Connect with us

Otomotiv Sektörü

GÖZ ALICI YENİ PEUGEOT 408, 2023’TE TÜRKİYE’DE!

PEUGEOT’nun C segmentinde SUV kodlarıyla göz alıcı tasarımı ve yenilikçi yaklaşımıyla dikkat çeken yeni modeli 408, elektrikliye de odaklanılan mükemmel verimliliğiyle ön plana çıkıyor. Markanın son tasarım diliyle öne çıkan 408’in yenilikçi Fastback tasarımı, duyguları harekete geçiren üstün sürüş keyfi ve sezgisel kullanıma odaklanan ileri teknolojileri ile birleştiriliyor. Yeni PEUGEOT 408, 2023 yılında kademeli olarak Avrupa pazarlarında yollara çıkmaya başlayacak. 

Dünyanın en köklü otomobil markalarından biri olan PEUGEOT, yeni 408 modeliyle SUV kodlu dinamik silueti ve kusursuz Fastback tasarımıyla kalıpları kırıyor. Ekim 2022’deki Paris Otomobil Fuarı’nda dünya tanıtımı yapılan yeni PEUGEOT 408, 2023’ün ilk aylarında kademeli olarak yollara çıkmaya başlayacak. PEUGEOT, son yıllarda SUV 2008, SUV 3008 ve SUV 5008 modelleriyle yakaladığı başarıyı, yeni 308 ile sürdürerek her modeliyle sınıfının referans noktası olmayı başardı. PEUGEOT, yeni 408 ile son derece rekabetçi C segmentindeki ürün çeşitliliğini artırırken, markanın bu sınıftaki başarısını devam ettiriyor. Yeni PEUGEOT 408, modern dünyadaki insanların bir otomobilden bekledikleri tüm ihtiyaçları karşılıyor.

SUV kodlarıyla harmanlanan dinamik ve yenilikçi Fastback tasarımın benzersiz çekiciliği

Yeni 408’in tasarımında ilk göze çarpan, markanın özgün kedi duruşu marka aidiyetine gönderme yapıyor. Keskin tasarım çizgileriyle birlikte ön tasarım, yeni aslan başlı PEUGEOT logosuna gururla ev sahipliği yapıyor. Arka tamponun ters kesimi göz alıcı profile güçlü bir görünüm kazandırıyor. Yeni PEUGEOT 408, 20 inçlik jantlar ve 720 mm çapında tekerleklerle yere sağlam basıyor, güven veriyor. Önde, aslan dişi tasarımı ışık imzası, arkada üç pençeli LED stop lambaları gibi detaylar 408’i, PEUGEOT ailesine mükemmel bir şekilde entegre ediyor.

Farlarda kullanılan Matrix LED teknolojisi, yüksek aydınlatma performansı sağlarken aynı zamanda, ince far tasarımlarına olanak tanıyor. Bu far tasarımı 408’e kararlı ve güçlü bir bakış kazandırıyor. Işık imzası tampona entegre aslan dişi tasarımı iki LED şeridi ile aşağı doğru uzanıyor.

408, C segmentinde alışık olunmadık, güçlü SUV kodları barındıran göz alıcı bir Fastback karoser formunda dış tasarıma sahip. EMP2 platformu kullanılarak üretilen 408,  4.687mm uzunluğa, 1.859 mm (aynalar katlı) genişliğe ve 2.787 mm dingil mesafesiyle sınıfının limitlerini zorluyor. Söz konusu dingil mesafesi geniş arka koltuk yaşama alanını beraberinde getiriyor. Ön iz genişliği 1589mm ve arka iz genişliği 1.604 mm olan yeni PEUGEOT 408, 20 inçlik jantları ve 720 mm çapında tekerlekleriyle yolda güçlü ve kendinden emin bir duruş sergiliyor. Yeni PEUGEOT 408,  1.478mm’lik yüksekliği ile zarif ve sportif bir profil ortaya koyuyor.

Önden bakıldığında yeni nesil PEUGEOT modellerinin karakteristik unsuru olan yatay ve uzun motor kaputu dikkat çekiyor. Bu tasarım seçimi kaput/yan cephe oyuklarını görsel olarak gizlerken aynı zamanda otomobile modern ve güçlü bir görünüm kazandırıyor. Yine bu tasarım uygulaması gövdenin dış çizgisini basitleştirerek gövde parçalarının mükemmel şekilde oturmasını sağlıyor.

Farlarda kullanılan Matrix LED teknolojisi, yüksek aydınlatma performansı sağlarken aynı zamanda, ince far tasarımlarına olanak tanıyor. Bu far tasarımı 408’e kararlı ve güçlü bir bakış kazandırıyor. Işık imzası tampona entegre aslan dişi tasarımı iki LED şeridi ile aşağı doğru uzanıyor.

Ön ızgara yeni 408’e iddialı ve güçlü bir görünüm kazandırıyor. Aynı zamanda sürüş destek sistemlerine ait radarı gizleyen yeni marka logosuna da ev sahipliği yapıyor. Izgaranın gövde renginde olması onu tamponun geneliyle bütünleşmesini sağlıyor. Yeni nesil PEUGEOT modellerinde kullanılan bu tasarım anlayışı aynı zamanda elektrikliye geçiş için de bir işaret oluşturuyor. Büyük siyah yüzeyler, ön cephenin grafik temasını karakterize ediyor ve otomobilin genişliğini, sağlamlığını görsel olarak vurguluyor. Gövdeyi çevreleyen siyah korumalar birleşerek aslan dişi tasarımı ışık imzasını çevreliyor ve kontrast oluşturarak ışık imzasının görünürlüğünü arttırıyor.

