Connect with us

Teknoloji

“Bulutistan’dan Yapay Zekâ Çıkışı”

TURCON listesinde yer alan ve aldığı yatırımlar ile Unicorn olma yolunda hızla ilerleyen Bulutistan, ‘Yapay Zekâ Vizyonu’ toplantısını 3 Aralık tarihinde gerçekleştirdi. Toplantıda Bulutistan yöneticileri hedeflerini ‘Olağanüstü yetenekleri öncü yapay zekâ teknolojileriyle birleştirerek küresel dijital ekosistemi yeniden tanımlamak’ olarak açıkladı. Bulutistan’ın GPU makine parkını Türkiye’de ilk kuran bulut sağlayıcısı olarak yapay zekâ alanında büyük bir adım attıklarını belirten Bulutistan yöneticileri, firma olarak kendi küçük dil modelini (SLM) geliştirdiklerini, 2025’te yatırım bütçesinin yüzde 40’ının yapay zekâ donanımına ayrılacağını açıkladı. Bölgenin en büyük Decacorn Yapay Zekâ Bulut Servis Sağlayıcısı olma amacı ile hareket ettiklerini aktaran yöneticiler, Bulutistan’ın 2025 yılı itibarıyla artık sadece Bulut Hizmet Sağlayıcısı değil; uçtan uca Yapay Zekâ Bulutu Sağlayıcısı olarak konumlanacağını, servisin yanı sıra danışmanlık hizmeti de sunacaklarını açıkladılar.

Türkiye’nin en büyük yerli bulut hizmet sağlayıcılarından Bulutistan, 3 Aralık’ta ‘Bulutistan Yapay Zekâ Vizyonu” konulu bir basın buluşması gerçekleştirdi. Toplantıda Dünya ve Türkiye Yapay Zekâ verileri, Yapay Zekâ ve Bulut Altyapıları -GPU, LLM, Sanallaştırma, As a Service çözümler ve hedeflenen ekosistem gibi birçok konu ele alındı. Bulutistan Genel Müdürü Gökhan Gençtürk, Bulutistan Uluslararası Büyümeden Sorumlu Genel Müdürü Altuğ Eker, Bulutistan İcra Kurulu Üyesi Bulut Platform Mühendisliği Ekrem Sekman ve Bulutistan Yapay Zekâ Sektör Danışmanı Mete Gönç, sektöre ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Toplantıda Bulutistan’ın yeni vizyonunu açıklayan Bulutistan yöneticileri, “Olağanüstü yetenekleri öncü yapay zekâ teknolojileriyle birleştirerek küresel dijital ekosistemi yeniden tanımlamayı hedefliyoruz” açıklamasında bulundu. Açıklamada, “Çalışanlarımız, iş ortağı ekosistemimiz ve faaliyet gösterdiğimiz pazardaki yetenekli ve yetkin insan kaynağını, yeni yapay zekâ yetkinlik setleri ile güçlendirmek en önemli gündem maddelerimizden biri” ifadesi kullanılırken, yapay zekâ teknolojilerine hem altyapı hem de servis katmanında yatırım yaparak, bu konuda sadece Türkiye’de değil, küresel çapta söz sahibi bir noktaya gelmek için çalışıldığının altı çizildi. Açıklamada ayrıca, güçlü iş birlikleri, yeni altyapı tasarımları, donanımları geliştirildiği belirtilerek, Türkiye’de yapay zekada kurumların ilk tercihi olacak “Yapay Zekâ Topluluk Bulutu”nu yakın dönem eylem planları olduğu belirtildi.

Gökhan Gençtürk: Bulutistan, Türkiye’de GPU makine parkını ilk kuran bulut sağlayıcısı

Bulutistan’ın Cloud Aİ (Bulut tabanlı yapay zekâ) konusunda Türkiye’de ve bölgede öncü bir rol almayı hedeflediğini ifade eden Bulutistan Genel Müdürü Gökhan Gençtürk, bu vizyon doğrultusunda Bulutistan’ın GPU makine parkını Türkiye’de ilk kuran bulut sağlayıcısı olduğunu söyledi. Bulutistan’ın yapay zekâyı etkin kullandığını belirten Gençtürk, “Müşterilerin veri kritikliğine göre hem sanallaştırılırmış ortamda hem de ‘özel’ bulut hizmeti verilebiliyoruz. Tüm kurumlar, yaratıcı yapay zekâ çözümleri kullanırken KVKK konusunda bir sorunları kalmıyor. Sağladığımız avantajlarımız bununla da sınırlı değil. Bulutistan iş ortakları ile hazır yaratıcı yapay zekâ çözümleri ya da müşterilerin kendi isteklerine göre şekillendirebilecekleri platformlar da sunuyoruz. Büyük bir talep alıyoruz” dedi.

Bulutistan’ın yapay zekâ alanında gerçekleştirdiği iş birlikleri hakkında Gençtürk, “Yapay zekâ konusunda sektörde bu alana ilk giren, çok ciddi bir bilgi birikimi ve ürünlere sahip Zack.Aİ ile iş birliği yapıyoruz. Müşterilerimize bir yol haritası çizmek için de danışmanlık hizmetlerini yakın zamanda başlatacağız.

Burada amacımız; uzun süreçlere dayalı, büyük projelerden çok müşterinin durumunu analiz ettikten sonra büyük yatırım gerektirmeyen hızlı kazanımlar ve orta vadeli planlar olmalı diye düşündük ve bu şekilde hareket ettik. Sağladığımız katma değerin müşterilerimiz tarafından görülmesi gerektiğini öngördüğümüzden bu konuyla alakalı işinin ehli çözüm ortaklarını hızlı şekilde sisteme dahil etmeyi planladık” ifadesini kullandı.

