Connect with us

Otomotiv

Pirelli İle Bu Kış Güvenli, Konforlu Ve Kolay Geçecek

Yenilikçi teknolojileri ve 150 yıllık deneyimi sayesinde farklı zeminlere ve kullanım koşullarına uygun çözümler yaratan Pirelli, kış mevsiminde de sürücülerin yanında oluyor. Pirelli geniş ürün yelpazesi ile her ihtiyaca yönelik ürünler sunarken, kış lastiklerini teşvik edecek uygulamaları ile de öne çıkıyor.

Geliştirdiği yeni teknolojili ürün ve hizmetlerle pistlerdeki deneyimini yollara taşıyan Pirelli, kış lastiklerinde güvenli sürüş için binek araçlardan 4×4’e ve hafif ticari araçlara kadar farklı segmentlerde geniş bir ürün yelpazesi sunuyor.

Kış mevsiminde uzun yol yapan ve her türlü soğuk havada en iyi performansı elde etmek isteyen sürücülerin kış lastiklerini tercih etmeleri gerektiğini vurgulayan Pirelli, hava sıcaklıklarının +7°C’nin altına düştüğü durumlarda yaz lastiklerinin etkisinin azaldığı konusunda da kullanıcıları uyarıyor.

 Pirelli kullanıcı dostu uygulamaları ile kış lastiklerini teşvik ediyor

Her sene olduğu gibi bu sene de kış lastiklerinin kullanımını teşvik etmek isteyen Pirelli, sürücülerin yaz/kış lastikleri değişimi veya yeni lastik ihtiyaçlarında Pirelli.com.tr adresi üzerinden kendilerine en yakın mağazadan randevu almalarını sağlıyor ve müşterilerinin lastik değişim işlemlerini kolayca gerçekleştirmelerine olanak tanıyor. Pirelli’nin kış lastiğine geçenlere sağladığı bir diğer ayrıcalık ise kullanmadıkları yaz lastiklerini uygun koşullarda muhafaza etmeye yarayan lastik oteli. Pirelli müşterileri, Pirelli yetkili satıcılarının sunduğu lastik oteli hizmeti sayesinde yaz lastiklerini kuru, serin, güneş ışığı almayan, asit ve yağ benzeri kimyasallardan uzak güvenli bir ortamda koruyabiliyorlar. Diğer yandan Pirelli, bu kış lastiklerini değiştirmek isteyen müşterilerine 2 avantajlı kampanya sunuyor. 1 Ekim – 31 Aralık tarihleri arasında Yapı Kredi World’e özel vade farksız 8 taksit imkanı sunan Pirelli, ayrıca Tyrelife Lastik Garantisi kapsamında müşterilerine hasar gören bir lastiğini hiçbir ek ücret ödemeden delinme, çarpma veya yanma gibi dış etkenlerin sebep olduğu kasıtlı olmayan hasarlar durumunda koruma altına alma fırsatı da sağlıyor. Kampanyadan, Pirelli Yetkili Satıcılarından tek seferde en az 4 adet Pirelli marka 17’’ jant ve üzeri Oto, SUV (4×4), Dört Mevsim veya Hafif Ticari (en fazla 3.500kg) araç lastiği alan müşteriler ücretsiz olarak yararlanabiliyor.

Pirelli kış lastikleri üstün yol tutuşu, güvenli frenleme ve mükemmel çekişi garanti ediyor

Spor otomobillerden lüks sedanlara, şehir içi araçlardan ağır kış koşulları ve motor sporlarında kullanılan lastiklere dek farklı araçlara yönelik lastikleriyle öne çıkan Pirelli, 150 yıllık tecrübesini yenilikçi teknolojiler ile buluşturuyor. Pirelli patladığında dahi yol alabilen Run Flat lastiklerimacunumsu tabakasıyla kendini tamir edebilen Sealinside özellikli lastikleri ve daha sessiz ve konforlu bir sürüş sağlayan Gürültü Engelleme Sistemi – PNCS (süngerli) özelliğine sahip ürün yelpazesiyle kış dönemi için karlı, ıslak ve kuru koşullarda maksimum performans vaat ediyor. Kış lastiklerinin yanaklarında M+S (M=Çamur, S=Kar) ve 3PMSF (Üç Tepeli Dağ İçerisinde Kar Tanesi içeren sembol) işaretleri yer alıyor.