Yeni PEUGEOT 408’in profili, dinamizmi güçlendirmek üzere tasarlanan siyah ve gövde renginde parçaların ayrım çizgisiyle vurgulanıyor. Yine bu ayrım çizgisi, özellikle de yan cam çizgisiyle ve arka cam çizgisiyle iç mekân genişliğine dikkat çekiyor. Gövde ve tekerlek davlumbazına ait yan koruma kaplamaları gövde rengini belirli bir açıyla keserek eğimli bir çizgi ile ters görünüm efekti oluşturup arka tampona kadar uzanıyor. Tavan çizgisinin arkası özellikle aerodinamik açıdan büyük bir sorumluluk üstleniyor. Hava akışı mükemmel bir aerodinamik koridor oluşturan iki “kedi kulağı” tarafından bagaj kapağı spoylerine doğru yönlendirilerek optimize ediliyor.

Devasa 20 inçlik jantlar hareketsizken bile dikkat çekiyor ve düşük hızlardaki sürüşte benzersiz bir görsel etki yaratıyor. Jantların sıra dışı tasarımı, yeni 408’in konsept yaklaşımıyla da uyumlu. Yeni PEUGEOT 408, Obsession Mavi, Titanyum Gri, Tekno Gri, Elixir Kırmızı, Sedef Beyaz ve İnci Siyah isimli 6 farklı gövde rengiyle üretilecek.

Sınıfında standartları belirleyen kabin konforu 

C segmentinin en iyisi olarak tasarlanan yeni PEUGEOT 408, üstün sürüş keyfi için zengin bir donanım sunuyor. Bağımsız Alman ergonomi ve sırt sağlığı uzmanları derneğinin AGR sertifikasına sahip olan ön koltuklar ile donatılan yeni 408, zengin koltuk ayarı seçenekleriyle en uzun yolcukları bile keyfe dönüştürüyor. Koltuklar sürücü için iki hafıza ile 10 yönlü elektrikli ayar, yolcu için 6 yönlü elektrikli ayar, ayrıca 5 farklı programa sahip 8 hava masajı ve koltuk ısıtması işlevleriyle donatılabiliyor. Koltukların tasarımını; gözenekli kumaş, teknik ağ, alcantara, kabartmalı deri ve renkli napa olmak üzere kaliteli malzemeler tamamlıyor. GT versiyonlarında koltuklar, gösterge paneli, kapı panelleri ve konsoldaki pedler Adamit renkli iplikle süsleniyor. Orta konsol kemeri, kablosuz şarj alanına kadar uzanıyor. Konsolun geri kalanı, bir kol dayama, iki USB C soketi (şarj/veri), iki büyük bardak tutucu ve 33 litreye kadar saklama alanları ile işlevsel ve pratik bir yapı sunuyor.

Yeni PEUGEOT 408, 2.787 mm’lik dingil mesafesiyle arka koltuk yolcularına 188 mm diz mesafesi ile geniş bir yaşama alanı sunuyor. Ön koltuklar, arka yolcuların bacaklarını altına sokabilecekleri ayak boşluğunu sağlıyor. Koltukların tasarımı ve koltuk açısı, yolculara seyahatleri sırasında optimum konfor için alanı en iyi şekilde kullanma fırsatı veriyor. Allure donanım seviyesinden itibaren orta konsolun arkasında iki USB C şarj soketi bulunuyor.

Yeni PEUGEOT 408, standart olarak iki parça halinde katlanan (60/40) bir arka koltuk ve bir kayak bölmesi ile donatılıyor. GT versiyonunda iki bölüm, bagajın yanlarında bulunan iki kumanda ile pratik bir şekilde katlanabiliyor. Yeni 408, 536 litre ile geniş bir bagaj kullanıma sunuyor. Arka koltukların katlanmasıyla bagaj hacmi 1.611 litreye ulaşıyor. İçten yanmalı versiyonda bagaj zeminin altında 36 litre ek saklama alanı bulunuyor. Sırtlık katlandığında, 1,89 metreye kadar nesneler yüklenebiliyor. Bagajda bulunan 12V prizi, LED aydınlatma, saklama ağı, kayış ve çanta kancaları kullanım kolaylığını destekliyor. Arka pandizot, bagaj kapağına sabit olduğundan bagaj kapağı açıldığında kapakla kalkıyor ve bagaj kullanımı kolaylaştırıyor. Otomatik açılan elektrikli bagaj kapağı, eller dolu olduğunda bagaj erişimini kolaylaştırıyor. Bagaj kapağını açmak için tamponun altına ayak uzatma, uzaktan kumanda, bagaj kapağı düğmesi veya ön konsoldaki bagaj açma düğmesi kullanılabiliyor.

Merkezi ekranın arkasındaki LED ortam aydınlatması (8 renk seçeneği) gözü yormayan bir ışık yayıyor. Aynı ışık, donanım seviyesine bağlı olarak kumaş, Alcantara® veya orijinal preslenmiş alüminyumdan oluşan kapı panellerine kadar uzanıyor.

