Teknoloji
LOJİSTİĞİN 7 DOĞRUSUNU MİSYON EDİNDİ, 2023’TE % 125 BÜYÜDÜ


Lojistiğin 7 doğrusunu misyon edindiklerini ifade eden EDS-LOG Global Logistics Firma Yetkilileri Gökhan Edis ve Aleyna Işık, 2023’te bütün olumsuzluklara rağmen %125 büyümeyi başardıklarının altını çizdi. “2023 yılında 120 milyon TL değerinde ciro yaptık. Bu cironun %40’ı denizyolu, %40’ı karayolu ve %20’si havayolun operasyonlarından oluştuğunu söyleyebiliriz” diyen EDS-LOG Global Logistics yetkilileri, güvene dayalı kaliteli hizmet verdiklerini; para kazanmaktan daha önemli olan asıl unsurun ‘itibar’ olduğunu ifade ettiler.
EDS-LOG Global Logistics, 2022 yılında iki ortak tarafından İzmir’de kuruldu. “Lojistiğin 7 doğrusunu misyon edinerek kurulduk ve firma sloganı haline getirdik” diyen EDS-LOG Global Logistics Firma Yetkilileri Gökhan Edis ve Aleyna Işık, “Lojistiğin 7 Doğrusu ile 7 Kıtayı Birleştiriyoruz. Denizyolu, karayolu ve havayolu konularında hizmet vermekteyiz. Biz yıllarca yöneticilik pozisyonlarında farklı lojistik ve üretici firmalarında çalıştık. Tecrübelerimize dayanarak ve açıkçası çalışmakta olduğumuz müşterilerimizin ısrarları üzerine, dürüstlüğü firma misyonu haline getirerek EDS-LOG Global Logistics’i kurma kararı aldık” bilgilendirmesinde bulundu. Firma kurulum aşamasındayken dahi, müşterilerin ısrarlarına istinaden operasyonlara başladı. Kurulduğu andan itibaren güzel bir ivme yakalayan EDS-LOG Global Logistics, çok fazla ülkesel ve küresel kriz yaşamasına rağmen ivmesini kaybetmeyerek kesintisiz hizmet sunmaya devam etti. Sorularımızı EDS-LOG Global Logistics Firma Yetkilileri Gökhan Edis ve Aleyna Işık yanıtladı.


BİZİM DIŞIMIZDA GELİŞEN TÜM OLUMSUZLUKLARA RAĞMEN % 125 BÜYÜDÜK
EDS-LOG Global Logistics olarak 2023 yılını değerlendirir misiniz?
Maalesef 2023 yılı ülkemiz adına ‘ciğerlerimizin yandığı yüzyılın felaketi’ olarak anılan bir yıl oldu. 2023 yılındaki hepimizi derinden yaralayan 6 Şubat depremlerine kadar yüksek bir ivme ile büyüme yakaladık. Ancak önce deprem sonra seçimler derken piyasa duruldu ve sektörde birçok firma maalesef kapılarına kilit vurdu. Ancak bu krizlere rağmen günümüzde biz dahil ayakta kalan tüm lojistik firmaları kendilerini başarılı firmalardan saymalılardır. Hepsini tebrik ederiz. Kaliteli operasyonlarımız ve devamlı bizle çalışan müşterilerimiz sayesinde bugün buralara geldik. 2023’ün sonuna geldiğimizde, dünya çapında ve ülkemizde yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen %125 oranında bir büyüme oranı yakaladık. 2023 yılında 120 milyon TL değerinde ciro yaptık. Bu cironun %40’ı denizyolu, %40’ı karayolu ve %20’si havayolun operasyonlarından oluştuğunu söyleyebiliriz.
ARAÇ YATIRIMLARI YAPACAK, EKİBİMİZİ GÜÇLENDİRECEĞİZ!
2024 yılı hedefleriniz, yatırımlarınız ve öngörülerinizi alabilir miyiz?
Biz, yatırım odaklı olmayı kendimize prensip edindik. Kazandığımızı yatırımlarla hem ülke ekonomisine katma değer olarak vermeyi hem yeni istihdamlar yaratmayı hem de sektörümüze katkı sunmayı misyon edinmiş bulunuyoruz. Yeni yıla Romanya’da kiraladığımız filo ile tüm Avrupa’ya Türkiye’ye ve Avrupa’dan Asya’ya transit taşımalara hız verdik. Zaten denizyolunda da tüm kıtalara ve lokasyonlara en iyi şekilde hem forwarder ve acentalık hizmeti vermekteyiz. 2024 yılındaki yeni hedeflerimiz; araç yatırımlarımızı artırmak, denizyolunda armatörler ile daha iyi kontratlar yapıp kalite çıtamızı daha da yükseltmektir. 2024’te yine ekibimizi uzman kadrolar ile daha da büyütecek, daha fazla firmaya hizmet vereceğiz. Bu konuda görüştüğümüz isimler de mevcuttur.


YENİ ROTALARDA YENİ FİLOLAR KURACAĞIZ
Filonuz ve kiralamalarınız hakkında bilgi verir misiniz?
EDS-LOG Global Logistics olarak forwarder firmasıyız. Bizim temel çalışma prensibimizin en üstünde ‘kalite’ yer alıyor. Kaliteli hizmetten ödün vermiyoruz. Bütün işlerimizin kaliteli olması olmazsa olmazlarımızdandır. Bu bakımdan hepsi elenerek belirlenmiş kalitemizden ödün vermeyecek şekilde çalışan acentalarımızın araçlarını kullanıyoruz. 2024’te araç yatırımlarımızı artırarak yeni rotalarda yeni filolar kurmayı hedefliyoruz.
FİRMANIN DIŞ TİCARET PERSONELİ GİBİ DESTEK VERİYORUZ
Tercih edilmenizdeki nedenler nelerdir? Müşteriler neden EDS-LOG Global Logistics’i tercih ediyor?
