Genel
Aisin Otomotiv Dijitalleşme Yatırımının Yüksek Kazanımlarına Dikkat Çekti


Yeni endüstri çağının akıllı fabrikalarına öncülük eden ve sanayinin gelişiminde rol üstlenen ProManage, ST Endüstri Radyo iş birliğiyle hayata geçirdiği ‘‘Dijitalleşen Sanayicilerin Tecrübe Paylaşımları’’ program dizisiyle sektörlerin dijitalleşme yolculuklarına rehberlik ediyor.
Fark yaratan dijitalleşme yatırımlarını yöneterek sektörlerinde öne çıkan şirket yetkililerinin deneyimlerini paylaştığı program, başta KOBİ’ler olmak üzere pek çok farklı sektörden üreticiye dijitalleşmenin yol haritası ve kazanımları konusunda ışık tutuyor. Sanayinin bel kemiğini oluşturan otomotiv sektörünü de gündemine taşıyan programda; Toyoto Group bünyesinde yer alan Aisin Otomotiv Türkiye Başkanı Murat Ayabakan, dijital dönüşümle yakaladıkları başarıları anlatarak sektördeki firmalar için ilham verici bilgiler paylaştı.
Fabrikaları dijital alt yapılara entegre etmek isteyen ancak birçok soru işaretiyle karşı karşıya kalan sanayicileri, bu yatırımları bizzat deneyimlemiş sektör temsilcilerinin tecrübeleriyle buluşturan ProManage, “Dijitalleşen Sanayicilerin Tecrübe Paylaşımları” program dizisiyle oluşan sinerjinin Türk sanayisine hâkim olmasını amaçlıyor. Her perşembe sabah 09.00-10.00 ve akşam 20.00-21.00 saatleri arasında farklı sektörlerden profesyonelleri ağırlayan programın moderatörlüğünü Doruk Yönetim Kurulu Üyesi ve ProManage Corporation Genel Müdürü Aylin Tülay Özden ile ProManage Müşteri Başarısı Yöneticisi Murat Uruş yapıyor. Programın kayıtlarına ise podcast olarak ST Endüstri Radyo’nun web sitesinden ve video olarak ProManage YouTube kanalından ulaşmak mümkün.


“Daha rekabetçi olmak ve daha yüksek verim elde etmek istedik”
İlk dijitalleşme adımlarının atılmasında en doğru veriye ulaşma ihtiyacının etkili olduğunu söyleyen Aisin Otomotiv Türkiye Başkanı Murat Ayabakan,yatırım kararı almalarındaki nedenleri şu şekilde paylaştı:“Japon sistemi tamamen insan kontrolünde otomasyon ve hız üzerine kurulu bir sistem. Bu sistemin belli başlı alt kırılımları mevcut. Ayrıca bu kırılımların sürekli olarak iyileştirilmesi ve geliştirilmesi gerekiyor. Japon sistemi üzerine inşa edilen üretim organizasyonlarında sistem kendi kendine yetecek şekilde tasarlanıyor. Sadece bazı temel yazılımlarla veri toplamak ve bunu günlük olarak proses etmek faydalı olarak kabul ediliyor. Biz, verilerin manuel olarak kaydedilmesinin hataları da beraberinde getirdiğini deneyimledik. İşletme olarak gerçek verilerle çalıştığımızı sanırken aslında manipüle edilmiş verilerle çalıştığımızı gördük. Örneğin; gelen verilere göre verimlilik çok iyi görünürken kârlılığa bakıldığında beklenen rakamlara erişemediğimizi, hurda rakamları düşük görünürken fabrika turlarında hurda bunkerlerinin çok dolu olduğunu fark ettik. Dolayısıyla verilerin insan eliyle değil doğrudan kaynağından, gerçek zamanlı ve online olarak temin edilmesi gerekiyordu. Doğru veri ihtiyacına ek olarak, hem zamanla artan müşteri ve üretim potansiyeli hem de otomotiv sektörünün Endüstri 4.0 ile birlikte çok daha talepkâr olmasının etkisiyle manuel yöntemler yerine bilgi teknolojilerini tercih etmeye karar verdik. Burada yine Japon kültürünün getirmiş olduğu ‘adım adım iyileştirme’ yöntemini tercih ettik. Amacımız kendi sistemimizin, anahtar teslim bir MES ile birleştirilmiş ERP sisteminin getirilip kurulmasıydı. Uzun süre firmaları birbirleriyle karşılaştırdık, analizler yaptık ve en sonunda 2013 yılında ProManage sistemiyle yola çıkma kararı aldık. Bu sistem, 2014 yılında fabrikamızda kullanıma geçti.”
