Teknoloji
“Bulutistan’dan Yapay Zekâ Çıkışı”


TURCON listesinde yer alan ve aldığı yatırımlar ile Unicorn olma yolunda hızla ilerleyen Bulutistan, ‘Yapay Zekâ Vizyonu’ toplantısını 3 Aralık tarihinde gerçekleştirdi. Toplantıda Bulutistan yöneticileri hedeflerini ‘Olağanüstü yetenekleri öncü yapay zekâ teknolojileriyle birleştirerek küresel dijital ekosistemi yeniden tanımlamak’ olarak açıkladı. Bulutistan’ın GPU makine parkını Türkiye’de ilk kuran bulut sağlayıcısı olarak yapay zekâ alanında büyük bir adım attıklarını belirten Bulutistan yöneticileri, firma olarak kendi küçük dil modelini (SLM) geliştirdiklerini, 2025’te yatırım bütçesinin yüzde 40’ının yapay zekâ donanımına ayrılacağını açıkladı. Bölgenin en büyük Decacorn Yapay Zekâ Bulut Servis Sağlayıcısı olma amacı ile hareket ettiklerini aktaran yöneticiler, Bulutistan’ın 2025 yılı itibarıyla artık sadece Bulut Hizmet Sağlayıcısı değil; uçtan uca Yapay Zekâ Bulutu Sağlayıcısı olarak konumlanacağını, servisin yanı sıra danışmanlık hizmeti de sunacaklarını açıkladılar.
Türkiye’nin en büyük yerli bulut hizmet sağlayıcılarından Bulutistan, 3 Aralık’ta ‘Bulutistan Yapay Zekâ Vizyonu” konulu bir basın buluşması gerçekleştirdi. Toplantıda Dünya ve Türkiye Yapay Zekâ verileri, Yapay Zekâ ve Bulut Altyapıları -GPU, LLM, Sanallaştırma, As a Service çözümler ve hedeflenen ekosistem gibi birçok konu ele alındı. Bulutistan Genel Müdürü Gökhan Gençtürk, Bulutistan Uluslararası Büyümeden Sorumlu Genel Müdürü Altuğ Eker, Bulutistan İcra Kurulu Üyesi Bulut Platform Mühendisliği Ekrem Sekman ve Bulutistan Yapay Zekâ Sektör Danışmanı Mete Gönç, sektöre ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Toplantıda Bulutistan’ın yeni vizyonunu açıklayan Bulutistan yöneticileri, “Olağanüstü yetenekleri öncü yapay zekâ teknolojileriyle birleştirerek küresel dijital ekosistemi yeniden tanımlamayı hedefliyoruz” açıklamasında bulundu. Açıklamada, “Çalışanlarımız, iş ortağı ekosistemimiz ve faaliyet gösterdiğimiz pazardaki yetenekli ve yetkin insan kaynağını, yeni yapay zekâ yetkinlik setleri ile güçlendirmek en önemli gündem maddelerimizden biri” ifadesi kullanılırken, yapay zekâ teknolojilerine hem altyapı hem de servis katmanında yatırım yaparak, bu konuda sadece Türkiye’de değil, küresel çapta söz sahibi bir noktaya gelmek için çalışıldığının altı çizildi. Açıklamada ayrıca, güçlü iş birlikleri, yeni altyapı tasarımları, donanımları geliştirildiği belirtilerek, Türkiye’de yapay zekada kurumların ilk tercihi olacak “Yapay Zekâ Topluluk Bulutu”nu yakın dönem eylem planları olduğu belirtildi.
Gökhan Gençtürk: Bulutistan, Türkiye’de GPU makine parkını ilk kuran bulut sağlayıcısı
Bulutistan’ın Cloud Aİ (Bulut tabanlı yapay zekâ) konusunda Türkiye’de ve bölgede öncü bir rol almayı hedeflediğini ifade eden Bulutistan Genel Müdürü Gökhan Gençtürk, bu vizyon doğrultusunda Bulutistan’ın GPU makine parkını Türkiye’de ilk kuran bulut sağlayıcısı olduğunu söyledi. Bulutistan’ın yapay zekâyı etkin kullandığını belirten Gençtürk, “Müşterilerin veri kritikliğine göre hem sanallaştırılırmış ortamda hem de ‘özel’ bulut hizmeti verilebiliyoruz. Tüm kurumlar, yaratıcı yapay zekâ çözümleri kullanırken KVKK konusunda bir sorunları kalmıyor. Sağladığımız avantajlarımız bununla da sınırlı değil. Bulutistan iş ortakları ile hazır yaratıcı yapay zekâ çözümleri ya da müşterilerin kendi isteklerine göre şekillendirebilecekleri platformlar da sunuyoruz. Büyük bir talep alıyoruz” dedi.
Bulutistan’ın yapay zekâ alanında gerçekleştirdiği iş birlikleri hakkında Gençtürk, “Yapay zekâ konusunda sektörde bu alana ilk giren, çok ciddi bir bilgi birikimi ve ürünlere sahip Zack.Aİ ile iş birliği yapıyoruz. Müşterilerimize bir yol haritası çizmek için de danışmanlık hizmetlerini yakın zamanda başlatacağız.
