girmesi gibi çok daha ciddi senaryolar söz konusu olabilir. Dolayısıyla geleceğin otonom araç sigortası; fiziksel hasar, ürün sorumluluğu ve siber risklerin kesiştiği çok daha bütüncül bir yapıya dönüşebilir.”

Bu nedenle siber güvenlik, yazılım hataları, sensör arızaları, veri ihlalleri ve sistem güncellemelerinden kaynaklanan risklerin önümüzdeki dönemde yeni teminat ihtiyaçlarını beraberinde getirebileceğini ifade eden Çiftçi, sigorta sektörünün teknolojik gelişmeleri poliçe şartlarına yansıtabilme hızının da giderek daha önemli hale geleceğini söyledi.

“Kazalar azalabilir ama risk ortadan kalkmayacak, şekil değiştirecek”

Otonom sürüş teknolojilerinin temel hedeflerinden birinin insan hatasından kaynaklanan kazaları azaltmak olduğuna dikkat çeken Çiftçi, teknolojinin gelişmesinin sigortaya duyulan ihtiyacı ortadan kaldıracağı yönündeki değerlendirmelere ise katılmadığını belirtti:

“Otonom sürüş sistemlerinin gelişmesiyle bazı kaza türlerinin azalması mümkün. Ancak bu, riskin ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor. Riskin kaynağı değişecek. İnsan hatasının payı azalırken yazılım, donanım, veri, siber güvenlik ve ürün sorumluluğu gibi alanların ağırlığı artacak. Sigortacılık da tam olarak bu değişimi doğru okuyabilmek zorunda.”

Çiftçi, gelecekte sigorta sektörünün yalnızca hasar sonrasında ödeme yapan bir yapıdan daha fazla uzaklaşarak teknoloji üreticileri, otomotiv şirketleri ve kullanıcılarla birlikte çalışan bir risk yönetimi ekosisteminin parçası haline geleceğini öngördüklerini ifade etti.

“Geleceğin sigortacılığında teknolojiyi anlamadan riski anlamak mümkün olmayacak”

Otonom araçların yaygınlaşmasının sigorta sektöründe uzmanlık alanlarını da değiştireceğini belirten Çiftçi, brokerlerin müşterileri adına yalnızca poliçe şartlarını değil, teknolojik riskleri ve farklı sorumluluk alanlarını da birlikte değerlendirmesi gerekeceğini söyledi:

“Sigortacılık her zaman değişen risklere uyum sağlayarak gelişti. Otonom araçlar da bunun yeni ve çok önemli bir örneği. Gelecekte teknolojiyi anlamadan riski, riski anlamadan da doğru sigorta çözümünü oluşturmak mümkün olmayacak.”

IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği olarak uluslararası sigorta ve reasürans piyasalarındaki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Çiftçi, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bugünden yarının poliçesini yazmak mümkün olmayabilir; ancak yarının risklerini bugünden okumaya başlamak zorundayız. Otonom sürüş yaygınlaştıkça kasko, trafik, ürün sorumluluğu ve siber sigorta arasındaki sınırların giderek daha fazla iç içe geçtiğini göreceğiz. Bizim rolümüz de müşterilerimizin yalnızca mevcut risklerine değil, teknolojiyle birlikte ortaya çıkacak yeni sorumluluk alanlarına karşı da hazırlıklı olmalarını sağlamak. Sigortacılığın geleceğini, teknolojiyi takip eden değil, teknolojinin yarattığı yeni riskleri önceden okuyabilen kurumlar şekillendirecek.”

Continue Reading

Elektrikli Otomobiller

Hyundai Orijinal Aksesuarlarıyla Her Yolculukta Daha Fazla Konfor

Hyundai, kullanıcıların farklı ihtiyaçlarına yönelik geliştirdiği 600’den fazla orijinal aksesuar seçeneği sunuyor. Model bazında farklılaşan geniş ürün yelpazesinde araç üstü çadırdan elektrikli araçlara özel şarj çözümlerine, otomatik bagaj açma sisteminden yan basamaklara kadar pek çok seçenek yer alıyor.

Hyundai Orijinal Aksesuarları, 30 Eylül 2026 tarihine kadar yüzde 40’a varan indirim avantajıyla Hyundai Yetkili Servisleri’nde sunuluyor.