Farklı ihtiyaçlara özel kış lastikleri Pirelli’de

Pirelli’nin kış lastikleri, hava sıcaklığı sıfırın altına düştüğünde dahi güçlü performans sergileyen “daha yumuşak” hamurları sayesinde kavramanın zayıf olduğu yüzeylerde bile üstün yol tutuşunu, mükemmel çekişi ve güvenli frenlemeyi garanti ediyor. Kış lastiği hamurlarının kimyasal özellikleri, yaz lastiklerine kıyasla ıslak zeminde frenlemenin ciddi oranda kısalmasına (%15’e varan oranda) ve karla kaplı yollarda daha kısa mesafede frenlemeye (%50’ye varan oranda) imkan veriyor. Kış lastiklerinin özel sırt desenleri de üstün performans düzeylerini yakalamaya katkıda bulunuyor. Karı toplayan kılcal kanallı desen tasarımı sayesinde “lastik yüzeyinin kar ile kaplanarak, karlı yüzeyde çekiş” sağlamasını iyileştirirken, zincir kullanmadan maksimum hareket kabiliyeti sağlanıyor. Ayrıca geniş oluklar da suyun hızlı ve etkin bir şekilde atılmasını sağlayarak suda kızaklama tehlikesini önleyip maksimum güvenlik sunuyor.

SUV’lar için kış uzmanı: Scorpion Winter 2

Yüksek performanslı SUV’lar için kış uzmanı olarak geliştirilen TÜV SÜD onaylı Scorpion Winter 2, kış koşullarında emniyet ve performanstan ödün vermiyor.  Karı daha fazla sıkıştırabilen desen tasarımıyla öne çıkan Scorpion Winter 2’de üç boyutlu kılcal kanallar karda, ıslak ve kuru zeminde mükemmel frenleme performansı ve kilometre ömrü vadediyor. Scorpion Winter 2’nin ana kanal olukları ekstra su tahliyesi sağlarken sürücüler optimize edilmiş suda kızaklama performansı ile güvenli sürüşün keyfini yaşıyor. Scorpion Winter 2’de kullanılan, yağmurda ve karda performansı artırabilen yenilikçi bir sıvı polimer sistemi kullanılarak geliştirilen olağanüstü hamur da dayanıklı yapısı ile öne çıkıyor.

Üst düzey araçlara mükemmel performans: Winter Sottozero 3

Üstün sürüş performans sergileyen, geniş bir üst segment premium otomobil yelpazesi için özel olarak tasarlanan kış lastiği Winter Sottozero 3, fonksiyonel hamur karışımı ile tüm kış koşullarında mükemmel yol performansı yaratıyor. Winter Sottozero 3’ün yönlü çift oklu taban deseni kış koşullarında eşsiz bir çekiş sağlarken 3D lamel teknolojisi de kuru zeminde artırılmış direksiyon hakimiyeti ve azaltılmış fren mesafesi ile göz dolduruyor. Winter Sottozero 3’teki daha geniş kanallar da sürücülerin ıslak zeminde mükemmel direksiyon hakimiyeti kurmasını ve frenleme performansı açısından da istedikleri sonucu elde etmelerini sağlıyor.

Kışın kalıplarını yıkıyor: P Zero Winter

Otomobil üreticileri ile ortak geliştirme, kusursuz uyum ve yüksek performansı her zaman temel değerleri arasında tutan P Zero Winter, bu felsefesini kış sezonunda da koruyor. Yüksek lamel yoğunluklu iç omuzlar ve karlı zeminde çekiş ve frenlemeyi üst düzeye çıkaran yanal ve çapraz kanalları ile iddiasını ortaya koyan P Zero Winter, zorlu hava koşullarında bile yaz lastikleri ile aynı sürüş hissini yaratıyor. P Zero Winter’ın hamur yapısı, sırt deseni ve teknik geliştirmeleri de yüksek kar çekişi ve ekstra frenleme imkanı sunuyor.