Burada amacımız; uzun süreçlere dayalı, büyük projelerden çok müşterinin durumunu analiz ettikten sonra büyük yatırım gerektirmeyen hızlı kazanımlar ve orta vadeli planlar olmalı diye düşündük ve bu şekilde hareket ettik. Sağladığımız katma değerin müşterilerimiz tarafından görülmesi gerektiğini öngördüğümüzden bu konuyla alakalı işinin ehli çözüm ortaklarını hızlı şekilde sisteme dahil etmeyi planladık” ifadesini kullandı.
Bugünkü uygulamalarla yapay zekâ, şirketlere yüzde 30’lara varan ciro artışı geliştirmiş durumda
Gökhan Gençtürk, “Günümüzde yapay zekâ pazarı globalde 200 milyon doların üzerine çıkmış durumda. 2030 yılında hızlı gelişen yapay zekâ pazarının globalde 2 trilyon dolar olması bekleniyor. Şu anki yapay zekânın dünya ekonomisine 2.6 trilyon dolar katkı sağladığını görüyoruz. Yapay zekâ her geçen gün iş süreçlerine daha fazla katkı sunuyor. Bugünkü uygulamalarla yapay zekâ şirketlere yüzde 30’lara varan ciro artışı geliştirmiş durumdadır. Dünya genelinde şirketlerin %60’ı da yapay zekaya kendilerini adapte etmiş durumda. Ancak işin çok başındayız” dedi.
Bulutistan’dan teknoloji şirketlerine çağrı
Çok hızlı gelişen bir çağın başında olduğumuzu vurgulayan Gençtürk, “Yapay zekâ ülkemize ciddi bir fırsat sunuyor. Biz, gereken yatırımı yaparsak dünyada rekabet gücümüzü artırabiliriz. Perakendeden finansa, üretim şirketlerine kadar çok fazla taleple karşı karşıyayız. Bulutistan olarak altyapımızı hazırlamamız, platformlarımızı hazır tutmamız bizi sevindiriyor. İş ortakları ekosistemimizle önemli hizmetleri iş ortaklarımızla birlikte sorunsuz sunabiliyoruz. Gelişmek isteyen, yatırım yapan tüm teknoloji şirketlerine kendi ekosistemlerimiz ile ve kendi platformumuz ile yardımcı olabiliriz. Hepsine çağrıda bulunuyoruz, çünkü hep birlikte daha güçlü olduğumuza inanıyoruz” dedi.
Kendi küçük dil modelimizi (SLM) geliştirdik
“Bulutistan platform mühendislik ekibimiz ile kendi küçük dil modelimizi (SLM) geliştirmeye başladık. Bu, bizim için önemli bir öğrenme sürecinin parçası. Ayrıca, Türkiye’deki yapay zekâ geliştiricileri ve büyük kurumların veri analitiği ya da yazılım ekiplerinin GPU testi taleplerini karşılayacak bir sunucu altyapısı kurduk. Openstack altyapımıza GPU sunucuları entegre ederek, saatlik, rezervli veya dedike GPU kart taleplerine yanıt verecek ücretlendirme modelleri geliştiriyoruz” diyen Bulutistan Genel Müdürü Gökhan Gençtürk, son olarak şu bilgileri verdi:
“Intel ve Nvidia gibi firmalarla küresel düzeyde iletişim kurarak, kendi GPU-as-a-Service (GPUaaS) mimarimizi oluşturuyor ve bunu donanım üreticileriyle iş birliği yaparak altyapımıza dahil ediyoruz. Yapay zekâ sistemlerinin eğitilmesi, iyileştirilmesi ve son kullanıcıya sunulması için farklı donanım katmanları kuruyoruz. GPUaaS yapısının üzerine, yapay zekâ geliştiricileri için bir platform mimarisi inşa ediyor ve LLM-as-a-Service (LLMaaS) sunabilir hale geliyoruz. Ayrıca, kendi mühendislik ekiplerimizin ve iş ortaklarımızın geliştirdiği yapay zekâ servislerini bir araya getirerek, bir AI-as-a-Service (AIaaS) ekosistemi oluşturuyoruz.”
Eker: Üretken yapay zekâ tüm iş yapısını değiştirecek
Doğru tasarlanmış yapıları müşteri kullanımına açmanın ve ürüne odaklanmanın akıllıca olduğunu söyleyen Bulutistan Uluslararası Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Altuğ Eker ise sektörlerden bağımsız yapay zekânın iş hayatında her alana dokunduğunu, 2 yıl içerisinde yapay zekânın iş dünyasının çok ciddi bir parçası olacağını belirtti. Eker, “Yapay zekâdan en çok yararlanan ilk 5 sektörü; E-ticaret, Finans, Üretim, Sağlık, Eğitim ve Telekom olarak sayabiliriz. Yine, Konuşma Bazlı Arama, İletişim Merkezi Analitiği, Kişiselleştirme, Tasarım ve Yaratıcılık, Sanal Asistanlar, Kod Üretimi, İçerik Üretimi gibi alanlarda da yapay zekâ kullanılan alalar açısından ön plana çıkmaktadır” dedi.