Hyundai, kullanıcıların değişen ihtiyaçlarını ve farklı yaşam tarzlarını göz önünde bulundurarak geliştirdiği orijinal aksesuarlarla otomobil deneyimini daha konforlu ve işlevsel hale getiriyor. Kalite, güvenlik ve tasarım standartlarını karşılamak üzere kapsamlı testlerden geçirilen Hyundai Orijinal Aksesuarları, araçlarla uyumlu yapıları sayesinde hem günlük kullanıma hem de farklı yolculuklara değer katıyor.

Hyundai, modellerin tasarımına ve kullanım özelliklerine göre farklılaşan 600’den fazla orijinal aksesuar seçeneği sunuyor. Konfor, işlevsellik, seyahat ve elektrikli mobilite gibi farklı ihtiyaçlara yanıt veren bu geniş ürün yelpazesinde öne çıkan aksesuarlardan bazıları şöyle:

  • Araç üstü çadır: Kamp, doğa ve seyahat tutkunları için geliştirilen araç üstü çadır; kolay açılıp kapanabilen yapısı, dört mevsim kullanılabilmesi ve dört yetişkine kadar konaklama kapasitesiyle açık hava deneyimini daha konforlu hale getiriyor. Teleskopik merdiveni, yatağı, ayakkabılık gözleri ve güneşlik çubuklarıyla pratik bir kullanım sunarken anahtarla kilitlenebilen yapısıyla güvenli saklama imkânı sağlıyor.
  • Şarj kablosu: Elektrikli araçların 22 kW’a kadar hızlı ve verimli şekilde şarj edilmesini destekleyen kablo, kullanım sonrasında yeniden spiral formuna dönen tasarımı sayesinde kolayca toplanıp saklanabiliyor. Suya ve toza dayanıklı yapısıyla uzun ömürlü kullanım sunan ürün, sert kapaklı koruma çantasıyla birlikte geliyor.

  • Mobil konnektör: Şarj noktalarının müsait olmadığı durumlarda elektrikli araç kullanıcılarına pratik bir alternatif sunuyor. Kompakt yapısı sayesinde araçta kolayca taşınabilen mobil konnektör, şarj sürecini takip eden ve aşırı ısınmaya karşı koruma sağlayan entegre kontrol sistemiyle güvenli kullanımı destekliyor.
  • Otomatik bagaj açma sistemi: Bagajın kolayca açılıp kapatılmasını sağlayarak özellikle ellerin dolu olduğu anlarda günlük kullanımı daha konforlu ve pratik hale getiriyor.
  • Yan basamak: Araca iniş ve binişi kolaylaştırırken Hyundai modellerine özel tasarımı ve model logosuyla aracın sportif görünümünü tamamlıyor.

Hyundai Orijinal Aksesuarları, 30 Eylül 2026 tarihine kadar geçerli yüzde 40’a varan indirim fırsatıyla kullanıcılarla buluşuyor. Kampanyaya ve araçlarla uyumlu aksesuar seçeneklerine ilişkin ayrıntılı bilgi Hyundai Yetkili Servisleri’nden alınabiliyor.

Continue Reading

Elektrikli Otomobiller

Daha Fazla Güç, Daha Fazla Özgürlük: Ford Capri ve Explorer’da Yeni Batarya Teknolojisi

Ford Capri ve Explorer’ın standart menzilli modelleri, yeni lityum-demir fosfat (LFP) batarya tasarımı ve geliştirilmiş elektrik motoru teknolojisi sayesinde daha uzun menzil ve daha yüksek performans sunuyor.
Explorer ve Capri’nin daha yüksek batarya kapasitesi ile sürüş menzili şehiriçinde 576 km’nin üzerine çıkarken¹, LFP hücre yapısı bataryanın sık aralıklarla maksimum kapasiteye kadar şarj edilebilmesini sağlıyor.
Yeni elektrik motoru hem gücü hem de torku yüzde 10’dan fazla artırarak tepki süresini iyileştiriyor ve 0-100 km/s hızlanma süresi 8,7 saniyeden sadece 8,0 saniyeye iniyor.

Ford Türkiye, Elektriğin Ford Çağı’nı açtığı yeni tamamen elektrikli Explorer ve Capri modellerinde önemli geliştirmeler yapmaya devam ediyor. Müşterilere yeni yerler keşfetme ve yolculukların tadını çıkarmada daha fazla özgürlük ve erişebilirlik sunmak üzere tasarlanan bu yenilikler, güç ve tork artışının yanı sıra daha uzun menzil ve kullanım esnekliği sağlıyor.