Güvenlik ve konfor vadediyor: Cinturato Winter 2

Kış mevsiminde üstün performans sağlayan yenilikçi hamur karışımı ve üç boyutlu kılcal kanallı deseni ile fark yaratan Cinturato Winter 2, modern otomobiller ve CUV’ların bir parçası olarak konumlanıyor. Cinturato Winter 2’nin desen yapısındaki doğrusal kılcal kanallar lastik aşındıkça yerini zikzak şekilli yeni kanallara bırakıyor. Böylece lastiğin ömrü boyunca kuru, ıslak ve karlı zeminde yol tutuşu garanti ediliyor. Islak ve karlı zeminde yüksek performansından ödün vermeden artırılmış kilometre ve uzun ömür sunan Cinturato Winter 2, önemli ölçüde azalan gürültü seviyesi ile sürücülere kış sezonunda konfor sağlıyor. Ayrıca bu lastikler kış koşullarında gösterdikleri sınıfının lideri performansla ünlü Alman belgelendirme kuruluşu TÜV SÜD tarafından Performans işareti almaya uygun görülmüştür.

Ticari araçlar da kışın rahat ediyor: Carrier Winter

Pirelli’nin hafif ticari araçlara özel geliştirdiği Carrier Winter lastikleri, ıslak zeminde fren mesafelerini önemli ölçüde azaltarak yol tutuş performansını yükseltiyor. Carrier Winter’ın yüksek oranda silika içeriğine sahip kauçuk bileşiği ve karkas yapısı sürücüler için güvenlikten vazgeçmeden çok daha yüksek kilometre ömrü sunarken %10 oranında azaltılmış dönme direnci de yakıt tüketimini azaltıyor. Hızlı su tahliyesi ile suda kızaklama riski minimuma indiren Carrier Winter, şehir trafiğinde veya şehirler arası yolculuklarda kış mevsiminde de yüksek performans ve güvenli sürüş keyfi sunuyor.

Elektrikli araçlar da kışa hazır

Pirelli’nin elektrikli otomobiller ve şarj edilebilir araçlar için geliştirdiği Pirelli Elect Ailesi kış lastikleri P Zero, Cinturato ve Scorpion ailelerine entegre edilerek markanın elektrifikasyon trendinde geldiği noktayı ortaya koyuyor. Pirelli’nin dünyanın önde gelen tüm otomobil üreticileriyle iş birliği sayesinde orijinal ekipman lastiklere entegre edilebilen Elect teknolojisi lastiklerin yanağındaki özel bir işaretle tanınabiliyor. Daha düşük batarya tüketimi, elektrikli motorlardaki daha yüksek torkun yönetimi ve aracın ağırlığının optimal düzeyde desteklenmesi gibi konularda elektrikli araçların ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilen Elect lastikleri, kış mevsiminde de sürücülere verimli, güvenli ve çevre dostu bir sürüş keyfi sunuyor. Oldukça yeni ama hızla büyüyen elektrikli otomobil sektörü için kış lastikleri söz konusu olduğunda Pirelli Elect premium ve prestij pazarının %65’inden fazlasını kapsıyor (prestij otomobillere yönelik lastiklerde Pirelli’nin payı %80’i aşıyor). Öyle ki, Elect homologasyonlarının sayısı sadece 2021 yılında 250’yi aşarak 2020 itibarıyla toplam sayının iki katına çıktı. Bu sayı, Pirelli’nin elektrikli ve şarj edilebilir hibrit otomobiller için onaylı homologasyonlarda en büyük paya sahip lastik üreticisi olduğunu vurgu

Continue Reading
Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Elektrikli Otomobiller

HDI Sigorta, Elektrikli Araç Kaskosunun Kapsamını Genişletti

HDI Sigorta, elektrikli araç sahiplerinin değişen beklenti ve ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik çözümler sunmaya devam ediyor. Hızla büyüyen ve çeşitlenen elektrikli araç segmentine özel kasko çözümü sunan şirket; bu ürüne eklediği mobil şarj, siber saldırı ve elektrikli araçlara özel çekici risklerine yönelik yeni teminatlarla güvence kapsamını genişletti.