Üretken yapay zekânın küresel ekonomiye trilyonlarca dolar değer katabileceğini söyleyen Eker, “Üretken yapay zekâ kullanım alanlarının sağlayabileceği değerin yaklaşık yüzde 75’i müşteri operasyonları, pazarlama ve satış, yazılım mühendisliği ve Ar-Ge gibi 4 alanda yoğunlaşacak.
Üretken yapay zekâ, tüm sektörlerde önemli bir etkiye sahip olacak. Üretken yapay zekâ, bazı bireysel faaliyetleri otomatikleştirerek bireylerin yeteneklerini artırma potansiyeline sahip ve tüm iş yapısını değiştirecek. Genel ekonomi çapında iş gücü verimliliğini önemli ölçüde artırabilir. Ancak bu durum, işçilerin iş faaliyetlerini değiştirmelerini veya yeni işlere geçmelerini desteklemek için yatırımlar gerektirecektir” değerlendirmesini yaptı.
ABD’deki şirketimizle teknoloji transferi yapıyoruz, yapay zekâ pazarına liderlik edeceğiz!
Üretken yapay zekanın çok farklı uygulamaları beraberinde getirdiğini ifade eden Eker, “Müşteri portföyümüzdeki şirketlerle görüştüğümüzde şirketlerin yapay zekaya yatırım yapmak istediğini gördük. Şu an hem Avrupa merkezimi hem de Türkiye merkezimizde CPU’lu sunucular üzerinden kapasite kullanımı açtık. Bu yıl ABD’de bir şirket kurduk. Orada teknoloji transferi yapıyoruz. Servis tarafında görüştüğümüz 5 tane yapay zekâ şirketi var. ABD’deki bir yapay zekâ firmasının Türkiye’de hizmet verebilmesi için buradaki bir bulut veri sağlayıcısı ile çalışması gerekiyor. Biz de burada oradaki teknolojileri Türkiye’ye getirerek karşılıklı çalışıyoruz. Intel’in SAP programı denilen Cloud Services Privitedet denilen programına kabul edildik. Bu programa dair süreçlerin sonucunda Intel’le birlikte cloud programları konusunda önemli bir gelişmeyi Türkiye’ye ve Avrupa’ya getirmiş olacağız. Yapay zekâ geliştiricilere yönelik önemli uygulamaları yapay zekâ dönüşüm danışmanlığını profesyonel bir yapı ile destekleyerek sadece bir servis sağlayıcı olmaktan çıkıp bunun danışmanlığını da verebilecek bir noktaya kendimizi taşıdık” dedi.
“Gelecekte konuşulacak konuların başında bu büyük veri merkezlerinin enerji ihtiyaçları olacak”
“Bulut tarafında 400’ün üzerinde çalıştığımız çok ciddi bir ekosistemimiz var” diyen Eker, “Platformumuzu hazırladık. Yapay zekâ pazarına da bu anlamda liderlik etmek istiyoruz. Bugün bir yapay zekâ altyapısını çalıştırabilmek için kabin başına 40 KW gibi bir enerji almak gerekiyor. Veri merkezi tarafında enerji yatırımları öne çıkmış durumda. Gelecekte konuşulacak konuların başında bu büyük veri merkezlerinin enerji ihtiyaçları olacak. Markamızın hissedarlarından DxBV’nin belirlediği 3 alan bu nedenle çok önemli. Çünkü veri merkezi, bulut ve yönetilen hizmetler yapay zekayı oluşturan ana alanlar. DxBV’nin hem veri merkezi yatırımı hem bulut yatırımı hem de yönetilen hizmetler tarafındaki yatırımı uzun soluklu sürdürülebilir bir değişimi göstermekte. Enerji merkezlerinin yapay zekâya uygunluğu alanında Türkiye’de ve dünyada Ar-Ge çalışmaları artıyor. Gelişen teknoloji ile daha az enerji ihtiyaçları ve daha az iklimlendirme sağlanmış olabilecek” ifadesini kullandı.
2025’te yatırım bütçesinin yüzde 40’ı yapay zekâ donanımına ayrılacak
Bulutistan’ın yapay zekâ konusunda yatırımları hakkında bilgi veren Altuğ Eker, “Bulutistan 2025 yılı itibarıyla artık sadece Bulut Hizmet Sağlayıcısı değil, uçtan uca Yapay Zekâ Bulutu Sağlayıcısı olarak kendini konumlandırmaya başlayacak. Bu aşamada 2025 yılında yatırım bütçemizin en az yüzde 40’ı yapay zekâ donanım yatırımlarına odaklanacak ve bu oran yıllar bazında artarak devam edecek. Yatırımlarımızı Yapay Zekâ odağı ile yaparken, bulut servislerinde 400’den fazla iş ortağı ile yarattığımız ekosistemin bir benzerini Yapay Zekâ şirketleri ile iş ortaklıkları yaparak büyütmeyi ve Yapay Zekâ start-up’larının ölçeklenebilmesi için kaynak ayırmayı planlıyoruz” dedi.