Tercih edilmemizde birden çok neden bulunuyor. Bu konuda müşterilerimizden gelen yanıtlardan bahsetmek isteriz: Operasyon kalitemiz, desteğimiz ve dürüstlüğümüz. Bizimle yükleme yapan firmalar öncelikle bize güveniyorlar. Bu iş dalında en önemli konu güvendir. Ayrıca operasyonel destek de veriyoruz. Üretici firmalarda çalışan yetkililerin lojistik operasyon bilgileri bazen yeterli seviyede olmayabiliyor. Bu konuda biz, çoğu firmanın yapmadığı bir şeyi yapıyoruz. Firmanın dış ticaret personeli gibi destek veriyoruz. Onları koruyoruz. Ekstra masraf çıkmaması için hata yapmalarını önlüyor ve gerektiğinde yol gösteriyoruz. Üreticilerin ve dış ticaret firmalarının büyümesi bizim için en önemli maddelerden biridir. Çünkü üretici büyümeli ki bizler de büyüyebilelim. Bu yüzden onları operasyonel süreçte koruyor ve kolluyoruz. Hatta birçok firmaya sıfırdan kuruluşlarında ve ithalat-ihracat süreçlerinde de rehberlik ettik.
MASANIN İKİ TARAFINDA BULUNMANIN AVANTAJI İLE HİZMET VERİYORUZ
Bizler geçmiş kariyerimizde hem masanın üretici tarafında hem lojistik tarafında bulunduğumuz için müşterilerimizin bizden neler beklediklerini, hangi noktalarda, hangi hamleler ile onların operasyonlarının daha sorunsuz olacağını biliyoruz. Bu tecrübelerimize göre hizmet veriyoruz. Biz olaylara sadece lojistikçi açısından değil, tecrübelerimize ve geri dönüşlere dayanarak üretici açısından da bakıyoruz. Ayrıca biz firmaların lojistik konusunda tüm ihtiyaçlarına cevap verebiliyoruz. Hem kara hem deniz hem de havayollarında sağladığımız hizmetler ile firmaların tüm hizmetleri tek bir firmadan almalarına imkan tanıyoruz.
UZMAN EKİBİMİZ İLE FARKLI OLMANIN AÇIK FARKINI ORTAYA KOYUYORUZ
Farkımız, kalite anlayışımızdan ödün vermememiz, uzman ekibimiz, 7/24 ulaşılabilir olmamız ve güvene dayalı ilişkilerimizin toplamından oluşuyor. Kendi alanlarında tanınmış, uzman ekibimiz ve envanterimiz sayesinde standart denizyolu konteyner taşımacılığının ve karayolu taşımacılığının yanında hem proje hem transit hem depolama aktarma, denizyolu chartering-brokering, gibi hizmetler sunuyoruz. Bu ekibi toplayabilmek açıkçası kolay olmadı. Ekibimizin her bir üyesi itina ile seçilmiş ve referans olarak güçlü kişilerdir. Müşterilerimize de her zaman dediğimiz şey, sadece bizimle çalışmamaları ve piyasada var olmalarıdır. Çünkü müşterilerin itibarları için bu konu önem taşımaktadır. Örneğin başka bir lojistik firması ile çalıştıklarında bir sorun ile karşılaştıklarında ticari amaç gütmeden krizi çözmek için biz de elimizden geleni yapıp diğer lojistik firması ile koordinasyon sağlıyoruz.
BAŞKA BİR LOJİSTİK FİRMASI İLE ÇALIŞAN MÜŞTERİLERE DE TİCARİ AMAÇ GÜTMEDEN DESTEK SAĞLIYORUZ
Tüm Türkiye dahil tüm ülkelerdeki firmalara hizmet veriyoruz. Ek olarak biz müşterimizin itibarlarını gerek korumak, gerek arttırmak için karşı firma ile de yükleme ve veya varış organizasyonlarını sağlarken, aynı hassasiyet ve kalite ile hizmet sağlıyoruz. Örneğin; İthalat yapacak olan bir müşterimizin yükü Polonya’dan İzmir’e gelecekti. Polonya’daki yükleyicinin organizasyondaki taleplerini baz alarak birçok firmanın yapmayacağı bir şey yapıp Polonya’daki acentamızı değiştirdik. Lojistik operasyon süreci temelde çift taraflı bir süreç. Bizler müşterilerimizin tedarikçilerini veya alıcılarını da düşünerek, müşterilerimizin karşı taraftan olumsuz bir yorum duymamaları için hassas davranıyoruz. Biz müşterimizi temsil ettiğimizi düşündüğümüz için iki tarafa da en iyi şekilde hizmet verme amacı güdüyoruz. Genelde her yüklememizden sonra müşterilerimizden karşı taraftan aldıkları olumlu dönüş ve övgü konularında yorumlar duyuyoruz. Bu, bizim için mutluluk sebebidir.
BİRÇOK SEKTÖRE HİZMET VEREBİLMEMİZ DE TERCİH EDİLMEMİZİ SAĞLIYOR
Ek olarak, birçok sektöre hizmet verebildiğimiz için tercih sebebi olduğunu düşünüyoruz. Biz gelen talepleri büyük iş veya küçük iş olarak ayırmıyoruz. Ya da firma bazında bir ayrımcılık yapmıyoruz. Sektör lideri müşterilerimize verdiğimiz kaliteli hizmeti, gelişmekte olan küçük firmalara da aynı şekilde sağlıyoruz. Hem parsiyel hem komple taşımacılıklara aynı şekilde kalite anlayışı güderek hizmet veriyoruz.
DOĞRU ROTA, DOĞRU ACENTA VE AKTARMA DEPOLARI BAŞARIYI OLUŞTURUYOR
Intermodal ve multimodal taşımacılık yapıyorsunuz. Bu taşıma türlerini gerçekleştirmenin zorlukları nelerdir?