Yeni PEUGEOT 408’in sıcaklık ve akustik konforu, özel cam teknolojileriyle iyileştirildi. İsteğe bağlı olarak tamamen ısıtmalı ön cam, 3,85 mm kalınlığındaki ön ve arka cam, donanım seviyesine bağlı olarak lamine ön ve yan camlar ek ses yalıtımı ve güvenlik sunuyor.

Klima sistemi yolcuların termal konforuna da katkıda bulunuyor. Ön havalandırma ızgaraları yüksekte konumlanıyor ve arka koltuk yolcuları için orta konsolun arkasında iki havalandırma ızgarası bulunuyor. AQS (Hava Kalitesi Sistemi) yolcu kabinine giren havanın kalitesini sürekli olarak izliyor. Sistem dış hava sirkülasyonunu otomatik olarak etkinleştiriyor. GT donanım seviyesinden itibaren hava arıtma sistemi Clean Cabin de sunuluyor. Hava kalitesi merkezi dokunmatik ekranda gösteriliyor.

Ses sistemi uzmanı Focal iş birliği ile geliştirilen, FOCAL® Premium Hi-Fi ses sistemi üç yıllık uzun soluklu bir çalışmanın ürünü olmasıyla dikkat çekiyor. ARKAMYS dijital ses işlemcisi ile tamamlanan FOCAL® Premium Hi-Fi ses sistemi ileri teknoloji ürünü 10 adet hoparlör içeriyor. Hoparlörler yeni 12 kanallı 690 W D Sınıfı amplifikatör tarafından besleniyor.

PEUGEOT ve Focal ekipleri, tüm yolculara heyecan verici bir ses deneyimi sunmak için her bir hoparlörün konumunu belirmek üzere birlikte çalıştı. Sistem, gelişmiş ses sahnesi, ayrıntılı sesler ve derin ve etkileyici baslarla benzersiz bir ses deneyimi sunuyor.

PEUGEOT i-Cockpit® ile eşsiz sürüş deneyimi

PEUGEOT i-Cockpit®, PEUGEOT modellerini rakiplerinden ayıran en güçlü noktalarından biri olurken, her yeni nesil ile daha da gelişti ve modernize edildi. Yeni PEUGEOT 408 ile sunulan yeni bilgi-eğlence sistemi PEUGEOT i-Connect®, ergonomi, kalite, pratiklik ve teknoloji açısından yeni standartlar belirliyor.

PEUGEOT i-Cockpit®’in en önemli unsurlarından biri olan kompakt direksiyon simidi, benzersiz çeviklik ve hareket hassasiyeti ile sürüş keyfini arttırıyor. Direksiyon ergonomik bir tasarıma sahipken, opsiyon olarak ısıtma özelliği ile donatılıyor. Bunun yanında bilgi-eğlence sistemi dışında bazı sürüş destek sistemlerinin kontrollerini de bünyesinde barındırıyor.

Direksiyon simidinin hemen üzerinde göz hizasında bulunan yeni dijital gösterge, 10 inçlik bir dijital ekrana sahip. GT donanım seviyesiyle 3-Boyut teknolojisi devreye giriyor. Dijital gösterge tamamen kişiselleştirilebiliyor ve kontrol panelinden değiştirilebilen çeşitli ekran modlarına (TomTom Bağlantılı Navigasyon, Radyo/Medya, Sürüş Destek Sistemleri, Enerji Akışı, vb.) sahip.

Yeni PEUGEOT 408’in ön konsol yapısı, yüksek havalandırma mimarisine dayanıyor. Bu mimari termal konforu artırmak için hava çıkışlarını yolcuların baş bölgesinde, yüksek bir konuma yerleştiriyor. Yine bu mimari sürücünün önünde bulunan dijital ekrandan biraz daha alçak olan merkezi 10 inçlik dokunmatik ekranın sürücüye yaklaşmasına olanak tanıyor. Sistem, merkezi ekranın altına açıkça görülecek şekilde yerleştirilen ve segmentinde benzersiz bir estetik ve teknoloji seviyesi sağlayan kişiselleştirilebilir i-toggle düğmelerle destekleniyor. Her i-toggle, iklimlendirme, telefon ayarları, radyo istasyonu veya uygulama olmak üzere kullanıcının tercihine göre ayarlanmış dokunmaya duyarlı bir kısayol görevi görüyor.

PEUGEOT İç Tasarım Ekibi’nin yeni 408’in kabinini tasarlarken hedeflerinden biri, ön yolcuların arasındaki boşluğu dengelemekti. PEUGEOT i-Cockpit®, sürüş ergonomisini optimize eden sürücü odaklı merkezi ekran felsefesini devam ettiriyor. Orta konsol bilinçli olarak yolcu odaklı bir tasarımla şekilleniyor. Tüm dinamik kontroller, sürücü tarafında bir yay şeklinde gruplanıyor. Sürücü, tek bir dokunuş ile 8 ileri vitesli EAT8 otomatik şanzımanın sürüş modları arasında seçim yapabiliyor.

Bağlantılı Mükemmellik: PEUGEOT i-Connect Advanced Sistemi

Yeni PEUGEOT 408, üst düzey bağlantı deneyimi sunuyor. Yeni bilgi-eğlence sistemi, gelişmiş akıllı telefon ve otomobil entegrasyonu ile benzersiz bir günlük kullanım konforu sunuyor. Her sürücü kendi ekranını, atmosferini ve ayar tercihlerini tanımlayabiliyor. Sistemde sekiz adede kadar farklı profil kaydedilebiliyor. Akıllı telefonu otomobilin bilgi-eğlence sistemine bağlayan ekran yansıtma işlevi ile kablosuz ve Bluetooth üzerinden iki telefon aynı anda bağlanabiliyor. Dört adet USB-C girişi, bağlanabilirlik çözümlerini tamamlıyor.