Intel ve Nvidia ile yakın iş birliği içinde çalışıyoruz ve sonuçları yakında paylaşacağız
Bulutistan’ın iş birliklerine büyük önem verdiğini ifade eden Eker, “Bulutistan, Zack AI’ın yapay zekâ çözümlerini müşterilerine sunacak ve diğer yapay zekâ çözümlerinin altyapısını sağlayacak. Intel ve Nvidia ile yakın iş birliği içinde çalışıyoruz ve sonuçları yakında paylaşacağız. Ayrıca, HPE ve Lenovo’nun Avrupa ekipleriyle birlikte Bulutistan’ın yapay zekâ donanım mimarisini geliştirdik. Amerika’daki şirketimiz ise yeni yapay zekâ girişimlerini takip ederek, hizmet verdiğimiz pazarlara teknoloji transferi yapıyor olacak” diye konuştu.
Üretken yapay zekânın her geçen gün farklı sektörlerde yeni uygulamalarla dikkat çektiğini anlatan Eker, “Başarılı, yüksek performanslı ve güvenilir bir yapay zekâ geliştirmek ciddi maliyetler gerektiriyor. Ayrıca, bu çözümlerin ölçeklenmesi de ayrı bir ticari zorluk. Büyük kurumsal firmalar, kendi üretken yapay zekalarını geliştirmek yerine, ihtiyaçlarına en uygun ürünü entegre etmeyi tercih ediyor. Bu durum, Bulutistan ve Zack AI gibi yapay zekâ bulutu sağlayıcıları için büyük fırsatlar yaratıyor. Sektörel deneyim ve teknik derinlik ile üretken yapay zekâ çözümlerini sunarak, kurumların karşılaştığı engelleri ortadan kaldırıyor ve maksimum fayda sağlamalarını sağlıyoruz” şeklinde konuştu.
Gönç: Devlet desteği sağlanırsa, bölgeye hâkim yapay zekâ şirketleri Türkiye’den çıkar!
Yapay zekânın 10 sene içinde 1 trilyon doları geçecek bir pazar oluşturacağını öngördüklerini belirten Bulutistan Yapay Zekâ Sektör Danışmanı Mete Gönç, “Yapay zekâ, tüm dünyada büyümesini sürdürüyor. Sadece ABD’de dev şirketler, dünyanın birçok yerinde yarım trilyon dolara yakın veri merkezleri kuracaklarını açıkladılar. Hatta enerji problemini çözmek için nükleer santral alacağını açıklayan şirket bile oldu. Yine 5 sene içerisinde iş gücünün yüzde 50’sinin tamamen AI (yapay zekâ) tarafından gerçekleşmesini bekliyoruz. Sadece operasyon tasarrufu 404 milyar dolarlık bir pazarda en az yüzde 10 olacak. Birçok alanda da rakamlar bu şekilde seyredecek” dedi.
“Türkiye’nin acilen bir AI master planına ihtiyacı var” diyen Gönç; “Bu alanda faaliyet gösteren şirketlere ciddi anlamda destek sağlanması gerekiyor. Bu alanda çok yetenekli beyinlerimiz var, önemli olan beyin göçünü durdurmak. Gerekli destek sağlanırsa bölgede oyun kurucu ve bölgesine hâkim milyar dolarlık yapay zekâ şirketleri Türkiye’den çıkabilir” ifadesini kullandı.
Bulutistan, bölgenin en büyük Decacorn Yapay Zekâ Bulut Servis Sağlayıcısı olacak
Bulutistan’da hedeflerin hep dinamik tutulduğunun altını özenle çizen Gönç, “Bulutistan’ın yakın hedefi 2025 yılı itibarıyla hizmet verdiği pazarlarda, GPUaaS, LLMaaS ve AIaaS katmanlarında çözümlerinin sayısını artırmak ve müşterilerine yayılımını sağlamak olacak. Hedeflerimiz arasında; 2030’a kadar istikrarlı büyüyüp yapay zekâ çözümlerini de ekleyerek, Unicorn olmanın da ötesinde bölgenin en büyük Decacorn Yapay Zekâ Bulut Servis Sağlayıcısı olmak var.
“Verimlilik artışı sağlanacak konularda hızlı kazanımlar yaratmayı hedefliyoruz”
Yapay zekânın inanılmaz hızlı bir şekilde geliştiğini ifade eden Gönç, “Önümüzdeki 2-3 yıl içerisinde bütün kurumların bu dünyaya uyması gerekiyor. Bulut üzerinden erişebileceğiniz bir yapay zekaya ihtiyaç var. 7/24 çalışabilen Türkçeye uyumlu, doğruluk oranı yüksek bir modele sahibiz. Bu model, artık bütün ekosisteme açık hale geldi. 2025 yılı Agentic AI olarak geçecek. Bütün dünya Agentic AI’ı konuşacak, Türkiye buna adapte olacak. Firmaların yapay zekaya nereden başlayacağı konusunda tereddütleri var. Sunduğumuz servis hizmetinin yanında danışmanlık hizmeti ile firmaların temel problemlerini, ileriye gitmek istedikleri konuları ortaya çıkarıyoruz. Daha sonra elimizdeki verilere bakarak verimlilik artışı sağlayabileceğimiz konulara yöneliyoruz. Verimlilik artışı sağlanacak konularda hızlı kazanımlar yaratmayı hedefliyoruz. Bu adaptasyona en hızlı şekilde geçilmesi gerekiyor. Bulutistan’ın buradaki çalışmaları ve uygulamaları çok iyi. Yapay zekâ alanında çok güçlü beyinler var. Bu beyinleri kullanmak lazım” dedi.