Müşterileriyle kurduğu bağı yenilikçi ürünlerle güçlendiren HDI Sigorta, sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda yeşil dönüşümü ve çevrenin korunmasını desteklerken, mobilite dünyasının dönüşümüne de katkı sağlamayı sürdürüyor. İnsan ve güven odaklı yaklaşımını sigortacılık ürünlerine entegre eden HDI Sigorta, elektrikli araç kullanıcılarının karşılaşabileceği farklı senaryolara karşı kapsayıcı bir güvence kalkanı oluşturuyor.

HDI Sigorta Oto Sigortaları Genel Müdür Yardımcısı Ayşe Can Okyay

Şarj kablosu veya adaptörün zarar görmesi ya da çalınması, hava koşullarına bağlı akım zararları ve şarjı biten aracın en yakın istasyona ücretsiz çekilmesi gibi ayrıcalıklarını yenilikçi adımlarla daha da pekiştiren şirket, sigortacılığı poliçe sınırlarının ötesine taşıyarak hayatın doğal bir parçası haline getiriyor. HDI Sigorta’nın teknoloji odaklı risk çözüm ortağı yaklaşımıyla müşterilerine uçtan uca konforlu bir elektrikli araç deneyimi sunan kaskosuna eklediği avantajlar şöyle sıralanıyor:

Siber Güvence Teminatı: Yeni nesil elektrikli araçların en büyük ihtiyaçlarından birinin siber güvenlik olduğu gerçeğinden hareket eden HDI Sigorta, siber saldırılar sonucunda araç elektroniğinde meydana gelebilecek arızaları ve hasarları güvence altına alıyor.

Mobil Şarj Hizmeti: “Daima yanında olma” vaadini sunduğu hizmetlerle somutlaştıran HDISigorta, anlaşmalı hizmet ağı kapsamında yolda kalan araçlara 7 ilde (İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Kocaeli, Sakarya, Konya) ortalama 60 km menzil sağlayacak mobil şarj desteği veriyor.

Yetkili Şarj Noktası Hasar Güvencesi: EPDK lisanslı istasyonlarda veya TSE/CE sertifikalı yetkili montajlı sabit ünitelerde şarj işlemi sırasında oluşabilecek mekanik ve elektriksel zararları teminat altına alıyor.

Duvar Tipi Şarj Teminatı (Wallbox & İndüksiyon Plakası): Ev veya iş yerlerinde kurulu olan ve montajı yetkili ekipler tarafından yapılan sabit şarj üniteleri; üçüncü şahısların kasıtlı zararları ve sigortalı aracın kazaen çarpması sonucu oluşan hasarlara karşı güvence altına alınıyor.

Zenginleştirilmiş Yol Yardım Hizmeti ve Ahtapot Çekici Desteği: Elektrikli araç ürününde yol yardım seçeneklerinde müşterinin tercihine göre ikamet iline çekim ve il içi seçeceği lokasyondaki servise çekim hizmetlerini bir arada sunarken, bir kaza durumunda, elektrikli

araçların yapısına en uygun ve güvenli taşıma yöntemi olan ahtapot çekici ile elektrikli araçlara en üst düzey koruma sağlıyor.

“Her Anında Daima Yanında” ilkesini ürün geliştirme yaklaşımının merkezine alan HDISigorta Oto Sigortaları Genel Müdür Yardımcısı Ayşe Can Okyay, şunları söyledi:

“Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte yalnızca araç teknolojileri değil, kullanıcıların karşılaştığı riskler ve sigortadan beklentileri de değişiyor. Biz de bu değişimi yakından takip ederek ürünlerimizi yeni ihtiyaçlara göre geliştirmeye odaklanıyoruz. Siber risklerden şarj süreçlerine, yolda kalma durumundan aracın güvenli şekilde taşınmasına kadar elektrikli araç kullanımına özgü ihtiyaçları bütüncül olarak ele aldık. Ürünümüze eklediğimiz yeni teminat ve hizmetlerle müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu güvenceyi doğru yerde ve doğru şekilde sunarken, sürdürülebilirlik bakış açımızı ve çevre ile olan bağımızı da güçlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde de değişen riskleri ve kullanım alışkanlıklarını yakından izleyerek ürün ve hizmetlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.”