“Çalışanlara dijitalleşme ihtiyacının gerekliliğini iyi anlatmak gerekiyor”
Rekabetin olduğu her sektörde verinin toplanması ve işlenmesinin çok kritik olduğuna dikkat çeken Murat Ayabakan, dijitalleşme sürecinde yaşadıkları sorunlara ve aştıkları engellere değindi. Hiçbir değişim ve dönüşümün kolay olmadığını ve dijitalleşmenin aslında fabrikalarda iş yapış şekillerinin değişmesi anlamına geldiğini vurgulayan Ayabakan; “Çalışanlar, bir konfor alanı içinde bildikleri şekilde iş süreçlerini yönetiyor. Dijitalleşme kararı alındığında ise mevcut sisteme alışan çalışanlar için değişimin kendisi başlı başına bir probleme dönüşüyor. Kimileri değişime açık oluyor ve değişimin öncülüğünü yapıyor; kimileri ise çekimser kalıyor ve nötr davranıyor. Bazı çalışanlar ise değişime tamamen olumsuz yaklaşıyor. Bu noktada, çalışanlara dijitalleşme ihtiyacının gerekliliğini iyi anlatma şartı doğuyor. Sürece kendi açımızdan baktığımızda, Aisin Türkiye için değişimin beklenenden daha kolay gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Ekibimizde Kaizen mantalitesi olarak adlandırılan ilerlemeye ve yenilikçiliğe açık bir ruh hâkim. İnovasyon kültürünü benimseyen bir iş gücüyle çalıştığımız için sisteme rahat adapte olduk ve faydalarına hızlı ulaştık. Önceden maliyetleri görmek için ay sonunu beklerken şimdi istediğimiz zaman tek bir tıkla tüm verilere ulaşabiliyor, bakım maliyetlerini, ürün maliyetlerini ve kârlılıkları analiz edebiliyoruz” şeklinde konuştu.
“ProManage çalışma kültürümüze proaktif bir yaklaşım kazandırdı”
Üretim Yönetim Sistemi MES ile elde ettikleri kazanımlardan bahseden Murat Ayabakan; “ProManage ile yola çıktığımızda bize çok efektif ve verim elde edeceğimizi gösteren bir tablo gösterildi. Sistem sayesinde elde ettiğimiz ilk sonuçlar beklediğimizden daha şaşırtıcı ve etkileyiciydi. En küçük bir hamleyle bile istediğimiz hedefe varmamız büyük oranda kolaylaştı. Örneğin; herhangi bir verimlilik verisini analiz etmek, kalıp ömrüyle ilgili bir bilgiyi veya baskı sayısını görmek için aylık toplantıları beklemek zorunda kalmamaya başladık. Bu sayede giderek proaktif bir perspektif kazandık. Bu durum bize bazı ürünlerimizde istediğimiz kârlılık ve verimlilik seviyesinde olmadığımızı gösterdi. ProManage, anlık ve şeffaf bilgiler sağladığı için sürece hızlı bir şekilde müdahale edebilme şansı elde ettik. Sonuç olarak ProManage ile olan ortaklığımız, Aisin Türkiye’ye diğer Aisin fabrikalarından farklılaşmasını sağlayan bir yetkinlik kazandırdı. Aisin Global’in 2030’a kadar MES gibi dijital alt yapıları kullanacaklarını duyurdukları bugünlerde, çok daha önceden böyle bir adım atmanın haklı gururunu yaşıyoruz” dedi
“2014 yılından bu yana ciro artışından yeni işlere kadar büyük kazanımlar elde ettik”