Mete Gönç son olarak şu ifadeleri kullandı: “Yapay Zekâ geliştirmek için gereken kapasite, kurumların ve geliştiricilerin kendi sistem odalarındaki sunucularla sağlanamaz. Özellikle üretken yapay zekâ çözümleri, bulut ortamlarında var olmalıdır. Bu nedenle, yapay zekâ ve bulut artık birbirinden ayrılmaz iki konu haline gelmiştir. Araştırmalar, yapay zekânın 2030’a kadar dünya ekonomisine 7 trilyon dolar katkı sağlayacağını gösteriyor. Bu büyüklüğün gerçekleşebilmesi için büyük bulut kapasiteleri ve veri merkezi yatırımları gerekecek. Türkiye’de de aynı ihtiyaçlar söz konusu. Bu konu özelinde Sabancı Holding, %75 hissedarımız olarak hem Türkiye hem de dünya için büyük yatırım planlarını harekete geçirmiştir.”
Teknoloji
Getac, 8 inçlik dayanıklı tablet ailesini genişletiyor


Getac, 8 inçlik tam dayanıklı tablet serisinin yeni modelleri olan ZX80W ve ZX80W-EX’i kullanıcılarla buluşturuyor. ARM mimarisi üzerine inşa edilen ve Windows 11 işletim sistemiyle çalışan yeni cihazlar; yapay zekâ destekli uç bilişim yetenekleri, enerji verimliliği sağlayan fansız tasarımları ve tam dayanıklı yapılarıyla öne çıkıyor. 590 gram ağırlığında olan ZX80W ve 780 gram ağırlığa sahip olan ZX80W-EX, zorlu saha koşullarında yüksek mobilite ve uzun pil ömrü sunarken; savunma, kamu hizmetleri, ulaşım ve lojistik sektörlerindeki farklı kullanım senaryolarına yanıt veriyor. Yeni modellerin Temmuz 2026 itibarıyla satışa sunulması planlanıyor.
Dayanıklı bilişim ve mobil video çözümlerinin lider sağlayıcılarından ve gelişmiş şirket içi üretim yeteneklerine sahip olan Getac Technology Corporation (Getac), 8 inçlik tam dayanıklı tablet serisi ZX80’i yeni ZX80W ve ZX80W-EX modelleriyle genişletiyor.
ARM mimarisi üzerine inşa edilen bu iki yeni cihaz, hafif yapıları ve yüksek mobilite özellikleriyle Windows 11 deneyimini bir araya getiriyor. Getac, bu iki modelle birlikte Windows 11 işletim sistemiyle çalışan, enerji verimliliği sağlayan ve fansız tasarıma sahip dayanıklı çözümlere yönelik artan müşteri talebine yanıt veriyor. Yeni ZX80W ve ZX80W-EX modelleri; savunma, kamu hizmetleri, ulaşım ve lojistik sektörlerinde karşılaşılan farklı endüstriyel ortam ve kullanım senaryolarında etkin kullanım imkânı sunuyor.
“ZX80W serisiyle saha ve merkez arasındaki bağlantıyı güçlendiriyoruz”
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Getac Technology Corporation Başkanı James Hwang, şu açıklamalarda bulundu: “Etkili dijital dönüşüm, kurumsal altyapının doğrudan sahaya taşınmasını gerektiriyor. ZX80W serisi bu vizyonu desteklemek amacıyla geliştirildi. ARM üzerinde çalışan Windows’un kanıtlanmış verimliliğini 8 inçlik kompakt bir form faktörüyle sunarak, kuruluşların geleneksel BT altyapısı ile saha operasyonları arasındaki boşluğu kapatmalarına yardımcı oluyoruz. Standart saha çalışmalarından tehlikeli ortamlara kadar farklı kullanım senaryolarında, müşterilerimizin mobiliteyi en üst düzeye çıkarırken kurumsal güvenlik ve performans standartlarını korumalarına da yardımcı olan çok yönlü bir çözüm sunuyoruz.”
Enerji verimli ARM mimarisi üzerine inşa edildi
ZX80W ve ZX80W-EX, ARM mimarisi üzerine kurulu olan ve olağanüstü enerji verimliliği ile watt başına yüksek performansıyla tanınan Qualcomm®’un yenilikçi QCS6490 platformunu kullanıyor.
Bu sayede kullanıcılar, cihaz şarj imkânlarının sınırlı olduğu uzak lokasyonlarda dahi uzun süre kesintisiz çalışmayı mümkün kılan hızlı ve fansız bir bilgi işlem deneyiminden yararlanabiliyor.. Her iki cihaz da akıcı çoklu görev performansı için 12 GB dahili LPDDR5 belleğe sahipken, 256 GB evrensel flaş depolama (UFS) ise cihaz üzerindeki depolama ihtiyaçları için geniş kapasite sunuyor.