Continue Reading

Otomotiv Sektörü

Otonom araçlar sigortada sorumluluğu yeniden tanımlıyor

Otonom sürüş teknolojileri test aşamasından gerçek trafik koşullarına doğru ilerlerken, “Kaza olduğunda kim sorumlu olacak?” sorusu ise otonom araç sigortası ve sigorta sektörünün geleceği açısından en kritik konulardan birini oluşturuyor. IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, otonom araçlarla birlikte sürücü merkezli geleneksel sorumluluk anlayışının değişeceğini belirterek, “Gelecekte bir trafik kazasında yalnızca sürücünün davranışını değil; aracın yazılımını, sensörlerini, üreticisini, teknoloji sağlayıcısını ve hatta siber güvenlik altyapısını konuşacağız. Bu dönüşüm sigorta sektörünün risk tanımını da yeniden şekillendirecek” dedi.

Otomotiv sektöründe uzun süredir konuşulan otonom sürüş artık yalnızca teknoloji şirketlerinin geliştirme laboratuvarlarındaki bir gelecek senaryosu değil. Sürücü destek sistemlerinden belirli koşullarda sürüş görevini devralabilen sistemlere kadar uzanan teknoloji hızla gelişirken, uluslararası mevzuat da bu dönüşüme uyum sağlamaya başladı.

Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu (UNECE) bünyesindeki Dünya Araç Mevzuatını Uyumlaştırma Forumu (WP.29), 24 Haziran 2026 tarihinde tamamen sürücüsüz Otonom Sürüş Sistemlerine (Automated Driving Systems – ADS) yönelik ilk küresel düzenleyici çerçeveyi kabul etti. Yeni çerçeve; güvenlik yönetim sistemlerinden test ve doğrulamaya, araçların kullanım sürecindeki sürekli izlenmesine kadar ortak güvenlik kriterleri getiriyor.

Otonom sürüşün gelişmesiyle birlikte gündeme gelen dönüşüm yalnızca otomotiv sektörünü ilgilendirmiyor. Aracı kimin kullandığı ve kazaya kimin neden olduğu soruları üzerine kurulu geleneksel trafik sigortası ve kasko yaklaşımının da önümüzdeki dönemde yeniden şekillenmesi bekleniyor.

“Sorumluluk artık yalnızca direksiyon başındaki kişiye ait olmayacak”

IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, otonom araç sigortası açısından en büyük değişimin sorumluluk kavramında yaşanacağını belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Bugünkü sistem büyük ölçüde insan davranışı üzerinden çalışıyor. Bir trafik kazasında sürücünün kusuru, diğer tarafların davranışı ve kazanın oluş şekli değerlendirilerek sorumluluk belirleniyor. Ancak sürüş kararlarının bir bölümünü veya tamamını yazılımın verdiği bir dünyada bu denklem değişiyor. Kaza sürücünün hatasından mı, sensörün çevreyi yanlış algılamasından mı, yazılımdaki bir problemden mi, yoksa aracın teknik bir arızasından mı kaynaklandı? Sigortacılık açısından önümüzdeki dönemin temel sorularından biri bu olacak.”

Çiftçi, otonom araç kazalarında sigorta sorumluluğunun giderek daha çok tarafı kapsayan bir yapıya dönüşeceğine dikkat çekerek sürücünün yanı sıra araç üreticisi, yazılım geliştiricisi ve teknoloji sağlayıcılarının da sorumluluk zincirinin parçası haline geleceğini ifade etti:

“Direksiyondaki insanın rolü azaldıkça teknoloji sağlayıcılarının sorumluluğu daha görünür hale gelecek. Dolayısıyla bir kazayı değerlendirirken yalnızca ‘Sürücü ne yaptı?’ sorusunu sormak yeterli olmayacak. ‘Araç ne yaptı, sistem neden bu kararı verdi ve sistem olması gerektiği gibi çalıştı mı?’ sorularının da yanıtlanması gerekecek.”