Bugünkü uygulamalarla yapay zekâ, şirketlere yüzde 30’lara varan ciro artışı geliştirmiş durumda

Gökhan Gençtürk, “Günümüzde yapay zekâ pazarı globalde 200 milyon doların üzerine çıkmış durumda. 2030 yılında hızlı gelişen yapay zekâ pazarının globalde 2 trilyon dolar olması bekleniyor. Şu anki yapay zekânın dünya ekonomisine 2.6 trilyon dolar katkı sağladığını görüyoruz. Yapay zekâ her geçen gün iş süreçlerine daha fazla katkı sunuyor. Bugünkü uygulamalarla yapay zekâ şirketlere yüzde 30’lara varan ciro artışı geliştirmiş durumdadır. Dünya genelinde şirketlerin %60’ı da yapay zekaya kendilerini adapte etmiş durumda. Ancak işin çok başındayız” dedi. 

Bulutistan’dan teknoloji şirketlerine çağrı

Çok hızlı gelişen bir çağın başında olduğumuzu vurgulayan Gençtürk, “Yapay zekâ ülkemize ciddi bir fırsat sunuyor. Biz, gereken yatırımı yaparsak dünyada rekabet gücümüzü artırabiliriz. Perakendeden finansa, üretim şirketlerine kadar çok fazla taleple karşı karşıyayız. Bulutistan olarak altyapımızı hazırlamamız, platformlarımızı hazır tutmamız bizi sevindiriyor. İş ortakları ekosistemimizle önemli hizmetleri iş ortaklarımızla birlikte sorunsuz sunabiliyoruz. Gelişmek isteyen, yatırım yapan tüm teknoloji şirketlerine kendi ekosistemlerimiz ile ve kendi platformumuz ile yardımcı olabiliriz. Hepsine çağrıda bulunuyoruz, çünkü hep birlikte daha güçlü olduğumuza inanıyoruz” dedi.

Kendi küçük dil modelimizi (SLM) geliştirdik

“Bulutistan platform mühendislik ekibimiz ile kendi küçük dil modelimizi (SLM) geliştirmeye başladık. Bu, bizim için önemli bir öğrenme sürecinin parçası. Ayrıca, Türkiye’deki yapay zekâ geliştiricileri ve büyük kurumların veri analitiği ya da yazılım ekiplerinin GPU testi taleplerini karşılayacak bir sunucu altyapısı kurduk. Openstack altyapımıza GPU sunucuları entegre ederek, saatlik, rezervli veya dedike GPU kart taleplerine yanıt verecek ücretlendirme modelleri geliştiriyoruz” diyen Bulutistan Genel Müdürü Gökhan Gençtürk, son olarak şu bilgileri verdi:

“Intel ve Nvidia gibi firmalarla küresel düzeyde iletişim kurarak, kendi GPU-as-a-Service (GPUaaS) mimarimizi oluşturuyor ve bunu donanım üreticileriyle iş birliği yaparak altyapımıza dahil ediyoruz. Yapay zekâ sistemlerinin eğitilmesi, iyileştirilmesi ve son kullanıcıya sunulması için farklı donanım katmanları kuruyoruz. GPUaaS yapısının üzerine, yapay zekâ geliştiricileri için bir platform mimarisi inşa ediyor ve LLM-as-a-Service (LLMaaS) sunabilir hale geliyoruz. Ayrıca, kendi mühendislik ekiplerimizin ve iş ortaklarımızın geliştirdiği yapay zekâ servislerini bir araya getirerek, bir AI-as-a-Service (AIaaS) ekosistemi oluşturuyoruz.”

Eker: Üretken yapay zekâ tüm iş yapısını değiştirecek

Doğru tasarlanmış yapıları müşteri kullanımına açmanın ve ürüne odaklanmanın akıllıca olduğunu söyleyen Bulutistan Uluslararası Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Altuğ Eker ise sektörlerden bağımsız yapay zekânın iş hayatında her alana dokunduğunu, 2 yıl içerisinde yapay zekânın iş dünyasının çok ciddi bir parçası olacağını belirtti. Eker, “Yapay zekâdan en çok yararlanan ilk 5 sektörü; E-ticaret, Finans, Üretim, Sağlık, Eğitim ve Telekom olarak sayabiliriz. Yine, Konuşma Bazlı Arama, İletişim Merkezi Analitiği, Kişiselleştirme, Tasarım ve Yaratıcılık, Sanal Asistanlar, Kod Üretimi, İçerik Üretimi gibi alanlarda da yapay zekâ kullanılan alalar açısından ön plana çıkmaktadır” dedi.

Üretken yapay zekânın küresel ekonomiye trilyonlarca dolar değer katabileceğini söyleyen Eker, “Üretken yapay zekâ kullanım alanlarının sağlayabileceği değerin yaklaşık yüzde 75’i müşteri operasyonları, pazarlama ve satış, yazılım mühendisliği ve Ar-Ge gibi 4 alanda yoğunlaşacak.

Üretken yapay zekâ, tüm sektörlerde önemli bir etkiye sahip olacak. Üretken yapay zekâ, bazı bireysel faaliyetleri otomatikleştirerek bireylerin yeteneklerini artırma potansiyeline sahip ve tüm iş yapısını değiştirecek. Genel ekonomi çapında iş gücü verimliliğini önemli ölçüde artırabilir. Ancak bu durum, işçilerin iş faaliyetlerini değiştirmelerini veya yeni işlere geçmelerini desteklemek için yatırımlar gerektirecektir” değerlendirmesini yaptı.

ABD’deki şirketimizle teknoloji transferi yapıyoruz, yapay zekâ pazarına liderlik edeceğiz!