Kompakt tasarımda Windows 11 işlevselliği
ZX80W, Windows on ARM teknolojisinin dayanıklı cihazlardaki potansiyelini ortaya koyuyor. Geleneksel olarak sahada tam Windows deneyimi sunabilmek, daha büyük boyutlu ve daha yüksek enerji tüketimine sahip işlemciler gerektiriyordu. ARM mimarisinin sunduğu enerji ve termal verimlilikten yararlanan ZX80W ise Windows 11 IoT Enterprise LTSC’yi kompakt ve fansız bir tasarım içinde çalıştırarak performans, mobilite ve enerji verimliliğini bir arada sunuyor.
Bu yaklaşım, kullanıcıların Windows ekosisteminin sunduğu güvenlik ve uygulama uyumluluğundan faydalanmasını sağlarken, Android cihazlarla özdeşleşen hafif kullanım deneyimi ve uzun pil ömrü avantajlarını da beraberinde getiriyor.
Yapay zekâ destekli uç bilişim
ZX80W ve ZX80W-EX modellerinde, gerçek zamanlı uç bilişim uygulamalarını desteklemek amacıyla 6. Nesil Qualcomm AI Engine teknolojisinden yararlanılıyor. Qualcomm® Hexagon NPU, gerçek zamanlı analiz, cihaz içi otomasyon ve yüksek hızlı veri işleme yetenekleri sayesinde zorlu saha koşullarında operasyonel verimliliğin artırılmasına katkı sağlıyor. Bu sayede internet bağlantısının zayıf olduğu veya bulunmadığı ortamlarda işlemler daha hızlı ve güvenilir şekilde gerçekleştirilebilirken, bulut sistemlerine olan bağımlılık da azalıyor. Bu güçlü uç bilişim yetenekleri sayesinde ZX80W ve ZX80W-EX, kamu hizmetleri sektöründe İHA uçuş kontrolü ve öngörücü varlık yönetimi uygulamalarında, ulaşım ve lojistik sektörlerinde ise elektronik kayıt cihazları (ELD) çözümlerinde etkin şekilde kullanılabiliyor. ATEX/IECEx Zone 2/22 sertifikasına sahip ZX80W-EX modeli ayrıca tehlikeli ve potansiyel olarak patlayıcı ortamlardaki uygulamalar için de uygun bir çözüm sunuyor.
Zorlu çalışma ortamları için geliştirildi
ZX80W ve ZX80W-EX, Getac’ın dayanıklılık odaklı ürün yaklaşımını yansıtan sağlam tasarımlarıyla öne çıkıyor. MIL-STD-810H ve IP67 sertifikalarına sahip olan her iki model, titreşime ve 1,8 metre yükseklikten düşmelere karşı dayanıklılık sunuyor. Gün ışığında rahatlıkla okunabilen ekranlara sahip cihazlar, geniş çalışma sıcaklığı aralıkları sayesinde zorlu çevre koşullarında da kesintisiz kullanım sunuyor. ZX80W modeli -29°C ile +63°C (-20°F ile +145°F), ZX80W-EX modeli ise -21°C ile +55°C (-5,8°F ile +131°F) arasındaki sıcaklıklarda çalışabiliyor. Tüm bu dayanıklılık özelliklerine rağmen ZX80W 590 gram, ZX80W-EX ise 780 gram ağırlığıyla uzun süreli saha çalışmalarında yüksek mobilite sunuyor.
ZX80W-EX modeli ise standart dayanıklılık özelliklerinin ötesine geçerek, tehlikeli ve potansiyel olarak patlayıcı ortamlarda güvenli kullanım için ATEX/IECEx Zone 2/22 sertifikasına sahip bulunuyor. Cihazda yer alan daha kalın ekran camı, güçlendirilmiş arka kapak, güvenli port korumaları ve mylar contalar gibi ek güvenlik unsurları, zorlu çalışma ortamlarında dayanıklılığı ve operatör güvenliğini artırıyor.
ZX80W ve ZX80W-EX’in, Temmuz 2026’da satışa sunulması planlanıyor.
Daha fazla bilgi için www.getac.com adresi ziyaret edilebilir.
Teknoloji
Yapay zekâ ve veri odaklı dönüşüme 500 milyon TL yatırım!


Bacacı Yatırım Holding, grup şirketlerinde veri ve yapay zekâ odaklı dönüşüm için 500 milyon TL’lik yatırım planı hazırladı. Bacacı Yatırım Holding Bilgi Teknolojileri İcra Kurulu Üyesi Vildan Çal Özel, bu yatırımların yanı sıra özellikle yapay zekâ odaklı girişimlerle iş birliklerini destekleyecek ayrı bir “start-up fonu” da kurguladıklarını söyledi.
Son yıllarda yapay zekâ ve veri temelli dönüşüm, iş dünyasının en kritik gündem maddeleri arasında yer alıyor. Bu yeni dönemde, farklı sektörlerde faaliyet gösteren grup şirketlerinin ortak ihtiyaçlarını karşılayacak güçlü ve sürdürülebilir bir teknoloji zemini oluşturmayı hedefleyen Bacacı Yatırım Holding, yapay zekâ ve veri odaklı dönüşüm için yaklaşık 500 milyon TL’lik bir yatırım planı hazırladı. Bacacı Yatırım Holding ayrıca, yapay zekâ odaklı girişimlerle iş birliklerini destekleyecek ayrı bir “start-up fonu” oluşturulması için de çalışmalara başladı.