Öncelikle doğru rotanın ve doğru yurtdışı acentalarının, aktarma depolarının belirlenmesi gerekiyor. Her yük özelinde çalışma yapılması gerekiyor. Ezber rotalarda maliyet kargodan kargoya artabiliyor. Kaliteden ödün vermeden maliyetleri düşürmek için rota üzerindeki ülkelerde doğru acentalar ile çalışılması elzemdir. Bu acentaların, müşterilerimizin operasyonlarını yapabilmeleri için öncelikle kendilerini bize ispat etmeleri gerekmektedir. Bazı coğrafyalarda mevsimsel olarak rotalar değiştirilmelidir. Bu seçimler ve organizasyonun sorunsuz yapılabilmesi için karşı ülkedeki acentaların kalitesinin önemi ön plana çıkmaktadır. İntermodal ve multimodal operasyonlar kendi içinde çok fazla değişken barındıran süreçlerdir. Bu durum birçok zorluğu da yanında getirmektedir. Bu zorlukların üstesinden gelinmesini sağlayan en büyük etken intermodal ve multimodal operasyon tecrübesidir. Hangi mevsimde hangi coğrafyalarda operasyon yapılacaksa, bu konuda bilgili olunmalı ve hava şartlarını dahi hesaba katarak adımlar atılmalıdır. Rotada üzerindeki ülkelerin gündemlerine, haberlerine bakılmalı ve ülkelerin durumlarına göre strateji belirlenmelidir. Yoksa ya maliyetler artar ya da operasyonlar çıkmaza girer. Yine aktarmalı operasyonlarda elleçleme konusunda limanda veya aktarma noktasında doğru ekipler belirlenmeli ve iş birliği içinde olunmalıdır. Doğru bilgi akışının sağlanması bu konularda kilit önem taşır.
MÜŞTERİLERİMİZİ MAĞDUR ETMEMEK ADINA KENDİ FİNANSAL GÜCÜMÜZÜ KULLANIYORUZ
Akaryakıta gelen zamlar işinizi nasıl etkiliyor? Buna nasıl bir çözüm üretiyorsunuz?
Maalesef akaryakıt zamları bazen navlunları günlük bile değiştirmektedir. Çok yüksek bir maliyet farkı çıkmadıkça biz müşterimize ilk verdiğimiz fiyata sadık kalıyor, aradaki farkı kendi finansmanımız ile sübvanse ediyoruz. Yeri geliyor müşterimizi mağdur etmemek adına zararına çalıştığımız oluyor. Şimdiye kadar teklif sonrası olan hiçbir zam değerini müşterilerimize yansıtmadık. Teklifimiz onaylandıktan sonra fiyatı kendi finansman gücümüze dayanarak sabitliyoruz. Değişiklik olmaması adına elimizden geleni yapıyoruz. Bizi bu süreçte en çok zorlayan Süveyş krizi, Ukrayna-Rusya savaşı gibi aniden çıkan olaylarda armatörlerin bir anda PSS uygulaması gibi ekstra masraflar ve bu durumu müşteriye yansıtmak istemediğimiz için armatörler ile girdiğimiz pazarlıklardır.
ÇOĞU MÜŞTERİMİZ İLE ARKADAŞ OLDUK
Müşteri memnuniyeti ve müşteri sadakati hakkında düşüncelerinizi alabilir miyiz?
Biz, bu konuda biraz şanslıyız. Çünkü genelde bizimle bir kere çalışan firmalar, bizimle devam ediyorlar. Hiçbir zaman kalitemizden ve dürüstlüğümüzden ödün vermedik. Bunun sonucu olarak müşterilerimizin sadakatini kazandık. Bu, bizim için önemli. Hatta çoğu müşterimiz ile artık arkadaş olduk. Tek firma gibi hareket ediyoruz. Eski müşterilerimiz ile aramızda güvene dayalı bir ilişki var. Çünkü daha önce de dediğim gibi firmaların büyümesini istiyoruz. Müşterilerimiz de bu düşünce ile hareket ettiğimizi bildiklerinden dolayı bizimle devam ediyorlar. Samimiyetimizle söylemek isteriz ki şimdiye kadar hiçbir firmadan olumsuz bir yorum almadık. Lojistik sektörü aslında küçük bir sektör. İstanbul’da birinin ağzından çıkan kelime İzmir’den duyuluyor. Bu yüzden arkamızda kötü bir izlenim bırakmamak bizler için hayati önem taşıyor. İtibarımız ve ticari ahlak anlayışımız sayesinde sadık müşterimiz günden güne artmakta.
SORUNUN DEĞİL ÇÖZÜMÜN PARÇASIYIZ
Lojistik, operasyon içinde birçok değişken barındıran bir süreçtir. Bu yüzden operasyonel süreçlerde aksaklıklar sık sık meydana gelmektedir. Müşterimiz nazarında kaliteli operasyon sürecimizin temel sebebi, bu tür aksaklıklarda müşterilerimize çözümlerimiz ile destek olmamızdır.
ESNEK VE GÜÇLÜ EKİBİMİZ EN BÜYÜK GÜCÜMÜZDÜR
Tabi bunu yapabilmek söylemek kadar kolay değil. Bu yüzden firmamızdaki ekibin kalitesi, farklı uzmanlıklara sahip olmaları ve firma misyonumuzu benimsemiş olmaları çok büyük katkı sağlıyor. Ekibimiz ne kadar esnek ve güçlü ise firmamızda o kadar güçlüdür. Bir firmanın kaliteli hizmet verebilmesi önce doğru ekibin mutlu ve özgür düşünce yapısına sahip olmasından kaynaklanır. 7/24 ulaşılabilirlik firmalar için çok önemli, çünkü sonuçta insanlar bize emeklerini ve mallarını emanet ediyorlar. Biz de bu durumu gözeterek hassasiyetlerini anlıyor ve buna göre hareket ediyoruz. Bizim Türk kültürümüzde emanet mal kutsaldır. Biz de bu topraklarda yetişen her insan gibi aynı kültürü benimseyerek büyüdük. Bu yüzden müşterimizin emanetlerini doğru şekilde lojistiğin 7 doğrusu ile bir noktan bir noktaya ulaştırıyoruz.
DAHA YAŞANILABİLİR BİR DÜNYA İÇİN TEMA’YA FİDAN BAĞIŞLADIK
Lojistik her ne kadar yeşil teknolojiler gelse bile dünyayı kirleten bir şeydir. TIRlar, gemiler bunların çıkardıkları gazlar dünyayı olumsuz etkiliyor. Biz madem kirletiyoruz bir yandan da temizleyelim dedik ve en başından beri her yaptığımız operasyon için müşterilerimiz adına TEMA’ya fidan bağışında ve yanan ormanlarımızda fidan dikimlerinde bulunuyoruz. Her müşterimize TEMA’dan veya bağış yaptığımız otoriterlerden sertifika gönderiyoruz. Düşünsenize her lojistik firması aynı uygulamayı yapsa, dünya ne kadar yeşil olurdu. Umarım bu konuda her lojistik firmaları da atılım yaparlar. Bizler bu konuda iş birliklerine de açığız. Çünkü tek bir dünyamız var ve bu dünya yaşanılabilir olmazsa, ticaretin hiçbir önemi kalmaz.