10 inç yüksek çözünürlüklü merkezi ekran kolay bir kullanım sunuyor. Ekran, bir tablet gibi çoklu pencereler, widget’lar veya kısayollar ile kişiselleştirilebiliyor. Farklı menüler arasında soldan sağa veya bildirimler için yukarıdan aşağı kaydırmak yetiyor. Üç parmakla tıklayarak uygulama ekranı açılabiliyor. Yine akıllı telefonda olduğu gibi, tek bir dokunuş ile ana sayfaya ulaşılabiliyor. Ekranın üst kısmındaki kalıcı başlık, dış sıcaklık, klima, uygulama sayfalarındaki konum, bağlantı verileri, bildirimler ve saati gösteriyor.

PEUGEOT i-Connect Advanced, üst düzey bilgi-eğlence deneyimi sunuyor. Güçlü ve verimli TomTom bağlantılı navigasyon ile donatılıyor. Harita, 10 inçlik ekranın tamamında görüntüleniyor. Sistem “kablosuz”, yani havadan bağlantı ile güncelleniyor. “OK PEUGEOT” doğal dil ses tanıma güvenliği artırıyor ve tüm bilgi-eğlence işlevlerine erişim sağlıyor.

Üstün teknoloji ve güvenlik standart 

Yeni PEUGEOT 408, en güncel sürüş destek sistemleriyle donatılıyor. 6 adet kamera ve 9 adet radarla çalışan bu sistemlerden bazıları üst segment araçlarda sunulmasıyla dikkat çekiyor. Dur&Kalk Fonksiyonlu Adaptif Hız Sabitleme sistemi araçlar arası mesafeyi ayarlarken, çarpışma uyarılı otomatik acil durum freni 7 km/s’den 140 km/s’ye kadar gece ve gündüz yayaları ve bisikletlileri algılıyor. Yön düzeltme işlevi ile aktif şeritten çıkma uyarısı sürüş güvenliğini arttırmaya katkıda bulunuyor. Sürücü Dikkat Dağınıklığı Uyarısı direksiyon hareketlerini analiz ederek, 65 km/s üzerindeki hızlarda ve uzun süreli sürüşlerde dikkat dağınıklığını algılıyor.  Kapsamı genişletilen trafik işareti tanıma sistemi hız işaretlerine ek olarak dur işaretleri, tek yön, sollama yapılmaz, sollama yapılmaz sonu işaretlerini de algılayarak dijital gösterge ekranında gösteriyor. “Night Vision” Gece Görüş Sistemi, uzun huzmeli farların görüş menzilinden önce kızıl ötesi görüş sistemi ile geceleri veya görüşün zayıf olduğu durumlarda aracın önündeki canlıları (yayalar/hayvanlar) tespit ediyor. Uzun menzilli kör nokta izleme sistemi 75 metreye kadar tarama yapıyor. Arka trafik uyarısı, geri manevralarda sürücüyü yakındaki bir tehlikelere karşı uyarıyor.Entegre temizleme başlığına sahip 180° açılı yüksek çözünürlüklü geri görüş kamerası araç kirlense bile güvenlikten ödün vermiyor. 4 adet yüksek çözünürlüklü kamera (ön, arka ve yan) ile 360° park yardımcısı ile geri vitese takıldığında yan ayna açısı ayarı park ve manevralarda sürücünün işini kolaylaştırıyor. Otomatik uzun far, Matrix LED farların öndeki veya yaklaşan araçların gözünü kamaştırmadan uzun huzmelerin maksimum kullanımını sağlıyor.

Drive Assist 2.0 paketi, yarı otonom sürüşe doğru bir adım daha yaklaşıyor. Bu paket, Dur&Kalk Fonksiyonlu Adaptif Hız Sabitleme ve Şerit Takip Asistanından oluşuyor. Sistem, çift şeritli yollarda kullanılan iki yeni fonksiyon ekliyor; 70 km/s ile 180 km/s arasındaki hızlarda sürücünün önündeki aracı sollamasına ve şeridine dönmesine izin veren yarı otomatik şerit değiştirme ile sürücünün hızını (hızlanma veya yavaşlama) hız sınırı işaretlerine göre uyarlamasını öneren tahmini hız önerisi.

Yeni PEUGEOT 408, günlük kullanımı kolaylaştırmak için farklı donanımlar da sunuyor. Bunlar arasında; Yakınlık mesafeli eller serbest giriş ve çalıştırma, elektrikli bagaj kapağı ile eller serbest açma, tamamen buz çözebilen ısıtmalı ön cam ve ısıtmalı direksiyon simidi, çevre ve iç denetimli süper kilitlenme alarmı, tüm versiyonlarda elektrikli el freni ve perdeli açılır tavan bulunuyor.

Yeni PEUGEOT 408 aracın yoldaki yönü de dahil olmak üzere yolcu sayısı ve konum bilgisi içeren e-call acil durum çağrısı ile sistemi ile donatılıyor.