Yapılan çalışmalara müşteri gözüyle bakıldığında ne gibi kazanımlar elde edildiği sorusuna yanıt veren Murat Ayabakan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aisin Türkiye olarak, 2014 yılından beri ciromuzu artırıyor ve portföyümüze yeni işler ekliyoruz. Bu sonuç aslında müşterilerimizi mutlu ettiğimiz anlamına da geliyor. Dünyadaki iki üst düzey OEM’in çok zorlu kriterlere tabi tutarak verdiği ödüllere lâyık görülmemiz de yine müşterilerimiz tarafından takdir gördüğümüzü gösteriyor. Son olarak, pandemiye rağmen en iyi otomotiv tedarikçilerinden biri tarafından verilen bir ödülü aldık. Dijital dönüşüme odaklanan diğer sanayiciler ve otomotiv tedarikçileri de aynı yolda yürüyerek müşteri memnuniyetlerini maksimum seviyeye çıkarıyor. Sektörümüzün dijital dönüşüme doğru bir şekilde uyum sağlaması çok sevindirici…”
MES, yalın üretimde kalite ve verimliliği artırarak rekabet avantajı sağlıyor
Kullanılan araçların yalın üretim tekniklerinde maliyeti düşürme noktasında büyük katkıları olduğunu söyleyen Ayabakan; “Biz, daha önce yerinde izleme yaparak verileri manuel olarak kaydediyorduk. MES, bu işlemi yaparken verileri doğrulamamızı sağlayacak malzemeleri sunmaya başladı. Sistem; daha uzun süreli verileri alıp kendi yaptığımız gözlemlere uyan ve uymayan noktaları karşılaştırıp problemleri daha fazla detaylandırabilme şansı veriyor. Hataları yakalayabiliyor ve sorunları tespit edebiliyoruz. MES sistemi, onun sağladığı verilerin üstüne ilave ederek ve diğer dijitalleşme kanallarını da kullanarak veri toplamamıza yardımcı oluyor. Bu durum bir üretim sürecindeki en ince ayrıntıyı görmemizi ve üretim stratejimizi daha efektif kurgulamamızı sağlıyor. Bizi daha rekabetçi kılıyor, iş kaybetmemizi önlerken aksine yeni işler almamızda belirleyici oluyor. Sistemin şeffaf olması da verimliliği artırırken kalitenin de standartlaşmasını sağlıyor. Biz sistemle elde ettiğimiz veriler sayesinde ‘bu makine 30 saniyede bir, 3 saniye neden duruyor?’ sorusuna cevap bulabiliyoruz ve kayıp duruşlara anında müdahale edebiliyoruz. Aynı şey kalıp değişimleri için de geçerli. Örneğin, bir makinede 20 dakikada kalıp değişimi yapılırken aynı özelliğe sahip başka bir makinede 3 saat değişim yapılıyorsa neden böyle olduğunu sorgulayabiliyor ve nedenlerini görebiliyoruz. MES, sanayicilere tam da nereye bakması gerektiğini söylüyor ve doğru adımları atması için gerekli veriyi sunuyor” diyerek sistemin yalın üretimdeki avantajlarına dikkat çekti.
MES ile Aisin Türkiye’deki Kaizen verme oranı yüzde 19 arttı
Dijitalleşme yatırımları ile beyaz ve mavi yakalı çalışanların iş hayatında neler değiştiği konusuna da değinen Ayabakan; “İlk başladığımız zamanlarda bazı çalışma arkadaşlarımız sürekli ölçümlenme baskısı hissettiğini söyledi, ancak biz bu sistemin faydalarını çalışanlarımıza doğru anlattık. Onlara bunun hem kişisel hem de genel faydalarını göstererek geri bildirim sağladık. Sonuç olarak MES sisteminin kuruluşundan itibaren Aisin Türkiye’deki Kaizen verme oranı yüzde 19 arttı, yani çalışanlar sistemi benimseyerek daha fazla Kaizen vermeye başladı. Çünkü kendileri de sistemin faydalarını gördü” şeklinde konuştu.