HER ŞEY TİCARİ DEĞİLDİR, BİZE ÜCRETSİZ DANIŞABİLİRLER
Üretici ve dış ticaret firmaları bize lojistik ve dış ticaret konularında ücretsiz olarak danışabilirler, her şey ticari değildir. Biz kendi işimiz ve müşterimiz olmasa bile seve seve yardım ediyoruz. Hatta bir gün bir firma başka bir forwarder ile çalışırken bizden yardım istedi. Ve biz ticari bir amaç gütmeden yaşanan krizi sabahlara kadar mesai harcayarak çözmüştük. Biz, bu durumdan mutlu oluyoruz. Bizim bu konudaki kazancımız şudur: İtibar kazanmak… Sektörlerde dürüst ve bilgili olarak anılmak.
PİYASADA OLUMSUZ LOJİSTİK ALGISINI DOĞRU HİZMET ANLAYIŞIMIZ İLE KIRDIK
Piyasada olumsuz bir lojistikçi algısı var. Biz, kendi ilkelerimiz doğrultusunda izlediğimiz doğru hizmet yolu ile bu algıyı kırdık. Çünkü ithalat ve ihracat lojistik olmadan olmaz. Lojistik ithalat ve ihracat olmadan olmaz. Bu durumun öneminin özellikle pandemi döneminde dünya çapında daha iyi anlaşıldığını gördük. Biz her zaman kendimizi geliştirmeye ve hizmet kalitemizi daha üst seviyelere çıkarmaya devam edeceğiz.
Teknoloji
Bakan Kacır, GITEX Ai Türkiye’de Türkiye’nin teknoloji alanındaki yeni büyüme vizyonunu anlattı


Türkiye’nin en kapsamlı uluslararası teknoloji ve yapay zekâ etkinliği, İstanbul’da iki gün boyunca yatırım, kapsayıcı inovasyon ve dijital dayanıklılığa odaklandı.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, bugün İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen GITEX Ai Türkiye’de küresel teknoloji liderlerine hitap etti. Kacır, Türkiye’nin 100 bin teknoloji girişimi ve toplam 100 milyar dolarlık unicorn değerlemesi hedefiyle dünyanın en büyük 10 girişim ekosisteminden birini kurmayı amaçladığını söyledi.
Kacır, “Teknoloji girişimciliğini, Türkiye’nin yeni nesil başarı hikâyelerinin temel itici güçlerinden biri olarak görüyoruz” dedi. Bu büyümeyi desteklemek amacıyla Türkiye, yapay zekâ odaklı girişim sermayesi fonlarına 150 milyon dolarlık kamu kaynağı ayırarak gelecek vadeden yapay zekâ girişimlerinin finansmana erişimini genişletiyor.
Kacır, “Türkiye’nin; yeni teknolojilerin geliştirildiği, yenilikçi şirketlerin ölçeklendiği ve ileri sanayi çözümlerinin küresel pazarlara ulaştığı, yapay zekâ çağının öncü merkezlerinden biri olmasını istiyoruz” dedi. GITEX Ai Türkiye’ye 88 ülkeden katılan binlerce uluslararası ziyaretçiye de çağrıda bulunan Kacır, “Bir sonraki çığır açıcı projenizi Türkiye’de hayata geçirmeye davet ediyorum. Yeni şirketinizi Türkiye’den büyütün; Türkiye’yi iş ortağınız olarak konumlandırarak bölgesel ve küresel pazarlara ulaşın” diye konuştu.
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’nin (Invest in Türkiye) ev sahipliğinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının stratejik ortaklığında ve inD organizasyonuyla düzenlenen GITEX Ai Türkiye; yapay zekâ altyapısı ve yatırımlarından siber güvenliğe, fiziksel yapay zekâdan dijital kamu hizmetlerine ve girişimciliğe uzanan geniş bir yelpazede Türkiye’nin teknoloji alanındaki önceliklerinin ele alındığı küresel bir platform sundu.
Türkiye yapay zekâ yol haritasında ilerliyor
Etkinliğin ikinci günündeki programın açılışını yapan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Millî Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürü Sadullah Uzun, Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki hedeflerini somut adımlara dönüştürme kararlılığını anlattı.
Uzun, “2026-2030 Yapay Zekâ Vizyonumuz ve Eylem Planımız en üst düzeyde güçlü destek görüyor. Kamu harcamalarının yüzde 2’sinin yapay zekâya ayrılması ve beş milyon vatandaşımızın yapay zekâ ekonomisine katılabilecek yetkinliklere kavuşturulması hedefleniyor. Türkiye’nin yalnızca yapay zekâyı kullanan değil; aynı zamanda geliştiren, ticarileştiren ve ölçeklendiren bir ülke olmasını istiyoruz. “ dedi.
Türkiye’nin coğrafi bir köprüden uluslararası bir iş ve yatırım merkezine dönüşümüne dikkat çeken Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi (Invest in Türkiye) Başkanı A. Burak Dağlıoğlu ise Türkiye’nin teknoloji, yatırım ve uluslararası ticaret alanlarındaki bölgesel merkez konumuna dikkat çekti.
Dağlıoğlu, “Yirmi yıl önce Türkiye çoğunlukla Asya ile Avrupa arasında bir köprü olarak görülüyordu. Bugün ise üretim, Ar-Ge, lojistik, teknoloji ve girişimcilik alanlarında bölgesel bir merkez konumunda. Ancak bölgesel bir merkez olmak bizim için yeterli değil. Önümüzdeki dönem hedefimiz, küresel bir ekonomik güç hâline gelmek. Türkiye; zengin yetenek havuzu, reform konusundaki güçlü kararlılığı ve yatırımcıları destekleyen kamu politikalarıyla dirençli ve hızla büyüyen bir ekonomiye sahip. Kıtaların kesişimindeki konumumuzla birlikte tüm bu güçlü yönler, yapay zekânın küresel ekonomiyi yeniden şekillendirdiği bir dönemde rekabet gücümüzü korumamız için sağlam bir temel oluşturuyor” dedi.