Otonom araç kazalarında “kim sorumlu?” sorusunun tek bir cevabı olmayabilir

Otonom araçların yaygınlaşmasıyla birlikte kazalardaki sorumluluğun aracın otonomi seviyesine ve kaza anında sürüş görevini kimin yerine getirdiğine göre değişebileceğini belirten Çiftçi, bu nedenle araç tarafından üretilen verilerin öneminin de artacağına dikkat çekti.

Bir sürücünün müdahale etmesi gereken bir sistem ile sürüş görevini tamamen aracın üstlendiği bir sistemin aynı şekilde değerlendirilemeyeceğini söyleyen Çiftçi, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Burada önemli olan aracın ne kadar ‘otonom’ olduğunun doğru tanımlanması. Sürücünün sistemi sürekli izlemesi gereken bir araçla, belirli koşullarda sürüş görevini tamamen üstlenen bir araç arasında hukuki ve sigortacılık açısından önemli farklar var. Bu nedenle gelecekte kazanın saniyeler öncesindeki araç verileri, sistemin aktif olup olmadığı, sürücüye müdahale uyarısı verilip verilmediği ve sensörlerin ne algıladığı hasar değerlendirmesinin önemli parçaları haline gelebilir.”

Bu dönüşümle birlikte araçların ürettiği verilerin saklanması, erişimi ve yorumlanmasının yalnızca teknik değil, sigortacılık açısından da kritik hale geleceğini belirten Çiftçi, veri güvenliği ve kişisel verilerin korunması konularının da yeni dönemin önemli başlıklarından biri olacağını söyledi.

Trafik sigortası ve kaskoda risk tanımı değişecek

Otonom sürüşün yaygınlaşmasının trafik sigortası ve kasko ürünlerini de dönüştüreceğini belirten Çiftçi, geleneksel araç sigortalarında ağırlıklı olarak sürücü, araç ve kullanım özellikleri üzerinden yapılan risk değerlendirmelerine yeni parametrelerin ekleneceğini söyledi:

“Bugün bir aracın sigorta riskini değerlendirirken aracın modeli, değeri, kullanım şekli, hasar geçmişi ve sürücü profili gibi pek çok faktöre bakıyoruz. Otonom araçlarda ise bunlara yazılım versiyonu, sensör teknolojileri, otonom sürüş seviyesi, siber güvenlik altyapısı ve sistem güncellemeleri gibi tamamen yeni değişkenler eklenebilir.”

Çiftçi, bu nedenle gelecekte kasko sigortası ile ürün sorumluluğu, mesleki sorumluluk ve siber sigorta gibi farklı sigorta alanlarının birbirine daha fazla yaklaşabileceğini ifade etti.

Yazılım hatası yeni dönemin “sürücü hatası” olabilir

Otonom araçların en önemli özelliklerinden birinin çevresindeki dünyayı kameralar, radarlar, sensörler ve diğer teknolojiler aracılığıyla algılayarak çok kısa sürede karar verebilmesi olduğunu belirten Çiftçi, bu yapının yeni riskleri de beraberinde getirdiğine dikkat çekti:

“Bir sensörün yol üzerindeki bir nesneyi yanlış algılaması, yazılım güncellemesinin beklenmeyen bir sonuç yaratması veya sistemler arasındaki iletişimin kesintiye uğraması gelecekte bir hasarın nedeni olabilir. Bugün sürücü hatasını tartışırken yarın algoritmanın verdiği kararın nasıl oluştuğunu tartışabiliriz. Bu da hasar tespitinden sorumluluk paylaşımına kadar sigortacılığın birçok sürecini değiştirecek.”

Çiftçi’ye göre bu dönüşüm, sigorta şirketleri ve brokerler açısından otomotiv teknolojisini çok daha yakından takip etmeyi zorunlu hale getirecek. Yapay zekâ ve algoritma tabanlı sürüş sistemlerinin araç kullanımında daha fazla karar üstlenmesiyle birlikte, yazılım kaynaklı risklerin sigortacılık açısından önemi de artacak.