Makul sürelerde geri dönüş ve maksimum seviyede kazanım mümkün
Doğru hesaplamalar, doğru ihtiyaç tespitleri, ilgili süreçlerin çok iyi tasarlanması ve çalışanların ikna edilmesi sayesinde dijital yatırımlardan makul sürelerde geri dönüşler sağlanabildiğini söyleyen Aisin Otomotiv Türkiye Başkanı Murat Ayabakan; “Özellikle KOBİ’lerin bilişim sistemlerine ihtiyaçları olduğu bir gerçek. Dijital dönüşüm konusunda yatırım maliyetinden çok ileriye dönük elde edilecek kazanımlar düşünülmeli… Örneğin, pres ihtiyacı olduğunda maliyet kadar diğer parametreler de düşünülüyor ve bu doğrultuda gerekli adımlar atılıyorsa bilişim sistemleri için de aynı kararlılık gösterilmeli. Aksi takdirde; yapılan bütçeler ya da bütçeleri kıyaslayacak veriler, makinelerin verimliliği ve bakım maliyetleri doğru ölçümlenemez. Sanayinin kalkınabilmesi için böyle bir bilinmezlik yerine doğru iş ortaklarıyla akılcı dijital dönüşüm adımları atılmalı” diyerek sözlerini tamamladı.
Genel
AXA Türkiye’den Sektöre Çağrı: “Bugün Hazırlanmazsak Yarın Geç Kalabiliriz”


AXA Türkiye, desteklediği Sigorta Aracıları Zirvesi’nde sigortacılığın geleceğini şekillendirecek stratejik başlıkları sektör temsilcileriyle paylaştı. İki gün süren oturumlarda; acenteliğin dönüşümü, hayat sigortaları ve bireysel emeklilik, yapay zeka, büyük veri, sürdürülebilirlik, kurumsal risk yönetimi ve önleyici sigortacılık gibi sektörü doğrudan etkileyecek kritik konular masaya yatırıldı.
Zirvenin açılışında ve farklı oturumlarında konuşan AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, sektörün hızla 2030’un dünyasına hazırlanması gerektiğinin altını çizdi. Ölken, sigortacılığın önümüzdeki yıllarda alışılmış kalıpların ötesinde, büyük bir dönüşüm yaşayacağını vurguladı.
“Sektör Olarak Fabrika Ayarlarımıza Dönmemiz Gerek”
Dünyadaki gelişmelerin sigortacılığın iş yapış biçimlerini yeniden tanımladığını ifade eden Ölken, artık yalnızca gerçekleşen hasarları karşılamanın yeterli olmayacağını belirterek şunları söyledi: “Riskler değişiyor, müşteri beklentileri dönüşüyor ve teknoloji iş yapış biçimlerimizi yeniden tanımlıyor. Önümüzdeki dönemde sektörümüzü bekleyen en büyük risk, bu değişimlerin hızını hafife almak olacaktır. Geleceğin rekabetini yalnızca fiyatlama üzerine kurguladığımızda kaybeden taraf oluruz. Gerçek rekabet; müşteriyi ve acenteyi daha iyi anlamak, riskleri daha doğru değerlendirmek üzerine kurulmalıdır.”
Sigortacılığı sezonluk indirim odaklı yapıdan uzaklaştırmak gerektiğini ifade eden Ölken, sözlerine şöyle devam etti: “Toplam maliyetleri düşüren, verimliliği artıran ve müşterilerimize daha erişilebilir çözümler sunan bir sektör yapısına ihtiyacımız var. Bu yüzden sektör olarak fabrika ayarlarımıza dönmeliyiz. Bizim fabrika ayarlarımız; müşteriyi anlamakla başlar, riski doğru değerlendirmekle, acenteyi güçlendirmekle ve sürdürülebilir fiyatlama disipliniyle şekillenir. AXA Türkiye olarak Empati Güvencesi yaklaşımımızı önleyici sigortacılık anlayışıyla birleştiriyor, Adaptif Sigortacılık 2030 vizyonumuzla geleceğe hazırlanıyoruz. Çünkü gelecekte değer yaratacak olan, yalnızca gerçekleşen kayıpları karşılayan değil; hayatı koruyan, riskleri öngören ve dayanıklılığı artıran sigortacılık modelidir.”
“Yapay Zeka ve Veri, Yeni Dönemin Belirleyicileri Olacak”
Zirvenin dijitalleşme ve veri odaklı müşteri yönetimi başlıklı oturumlarında, yapay zeka ve büyük verinin sigortacılıkta karar alma süreçlerindeki etkisi ele alındı. AXA Türkiye Satış, Kurumsal İletişim ve Sağlık Başkanı Sanem Çıngay Buçukoğlu: “Önümüzdeki dönemde fark yaratacak olan unsur, toplanan veriyi daha anlamlı müşteri deneyimlerine dönüştürebilmek olacak. Yapay zeka bize güçlü araçlar sunuyor; ancak müşteri güvenini inşa eden temel değerler hâlâ şeffaflık, tutarlılık ve uzun vadeli ilişki kurabilme becerisidir. Teknolojinin sağladığı hız ve verimliliği, “Empati Güvencesi” yaklaşımımızı da arkamıza alarak müşterilerimizin ihtiyaçlarını anlayan insani bir yaklaşımla birleştirmek büyük önem taşıyor.” dedi.