Aerodinami ile birleşen verimlilik uzmanı motorlar

Yeni 408 geliştirilirken, tüketimi ve CO₂ emisyonlarını azaltmak PEUGEOT ekiplerinin en önemli önceliklerinden biri oldu. Tüm PEUGEOT modellerinde olduğu gibi aerodinami büyük bir titizlikle ele alındı. Tampon, bagaj kapağı, difüzör, aynalar, gövde altı kaplamaları PEUGEOT’nun tasarım ve aerodinami mühendisleri arasındaki yakın iş birliğiyle birlikte gövde ile optimize edildi. Bunun yanında jantların tasarımı da daha iyi aerodinamik verimlilik sağlıyor ve otomobilin genel performansına katkıda bulunuyor. Gövde rijitliği, titreşim konforunu artırmak için yapısal elemanların birleştirilmesiyle optimize edildi.

11,18 m dönüş çapı, üstün yol tutuş, sınıfının en iyi sürüş konforu ve üstün sürüş keyfi, yeni PEUGEOT 408’in DNA’sının bir parçasını oluşturuyor. Yeni PEUGEOT 408, 17 ile 20 inç arasında jant ebatlarıyla sunuluyor. Markanın üstün yol tutuşu özelliklerinden ödün vermeden yuvarlanma direncini azaltarak verimliliği artırmak için A Sınıfı lastikler kullanılıyor.

Yeni PEUGEOT 408’de PLUG-IN HYBRID 225 e-EAT8 ve PLUG-IN HYBRID 180 e-EAT8 isimli iki adet şarj edilebilir hibrit motor sunuluyor. 180 e-EAT8; 150 HP güce sahip PureTech benzinli motor ve 81 kW güce sahip elektrikli motora, 225 e-EAT8 ise 180 HP güce sahip PureTech benzinli motor ve 81 kW güce sahip elektrikli motora  sahip. Her iki şarj edilebilir hibrit motor da EAT8 8 ileri vitesli otomatik şanzımanla gücünü ön tekerleklere aktarıyor. Her iki şarj edilebilir hibrit versiyon da lityum-iyon batarya ile 12,4 kWsa şarj kapasitesine ve 102 kW güce sahip. Şarj standart olarak 3,7 kW tek fazlı şarj cihazı ve isteğe bağlı 7,4 kW tek fazlı şarj cihazı ile gerçekleştiriliyor. 7,4 kW’lik Wall Box ya da tek fazlı entegre şarj cihazı ile tam şarj yaklaşık 1 saat 55 dakika sürerken, 3,7 kW’lik şarj cihazı ile tam şarj yaklaşık 3 saat 50 dakika sürüyor. Standart prizde ise tam şarj süresi yaklaşık 7 saat 30 dakika sürüyor.

Ayrıca 3 silindirli 130 HP 1.2 litre PureTech içten yanmalı bir motor seçeneği de bulunuyor. 8 ileri vitesli EAT8 otomatik şanzıman ve start&stop özelliği ile bu motor Euro 6.4 emisyon normunu karşılıyor. İlerleyen dönemde ise tamamen elektrikli versiyon da sunulacak.

Küresel hedeflere sahip model, önce Avrupa pazarı için Fransa’nın Mulhouse kentinde, kısa bir süre sonra da Çin pazarı için Çin’deki Chengdu fabrikasında üretilecek.

Continue Reading
Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Otomotiv Sektörü

Otonom araçlar sigortada sorumluluğu yeniden tanımlıyor

Otonom sürüş teknolojileri test aşamasından gerçek trafik koşullarına doğru ilerlerken, “Kaza olduğunda kim sorumlu olacak?” sorusu ise otonom araç sigortası ve sigorta sektörünün geleceği açısından en kritik konulardan birini oluşturuyor. IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, otonom araçlarla birlikte sürücü merkezli geleneksel sorumluluk anlayışının değişeceğini belirterek, “Gelecekte bir trafik kazasında yalnızca sürücünün davranışını değil; aracın yazılımını, sensörlerini, üreticisini, teknoloji sağlayıcısını ve hatta siber güvenlik altyapısını konuşacağız. Bu dönüşüm sigorta sektörünün risk tanımını da yeniden şekillendirecek” dedi.

Otomotiv sektöründe uzun süredir konuşulan otonom sürüş artık yalnızca teknoloji şirketlerinin geliştirme laboratuvarlarındaki bir gelecek senaryosu değil. Sürücü destek sistemlerinden belirli koşullarda sürüş görevini devralabilen sistemlere kadar uzanan teknoloji hızla gelişirken, uluslararası mevzuat da bu dönüşüme uyum sağlamaya başladı.

Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu (UNECE) bünyesindeki Dünya Araç Mevzuatını Uyumlaştırma Forumu (WP.29), 24 Haziran 2026 tarihinde tamamen sürücüsüz Otonom Sürüş Sistemlerine (Automated Driving Systems – ADS) yönelik ilk küresel düzenleyici çerçeveyi kabul etti. Yeni çerçeve; güvenlik yönetim sistemlerinden test ve doğrulamaya, araçların kullanım sürecindeki sürekli izlenmesine kadar ortak güvenlik kriterleri getiriyor.

Otonom sürüşün gelişmesiyle birlikte gündeme gelen dönüşüm yalnızca otomotiv sektörünü ilgilendirmiyor. Aracı kimin kullandığı ve kazaya kimin neden olduğu soruları üzerine kurulu geleneksel trafik sigortası ve kasko yaklaşımının da önümüzdeki dönemde yeniden şekillenmesi bekleniyor.