Güncellenen elektrik motoru, standart menzilli Capri ve Explorer modellerinde 123 km’ye varan bir menzil artışı getiriyor. Explorer’da yapılan geliştirmeler ile menzil şehir içinde 496 km’den 619 km’ye kadar çıkıyor ve yüzde 25’lik bir artış sağlanıyor. (WLTP Karma Menzil ise 378 km’den 440 km’ye ulaşıyor.) Capri’nin şehiriçi menzili ise yüzde 24’lük artışla 471 km’den 586 km’ye kadar² çıkıyor. (WLTP Karma Menzil ise 373 km’den 437 km’ye ulaşıyor.) Bu değer, pek çok müşterinin günlük hayatı için önemli olan 500 km eşiğini rahatlıkla aşıyor. Ayrıca 105 kW DC hızlı şarj kullanıldığında bataryanın yüzde 10’dan yüzde 80 doluluğa ulaşması sadece 26 dakika sürüyor. ³

Yapılan iyileştirmeler sadece menzili uzatmakla kalmıyor, gücün 190 PS’ye ve torkun 350 Nm’ye yükseltilmesiyle performansta da önemli artış sağlanıyor.⁴ Hem Capri hem de Explorer modelleri artık 0-100 km/s hızlanmasını 8,0 saniyede tamamlayarak çok daha dinamik bir sürüş deneyimi sunuyor. Bu güncellemenin en önemli unsurlarından biri olan yeni lityum-demir fosfat (LFP) batarya teknolojisi, sadece daha yüksek dayanıklılık sunmakla ve yüksek talep gören hammaddelere bağımlılığı azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda müşterilerin batarya performansından endişe duymadan araçlarını düzenli olarak yüzde 100 kapasiteye kadar şarj etmelerine de olanak tanıyor. Bu da uzun yolculukları çok daha pratik hale getirerek kullanıcılara daha fazla rahatlık ve esneklik sağlıyor.

Tüm bu yenilikler, Ford’un ürün gamındaki sürekli iyileştirme kararlılığının bir göstergesi. Şirket; ürettiği her Ford modelinin, markanın temel değerlerinin merkezinde yer alan özgün tasarım DNA’sını, karakteristik sürüş dinamiklerini ve macera ruhunu taşımasına büyük önem veriyor.

Ford’un Almanya’daki Köln Elektrikli Araç Merkezi’nde üretilen ilk tam elektrikli SUV’si olan ve tasarımıyla 2024 Red Dot Tasarım Ödülü’nün sahibi olan Ford Explorer; 472 litrelik bagaj kapasitesi, geniş iç hacmi ve teknoloji harikası donanımlarıyla modern aileler ve macera tutkunları için cazip bir seçenek olarak öne çıkıyor. Ford Explorer; 14.6″ SYNC Move ekran, 17 litrelik mega saklama alanı, ambiyans aydınlatma ve gelişmiş sürüş destek sistemleriyle sınıfında fark yaratıyor. Yeni batarya teknolojisine sahip 2026 model Explorer’ın Select Standart Menzil 140 kW RWD versiyonu 2.298.900 TL, Premium Standart Menzil 140 kW RWD versiyonu ise 3.104.800 TL’lik tavsiye edilen satış fiyatıyla sunuluyor.

Ford Explorer gibi Köln’de üretilen Capri modeli; 12 ultrasonik sensör, beş kamera ve üç radar kullanarak gelişmiş sürücü destek sistemleriyle araç kullanıcısına güvenli ve konforlu bir sürüş deneyimi sunuyor. Panoramik cam tavanı, Matrix LED farları, B&O ses sistemi ve 572 litrelik geniş bagaj hacmi gibi özellikleriyle öne çıkan Capri’nin yeni batarya teknolojisine sahip 2026 model yılı Premium Standart Menzil 140 kW RWD versiyonu 3.371.600 TL’lik tavsiye edilen satış fiyatıyla sunuluyor.