Sigortacılığın tarihsel olarak her zaman veri odaklı bir sektör olduğunu belirten AXA Türkiye Büyüme Stratejileri, Müşteri ve Dijital Platformlar Direktörü Aylin Akınlı Kaya ise bugün yaşanan değişimin verinin uzmanlığı daha da güçlü kıldığı yeni bir karar alma modeli olduğunu şu sözlerle ifade etti: “Müşteri yaşam döngüsünün neredeyse her aşamasında veri artık belirleyici bir rol oynuyor. Burada asıl güç, verinin mevcut deneyim ve uzmanlığı desteklemesinden geliyor. Veri bize ne olduğunu ve ne olabileceğini gösterirken; deneyim ve uzmanlık ise bu bilgiyi doğru bağlama oturtarak anlamlı kararlar almamızı sağlıyor.”
“Acenteler için Yeni Büyüme Alanları Oluşuyor”
Hayat sigortaları ve bireysel emeklilik sisteminin acenteler açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten AXA Hayat ve Emeklilik Başkanı Selçuk Adıgüzel ise, sigortacılığın giderek yaşam boyu ilişki yönetimine dönüştüğünü ifade etti: “Hayat ve BES tarafı acenteler için müşteri bağlılığını artıran ve sürdürülebilir gelir yaratan önemli bir büyüme alanı. Gelecekte acenteler yalnızca ürün satan değil, müşterilerinin yaşam yolculuğuna eşlik eden danışmanlar haline gelecek.”
“Dayanıklılık ve Sürdürülebilirlik Yeni Rekabet Alanı”
Kurumsal risklerin giderek daha karmaşık hale geldiğini belirten AXA Türkiye Teknik Başkanı Barış Altın, gelecekte risk yönetiminin şirketlerin rekabet gücünün önemli bir parçası olacağını vurguladı: “İklim riskleri halen ani olmasına rağmen beklenmedik olmaktan çıktı, tüm geçmiş istatistiklerden farkı süreçler ve hasarlar yaşıyoruz. Bunlar hem sigortalı hem de sigortacı tarafında önlem alınabilecek konuları da içeriyor. Bu nedenle önleyici sigortacılığı süreçlerimizin en önemli parçası yapıyoruz.”
“Sigortacılığın Geleceği Sürdürülebilirlik Ekseninde Şekilleniyor”
Sürdürülebilirliğin bir gündem maddesi olmaktan çıkıp iş modelinin merkezine yerleştiğini vurgulayan AXA Türkiye Uluslararası İş Geliştirme ve Yeşil Yatırımlar Direktörü Seda Bora Arkan ise dönemi şu sözlerle özetledi: “Geleceğin sigortacılığı yalnızca finansal güvence sunan bir yapı olmayacak. Risk yönetimi, dayanıklılık ve sürdürülebilirlik sektörün merkezine yerleşecek. Gelecekte başarı, hasar sonrasındaki performansla birlikte risk gerçekleşmeden önce yaratılan değerle de ölçülecek.”
Sigorta Aracıları Zirvesi’nde ortaya konulan vizyon; sektörün ilerleyen dönemde daha veri odaklı, daha önleyici, daha sürdürülebilir ve müşteri ihtiyaçlarına daha duyarlı bir yapıya evrileceğine işaret ederken AXA Türkiye, Empati Güvencesi yaklaşımıyla bu büyük dönüşümün merkezinde yer almaya devam edeceğini bir kez daha vurguladı.