“Sorumluluk artık yalnızca direksiyon başındaki kişiye ait olmayacak”

IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, otonom araç sigortası açısından en büyük değişimin sorumluluk kavramında yaşanacağını belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Bugünkü sistem büyük ölçüde insan davranışı üzerinden çalışıyor. Bir trafik kazasında sürücünün kusuru, diğer tarafların davranışı ve kazanın oluş şekli değerlendirilerek sorumluluk belirleniyor. Ancak sürüş kararlarının bir bölümünü veya tamamını yazılımın verdiği bir dünyada bu denklem değişiyor. Kaza sürücünün hatasından mı, sensörün çevreyi yanlış algılamasından mı, yazılımdaki bir problemden mi, yoksa aracın teknik bir arızasından mı kaynaklandı? Sigortacılık açısından önümüzdeki dönemin temel sorularından biri bu olacak.”

Çiftçi, otonom araç kazalarında sigorta sorumluluğunun giderek daha çok tarafı kapsayan bir yapıya dönüşeceğine dikkat çekerek sürücünün yanı sıra araç üreticisi, yazılım geliştiricisi ve teknoloji sağlayıcılarının da sorumluluk zincirinin parçası haline geleceğini ifade etti:

“Direksiyondaki insanın rolü azaldıkça teknoloji sağlayıcılarının sorumluluğu daha görünür hale gelecek. Dolayısıyla bir kazayı değerlendirirken yalnızca ‘Sürücü ne yaptı?’ sorusunu sormak yeterli olmayacak. ‘Araç ne yaptı, sistem neden bu kararı verdi ve sistem olması gerektiği gibi çalıştı mı?’ sorularının da yanıtlanması gerekecek.”

Otonom araç kazalarında “kim sorumlu?” sorusunun tek bir cevabı olmayabilir

Otonom araçların yaygınlaşmasıyla birlikte kazalardaki sorumluluğun aracın otonomi seviyesine ve kaza anında sürüş görevini kimin yerine getirdiğine göre değişebileceğini belirten Çiftçi, bu nedenle araç tarafından üretilen verilerin öneminin de artacağına dikkat çekti.

Bir sürücünün müdahale etmesi gereken bir sistem ile sürüş görevini tamamen aracın üstlendiği bir sistemin aynı şekilde değerlendirilemeyeceğini söyleyen Çiftçi, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Burada önemli olan aracın ne kadar ‘otonom’ olduğunun doğru tanımlanması. Sürücünün sistemi sürekli izlemesi gereken bir araçla, belirli koşullarda sürüş görevini tamamen üstlenen bir araç arasında hukuki ve sigortacılık açısından önemli farklar var. Bu nedenle gelecekte kazanın saniyeler öncesindeki araç verileri, sistemin aktif olup olmadığı, sürücüye müdahale uyarısı verilip verilmediği ve sensörlerin ne algıladığı hasar değerlendirmesinin önemli parçaları haline gelebilir.”

Bu dönüşümle birlikte araçların ürettiği verilerin saklanması, erişimi ve yorumlanmasının yalnızca teknik değil, sigortacılık açısından da kritik hale geleceğini belirten Çiftçi, veri güvenliği ve kişisel verilerin korunması konularının da yeni dönemin önemli başlıklarından biri olacağını söyledi.

Trafik sigortası ve kaskoda risk tanımı değişecek

Otonom sürüşün yaygınlaşmasının trafik sigortası ve kasko ürünlerini de dönüştüreceğini belirten Çiftçi, geleneksel araç sigortalarında ağırlıklı olarak sürücü, araç ve kullanım özellikleri üzerinden yapılan risk değerlendirmelerine yeni parametrelerin ekleneceğini söyledi:

“Bugün bir aracın sigorta riskini değerlendirirken aracın modeli, değeri, kullanım şekli, hasar geçmişi ve sürücü profili gibi pek çok faktöre bakıyoruz. Otonom araçlarda ise bunlara yazılım versiyonu, sensör teknolojileri, otonom sürüş seviyesi, siber güvenlik altyapısı ve sistem güncellemeleri gibi tamamen yeni değişkenler eklenebilir.”

Çiftçi, bu nedenle gelecekte kasko sigortası ile ürün sorumluluğu, mesleki sorumluluk ve siber sigorta gibi farklı sigorta alanlarının birbirine daha fazla yaklaşabileceğini ifade etti.

Yazılım hatası yeni dönemin “sürücü hatası” olabilir

Otonom araçların en önemli özelliklerinden birinin çevresindeki dünyayı kameralar, radarlar, sensörler ve diğer teknolojiler aracılığıyla algılayarak çok kısa sürede karar verebilmesi olduğunu belirten Çiftçi, bu yapının yeni riskleri de beraberinde getirdiğine dikkat çekti:

“Bir sensörün yol üzerindeki bir nesneyi yanlış algılaması, yazılım güncellemesinin beklenmeyen bir sonuç yaratması veya sistemler arasındaki iletişimin kesintiye uğraması gelecekte bir hasarın nedeni olabilir. Bugün sürücü hatasını tartışırken yarın algoritmanın verdiği kararın nasıl oluştuğunu tartışabiliriz. Bu da hasar tespitinden sorumluluk paylaşımına kadar sigortacılığın birçok sürecini değiştirecek.”