GITEX CEO’su Trixie LohMirmand ise Türkiye’nin sahip olduğu bu güçlü yönleri daha hızlı uluslararası büyümeye ve yatırıma dönüştürmesi gerektiğini vurguladı. LohMirmand ayrıca GITEX’in uluslararası iş birliklerini güçlendiren, yatırımların ve yeni fırsatların önünü açan rolüne dikkat çekti.
LohMirmand, “Türkiye; küresel ölçekte güçlü sanayi altyapısı, dinamik dijital ekonomisi ve yaklaşık 1.500 yapay zekâ girişimiyle yapay zekâ çağına son derece güçlü bir birikimle giriyor. Ancak yapay zekâ rekabetin kurallarını değiştirdi. Şimdi belirlenen hedefler doğrultusunda hızla harekete geçme zamanı. GITEX; güveni pekiştiren, bilgi paylaşımını arttıran, yeni iş bağlantıları ve fırsatlar oluşturan bir platform olarak Türkiye’yi yeni pazarlar, yatırım kaynakları ve nitelikli insan kaynağıyla geniş ölçekte buluşturmak için burada. Sanayi çağında büyük ölçekte üretim yapabilenler öne çıktı; yapay zekâ çağında ise yapay zekâ kapasitesini geniş ölçekte kullanabilenler öne çıkacak. Cumhurbaşkanlığından Türkiye’de Yatırım’a, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından ekosistemin tamamına kadar gördüğümüz kararlılık, güçlü hedefler ve üst düzey yönetim desteğiyle Türkiye, yakından izlenecek ülkelerden biri olacak” dedi.
Bakan Kacır’ın konuşması, GITEX Ai Türkiye’nin İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen iki günlük programının kapanışında gerçekleşti. Etkinlik, 350’den fazla şirket ve girişimi küresel yatırımcılar, politika yapıcılar ve teknoloji liderleriyle buluşturdu. Etkinlik alanında şirketler yeni teknolojilerini sergilerken ortaklıkları, yatırım fırsatlarını ve uluslararası pazarlara açılma yollarını değerlendirdi.
Yapay zekâ ekonomisinde kadınların potansiyelini açığa çıkarmak
Yapay zekânın kadın girişimcilere sunabileceği ekonomik fırsatlar, Kadın ve Demokrasi Vakfı (KADEM) Mütevelli Heyet Başkanı Sümeyye Erdoğan Bayraktar’ın dün katıldığı oturumda ele alındı. “Fikirden Etkiye: Türkiye’nin İnovasyon Ekonomisinde Kadınların Gücünü Açığa Çıkarmak” başlıklı oturumda Bayraktar, yapay zekânın küçük ekiplerle ve sınırlı kaynaklarla çalışan girişimcilerin kapasitesini arttırarak daha önce yalnızca çok daha büyük şirketlerin ulaşabildiği sonuçlara ulaşmalarına nasıl imkân tanıdığını anlattı.
Bayraktar, “Kadınlar için çok büyük bir fırsat söz konusu. Kadın girişimcilerin yapay zekâdan yararlanarak kapasitelerini nasıl arttırdıklarına bizzat tanıklık ediyoruz. Çok küçük ekiplerle ve sınırlı ekonomik kaynaklarla çalışıyor, ancak geçmişte yalnızca büyük şirketlerin elde edebildiği sonuçlara ulaşıyorlar” dedi.
Bayraktar sözlerini şöyle sürdürdü: “Kadınların ekonomik açıdan daha güçlü hâle gelmesi için yalnızca yapay zekâyı kullanmaları yeterli değil. Mentorluk, yatırım ve daha iyi istihdam olanaklarına da erişmeleri gerekiyor.”
GITEX, Dubai merkezli şirketlerin küresel büyümesini hızlandırıyor
Küresel GITEX ağı, teknoloji şirketlerinin dünya genelinde yeni pazarlara ve iş fırsatlarına erişmesini destekliyor. Merkezi Dubai’de bulunan, dijital kamu hizmetleri ve akıllı şehir çözümleri alanlarında uzman teknoloji entegratörü INTEGRA CITY de GITEX’in farklı ülkelerdeki etkinliklerine katılımını arttıran şirketlerden biri olarak öne çıkıyor. Şirket; Dubai’deki GITEX GLOBAL’in yanı sıra Mısır, Fas ve Türkiye’de düzenlenen GITEX etkinliklerine de katılıyor.
INTEGRA CITY, GITEX Ai Türkiye kapsamında GITEX Ai Belgrad’a (25-27 Mayıs 2027) ve GITEX Ai Kazakistan’a (7-8 Haziran 2027) katılmak üzere mutabakat anlaşmaları imzaladı. Böylece şirket, GITEX ağı içindeki varlığını daha da genişletirken kamu kurumları ve özel sektörle kurulabilecek yeni iş birliklerinin de önünü açtı.
INTEGRA CITY ayrıca farklı kentsel sistemlerden gelen verileri, yapay zekâ destekli analiz ve yönetim amacıyla tek bir platformda buluşturan akıllı şehir çözümünü tanıttı.
INTEGRA CITY Teknolojiden Sorumlu Başkanı Ilya Belyakov, “Bugün kamu kurumlarının temel beklentisi artık süreçlerin birbirinden bağımsız biçimde dijitalleştirilmesi değil; yapay zekânın karar alma süreçlerinin merkezinde yer aldığı bütünleşik platformların geliştirilmesi. Çözümlerimiz, yapay zekâ modülleri, gerçek zamanlı analiz ve entegre platformlar aracılığıyla kamu güvenliğinden yol güvenliğine ve kent altyapısına kadar karmaşık sistemlerin verimli biçimde yönetilmesini sağlıyor” dedi.
Yapay zekâ ekonomisinde güveni güçlendirmek
Yapay zekâ kullanımı hızlanırken siber güvenlik de GITEX Ai Türkiye’nin öne çıkan gündem başlıklarından biri oldu. Türkiye’de gelişen düzenleyici çerçeve, dayanıklılık, yönetişim ve hesap verebilirlik konularına daha fazla önem veriyor.