Üretken yapay zekanın çok farklı uygulamaları beraberinde getirdiğini ifade eden Eker, “Müşteri portföyümüzdeki şirketlerle görüştüğümüzde şirketlerin yapay zekaya yatırım yapmak istediğini gördük. Şu an hem Avrupa merkezimi hem de Türkiye merkezimizde CPU’lu sunucular üzerinden kapasite kullanımı açtık. Bu yıl ABD’de bir şirket kurduk. Orada teknoloji transferi yapıyoruz. Servis tarafında görüştüğümüz 5 tane yapay zekâ şirketi var. ABD’deki bir yapay zekâ firmasının Türkiye’de hizmet verebilmesi için buradaki bir bulut veri sağlayıcısı ile çalışması gerekiyor. Biz de burada oradaki teknolojileri Türkiye’ye getirerek karşılıklı çalışıyoruz. Intel’in SAP programı denilen Cloud Services Privitedet denilen programına kabul edildik. Bu programa dair süreçlerin sonucunda Intel’le birlikte cloud programları konusunda önemli bir gelişmeyi Türkiye’ye ve Avrupa’ya getirmiş olacağız. Yapay zekâ geliştiricilere yönelik önemli uygulamaları yapay zekâ dönüşüm danışmanlığını profesyonel bir yapı ile destekleyerek sadece bir servis sağlayıcı olmaktan çıkıp bunun danışmanlığını da verebilecek bir noktaya kendimizi taşıdık” dedi.

“Gelecekte konuşulacak konuların başında bu büyük veri merkezlerinin enerji ihtiyaçları olacak”

“Bulut tarafında 400’ün üzerinde çalıştığımız çok ciddi bir ekosistemimiz var” diyen Eker, “Platformumuzu hazırladık. Yapay zekâ pazarına da bu anlamda liderlik etmek istiyoruz. Bugün bir yapay zekâ altyapısını çalıştırabilmek için kabin başına 40 KW gibi bir enerji almak gerekiyor. Veri merkezi tarafında enerji yatırımları öne çıkmış durumda. Gelecekte konuşulacak konuların başında bu büyük veri merkezlerinin enerji ihtiyaçları olacak. Markamızın hissedarlarından DxBV’nin belirlediği 3 alan bu nedenle çok önemli. Çünkü veri merkezi, bulut ve yönetilen hizmetler yapay zekayı oluşturan ana alanlar. DxBV’nin hem veri merkezi yatırımı hem bulut yatırımı hem de yönetilen hizmetler tarafındaki yatırımı uzun soluklu sürdürülebilir bir değişimi göstermekte. Enerji merkezlerinin yapay zekâya uygunluğu alanında Türkiye’de ve dünyada Ar-Ge çalışmaları artıyor. Gelişen teknoloji ile daha az enerji ihtiyaçları ve daha az iklimlendirme sağlanmış olabilecek” ifadesini kullandı.

2025’te yatırım bütçesinin yüzde 40’ı yapay zekâ donanımına ayrılacak

Bulutistan’ın yapay zekâ konusunda yatırımları hakkında bilgi veren Altuğ Eker, “Bulutistan 2025 yılı itibarıyla artık sadece Bulut Hizmet Sağlayıcısı değil, uçtan uca Yapay Zekâ Bulutu Sağlayıcısı olarak kendini konumlandırmaya başlayacak. Bu aşamada 2025 yılında yatırım bütçemizin en az yüzde 40’ı yapay zekâ donanım yatırımlarına odaklanacak ve bu oran yıllar bazında artarak devam edecek. Yatırımlarımızı Yapay Zekâ odağı ile yaparken, bulut servislerinde 400’den fazla iş ortağı ile yarattığımız ekosistemin bir benzerini Yapay Zekâ şirketleri ile iş ortaklıkları yaparak büyütmeyi ve Yapay Zekâ start-up’larının ölçeklenebilmesi için kaynak ayırmayı planlıyoruz” dedi.

Intel ve Nvidia ile yakın iş birliği içinde çalışıyoruz ve sonuçları yakında paylaşacağız

Bulutistan’ın iş birliklerine büyük önem verdiğini ifade eden Eker, “Bulutistan, Zack AI’ın yapay zekâ çözümlerini müşterilerine sunacak ve diğer yapay zekâ çözümlerinin altyapısını sağlayacak. Intel ve Nvidia ile yakın iş birliği içinde çalışıyoruz ve sonuçları yakında paylaşacağız. Ayrıca, HPE ve Lenovo’nun Avrupa ekipleriyle birlikte Bulutistan’ın yapay zekâ donanım mimarisini geliştirdik. Amerika’daki şirketimiz ise yeni yapay zekâ girişimlerini takip ederek, hizmet verdiğimiz pazarlara teknoloji transferi yapıyor olacak” diye konuştu.

Üretken yapay zekânın her geçen gün farklı sektörlerde yeni uygulamalarla dikkat çektiğini anlatan Eker, “Başarılı, yüksek performanslı ve güvenilir bir yapay zekâ geliştirmek ciddi maliyetler gerektiriyor. Ayrıca, bu çözümlerin ölçeklenmesi de ayrı bir ticari zorluk. Büyük kurumsal firmalar, kendi üretken yapay zekalarını geliştirmek yerine, ihtiyaçlarına en uygun ürünü entegre etmeyi tercih ediyor. Bu durum, Bulutistan ve Zack AI gibi yapay zekâ bulutu sağlayıcıları için büyük fırsatlar yaratıyor. Sektörel deneyim ve teknik derinlik ile üretken yapay zekâ çözümlerini sunarak, kurumların karşılaştığı engelleri ortadan kaldırıyor ve maksimum fayda sağlamalarını sağlıyoruz” şeklinde konuştu.