Zirvenin videosunu izlemek için tıklayınız: https://youtube.com/shorts/WL1wOU2W6jc
| AXA HAKKINDA
52 ülkede 156 bin çalışanıyla 92 milyondan fazla müşteriye hizmet veren AXA Grubu, 2025 verilerine göre 116 milyar Euro prim büyüklüğü ve 8,4 milyar Euro faaliyet karı ile dünyanın lider sigorta şirketlerindendir. Grubun Türkiye’deki operasyonlarını yürüten AXA Türkiye, 130 yılı aşkın süredir ülkede faaliyet göstermektedir. 81 ilde 4000’i aşkın iş ortağı ve 1000’in üzerinde çalışanı ile Türkiye’nin önde gelen sigorta şirketlerinden biridir. AXA Türkiye, ‘İnsanlığın gelişmesi adına insanlar için değerli olanı korumak’ marka amacı doğrultusunda müşterilerinin yalnızca canlarını ve mal varlıklarını değil, aynı zamanda sevdiklerini, hayallerini ve geleceklerini de olası risklere karşı koruma altına almaktadır. |
Detaylı Bilgi için
Funda Dilek: 0544 631 92 40
|
Genel
HONOR’la tatilde eğlence ve öğrenme aynı ekranda!


Yaz tatiliyle birlikte çocuklar için dinlenme, eğlenme ve yeni keşifler dönemi başladı. HONOR Pad 10 ve HONOR Pad X8b; büyük ekranları, göz konforu özellikleri, güçlü pil performansları ve haziran ayına özel avantajlı seçenekleriyle karne hediyesi arayan aileler için öne çıkıyor
Yaz tatilinin başlamasıyla birlikte öğrenciler için yılın en keyifli dönemi başladı. Karnelerini alan çocuklar için dinlenme, oyun ve sevdikleri içerikleri izleme zamanı geldi. Aileler içinse bu dönemde çocukların hem keyifli vakit geçirebileceği hem de öğrenme alışkanlıklarını destekleyebileceği doğru teknoloji ürünlerini seçmek önem kazanıyor.
HONOR, Pad 10 ve Pad X8b modelleriyle karne hediyesi arayan ailelere özel kampanyalarla güçlü tablet seçenekleri sunuyor. Film izlemek, oyun oynamak, dijital kitap okumak, eğitici içeriklere ulaşmak ya da çizim ve not alma uygulamalarını kullanmak isteyen öğrenciler için HONOR tabletler, tatilde eğlence ve öğrenmeyi aynı ekranda buluşturuyor.
Not alıp çizim yapıyorlar
HONOR Pad 10, büyük ekran deneyimi arayan kullanıcılar için öne çıkıyor. 12.1 inç 2.5K çözünürlüklü HONOR Göz Konforu Ekranı, 120Hz yenileme hızı ve 1.07 milyar renk desteğiyle Pad 10; video izlerken, oyun oynarken ya da eğitim içeriklerini takip ederken daha akıcı ve keyifli bir kullanım sağlıyor. Geniş ekran yapısı, çocukların yalnızca içerik tüketmesine değil, aynı zamanda üretmesine de alan açıyor. Not alma, çizim yapma ve farklı uygulamalarla çalışma gibi ihtiyaçlarda da pratik bir deneyim sunuyor.
HONOR Kids ile daha güvenli içerikler
HONOR Pad X8b ise günlük kullanıma uygun, taşınabilir ve aile dostu bir tablet alternatifi arayanlar için dikkat çekiyor. 11 inç HONOR Göz Konforu FullView ekranı, 10.100 mAh bataryası, ince ve hafif metal gövdesiyle Pad X8b; çocukların gün içinde video izleme, oyun oynama, okuma ve eğitim içeriklerine ulaşma ihtiyaçlarına cevap veriyor. HONOR Kids desteği ise ailelerin çocuklar için daha kontrollü bir dijital deneyim oluşturmasına yardımcı oluyor.
Kampanya devam ediyor
HONOR’un haziran ayına özel kampanyası kapsamında HONOR Pad 10 ve HONOR Pad X8b modelleri avantajlı seçeneklerle kullanıcılarla buluşuyor. Kampanya kapsamında HONOR Pad 10, 30 Haziran’a kadar n11, GPN ve Hepsiburada’da 16.999 TL fiyat ve HONOR Pen hediyesiyle sunulurken; HONOR Pad X8b 4+128 GB modeli 30 Haziran’a kadar Hepsiburada’da 6.999 TL fiyatıyla karne hediyesi arayan aileler için öne çıkıyor.