Yapay zekâ destekli dijital risk koruması ve tehdit istihbaratı alanlarında uzmanlaşan Türkiye merkezli siber güvenlik şirketi Brandefense, değişen tehditlerin ve düzenleyici beklentilerin kurumların siber riskleri belirleme, yönetme ve bu risklere müdahale etme biçimlerini nasıl dönüştürdüğünü anlattı.
Brandefense Büyümeden Sorumlu Başkanı ve Kurucu Ortağı Hakan Uzun, “Uyum, artık yalnızca yapılacaklar listesindeki bir kutuyu işaretlemekten ibaret değil; yönetim kurulu düzeyinde ele alınan bir konu hâline geliyor. Kurumların yalnızca çevre güvenliğine odaklanan yaklaşımdan uzaklaşarak üçüncü taraflardan kaynaklanan tehditleri, dijital marka risklerini ve dış saldırı yüzeylerini de kapsayan çok daha geniş bir risk anlayışına yöneldiğini görüyoruz” dedi.
Brandefense, etkinlikte dış saldırı yüzeyi yönetimi, tehdit istihbaratı, marka koruması ve üçüncü taraf risk yönetimini kapsayan yapay zekâ destekli çözümlerini tanıttı.
Tehdit tespiti, müdahale ve dijital dayanıklılık için yapay zekâ destekli çözümler geliştiren siber güvenlik teknolojileri şirketi UMV ise kurumların yapay zekâyı ve dijital dönüşümü güvenle benimsemesinde siber güvenliğin taşıdığı role odaklandı.
UMV CEO’su Yun Sung Kephas Bang, “Yapay zekâ ekonomisinin başarısını yalnızca inovasyon değil, güven de belirleyecek. Kurumlar yapay zekâ kullanımını hızlandırırken siber güvenlik, dijital dönüşümün temel unsurlarından biri hâline gelmeli. Böylece işletmeler tehditlere karşı hazırlıklı olurken inovasyon çalışmalarını da güvenle sürdürebilir” dedi.
Şirket; gelişmiş web shell tespiti için WSS AI ve internet sitelerinde yetkisiz içerik değişikliklerini gerçek zamanlı olarak gideren WARSS dâhil olmak üzere yapay zekâ destekli güvenlik çözümlerini tanıttı.
GITEX Ai Türkiye, iki gün boyunca Türkiye’nin teknoloji ekosistemini uluslararası GITEX ağıyla buluşturdu. Küresel teknoloji, sermaye ve uzmanlıkla kurulan bağları güçlendiren etkinlik, iş geliştirme ve küresel büyüme için yeni fırsatlar oluşturdu. GITEX Ai Türkiye’nin bir sonraki buluşması 15-16 Eylül 2027 tarihlerinde gerçekleştirilecek
Teknoloji
Vatansever: Türkiye’nin büyüme kalitesini teknoloji yoğunluğu belirleyecek


Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, 2027–2029 Orta Vadeli Program’da verimlilik artışı, teknolojik dönüşüm, yüksek katma değerli üretim ve kritik teknolojilerde kapasitenin güçlendirilmesinin birlikte ele alınmasını stratejik açıdan önemli bulduklarını belirterek, “Türkiye’nin önümüzdeki dönemde yalnız ne kadar büyüdüğü değil, büyümenin ne kadarının bilgi, teknoloji, yazılım, mühendislik ve fikrî mülkiyetten geldiği de belirleyici olacak. Büyümenin kalitesini teknoloji yoğunluğumuzu ne kadar artırabildiğimiz gösterecek” dedi.
Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından 6 Eylül 2026’da açıklanan ve aynı gün Resmî Gazete’de yayımlanan 2027–2029 Orta Vadeli Programı (OVP) değerlendirdi.
OVP’de makroekonomik istikrarın güçlendirilmesi, kalıcı fiyat istikrarının sağlanması ve mali disiplinin sürdürülmesinin yanı sıra verimlilik artışı, Ar-Ge ve yenilikçilik kapasitesinin geliştirilmesi, yeşil ve dijital dönüşüm, yüksek katma değerli üretim ve ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesinin temel politika alanları arasında yer almasını önemli bulduklarını ifade eden Vatansever, teknoloji politikalarının büyüme ve rekabet gücüyle giderek daha fazla iç içe geçtiğini söyledi.
“Büyümenin kalitesini teknoloji yoğunluğu belirleyecek”
OVP’ye göre Türkiye ekonomisinin 2027’de yüzde 4,2, 2028’de yüzde 4,6 ve 2029’da yüzde 5 büyümesi; program dönemi sonunda millî gelirin 2,2 trilyon doların üzerine, kişi başına gelirin 25 bin dolara, mal ve hizmet ihracatının ise 450 milyar dolara ulaşması hedefleniyor.
Program döneminde yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulması ve işsizlik oranının 2029’da yüzde 7,6’ya gerilemesi öngörülürken, enflasyonun 2027’de yüzde 21’e, 2028’de yüzde 13,5’e ve 2029’da yüzde 9’a indirilmesi hedefleniyor.
Vatansever, makroekonomik hedeflerin yanı sıra ekonominin üretim yapısındaki dönüşümün önemine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:
“2,2 trilyon doların üzerinde bir ekonomik büyüklüğe ulaşmak son derece önemli. Bunun yanında o ekonominin ne kadarının teknoloji, bilgi, yazılım, mühendislik ve yüksek katma değerli faaliyetlerden oluştuğu da uzun vadeli rekabet gücümüzü belirleyecek. Türkiye’nin büyüme kalitesini teknoloji yoğunluğumuzu ne kadar artırabildiğimiz gösterecek.”
“Üretimin içindeki bilgi ve teknoloji payını artırmalıyız”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda büyümenin niteliğinin dönüştürülmesi kapsamında sanayide üretim kapasitesi ile teknoloji yoğunluğunun yükseltilmesi, hizmetlerde ise bilgi ve teknolojiye dayalı yüksek katma değerli faaliyetlerin daha fazla öne çıkarılmasına yönelik yaklaşımı değerlendiren Vatansever, Türkiye’nin üretim yapısındaki teknoloji içeriğinin artırılmasının önemine dikkat çekti.