Gönç: Devlet desteği sağlanırsa, bölgeye hâkim yapay zekâ şirketleri Türkiye’den çıkar!

Yapay zekânın 10 sene içinde 1 trilyon doları geçecek bir pazar oluşturacağını öngördüklerini belirten Bulutistan Yapay Zekâ Sektör Danışmanı Mete Gönç, “Yapay zekâ, tüm dünyada büyümesini sürdürüyor. Sadece ABD’de dev şirketler, dünyanın birçok yerinde yarım trilyon dolara yakın veri merkezleri kuracaklarını açıkladılar. Hatta enerji problemini çözmek için nükleer santral alacağını açıklayan şirket bile oldu. Yine 5 sene içerisinde iş gücünün yüzde 50’sinin tamamen AI (yapay zekâ) tarafından gerçekleşmesini bekliyoruz. Sadece operasyon tasarrufu 404 milyar dolarlık bir pazarda en az yüzde 10 olacak. Birçok alanda da rakamlar bu şekilde seyredecek” dedi.

“Türkiye’nin acilen bir AI master planına ihtiyacı var” diyen Gönç; “Bu alanda faaliyet gösteren şirketlere ciddi anlamda destek sağlanması gerekiyor.  Bu alanda çok yetenekli beyinlerimiz var, önemli olan beyin göçünü durdurmak. Gerekli destek sağlanırsa bölgede oyun kurucu ve bölgesine hâkim milyar dolarlık yapay zekâ şirketleri Türkiye’den çıkabilir” ifadesini kullandı.

 

Bulutistan, bölgenin en büyük Decacorn Yapay Zekâ Bulut Servis Sağlayıcısı olacak

Bulutistan’da hedeflerin hep dinamik tutulduğunun altını özenle çizen Gönç, “Bulutistan’ın yakın hedefi 2025 yılı itibarıyla hizmet verdiği pazarlarda, GPUaaS, LLMaaS ve AIaaS katmanlarında çözümlerinin sayısını artırmak ve müşterilerine yayılımını sağlamak olacak. Hedeflerimiz arasında; 2030’a kadar istikrarlı büyüyüp yapay zekâ çözümlerini de ekleyerek, Unicorn olmanın da ötesinde bölgenin en büyük Decacorn Yapay Zekâ Bulut Servis Sağlayıcısı olmak var.

 

“Verimlilik artışı sağlanacak konularda hızlı kazanımlar yaratmayı hedefliyoruz”

Yapay zekânın inanılmaz hızlı bir şekilde geliştiğini ifade eden Gönç, “Önümüzdeki 2-3 yıl içerisinde bütün kurumların bu dünyaya uyması gerekiyor. Bulut üzerinden erişebileceğiniz bir yapay zekaya ihtiyaç var. 7/24 çalışabilen Türkçeye uyumlu, doğruluk oranı yüksek bir modele sahibiz. Bu model, artık bütün ekosisteme açık hale geldi. 2025 yılı Agentic AI olarak geçecek. Bütün dünya Agentic AI’ı konuşacak, Türkiye buna adapte olacak. Firmaların yapay zekaya nereden başlayacağı konusunda tereddütleri var. Sunduğumuz servis hizmetinin yanında danışmanlık hizmeti ile firmaların temel problemlerini, ileriye gitmek istedikleri konuları ortaya çıkarıyoruz. Daha sonra elimizdeki verilere bakarak verimlilik artışı sağlayabileceğimiz konulara yöneliyoruz. Verimlilik artışı sağlanacak konularda hızlı kazanımlar yaratmayı hedefliyoruz. Bu adaptasyona en hızlı şekilde geçilmesi gerekiyor. Bulutistan’ın buradaki çalışmaları ve uygulamaları çok iyi. Yapay zekâ alanında çok güçlü beyinler var. Bu beyinleri kullanmak lazım” dedi.

 

Mete Gönç son olarak şu ifadeleri kullandı: “Yapay Zekâ geliştirmek için gereken kapasite, kurumların ve geliştiricilerin kendi sistem odalarındaki sunucularla sağlanamaz. Özellikle üretken yapay zekâ çözümleri, bulut ortamlarında var olmalıdır. Bu nedenle, yapay zekâ ve bulut artık birbirinden ayrılmaz iki konu haline gelmiştir. Araştırmalar, yapay zekânın 2030’a kadar dünya ekonomisine 7 trilyon dolar katkı sağlayacağını gösteriyor. Bu büyüklüğün gerçekleşebilmesi için büyük bulut kapasiteleri ve veri merkezi yatırımları gerekecek. Türkiye’de de aynı ihtiyaçlar söz konusu. Bu konu özelinde Sabancı Holding, %75 hissedarımız olarak hem Türkiye hem de dünya için büyük yatırım planlarını harekete geçirmiştir.”

Continue Reading
Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Teknoloji

Bakan Kacır, GITEX Ai Türkiye’de Türkiye’nin teknoloji alanındaki yeni büyüme vizyonunu anlattı

Türkiye’nin en kapsamlı uluslararası teknoloji ve yapay zekâ etkinliği, İstanbul’da iki gün boyunca yatırım, kapsayıcı inovasyon ve dijital dayanıklılığa odaklandı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, bugün İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen GITEX Ai Türkiye’de küresel teknoloji liderlerine hitap etti. Kacır, Türkiye’nin 100 bin teknoloji girişimi ve toplam 100 milyar dolarlık unicorn değerlemesi hedefiyle dünyanın en büyük 10 girişim ekosisteminden birini kurmayı amaçladığını söyledi.