“YAPAY ZEKÂYI İŞ DEĞERİNE DÖNÜŞTÜRECEK PROJELERİ HAYATA GEÇİRMEK GEREK”
Teknoloji yatırımlarını yalnızca altyapı modernizasyonu olarak değil; doğrudan iş sonuçlarına dokunan, ölçülebilir değer üreten ve uzun vadede rekabet avantajı sağlayan bir dönüşüm alanı olarak ele aldıklarını belirten Bacacı Yatırım Holding Bilgi Teknolojileri İcra Kurulu Üyesi Vildan Çal Özel, “Bugün herkes yapay zekâyı konuşuyor ancak konuşmak tek başına yeterli değil. Asıl odaklanmamız gereken konu, yapay zekâyı gerçek iş değerine dönüştürebilecek doğru kullanım alanlarını ve projeleri hayata geçirmek. Bu nedenle 2026 yılında Bacacı Yatırım Holding olarak odağımız, yapay zekâyı bir söylem olmaktan çıkarıp, gerçekten iş sonuçlarına dokunan alanlarda derinleştirmek olacak. Bunun için veri altyapımızı sadeleştiren, veri kalitesini artıran ve analitik olarak çok daha erişilebilir hale getiren adımlar planlıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin özellikle finans sektöründe küresel ölçekte rekabetçi bir noktada olduğunu ifade eden Özel, “Bu aşamada kritik olan, teknolojiyi ekonomik büyümenin bir kaldıraç unsuru olarak konumlandırmak. Türkiye’nin büyüme ivmesini sürdürülebilir kılabilmesi için teknoloji, en önemli hızlandırıcılardan biri olarak öne çıkıyor” diye konuştu.
“START-UP FONU KURULMASI DA GÜNDEMDE
Yapay zekâ ve veri temelli dönüşümün yalnızca teknoloji yatırımıyla sınırlı olmadığına işaret eden Özel, sürecin merkezinde insan kaynağının yer aldığını vurguladı. Bu doğrultuda hem organizasyonel yapılanmayı hem de çalışma modellerini yeniden ele aldıklarını belirten Özel, sözlerine şöyle devam etti:
“Bu dönüşümün sürdürülebilirliği büyük ölçüde insanla mümkün. Yapay zekâ ve veri tarafındaki yetkinlikleri güçlendirecek ekip yapıları ve yeni iş modelleri üzerinde çalışıyoruz. Ancak ekip derken yalnızca kendi organizasyonumuzu kastetmiyoruz. Start-up ekosistemini bu dönüşümün doğal bir parçası olarak görüyoruz. Kendi sektör tecrübemizi, kurumsal birikimimizi ve teknoloji altyapımızı girişimlere açarak karşılıklı değer üretmeyi amaçlıyoruz. 2026 yılı için, yapay zekâ ve veri odaklı dönüşüm başta olmak üzere teknoloji alanında yaklaşık 500 milyon TL’lik bir yatırım planı ile ilerliyoruz. Bunun yanında, fırsat bazlı değerlendirilecek ve özellikle yapay zekâ odaklı girişimlerle iş birliklerini destekleyecek ayrı bir “start-up fonu” da kurguluyoruz.”
Teknoloji
Geleceğin Alışveriş Deneyimi, Yapay ve Duygusal Zekâyı Buluşturan Hibrit Modellerle Şekilleniyor!


Perakende ve e-ticaret dünyası 2026’dan itibaren yeni bir rekabet eşiğine geliyor. TP’nin global raporu; perakende ve e-ticarette kazananların teknolojiyi insan dokunuşuyla birleştiren, hızlı, güvenli ve yüksek değerli hibrit deneyimi uçtan uca tasarlayan markalar olacağını gösteriyor.
Dijital iş hizmetlerinin küresel lideri TP’nin perakende ve e-ticaret sektör raporu, dijital alanda büyümenin hızlanacağını, hızlı ödeme, güven ve insan dokunuşuyla güçlendirilmiş yapay zeka deneyimlerinde fark yaratan markaların öne çıkacağını gösteriyor. Raporda tüketicilerin dijital kolaylığı benimsediği ancak karmaşık ve hassas süreçlerde insan etkileşimini güçlü biçimde tercih ettiği vurgulanıyor.
Küresel Perakendede Büyümenin %74’ü Dijital Kanallardan Gelecek
Rapora göre, küresel perakende satışlarının 2024-2029 döneminde yüzde 2 bileşik yıllık büyüme (CAGR) göstermesi ve bu artışın yüzde 74’ünün dijital kanallardan gelmesi bekleniyor. E-ticaret penetrasyonunun ise 2029’da yüzde 28’e yükselmesi öngörülüyor. Rekabetin odağını “ürün/fiyat” ekseninden “deneyim kalitesi” eksenine çeken bu kayma, perakendenin geleceğinin hız, güven ve duygusal zeka (EI) entegre edilmiş, insan odaklı yapay zeka çözümlerini üzerinde şekilleneceğini gösteriyor.