Yılmaz’ın aynı sunumda imalat sanayisine 250 milyar TL ilave kredi desteğisağlanacağını ve orta-yüksek ile yüksek teknoloji ağırlıklı yatırımlar için ayrılan 750 milyar TL’lik yatırım kredilerinin kullandırılmaya devam edileceğiniaçıklamasını da önemli bulduklarını ifade eden Vatansever şunları söyledi:
“Türkiye’nin hedefi yalnız daha fazla üretmek olmamalı. Ürettiğimiz ürün ve hizmetlerin içine daha fazla mühendislik, yazılım, tasarım, veri, Ar-Ge ve fikrî mülkiyet koyabilmeliyiz. Bir ürünün fiziksel değerinin yanında içindeki bilgi ve teknoloji de ihracat değerimizi belirliyor.”
Yapay zekâ destekli üretim verimliliği artıracak
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda yapay zekâ destekli ve otonom üretim sistemleriyle enerji, hammadde, iş gücü ve makine kullanımında verimliliğin artırılmasına yönelik yaklaşımı açıklamasını değerlendiren Vatansever, bunun yapay zekânın reel ekonomiyle bağını somut biçimde ortaya koyduğunu söyledi.
Vatansever şu ifadeleri kullandı:
“Yapay zekânın ekonomik değeri yalnız yapay zekâ şirketlerinin büyüklüğüyle ölçülmez. Bir fabrikanın enerji kullanımını azaltıyor, üretim planlamasını iyileştiriyor, makine kapasitesini daha verimli kullanıyor veya hata oranını düşürüyorsa doğrudan ekonomik değer üretiyor demektir. Yapay zekâyı reel ekonomiye yayabildiğimiz ölçüde toplam verimlilik etkisini göreceğiz.”
“Dijital dönüşüm artık verimlilik politikasıdır”
OVP’de sanayinin yeşil ve dijital dönüşümünün hızlandırılması, üretim süreçlerinde verimliliğin artırılması ve teknoloji yoğunluğunun yükseltilmesine yönelik politikaları değerlendiren Vatansever, dijitalleşmenin yalnız teknoloji şirketleri açısından değil, ekonominin tamamı açısından bir verimlilik aracı hâline geldiğini söyledi.
“Bir işletmenin aynı kaynaklarla daha fazla üretmesi, enerjiyi ve hammaddesini daha verimli kullanması, süreçlerini hızlandırması ve hatalarını azaltması doğrudan ekonomik verimlilik anlamına geliyor. Bu nedenle dijital dönüşümü artık yalnız bilişim yatırımı değil, verimlilik politikası olarak değerlendirmeliyiz” dedi.
KOBİ’lerin dijitalleşmesi dönüşümü tabana yayacak
Teknolojik dönüşümün yalnız büyük işletmelerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Vatansever, Türkiye’deki geniş KOBİ ekosisteminin dijitalleşmesinin toplam ekonomik verimlilik açısından önemli olduğunu ifade etti.
“Büyük işletmelerin ileri teknolojilere yatırım yapması önemli; ancak binlerce KOBİ’nin üretimden stok yönetimine, satıştan finansal süreçlere kadar günlük faaliyetlerini dijital araçlarla daha verimli hâle getirmesi ekonomik dönüşümün tabana yayılmasını sağlar. Teknolojinin gerçek ekonomik etkisi yaygın kullanımda ortaya çıkar” değerlendirmesinde bulundu.
“Ekonomik güvenliğin yeni boyutlarından biri teknoloji”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda ekonomik güvenlik ve dayanıklılığı ayrı bir politika alanı olarak ele alması ve kritik alanlarda dışa bağımlılığın azaltılarak ekonominin şoklara karşı direncinin güçlendirilmesine yönelik yaklaşımı değerlendiren Vatansever, teknolojik kapasitenin ekonomik dayanıklılık açısından giderek daha stratejik hâle geldiğini söyledi.
Yılmaz’ın savunma, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zekâ başta olmak üzere stratejik alanlarda Ar-Ge, üretim ve yerlilik kapasitesinin daha ileriye taşınmasına yönelik açıklamalarına dikkat çeken Vatansever, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ekonomik güvenlik artık yalnız enerji veya finansman güvenliğiyle sınırlı değil. Yapay zekâdan yarı iletkenlere, haberleşme altyapılarından siber güvenliğe kadar kritik teknolojilere erişebilmek ve bu alanlarda kendi bilgi ve mühendislik kapasitenizi geliştirmek de ekonomik dayanıklılığın parçası hâline geldi.”
“Yatırım artık yalnız fabrika yatırımı değildir”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda uluslararası doğrudan yatırımların artırılması, küresel yeteneklerin ve girişimcilerin Türkiye’ye çekilmesi ile teknoloji şirketleri ve çok uluslu firmaların merkez operasyonlarına yönelik yatırım politikalarını vurgulamasını değerlendiren Vatansever, dijital ekonomiyle birlikte yatırım kavramının genişlediğini söyledi.
Vatansever şöyle konuştu:
“Bugün bir ülkeye yatırım gelmesi yalnız fabrika kurulması anlamına gelmiyor. Bir küresel teknoloji şirketinin Ar-Ge merkezini, yazılım geliştirme ekibini, veri altyapısını veya bölgesel operasyonlarını Türkiye’ye taşıması da yüksek değerli doğrudan yatırım niteliğinde. Böyle yatırımlar beraberinde bilgi, insan kaynağı ve uluslararası teknoloji ağlarını da getiriyor.”
450 milyar dolarlık ihracat hedefinde teknoloji yoğunluğu
OVP’de program dönemi sonunda mal ve hizmet ihracatının 450 milyar dolara çıkarılması hedeflenirken, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürün ve hizmetlerin ihracat içindeki payının artırılmasına yönelik yaklaşım da Türkiye’nin rekabet gücü açısından önem taşıyor.
Vatansever şu değerlendirmeyi paylaştı:
“450 milyar dolarlık ihracat hedefinin içinde yüksek teknolojili ürünlerin ve dijital hizmetlerin payını büyütmek uzun vadeli rekabet gücümüz açısından kritik. Yazılım, finansal teknolojiler, oyun, siber güvenlik, veri hizmetleri ve yapay zekâ çözümleri Türkiye’nin yeni nesil ihracat kapasitesinin önemli bileşenleri olabilir.”