Kacır, “Teknoloji girişimciliğini, Türkiye’nin yeni nesil başarı hikâyelerinin temel itici güçlerinden biri olarak görüyoruz” dedi. Bu büyümeyi desteklemek amacıyla Türkiye, yapay zekâ odaklı girişim sermayesi fonlarına 150 milyon dolarlık kamu kaynağı ayırarak gelecek vadeden yapay zekâ girişimlerinin finansmana erişimini genişletiyor.

Kacır, “Türkiye’nin; yeni teknolojilerin geliştirildiği, yenilikçi şirketlerin ölçeklendiği ve ileri sanayi çözümlerinin küresel pazarlara ulaştığı, yapay zekâ çağının öncü merkezlerinden biri olmasını istiyoruz” dedi. GITEX Ai Türkiye’ye 88 ülkeden katılan binlerce uluslararası ziyaretçiye de çağrıda bulunan Kacır, “Bir sonraki çığır açıcı projenizi Türkiye’de hayata geçirmeye davet ediyorum. Yeni şirketinizi Türkiye’den büyütün; Türkiye’yi iş ortağınız olarak konumlandırarak bölgesel ve küresel pazarlara ulaşın” diye konuştu.

Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’nin (Invest in Türkiye) ev sahipliğinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının stratejik ortaklığında ve inD organizasyonuyla düzenlenen GITEX Ai Türkiye; yapay zekâ altyapısı ve yatırımlarından siber güvenliğe, fiziksel yapay zekâdan dijital kamu hizmetlerine ve girişimciliğe uzanan geniş bir yelpazede Türkiye’nin teknoloji alanındaki önceliklerinin ele alındığı küresel bir platform sundu.

Türkiye yapay zekâ yol haritasında ilerliyor

Etkinliğin ikinci günündeki programın açılışını yapan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Millî Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürü Sadullah Uzun, Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki hedeflerini somut adımlara dönüştürme kararlılığını anlattı.

Uzun, “2026-2030 Yapay Zekâ Vizyonumuz ve Eylem Planımız en üst düzeyde güçlü destek görüyor. Kamu harcamalarının yüzde 2’sinin yapay zekâya ayrılması ve beş milyon vatandaşımızın yapay zekâ ekonomisine katılabilecek yetkinliklere kavuşturulması hedefleniyor. Türkiye’nin yalnızca yapay zekâyı kullanan değil; aynı zamanda geliştiren, ticarileştiren ve ölçeklendiren bir ülke olmasını istiyoruz. “ dedi.

Türkiye’nin coğrafi bir köprüden uluslararası bir iş ve yatırım merkezine dönüşümüne dikkat çeken Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi (Invest in Türkiye) Başkanı A. Burak Dağlıoğlu ise Türkiye’nin teknoloji, yatırım ve uluslararası ticaret alanlarındaki bölgesel merkez konumuna dikkat çekti.

Dağlıoğlu, “Yirmi yıl önce Türkiye çoğunlukla Asya ile Avrupa arasında bir köprü olarak görülüyordu. Bugün ise üretim, Ar-Ge, lojistik, teknoloji ve girişimcilik alanlarında bölgesel bir merkez konumunda. Ancak bölgesel bir merkez olmak bizim için yeterli değil. Önümüzdeki dönem hedefimiz, küresel bir ekonomik güç hâline gelmek. Türkiye; zengin yetenek havuzu, reform konusundaki güçlü kararlılığı ve yatırımcıları destekleyen kamu politikalarıyla dirençli ve hızla büyüyen bir ekonomiye sahip. Kıtaların kesişimindeki konumumuzla birlikte tüm bu güçlü yönler, yapay zekânın küresel ekonomiyi yeniden şekillendirdiği bir dönemde rekabet gücümüzü korumamız için sağlam bir temel oluşturuyor” dedi.

GITEX CEO’su Trixie LohMirmand ise Türkiye’nin sahip olduğu bu güçlü yönleri daha hızlı uluslararası büyümeye ve yatırıma dönüştürmesi gerektiğini vurguladı. LohMirmand ayrıca GITEX’in uluslararası iş birliklerini güçlendiren, yatırımların ve yeni fırsatların önünü açan rolüne dikkat çekti.

LohMirmand, “Türkiye; küresel ölçekte güçlü sanayi altyapısı, dinamik dijital ekonomisi ve yaklaşık 1.500 yapay zekâ girişimiyle yapay zekâ çağına son derece güçlü bir birikimle giriyor. Ancak yapay zekâ rekabetin kurallarını değiştirdi. Şimdi belirlenen hedefler doğrultusunda hızla harekete geçme zamanı. GITEX; güveni pekiştiren, bilgi paylaşımını arttıran, yeni iş bağlantıları ve fırsatlar oluşturan bir platform olarak Türkiye’yi yeni pazarlar, yatırım kaynakları ve nitelikli insan kaynağıyla geniş ölçekte buluşturmak için burada. Sanayi çağında büyük ölçekte üretim yapabilenler öne çıktı; yapay zekâ çağında ise yapay zekâ kapasitesini geniş ölçekte kullanabilenler öne çıkacak. Cumhurbaşkanlığından Türkiye’de Yatırım’a, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından ekosistemin tamamına kadar gördüğümüz kararlılık, güçlü hedefler ve üst düzey yönetim desteğiyle Türkiye, yakından izlenecek ülkelerden biri olacak” dedi.

Bakan Kacır’ın konuşması, GITEX Ai Türkiye’nin İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen iki günlük programının kapanışında gerçekleşti. Etkinlik, 350’den fazla şirket ve girişimi küresel yatırımcılar, politika yapıcılar ve teknoloji liderleriyle buluşturdu. Etkinlik alanında şirketler yeni teknolojilerini sergilerken ortaklıkları, yatırım fırsatlarını ve uluslararası pazarlara açılma yollarını değerlendirdi.