Offline satış kanallarında ise HONOR Pad 10, 16-30 Haziran tarihleri arasında 16.999 TL tavan fiyatla; HONOR Pad X8b 4/128 GB modeli ise 1-30 Haziran tarihleri arasında 8.999 TL tavan fiyatla kullanıcılarla buluşuyor.
Genel
WatchGuard 2024 2. Çeyrek İnternet Güvenliği Raporu’nu Yayınladı


Bütünleşik siber güvenlik alanında küresel bir lider olan WatchGuard® Technologies, WatchGuard Tehdit Laboratuvarı araştırmacıları tarafından üç aylık bir araştırma sonucunda hazırlanan 2024 yılının 2. çeyreğinde kötü amaçlı yazılım, ağ ve uç nokta güvenlik tehditlerini detaylandıran İnternet Güvenliği Rapor’u yayınladı. Veriler, 10 kötü amaçlı yazılım tehtidinin 7’sinin bu çeyrekte yeni olduğunu ve siber saldırganların bu tekniklere yöneldiğini gösteriyor.
Bütünleşik siber güvenlik alanında küresel bir lider olan WatchGuard® Technologies, WatchGuard Tehdit Laboratuvarı araştırmacıları tarafından analiz edilen en önemli kötü amaçlı yazılım trendleri ile ağ ve uç nokta güvenliği tehditlerinin ele alındığı en son İnternet Güvenliği Raporu’nu açıkladı. Verilerden elde edilen önemli bulgular, 2024 yılının 2. çeyreğinde on kötü amaçlı yazılım tehdidinden yedisinin bu çeyrekte yeni olduğunu, siber saldırganların da bu tekniklere yöneldiğini gösteriyor. Bu yeni tehditler arasında, ele geçirilmiş sistemlerden hassas verileri çalmak için tasarlanmış bir yazılım olan Lumma Stealer, akıllı cihazlara bulaşan ve siber saldırganların bunları uzaktan kontrol edilen botlara dönüştürmesini sağlayan bir Mirai Botnet varyantı ve Windows Android cihazlarını hedef alarak kimlik bilgilerini çalmayı amaçlayan LokiBot kötü amaçlı yazılımlar yer alıyor. Tehdit Laboratuvarı ayrıca, Binance Akıllı Sözleşmeleri gibi blok zincirlerine kötü amaçlı PowerShell komut dosyaları yerleştirme yöntemi olan “EtherHiding” kullanan yeni siber saldırganların varlığını gözlemledi. Bu durumlarda, ele geçirilmiş web sitelerinde kötü amaçlı komut dosyasına bağlanan sahte bir hata mesajı beliriyor ve kurbanlardan “tarayıcılarını güncellemeleri” isteniyor. Blok zincirlerindeki kötü amaçlı kodlar uzun vadeli bir tehdit oluşturuyor çünkü blok zincirleri değiştirilemez, dolayısıyla bir blok zinciri kötü amaçlı içeriğin değişmez bir ana bilgisayarı haline gelebiliyor.
‘’En Son Bulgularımız, Güvenlik Açıklarını Gidermek ve Siber Saldırganların Güvenlik Açıklarından Yararlanmamasını Sağlamamak’’
WatchGuard Technologies Baş Güvenlik Sorumlusu Corey Nachreiner, “2024 2. Çeyrek İnternet Güvenliği Raporu’ndaki en son bulgular, siber saldırganların davranış kalıplarına nasıl girme eğiliminde olduklarını, belirli saldırı tekniklerinin dalgalar halinde yayıldığını ve moda hale geldiğini yansıtıyor.” ifadelerinde kullandı. “Güncel bulgularımız, güvenlik açıklarını gidermek ve siber saldırganların eski güvenlik açıklarından yararlanamamasını sağlamak için yazılım ve sistemleri rutin olarak güncellemenin ve onarmanın önemini de göstermektedir. Özel yönetilen hizmet sağlayıcısı tarafından etkin bir şekilde yürütülebilecek derinlemesine savunma yaklaşımının benimsenmesi, bu güvenlik sorunlarıyla başarılı bir şekilde mücadele etmek için hayati bir adımdır.” açıklamalarında bulundu.