Siber saldırılar otomobil sigortasının da konusu haline geliyor

Otonom ve bağlantılı araçların yazılım ve veri altyapısına giderek daha fazla bağımlı hale gelmesinin siber güvenlik risklerini de otomotiv sigortacılığının gündemine taşıdığını belirten Çiftçi, araçların artık yalnızca mekanik değil aynı zamanda dijital varlıklar olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi:

“Bağlantılı bir araçta siber saldırı yalnızca kişisel verilerin ele geçirilmesi anlamına gelmiyor. Teorik olarak aracın bazı fonksiyonlarının etkilenmesi, sistemlerin devre dışı kalması veya sürüş güvenliğinin riske girmesi gibi çok daha ciddi senaryolar söz konusu olabilir. Dolayısıyla geleceğin otonom araç sigortası; fiziksel hasar, ürün sorumluluğu ve siber risklerin kesiştiği çok daha bütüncül bir yapıya dönüşebilir.”

Bu nedenle siber güvenlik, yazılım hataları, sensör arızaları, veri ihlalleri ve sistem güncellemelerinden kaynaklanan risklerin önümüzdeki dönemde yeni teminat ihtiyaçlarını beraberinde getirebileceğini ifade eden Çiftçi, sigorta sektörünün teknolojik gelişmeleri poliçe şartlarına yansıtabilme hızının da giderek daha önemli hale geleceğini söyledi.

“Kazalar azalabilir ama risk ortadan kalkmayacak, şekil değiştirecek”

Otonom sürüş teknolojilerinin temel hedeflerinden birinin insan hatasından kaynaklanan kazaları azaltmak olduğuna dikkat çeken Çiftçi, teknolojinin gelişmesinin sigortaya duyulan ihtiyacı ortadan kaldıracağı yönündeki değerlendirmelere ise katılmadığını belirtti:

“Otonom sürüş sistemlerinin gelişmesiyle bazı kaza türlerinin azalması mümkün. Ancak bu, riskin ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor. Riskin kaynağı değişecek. İnsan hatasının payı azalırken yazılım, donanım, veri, siber güvenlik ve ürün sorumluluğu gibi alanların ağırlığı artacak. Sigortacılık da tam olarak bu değişimi doğru okuyabilmek zorunda.”

Çiftçi, gelecekte sigorta sektörünün yalnızca hasar sonrasında ödeme yapan bir yapıdan daha fazla uzaklaşarak teknoloji üreticileri, otomotiv şirketleri ve kullanıcılarla birlikte çalışan bir risk yönetimi ekosisteminin parçası haline geleceğini öngördüklerini ifade etti.

“Geleceğin sigortacılığında teknolojiyi anlamadan riski anlamak mümkün olmayacak”

Otonom araçların yaygınlaşmasının sigorta sektöründe uzmanlık alanlarını da değiştireceğini belirten Çiftçi, brokerlerin müşterileri adına yalnızca poliçe şartlarını değil, teknolojik riskleri ve farklı sorumluluk alanlarını da birlikte değerlendirmesi gerekeceğini söyledi:

“Sigortacılık her zaman değişen risklere uyum sağlayarak gelişti. Otonom araçlar da bunun yeni ve çok önemli bir örneği. Gelecekte teknolojiyi anlamadan riski, riski anlamadan da doğru sigorta çözümünü oluşturmak mümkün olmayacak.”

IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği olarak uluslararası sigorta ve reasürans piyasalarındaki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Çiftçi, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bugünden yarının poliçesini yazmak mümkün olmayabilir; ancak yarının risklerini bugünden okumaya başlamak zorundayız. Otonom sürüş yaygınlaştıkça kasko, trafik, ürün sorumluluğu ve siber sigorta arasındaki sınırların giderek daha fazla iç içe geçtiğini göreceğiz. Bizim rolümüz de müşterilerimizin yalnızca mevcut risklerine değil, teknolojiyle birlikte ortaya çıkacak yeni sorumluluk alanlarına karşı da hazırlıklı olmalarını sağlamak. Sigortacılığın geleceğini, teknolojiyi takip eden değil, teknolojinin yarattığı yeni riskleri önceden okuyabilen kurumlar şekillendirecek.”