Yapay zekâ ekonomisinde kadınların potansiyelini açığa çıkarmak

Yapay zekânın kadın girişimcilere sunabileceği ekonomik fırsatlar, Kadın ve Demokrasi Vakfı (KADEM) Mütevelli Heyet Başkanı Sümeyye Erdoğan Bayraktar’ın dün katıldığı oturumda ele alındı. “Fikirden Etkiye: Türkiye’nin İnovasyon Ekonomisinde Kadınların Gücünü Açığa Çıkarmak” başlıklı oturumda Bayraktar, yapay zekânın küçük ekiplerle ve sınırlı kaynaklarla çalışan girişimcilerin kapasitesini arttırarak daha önce yalnızca çok daha büyük şirketlerin ulaşabildiği sonuçlara ulaşmalarına nasıl imkân tanıdığını anlattı.

Bayraktar, “Kadınlar için çok büyük bir fırsat söz konusu. Kadın girişimcilerin yapay zekâdan yararlanarak kapasitelerini nasıl arttırdıklarına bizzat tanıklık ediyoruz. Çok küçük ekiplerle ve sınırlı ekonomik kaynaklarla çalışıyor, ancak geçmişte yalnızca büyük şirketlerin elde edebildiği sonuçlara ulaşıyorlar” dedi.

Bayraktar sözlerini şöyle sürdürdü: “Kadınların ekonomik açıdan daha güçlü hâle gelmesi için yalnızca yapay zekâyı kullanmaları yeterli değil. Mentorluk, yatırım ve daha iyi istihdam olanaklarına da erişmeleri gerekiyor.”

GITEX, Dubai merkezli şirketlerin küresel büyümesini hızlandırıyor 

Küresel GITEX ağı, teknoloji şirketlerinin dünya genelinde yeni pazarlara ve iş fırsatlarına erişmesini destekliyor. Merkezi Dubai’de bulunan, dijital kamu hizmetleri ve akıllı şehir çözümleri alanlarında uzman teknoloji entegratörü INTEGRA CITY de GITEX’in farklı ülkelerdeki etkinliklerine katılımını arttıran şirketlerden biri olarak öne çıkıyor. Şirket; Dubai’deki GITEX GLOBAL’in yanı sıra Mısır, Fas ve Türkiye’de düzenlenen GITEX etkinliklerine de katılıyor.

INTEGRA CITY, GITEX Ai Türkiye kapsamında GITEX Ai Belgrad’a (25-27 Mayıs 2027) ve GITEX Ai Kazakistan’a (7-8 Haziran 2027) katılmak üzere mutabakat anlaşmaları imzaladı. Böylece şirket, GITEX ağı içindeki varlığını daha da genişletirken kamu kurumları ve özel sektörle kurulabilecek yeni iş birliklerinin de önünü açtı.

INTEGRA CITY ayrıca farklı kentsel sistemlerden gelen verileri, yapay zekâ destekli analiz ve yönetim amacıyla tek bir platformda buluşturan akıllı şehir çözümünü tanıttı.

INTEGRA CITY Teknolojiden Sorumlu Başkanı Ilya Belyakov, “Bugün kamu kurumlarının temel beklentisi artık süreçlerin birbirinden bağımsız biçimde dijitalleştirilmesi değil; yapay zekânın karar alma süreçlerinin merkezinde yer aldığı bütünleşik platformların geliştirilmesi. Çözümlerimiz, yapay zekâ modülleri, gerçek zamanlı analiz ve entegre platformlar aracılığıyla kamu güvenliğinden yol güvenliğine ve kent altyapısına kadar karmaşık sistemlerin verimli biçimde yönetilmesini sağlıyor” dedi.

Yapay zekâ ekonomisinde güveni güçlendirmek

Yapay zekâ kullanımı hızlanırken siber güvenlik de GITEX Ai Türkiye’nin öne çıkan gündem başlıklarından biri oldu. Türkiye’de gelişen düzenleyici çerçeve, dayanıklılık, yönetişim ve hesap verebilirlik konularına daha fazla önem veriyor.

Yapay zekâ destekli dijital risk koruması ve tehdit istihbaratı alanlarında uzmanlaşan Türkiye merkezli siber güvenlik şirketi Brandefense, değişen tehditlerin ve düzenleyici beklentilerin kurumların siber riskleri belirleme, yönetme ve bu risklere müdahale etme biçimlerini nasıl dönüştürdüğünü anlattı.

Brandefense Büyümeden Sorumlu Başkanı ve Kurucu Ortağı Hakan Uzun, “Uyum, artık yalnızca yapılacaklar listesindeki bir kutuyu işaretlemekten ibaret değil; yönetim kurulu düzeyinde ele alınan bir konu hâline geliyor. Kurumların yalnızca çevre güvenliğine odaklanan yaklaşımdan uzaklaşarak üçüncü taraflardan kaynaklanan tehditleri, dijital marka risklerini ve dış saldırı yüzeylerini de kapsayan çok daha geniş bir risk anlayışına yöneldiğini görüyoruz” dedi.

Brandefense, etkinlikte dış saldırı yüzeyi yönetimi, tehdit istihbaratı, marka koruması ve üçüncü taraf risk yönetimini kapsayan yapay zekâ destekli çözümlerini tanıttı.

Tehdit tespiti, müdahale ve dijital dayanıklılık için yapay zekâ destekli çözümler geliştiren siber güvenlik teknolojileri şirketi UMV ise kurumların yapay zekâyı ve dijital dönüşümü güvenle benimsemesinde siber güvenliğin taşıdığı role odaklandı.