 

Tam şarjlı Explorer RWD’nin 440 km’ye varan sürüş menzili. Dünya Harmonize Hafif Araç Test Prosedürüne (Worldwide Harmonized Light Vehicles Test Procedure – WLTP) göre tahmin edilen menzil. Belirtilen değerler karşılaştırma amacıyla verilmiştir ve yalnızca aynı teknik prosedürlere göre test edilmiş diğer araçlarla karşılaştırılmalıdır. Gerçek menzil ortam sıcaklığı, sürücü davranışı, rota profili, aracın durumu, lityum-ion bataryanın yaşı ve sağlık durumu gibi koşullara bağlı olarak değişiklik gösterebilir

Tam şarjlı uzatılmış Daha Fazla Güç, Daha Fazla Özgürlük:
Ford Capri ve Explorer’da Yeni Batarya Teknolojisi

Ford Capri ve Explorer’ın standart menzilli modelleri, yeni lityum-demir fosfat (LFP) batarya tasarımı ve geliştirilmiş elektrik motoru teknolojisi sayesinde daha uzun menzil ve daha yüksek performans sunuyor.
Explorer ve Capri’nin daha yüksek batarya kapasitesi ile sürüş menzili şehiriçinde 576 km’nin üzerine çıkarken¹, LFP hücre yapısı bataryanın sık aralıklarla maksimum kapasiteye kadar şarj edilebilmesini sağlıyor.
Yeni elektrik motoru hem gücü hem de torku yüzde 10’dan fazla artırarak tepki süresini iyileştiriyor ve 0-100 km/s hızlanma süresi 8,7 saniyeden sadece 8,0 saniyeye iniyor.

Ford Türkiye, Elektriğin Ford Çağı’nı açtığı yeni tamamen elektrikli Explorer ve Capri modellerinde önemli geliştirmeler yapmaya devam ediyor. Müşterilere yeni yerler keşfetme ve yolculukların tadını çıkarmada daha fazla özgürlük ve erişebilirlik sunmak üzere tasarlanan bu yenilikler, güç ve tork artışının yanı sıra daha uzun menzil ve kullanım esnekliği sağlıyor.

Güncellenen elektrik motoru, standart menzilli Capri ve Explorer modellerinde 123 km’ye varan bir menzil artışı getiriyor. Explorer’da yapılan geliştirmeler ile menzil şehir içinde 496 km’den 619 km’ye kadar çıkıyor ve yüzde 25’lik bir artış sağlanıyor. (WLTP Karma Menzil ise 378 km’den 440 km’ye ulaşıyor.) Capri’nin şehiriçi menzili ise yüzde 24’lük artışla 471 km’den 586 km’ye kadar² çıkıyor. (WLTP Karma Menzil ise 373 km’den 437 km’ye ulaşıyor.) Bu değer, pek çok müşterinin günlük hayatı için önemli olan 500 km eşiğini rahatlıkla aşıyor. Ayrıca 105 kW DC hızlı şarj kullanıldığında bataryanın yüzde 10’dan yüzde 80 doluluğa ulaşması sadece 26 dakika sürüyor. ³

Yapılan iyileştirmeler sadece menzili uzatmakla kalmıyor, gücün 190 PS’ye ve torkun 350 Nm’ye yükseltilmesiyle performansta da önemli artış sağlanıyor.⁴ Hem Capri hem de Explorer modelleri artık 0-100 km/s hızlanmasını 8,0 saniyede tamamlayarak çok daha dinamik bir sürüş deneyimi sunuyor. Bu güncellemenin en önemli unsurlarından biri olan yeni lityum-demir fosfat (LFP) batarya teknolojisi, sadece daha yüksek dayanıklılık sunmakla ve yüksek talep gören hammaddelere bağımlılığı azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda müşterilerin batarya performansından endişe duymadan araçlarını düzenli olarak yüzde 100 kapasiteye kadar şarj etmelerine de olanak tanıyor. Bu da uzun yolculukları çok daha pratik hale getirerek kullanıcılara daha fazla rahatlık ve esneklik sağlıyor.

Tüm bu yenilikler, Ford’un ürün gamındaki sürekli iyileştirme kararlılığının bir göstergesi. Şirket; ürettiği her Ford modelinin, markanın temel değerlerinin merkezinde yer alan özgün tasarım DNA’sını, karakteristik sürüş dinamiklerini ve macera ruhunu taşımasına büyük önem veriyor.

Ford’un Almanya’daki Köln Elektrikli Araç Merkezi’nde üretilen ilk tam elektrikli SUV’si olan ve tasarımıyla 2024 Red Dot Tasarım Ödülü’nün sahibi olan Ford Explorer; 472 litrelik bagaj kapasitesi, geniş iç hacmi ve teknoloji harikası donanımlarıyla modern aileler ve macera tutkunları için cazip bir seçenek olarak öne çıkıyor. Ford Explorer; 14.6″ SYNC Move ekran, 17 litrelik mega saklama alanı, ambiyans aydınlatma ve gelişmiş sürüş destek sistemleriyle sınıfında fark yaratıyor. Yeni batarya teknolojisine sahip 2026 model Explorer’ın Select Standart Menzil 140 kW RWD versiyonu 2.298.900 TL, Premium Standart Menzil 140 kW RWD versiyonu ise 3.104.800 TL’lik tavsiye edilen satış fiyatıyla sunuluyor.