WatchGuard’ın 2024 2. Çeyrek İnternet Güvenliği Raporu’nda yer alan önemli bulgular şunlar:
1. Kötü amaçlı yazılım tespitleri genel olarak %24 azaldı. Bu düşüş, imza tabanlı tespitlerdeki %35’lik azalmadan kaynaklanıyor. Bununla birlikte, siber saldırganlar odağını daha yanıltıcı kötü amaçlı yazılımlara kaydırıyor. Threat Lab’in fidye yazılımları, sıfırıncı gün tehditleri ve gelişen kötü amaçlı yazılım tehditlerini tespit eden gelişmiş davranış motoru, 2024’ün 2. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yanıltıcı kötü amaçlı yazılım tespitlerinde %168’lik bir artış tespit etti.
2. Ağ saldırıları 1. çeyrek 2024’e göre %33 arttı. Bölgeler arasında Asya Pasifik, tüm ağ saldırısı tespitlerinin %56’sını oluşturuyor ve bir önceki çeyreğe göre iki kattan fazla artış gösterdi.
3. İlk olarak 2019’da tespit edilen bir NGINX güvenlik açığı, hacim bakımından en büyük ağ saldırısı oldu. Önceki çeyreklerde Tehdit Laboratuvarı’nın En İyi 50 ağ saldırısı listesinde yer almamasına rağmen, 2024’ün 2. çeyreğinde toplam ağ saldırısı tespit hacminin %29’unu veya ABD, EMEA ve APAC genelinde yaklaşık 724.000 tespiti oluşturdu.
4. Fuzzbunch bilgisayar korsanlığı araç seti, hacim bakımından tespit edilen en yüksek ikinci uç nokta kötü amaçlı yazılım tehdidi olarak ortaya çıktı. Windows işletim sistemlerine saldırmak için kullanılabilecek açık kaynaklı bir çerçeve görevi gören araç seti, 2016 yılında The Shadow Brokers’ın bir NSA yüklenicisi olan Equation Group’a yaptığı saldırı sırasında çalındı.
5. Tarayıcı tarafından başlatılan tüm uç nokta kötü amaçlı yazılım saldırılarının yüzde yetmiş dördü, Google Chrome, Microsoft Edge ve Brave’i içeren Chromium tabanlı tarayıcıları hedef aldı.
6. Kötü amaçlı web içeriğini tespit eden bir imza olan trojan.html.hidden.1.gen, dördüncü en yaygın kötü amaçlı yazılım çeşidi olarak ortaya çıktı. Bu imzanın yakaladığı en yaygın tehdit kategorisi, kullanıcının tarayıcısından kimlik bilgilerini toplayan ve bu bilgileri saldırgan tarafından kontrol edilen bir sunucuya ileten kimlik avı kampanyalarını içeriyor. İlginç bir şekilde, Tehdit Laboratuvarı, Georgia’daki Valdosta Eyalet Üniversitesi’ndeki öğrencileri ve öğretim üyelerini hedef alan bu imzanın bir örneğini gözlemledi.
WatchGuard’ın Unified Security Platform® yaklaşımı ve WatchGuard Threat Lab’in önceki üç aylık araştırma güncellemeleriyle tutarlı olarak, bu üç aylık raporda analiz edilen veriler, sahipleri WatchGuard’ın araştırma çabalarını doğrudan desteklemek için paylaşmayı tercih eden aktif WatchGuard ağ ve uç nokta ürünlerinden elde edilen anonimleştirilmiş, toplu tehdit istihbaratına dayanmaktadır.
Q2 2024 İnternet Güvenliği Raporu’nun tamamını buradan indirebilirsiniz: https://www.watchguard.com/wgrd-resource-center/security-report-q2-2024
-



Genel6 yıl önceToyota Corolla Hatchback Tanıtıldı, İŞTE FİYAT LİSTESİ!!
-



Genel7 yıl önceİletişim
-
Genel7 yıl önce
Biz Kimiz?
-
Genel7 yıl önce
Reklam ve Sponsorluk
-



Genel7 yıl önceGizlilik politikası
-



Genel6 yıl önceBu Tarihi Not Edin! “30-31 Mayıs 2020”
-



Genel6 yıl önceRenault’dan Kaçırılmayacak Kampanya: “Şimdi Al Eylül’de 750TL Taksitle Ödemeye Başla”
-



Genel6 yıl önceYaz tatili öncesi lastiklerinizi kontrol etmeyi ihmal etmeyin