UMV CEO’su Yun Sung Kephas Bang, “Yapay zekâ ekonomisinin başarısını yalnızca inovasyon değil, güven de belirleyecek. Kurumlar yapay zekâ kullanımını hızlandırırken siber güvenlik, dijital dönüşümün temel unsurlarından biri hâline gelmeli. Böylece işletmeler tehditlere karşı hazırlıklı olurken inovasyon çalışmalarını da güvenle sürdürebilir” dedi.

Şirket; gelişmiş web shell tespiti için WSS AI ve internet sitelerinde yetkisiz içerik değişikliklerini gerçek zamanlı olarak gideren WARSS dâhil olmak üzere yapay zekâ destekli güvenlik çözümlerini tanıttı.

GITEX Ai Türkiye, iki gün boyunca Türkiye’nin teknoloji ekosistemini uluslararası GITEX ağıyla buluşturdu. Küresel teknoloji, sermaye ve uzmanlıkla kurulan bağları güçlendiren etkinlik, iş geliştirme ve küresel büyüme için yeni fırsatlar oluşturdu. GITEX Ai Türkiye’nin bir sonraki buluşması 15-16 Eylül 2027 tarihlerinde gerçekleştirilecek

Continue Reading

Teknoloji

Vatansever: Türkiye’nin büyüme kalitesini teknoloji yoğunluğu belirleyecek

Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, 2027–2029 Orta Vadeli Program’da verimlilik artışı, teknolojik dönüşüm, yüksek katma değerli üretim ve kritik teknolojilerde kapasitenin güçlendirilmesinin birlikte ele alınmasını stratejik açıdan önemli bulduklarını belirterek, “Türkiye’nin önümüzdeki dönemde yalnız ne kadar büyüdüğü değil, büyümenin ne kadarının bilgi, teknoloji, yazılım, mühendislik ve fikrî mülkiyetten geldiği de belirleyici olacak. Büyümenin kalitesini teknoloji yoğunluğumuzu ne kadar artırabildiğimiz gösterecek” dedi.

Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından 6 Eylül 2026’da açıklanan ve aynı gün Resmî Gazete’de yayımlanan 2027–2029 Orta Vadeli Programı (OVP) değerlendirdi.

OVP’de makroekonomik istikrarın güçlendirilmesi, kalıcı fiyat istikrarının sağlanması ve mali disiplinin sürdürülmesinin yanı sıra verimlilik artışı, Ar-Ge ve yenilikçilik kapasitesinin geliştirilmesi, yeşil ve dijital dönüşüm, yüksek katma değerli üretim ve ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesinin temel politika alanları arasında yer almasını önemli bulduklarını ifade eden Vatansever, teknoloji politikalarının büyüme ve rekabet gücüyle giderek daha fazla iç içe geçtiğini söyledi.

“Büyümenin kalitesini teknoloji yoğunluğu belirleyecek”

OVP’ye göre Türkiye ekonomisinin 2027’de yüzde 4,2, 2028’de yüzde 4,6 ve 2029’da yüzde 5 büyümesi; program dönemi sonunda millî gelirin 2,2 trilyon doların üzerine, kişi başına gelirin 25 bin dolara, mal ve hizmet ihracatının ise 450 milyar dolara ulaşması hedefleniyor.

Program döneminde yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulması ve işsizlik oranının 2029’da yüzde 7,6’ya gerilemesi öngörülürken, enflasyonun 2027’de yüzde 21’e, 2028’de yüzde 13,5’e ve 2029’da yüzde 9’a indirilmesi hedefleniyor.

Vatansever, makroekonomik hedeflerin yanı sıra ekonominin üretim yapısındaki dönüşümün önemine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:

“2,2 trilyon doların üzerinde bir ekonomik büyüklüğe ulaşmak son derece önemli. Bunun yanında o ekonominin ne kadarının teknoloji, bilgi, yazılım, mühendislik ve yüksek katma değerli faaliyetlerden oluştuğu da uzun vadeli rekabet gücümüzü belirleyecek. Türkiye’nin büyüme kalitesini teknoloji yoğunluğumuzu ne kadar artırabildiğimiz gösterecek.”

“Üretimin içindeki bilgi ve teknoloji payını artırmalıyız”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda büyümenin niteliğinin dönüştürülmesi kapsamında sanayide üretim kapasitesi ile teknoloji yoğunluğunun yükseltilmesi, hizmetlerde ise bilgi ve teknolojiye dayalı yüksek katma değerli faaliyetlerin daha fazla öne çıkarılmasına yönelik yaklaşımı değerlendiren Vatansever, Türkiye’nin üretim yapısındaki teknoloji içeriğinin artırılmasının önemine dikkat çekti.

Yılmaz’ın aynı sunumda imalat sanayisine 250 milyar TL ilave kredi desteğisağlanacağını ve orta-yüksek ile yüksek teknoloji ağırlıklı yatırımlar için ayrılan 750 milyar TL’lik yatırım kredilerinin kullandırılmaya devam edileceğiniaçıklamasını da önemli bulduklarını ifade eden Vatansever şunları söyledi:

“Türkiye’nin hedefi yalnız daha fazla üretmek olmamalı. Ürettiğimiz ürün ve hizmetlerin içine daha fazla mühendislik, yazılım, tasarım, veri, Ar-Ge ve fikrî mülkiyet koyabilmeliyiz. Bir ürünün fiziksel değerinin yanında içindeki bilgi ve teknoloji de ihracat değerimizi belirliyor.”