Ford Explorer gibi Köln’de üretilen Capri modeli; 12 ultrasonik sensör, beş kamera ve üç radar kullanarak gelişmiş sürücü destek sistemleriyle araç kullanıcısına güvenli ve konforlu bir sürüş deneyimi sunuyor. Panoramik cam tavanı, Matrix LED farları, B&O ses sistemi ve 572 litrelik geniş bagaj hacmi gibi özellikleriyle öne çıkan Capri’nin yeni batarya teknolojisine sahip 2026 model yılı Premium Standart Menzil 140 kW RWD versiyonu 3.371.600 TL’lik tavsiye edilen satış fiyatıyla sunuluyor.

Detaylı bilgi için: www.ford.com.tr

# # #

1 Tam şarjlı Explorer RWD’nin 440 km’ye varan sürüş menzili. Dünya Harmonize Hafif Araç Test Prosedürüne (Worldwide Harmonized Light Vehicles Test Procedure – WLTP) göre tahmin edilen menzil. Belirtilen değerler karşılaştırma amacıyla verilmiştir ve yalnızca aynı teknik prosedürlere göre test edilmiş diğer araçlarla karşılaştırılmalıdır. Gerçek menzil ortam sıcaklığı, sürücü davranışı, rota profili, aracın durumu, lityum-ion bataryanın yaşı ve sağlık durumu gibi koşullara bağlı olarak değişiklik gösterebilir

2 Tam şarjlı uzatılmış menzile sahip Capri RWD’nin 437 km’ye varan sürüş menzili. Dünya Harmonize Hafif Araç Test Prosedürüne (Worldwide Harmonized Light Vehicles Test Procedure – WLTP) göre tahmin edilen menzil. Belirtilen değerler karşılaştırma amacıyla verilmiştir ve yalnızca aynı teknik prosedürlere göre test edilmiş diğer araçlarla karşılaştırılmalıdır. Gerçek menzil ortam sıcaklığı, sürücü davranışı, rota profili, aracın durumu, lityum-ion bataryanın yaşı ve sağlık durumu gibi koşullara bağlı olarak değişiklik gösterebilir

3 Belirtilen değerler 105 kW DC hızlı şarj kullanan standart menzil bataryaya sahip Ford Explorer RWD ve standart menzil bataryaya sahip Ford Capri RWD modellerine ait değerlerdir. Gerçek şarj süreleri ve şarj etme hızları kullanılan ev veya kamusal şarj istasyonuna ve diğer koşullara (hava koşulları, ortam sıcaklığı, sürücü davranışı, sürüş profili, aracın durumu, lityum-ion bataryanın yaşı ve sağlık durumu, sıcaklık) bağlı olarak değişiklik gösterebilirmenzile sahip Capri RWD’nin 437 km’ye varan sürüş menzili. Dünya Harmonize Hafif Araç Test Prosedürüne (Worldwide Harmonized Light Vehicles Test Procedure – WLTP) göre tahmin edilen menzil. Belirtilen değerler karşılaştırma amacıyla verilmiştir ve yalnızca aynı teknik prosedürlere göre test edilmiş diğer araçlarla karşılaştırılmalıdır. Gerçek menzil ortam sıcaklığı, sürücü davranışı, rota profili, aracın durumu, lityum-ion bataryanın yaşı ve sağlık durumu gibi koşullara bağlı olarak değişiklik gösterebilir

3 Belirtilen değerler 105 kW DC hızlı şarj kullanan standart menzil bataryaya sahip Ford Explorer RWD ve standart menzil bataryaya sahip Ford Capri RWD modellerine ait değerlerdir. Gerçek şarj süreleri ve şarj etme hızları kullanılan ev veya kamusal şarj istasyonuna ve diğer koşullara (hava koşulları, ortam sıcaklığı, sürücü davranışı, sürüş profili, aracın durumu, lityum-ion bataryanın yaşı ve sağlık durumu, sıcaklık) bağlı olarak değişiklik gösterebilir

Continue Reading
Reklam
Reklam
Reklam

Trending

Copyright © 2017 Zox News Theme. Theme by MVP Themes, powered by WordPress.