Hız: Karar-Ödeme-Satın Alma Hattındaki Rekabet Avantajı
Müşterilerin yaklaşık yüzde 70’lik büyük bir kesimi, satın alma yolculuğunun ödeme adımında deneyimini etkileyen olumsuzluklar sebebiyle sepeti terk ediyor. Bu nedenle rapor, “anında ödeme”nin artık sadece bir özellik değil; doğrudan gelir etkisi yaratan stratejik bir unsur olduğunu vurguluyor. Ödeme akışındaki her ek adım, gecikme ve gereksiz doğrulama yalnızca dönüşümü değil, marka algısını da etkiliyor. Hız; sadece “daha çabuk” olmanın ötesinde doğru noktada doğrulama, gerçek zamanlı karar mekanizmaları, kullanıcıyı yormayan tasarım ve sorunsuz kanal geçişleri anlamına geliyor.
Güven: Risk Yönetiminin Ötesinde, Müşteri Sadakatinin Temeli
Altı çizilen çarpıcı göstergelerden bir diğeri de iade ekonomisinin büyüklüğü. Rapor, 2024’te tüketicilerin iade ettiği ürünlerin toplam hacminin 685 milyar dolar seviyesine ulaştığını; bunun 103 milyar dolarının iade ve talep dolandırıcılığı kaynaklı kayıp olduğunu gösteriyor. Bu ölçekte bir kayıp, güvenliğin “maliyet kalemi” değil; karlılığı ve itibarı koruyan stratejik bir unsur olduğunun göstergesi niteliğinde. Aynı zamanda raporda müşterilerin kişisel bilgi ve ödeme güvenliği hassasiyeti ön plana çıkıyor. Bu nedenle güven başlığının savunma refleksiyle değil; yönetişim, gerçek zamanlı izleme, erken uyarı mekanizmaları ve operasyonel disiplinle uçtan uca yönetilmesi gerekliliği vurgulanıyor.
Hibrit Model: Geleceğin Müşteri Deneyimi EI + AI ile Şekilleniyor
Perakende sektöründe yapay zeka artık gündemin merkezinde yer alıyor. Raporda kişiselleştirme, öneri motorları, chatbot’lar, talep tahmini ve operasyon optimizasyonu başlıkları öne çıkıyor. Bu noktada kritik uyarı, AI’nın doğru kurgulanmadığında güveni zedeleyebildiği yönünde. Üretken yapay zeka uygulamalarında hatalı/uygunsuz yanıt riski, markalar için müşteri deneyiminde insan dokunuşu ve duygusal zeka başlıklarını daha da önemli hale getiriyor.
Müşterilerin yüzde 53’ü hala gerçek zamanlı insan desteğini tercih ediyor. İnsan destekli kanallarda memnuniyet (CSAT) yüzde 75 seviyesindeyken, self-servis teknolojilerde memnuniyet yüzde 55 seviyesinde kalıyor. Bu tablo; kazandıran formülün yapay zekanın insan dokunuşunu güçlendirecek biçimde şekillendirilmesi gerektiğini ortaya çıkarıyor.
TP Türkiye ve Azerbaycan CEO’su Tülay Doğrular, yeni rekabet düzenini şöyle özetliyor: “Perakende ve e-ticarette rekabet artık yalnızca teknoloji üzerine değil; güven, deneyim ve sürdürülebilir değer yaratmak üzerine. Yapay zeka büyük fırsatlar sunuyor, ancak gerçek etki, insan dokunuşunu güçlendirdiğinde ortaya çıkıyor. 2026 ve sonrasında perakende markaları için kritik soru ‘Hangi teknolojiye yatırım yapıyoruz?’ değil; ‘Bu yatırımı nasıl hız, güven ve yüksek değerli etkileşime dönüştürüyoruz?’ olacak. Büyümenin yüzde 74’ünün dijital kanallardan geleceği bir dünyada; yüzde 70’e yaklaşan sepet terk oranları, 103 milyar dolarlık dolandırıcılık kaybı ve müşterilerin yüzde 53’ünün insan desteğini tercih ettiği gerçeği, tek bir şeyi söylüyor: Geleceğin kazananları, teknolojiyi insan dokunuşuyla birleştiren; hızlı, güvenli ve değer yaratan hibrit deneyimi uçtan uca tasarlayan markalar olacak.”
-



Genel6 yıl önceToyota Corolla Hatchback Tanıtıldı, İŞTE FİYAT LİSTESİ!!
-



Genel7 yıl önceİletişim
-
Genel7 yıl önce
Biz Kimiz?
-
Genel7 yıl önce
Reklam ve Sponsorluk
-



Genel7 yıl önceGizlilik politikası
-



Genel6 yıl önceBu Tarihi Not Edin! “30-31 Mayıs 2020”
-



Genel6 yıl önceRenault’dan Kaçırılmayacak Kampanya: “Şimdi Al Eylül’de 750TL Taksitle Ödemeye Başla”
-



Genel6 yıl önceYaz tatili öncesi lastiklerinizi kontrol etmeyi ihmal etmeyin