Çiftçi’ye göre bu dönüşüm, sigorta şirketleri ve brokerler açısından otomotiv teknolojisini çok daha yakından takip etmeyi zorunlu hale getirecek. Yapay zekâ ve algoritma tabanlı sürüş sistemlerinin araç kullanımında daha fazla karar üstlenmesiyle birlikte, yazılım kaynaklı risklerin sigortacılık açısından önemi de artacak.

Siber saldırılar otomobil sigortasının da konusu haline geliyor

Otonom ve bağlantılı araçların yazılım ve veri altyapısına giderek daha fazla bağımlı hale gelmesinin siber güvenlik risklerini de otomotiv sigortacılığının gündemine taşıdığını belirten Çiftçi, araçların artık yalnızca mekanik değil aynı zamanda dijital varlıklar olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi:

“Bağlantılı bir araçta siber saldırı yalnızca kişisel verilerin ele geçirilmesi anlamına gelmiyor. Teorik olarak aracın bazı fonksiyonlarının etkilenmesi, sistemlerin devre dışı kalması veya sürüş güvenliğinin riske girmesi gibi çok daha ciddi senaryolar söz konusu olabilir. Dolayısıyla geleceğin otonom araç sigortası; fiziksel hasar, ürün sorumluluğu ve siber risklerin kesiştiği çok daha bütüncül bir yapıya dönüşebilir.”

Bu nedenle siber güvenlik, yazılım hataları, sensör arızaları, veri ihlalleri ve sistem güncellemelerinden kaynaklanan risklerin önümüzdeki dönemde yeni teminat ihtiyaçlarını beraberinde getirebileceğini ifade eden Çiftçi, sigorta sektörünün teknolojik gelişmeleri poliçe şartlarına yansıtabilme hızının da giderek daha önemli hale geleceğini söyledi.

“Kazalar azalabilir ama risk ortadan kalkmayacak, şekil değiştirecek”

Otonom sürüş teknolojilerinin temel hedeflerinden birinin insan hatasından kaynaklanan kazaları azaltmak olduğuna dikkat çeken Çiftçi, teknolojinin gelişmesinin sigortaya duyulan ihtiyacı ortadan kaldıracağı yönündeki değerlendirmelere ise katılmadığını belirtti:

“Otonom sürüş sistemlerinin gelişmesiyle bazı kaza türlerinin azalması mümkün. Ancak bu, riskin ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor. Riskin kaynağı değişecek. İnsan hatasının payı azalırken yazılım, donanım, veri, siber güvenlik ve ürün sorumluluğu gibi alanların ağırlığı artacak. Sigortacılık da tam olarak bu değişimi doğru okuyabilmek zorunda.”

Çiftçi, gelecekte sigorta sektörünün yalnızca hasar sonrasında ödeme yapan bir yapıdan daha fazla uzaklaşarak teknoloji üreticileri, otomotiv şirketleri ve kullanıcılarla birlikte çalışan bir risk yönetimi ekosisteminin parçası haline geleceğini öngördüklerini ifade etti.

“Geleceğin sigortacılığında teknolojiyi anlamadan riski anlamak mümkün olmayacak”

Otonom araçların yaygınlaşmasının sigorta sektöründe uzmanlık alanlarını da değiştireceğini belirten Çiftçi, brokerlerin müşterileri adına yalnızca poliçe şartlarını değil, teknolojik riskleri ve farklı sorumluluk alanlarını da birlikte değerlendirmesi gerekeceğini söyledi:

“Sigortacılık her zaman değişen risklere uyum sağlayarak gelişti. Otonom araçlar da bunun yeni ve çok önemli bir örneği. Gelecekte teknolojiyi anlamadan riski, riski anlamadan da doğru sigorta çözümünü oluşturmak mümkün olmayacak.”

IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği olarak uluslararası sigorta ve reasürans piyasalarındaki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Çiftçi, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bugünden yarının poliçesini yazmak mümkün olmayabilir; ancak yarının risklerini bugünden okumaya başlamak zorundayız. Otonom sürüş yaygınlaştıkça kasko, trafik, ürün sorumluluğu ve siber sigorta arasındaki sınırların giderek daha fazla iç içe geçtiğini göreceğiz. Bizim rolümüz de müşterilerimizin yalnızca mevcut risklerine değil, teknolojiyle birlikte ortaya çıkacak yeni sorumluluk alanlarına karşı da hazırlıklı olmalarını sağlamak. Sigortacılığın geleceğini, teknolojiyi takip eden değil, teknolojinin yarattığı yeni riskleri önceden okuyabilen kurumlar şekillendirecek.”

Continue Reading

Otomotiv Sektörü

Opel 10 Yıl Aranın Ardından Paris Otomobil Fuarı’na Geri Dönüyor!  

Üstün sürüş keyfini Alman kalitesi ve mühendisliğiyle bir araya getiren Opel, on yıllık bir aranın ardından otomotiv dünyasının en köklü etkinliklerinden biri olan Paris Otomobil Fuarı’na geri dönüyor. Marka, 12–18 Ekim 2026 tarihleri arasında Paris’te düzenlenecek fuarda, başta yeni Opel Astra olmak üzere en güncel ürün gamını ve yenilikçi çözümlerini otomobil tutkunlarıyla buluşturacak.

Alman otomotiv üreticisi Opel, geçtiğimiz eylül ayında Münih’te gerçekleştirilen IAA Mobility’de sergilediği etkileyici dünya prömiyerlerinin ardından, bu kez 12–18 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Paris Otomobil Fuarı’nda sahne alarak ürün atağını sürdürüyor. Genişleyen model ailesi ve elektrikli mobilite vizyonu doğrultusunda marka, Fransa’nın başkentinde güçlü bir geri dönüşe hazırlanıyor.