Continue Reading

Elektrikli Otomobiller

Hyundai Orijinal Aksesuarlarıyla Her Yolculukta Daha Fazla Konfor

Hyundai, kullanıcıların farklı ihtiyaçlarına yönelik geliştirdiği 600’den fazla orijinal aksesuar seçeneği sunuyor. Model bazında farklılaşan geniş ürün yelpazesinde araç üstü çadırdan elektrikli araçlara özel şarj çözümlerine, otomatik bagaj açma sisteminden yan basamaklara kadar pek çok seçenek yer alıyor.

Hyundai Orijinal Aksesuarları, 30 Eylül 2026 tarihine kadar yüzde 40’a varan indirim avantajıyla Hyundai Yetkili Servisleri’nde sunuluyor.

Hyundai, kullanıcıların değişen ihtiyaçlarını ve farklı yaşam tarzlarını göz önünde bulundurarak geliştirdiği orijinal aksesuarlarla otomobil deneyimini daha konforlu ve işlevsel hale getiriyor. Kalite, güvenlik ve tasarım standartlarını karşılamak üzere kapsamlı testlerden geçirilen Hyundai Orijinal Aksesuarları, araçlarla uyumlu yapıları sayesinde hem günlük kullanıma hem de farklı yolculuklara değer katıyor.

Hyundai, modellerin tasarımına ve kullanım özelliklerine göre farklılaşan 600’den fazla orijinal aksesuar seçeneği sunuyor. Konfor, işlevsellik, seyahat ve elektrikli mobilite gibi farklı ihtiyaçlara yanıt veren bu geniş ürün yelpazesinde öne çıkan aksesuarlardan bazıları şöyle:

  • Araç üstü çadır: Kamp, doğa ve seyahat tutkunları için geliştirilen araç üstü çadır; kolay açılıp kapanabilen yapısı, dört mevsim kullanılabilmesi ve dört yetişkine kadar konaklama kapasitesiyle açık hava deneyimini daha konforlu hale getiriyor. Teleskopik merdiveni, yatağı, ayakkabılık gözleri ve güneşlik çubuklarıyla pratik bir kullanım sunarken anahtarla kilitlenebilen yapısıyla güvenli saklama imkânı sağlıyor.
  • Şarj kablosu: Elektrikli araçların 22 kW’a kadar hızlı ve verimli şekilde şarj edilmesini destekleyen kablo, kullanım sonrasında yeniden spiral formuna dönen tasarımı sayesinde kolayca toplanıp saklanabiliyor. Suya ve toza dayanıklı yapısıyla uzun ömürlü kullanım sunan ürün, sert kapaklı koruma çantasıyla birlikte geliyor.

  • Mobil konnektör: Şarj noktalarının müsait olmadığı durumlarda elektrikli araç kullanıcılarına pratik bir alternatif sunuyor. Kompakt yapısı sayesinde araçta kolayca taşınabilen mobil konnektör, şarj sürecini takip eden ve aşırı ısınmaya karşı koruma sağlayan entegre kontrol sistemiyle güvenli kullanımı destekliyor.
  • Otomatik bagaj açma sistemi: Bagajın kolayca açılıp kapatılmasını sağlayarak özellikle ellerin dolu olduğu anlarda günlük kullanımı daha konforlu ve pratik hale getiriyor.
  • Yan basamak: Araca iniş ve binişi kolaylaştırırken Hyundai modellerine özel tasarımı ve model logosuyla aracın sportif görünümünü tamamlıyor.

Hyundai Orijinal Aksesuarları, 30 Eylül 2026 tarihine kadar geçerli yüzde 40’a varan indirim fırsatıyla kullanıcılarla buluşuyor. Kampanyaya ve araçlarla uyumlu aksesuar seçeneklerine ilişkin ayrıntılı bilgi Hyundai Yetkili Servisleri’nden alınabiliyor.

Continue Reading
Reklam
Reklam
Reklam

Trending

Copyright © 2017 Zox News Theme. Theme by MVP Themes, powered by WordPress.