Dijital Türk Lirası ve finansal teknoloji ekosistemi
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda Dijital Türk Lirası’nın kullanıma sunulması ve yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmaların sürdürüleceğini belirtmesini de değerlendiren Vatansever, ödeme sistemleri ve finansal teknolojilerin dijital ekonominin temel altyapıları arasında yer aldığını söyledi.
“Ödeme sistemlerinin güvenli, yenilikçi ve gelişime açık olması dijital ekonominin büyümesini doğrudan destekliyor. Dijital Türk Lirası çalışmalarını bu geniş finansal teknoloji dönüşümünün önemli bileşenlerinden biri olarak görüyoruz” dedi.
“Teknolojik kapasite ekonomik değere dönüştüğünde büyümenin niteliği güçlenir”
Vatansever değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“2027–2029 Orta Vadeli Program’ın fiyat istikrarı, mali disiplin ve sürdürülebilir büyüme hedeflerinin yanında verimlilik, teknolojik dönüşüm, yüksek katma değerli üretim ve ekonomik dayanıklılık başlıklarını birlikte ele almasını önemli buluyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ve Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’ın koordinasyonunda ortaya konulan bu yaklaşımın Türkiye’nin yalnız ekonomik büyüklüğünü değil, ekonomimizin niteliğini ve rekabet gücünü de geliştirecek önemli bir çerçeve sunduğuna inanıyoruz.
Türkiye’nin teknolojik kapasitesini üretime, ihracata ve verimlilik artışına dönüştürebildiğimiz ölçüde daha yüksek katma değer üreten, daha rekabetçi ve dış şoklara karşı daha dayanıklı bir ekonomik yapı oluşturabiliriz.”
Teknoloji
Kaspersky raporu: 2026’nın ilk yarısında yapay zekâ hizmetlerindeki güvenlik açıkları 10 kat arttı


Farklı sektörlerde hız kazanan yapay zekâ adaptasyonu, bu servislere yönelik tespit edilen güvenlik açıklarında da ciddi bir artışı beraberinde getirdi. Kaspersky’nin yayımladığı üç aylık İstismar ve Güvenlik Açıkları Raporu dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor: Kaspersky Zafiyet Yönetimi verilerine göre, 2026’nın ikinci çeyreğinde yapay zekâ ve büyük dil modelleri (LLM) servislerinde kaydedilen güvenlik açıkları, 2025’in son çeyreğine kıyasla 10 kat artarak 935’e ulaştı. 2026’nın 2. çeyreğinde tespit edilen kritik seviyedeki açıkların sayısı ise 119’a yükselerek 2025 sonundaki seviyenin yaklaşık 5 katına çıktı.

Kaspersky Vulnerability Management verilerine göre 2025-2026 yıllarında LLM’lerde, yapay zekâ araçlarında ve benzer işlevler sunan eklentilerde yayımlanan güvenlik açıklarının sayısı
En yaygın güvenlik açığı kategorilerine yönelik analizler; yapay zekâ tabanlı yazılımlardaki temel risklerin kritik sistem nesnelerine yönelik zayıf erişim kontrol mekanizmaları, hatalı kimlik doğrulama/yetkilendirme yapılandırmaları ve enjeksiyon (injection) açıkları olduğunu gösteriyor.
Kaspersky Zararlı Yazılım Uzmanı Alexander Kolesnikov konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları ifade etti: “Araçlar, eklentiler ve yapay zekâ teknolojileri görevlerin daha verimli şekilde otomatikleştirilmesine yardımcı oluyor. Ancak yapay zekânın kurumlar genelinde hızla yaygınlaşması, beraberinde yeni güvenlik sorunlarını da getiriyor. Erişim kontrolü, kimlik doğrulama ve enjeksiyon işlemlerindeki zayıflıklar, en sık karşılaşılan güvenlik açığı türleri arasında öne çıkıyor. Kurumların korunmak için yalnızca geleneksel yama yönetimine değil, altyapılarını ve erişim kontrollerini gerçek zamanlı olarak görünür kılacak çözümlere de ihtiyacı var. Böylece tehditleri doğru zamanda tespit edip durdurabilirler.”
Kaspersky’nin yakın zamanda yayımladığı KOBİ raporunda, 2026’nın ilk dört ayında Kaspersky güvenlik çözümlerinin, bilgisayarlara yönelik kötü amaçlı veya istenmeyen yazılımların popüler yapay zekâ hizmetleri gibi gösterildiği 33.300’den fazla saldırı girişimini tespit ettiği belirtiliyor. Bu sayı, 2025’in aynı dönemine kıyasla neredeyse 5 kat artış gösteriyor. Söz konusu artış, yapay zekâ hizmetlerinin kullanım alanı genişledikçe bu hizmetleri hedef alan saldırı girişimlerinin de artabileceğine dikkat çekiyor.
Kaspersky, kurumların kurumsal altyapılarını korumak için Kaspersky Next ürün ailesi gibi sürekli izleme, proaktif koruma ve hızlı müdahale özellikleri sunan çözümlerden yararlanmasını öneriyor. Bu özellikler, yapay zekâ ile güçlendirilmiş ortamların güvenliğinin sağlanmasına yardımcı oluyor.
-



Genel7 yıl önceToyota Corolla Hatchback Tanıtıldı, İŞTE FİYAT LİSTESİ!!
-



Genel8 yıl önceİletişim
-
Genel8 yıl önce
Biz Kimiz?
-
Genel8 yıl önce
Reklam ve Sponsorluk
-



Genel8 yıl önceGizlilik politikası
-



Genel7 yıl önceBu Tarihi Not Edin! “30-31 Mayıs 2020”
-



Genel6 yıl önceRenault’dan Kaçırılmayacak Kampanya: “Şimdi Al Eylül’de 750TL Taksitle Ödemeye Başla”
-



Genel6 yıl önceYaz tatili öncesi lastiklerinizi kontrol etmeyi ihmal etmeyin