Yeni Astra ve GSE ürün gamı fuarın odak noktası olacak

Opel’in Paris Otomobil Fuarı’ndaki odak noktasını, kısa süre önce Brüksel’de dünya prömiyeri gerçekleştirilen yeni Opel Astra oluşturuyor. Rüsselsheim’da tasarlanıp geliştirilen model, markanın güncel tasarım dili ve ileri teknolojileriyle dikkat çekiyor. Bununla birlikte Opel’in tamamen elektrikli yüksek performans vizyonunu temsil eden yeni Mokka GSE ve markanın geçtiğimiz günlerde duyurduğu yeni Corsa GSE de fuarda sergilenecek modeller arasında yer alıyor. Marka ayrıca fuar kapsamında, elektrikli mobiliteye yönelik yaklaşımını ortaya koyan farklı yeniliklerini ve geleceğe ışık tutan tasarım çalışmalarını da ziyaretçilerle buluşturacak. Opel standı, hem mevcut ürün gamını hem de markanın geleceğe yönelik stratejisini yansıtan önemli bir deneyim alanı sunacak.

Opel, ekim ayında Paris Otomobil Fuarı’na güçlü bir geri dönüş yapmaya hazırlanıyor. Marka, en yeni modellerini benzersiz bir atmosferde sergileyerek ziyaretçilere etkileyici bir deneyim sunarken, Paris’teki varlığıyla dikkat çekici ve kapsamlı bir katılıma imza atacak.

Otomotiv sektörünün en önemli uluslararası organizasyonları arasında yer alan Paris Otomobil Fuarı, geleceğin mobilite trendlerini ve bu alandaki en yeni teknolojileri bir araya getiren önemli bir platform olmayı sürdürüyor. 91’inci kez düzenlenecek fuar, 12–18 Ekim 2026 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek. Bir önceki etkinlik ise 2024 yılında gerçekleştirilmiş ve yarım milyondan fazla ziyaretçiyi ağırlamıştı.

Continue Reading

Otomotiv Sektörü

Mobilitede Yeni Lüks Standartı: Mercedes-Benz’den “Isıtmalı Emniyet Kemeri” Hamlesi

Otomotiv dünyasında inovasyonun merkezi kabul edilen Mercedes-Benz, mobilite deneyimini sadece sürüş dinamikleriyle değil, dokunsal konforla da yeniden tanımlıyor. Markanın teknoloji vitrini olan yeni S-Class, sektörde bir ilke imza atarak ısıtmalı emniyet kemeri dönemini başlatıyor.

Konforun Ötesinde: Neden Şimdi?

Mobilite haberleri yapan mecralarda sıklıkla tartışılan “kişiselleştirilmiş konfor” kavramı, Mercedes-Benz ile yeni bir boyuta evriliyor. Kış aylarında direksiyon ve koltuk ısıtmasına alışık olan kullanıcılar için geliştirilen bu sistem, emniyet kemerinin dokusuna yerleştirilen ince iletken liflerle çalışıyor.

Sistemin temel avantajları:

  • Hızlı Adaptasyon: Kemer takıldığı anda vücut ısısına uyum sağlayarak soğuk şokunu engelliyor.

  • Enerji Verimliliği: Kabin havasını ısıtmak yerine doğrudan vücuda temas eden noktaları ısıtmak, özellikle elektrikli (EV) modellerde batarya verimliliğine katkı sağlayabiliyor.

  • Güvenlik Teşviki: Soğuk nedeniyle kemer takmaktan kaçınan veya kalın montlarla kemer kullanan sürücüleri, daha ince kıyafetlerle daha sıkı ve güvenli kemer kullanımına teşvik etmesi bekleniyor.


S-Class’tan Kitlelere: Mobilitenin Evrimi

Otomobil tarihine yön veren birçok donanım (hava yastığı, ABS, sesli komut) gibi ısıtmalı emniyet kemeri de ilk olarak “en üst segment” olan S-Class ile yollara çıkıyor. Ancak mobilite trendleri, bu tarz konfor odaklı çözümlerin çok kısa sürede C-SUV ve hatta B segmenti araçlara kadar demokratize olduğunu gösteriyor.

Editörün Notu: Mercedes’in bu hamlesi, otonom sürüşe yaklaştığımız bu dönemde “araç içini bir yaşam alanı” olarak kurgulama stratejisinin en taze halkası.

Teknik Detaylar

  • Isınma Süresi: Sistem, aktif edildikten sonra yaklaşık 2 dakika içinde ideal sıcaklığa ulaşıyor.

  • Kontrol: MBUX (Mercedes-Benz User Experience) üzerinden koltuk ısıtmasıyla senkronize veya bağımsız olarak ayarlanabiliyor.

  • Dayanıklılık: Isıtma telleri, kemerin esnekliğini ve kaza anındaki mukavemetini etkilemeyecek şekilde mikro mühendislikle tasarlandı.


Sizce ısıtmalı emniyet kemeri bir “lüks aksesuar” mı yoksa geleceğin standart donanımı mı? Görüşlerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Continue Reading
Reklam
Reklam
Reklam

Trending

Copyright © 2017 Zox News Theme. Theme by MVP Themes, powered by WordPress.