Yapay zekâ destekli üretim verimliliği artıracak

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda yapay zekâ destekli ve otonom üretim sistemleriyle enerji, hammadde, iş gücü ve makine kullanımında verimliliğin artırılmasına yönelik yaklaşımı açıklamasını değerlendiren Vatansever, bunun yapay zekânın reel ekonomiyle bağını somut biçimde ortaya koyduğunu söyledi.

Vatansever şu ifadeleri kullandı:

“Yapay zekânın ekonomik değeri yalnız yapay zekâ şirketlerinin büyüklüğüyle ölçülmez. Bir fabrikanın enerji kullanımını azaltıyor, üretim planlamasını iyileştiriyor, makine kapasitesini daha verimli kullanıyor veya hata oranını düşürüyorsa doğrudan ekonomik değer üretiyor demektir. Yapay zekâyı reel ekonomiye yayabildiğimiz ölçüde toplam verimlilik etkisini göreceğiz.”

“Dijital dönüşüm artık verimlilik politikasıdır”

OVP’de sanayinin yeşil ve dijital dönüşümünün hızlandırılması, üretim süreçlerinde verimliliğin artırılması ve teknoloji yoğunluğunun yükseltilmesine yönelik politikaları değerlendiren Vatansever, dijitalleşmenin yalnız teknoloji şirketleri açısından değil, ekonominin tamamı açısından bir verimlilik aracı hâline geldiğini söyledi.

“Bir işletmenin aynı kaynaklarla daha fazla üretmesi, enerjiyi ve hammaddesini daha verimli kullanması, süreçlerini hızlandırması ve hatalarını azaltması doğrudan ekonomik verimlilik anlamına geliyor. Bu nedenle dijital dönüşümü artık yalnız bilişim yatırımı değil, verimlilik politikası olarak değerlendirmeliyiz” dedi.

KOBİ’lerin dijitalleşmesi dönüşümü tabana yayacak

Teknolojik dönüşümün yalnız büyük işletmelerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Vatansever, Türkiye’deki geniş KOBİ ekosisteminin dijitalleşmesinin toplam ekonomik verimlilik açısından önemli olduğunu ifade etti.

“Büyük işletmelerin ileri teknolojilere yatırım yapması önemli; ancak binlerce KOBİ’nin üretimden stok yönetimine, satıştan finansal süreçlere kadar günlük faaliyetlerini dijital araçlarla daha verimli hâle getirmesi ekonomik dönüşümün tabana yayılmasını sağlar. Teknolojinin gerçek ekonomik etkisi yaygın kullanımda ortaya çıkar” değerlendirmesinde bulundu.

“Ekonomik güvenliğin yeni boyutlarından biri teknoloji”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda ekonomik güvenlik ve dayanıklılığı ayrı bir politika alanı olarak ele alması ve kritik alanlarda dışa bağımlılığın azaltılarak ekonominin şoklara karşı direncinin güçlendirilmesine yönelik yaklaşımı değerlendiren Vatansever, teknolojik kapasitenin ekonomik dayanıklılık açısından giderek daha stratejik hâle geldiğini söyledi.

Yılmaz’ın savunma, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zekâ başta olmak üzere stratejik alanlarda Ar-Ge, üretim ve yerlilik kapasitesinin daha ileriye taşınmasına yönelik açıklamalarına dikkat çeken Vatansever, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ekonomik güvenlik artık yalnız enerji veya finansman güvenliğiyle sınırlı değil. Yapay zekâdan yarı iletkenlere, haberleşme altyapılarından siber güvenliğe kadar kritik teknolojilere erişebilmek ve bu alanlarda kendi bilgi ve mühendislik kapasitenizi geliştirmek de ekonomik dayanıklılığın parçası hâline geldi.”

“Yatırım artık yalnız fabrika yatırımı değildir”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda uluslararası doğrudan yatırımların artırılması, küresel yeteneklerin ve girişimcilerin Türkiye’ye çekilmesi ile teknoloji şirketleri ve çok uluslu firmaların merkez operasyonlarına yönelik yatırım politikalarını vurgulamasını değerlendiren Vatansever, dijital ekonomiyle birlikte yatırım kavramının genişlediğini söyledi.

Vatansever şöyle konuştu:

“Bugün bir ülkeye yatırım gelmesi yalnız fabrika kurulması anlamına gelmiyor. Bir küresel teknoloji şirketinin Ar-Ge merkezini, yazılım geliştirme ekibini, veri altyapısını veya bölgesel operasyonlarını Türkiye’ye taşıması da yüksek değerli doğrudan yatırım niteliğinde. Böyle yatırımlar beraberinde bilgi, insan kaynağı ve uluslararası teknoloji ağlarını da getiriyor.”

450 milyar dolarlık ihracat hedefinde teknoloji yoğunluğu

OVP’de program dönemi sonunda mal ve hizmet ihracatının 450 milyar dolara çıkarılması hedeflenirken, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürün ve hizmetlerin ihracat içindeki payının artırılmasına yönelik yaklaşım da Türkiye’nin rekabet gücü açısından önem taşıyor.

Vatansever şu değerlendirmeyi paylaştı:

“450 milyar dolarlık ihracat hedefinin içinde yüksek teknolojili ürünlerin ve dijital hizmetlerin payını büyütmek uzun vadeli rekabet gücümüz açısından kritik. Yazılım, finansal teknolojiler, oyun, siber güvenlik, veri hizmetleri ve yapay zekâ çözümleri Türkiye’nin yeni nesil ihracat kapasitesinin önemli bileşenleri olabilir.”

Dijital Türk Lirası ve finansal teknoloji ekosistemi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda Dijital Türk Lirası’nın kullanıma sunulması ve yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmaların sürdürüleceğini belirtmesini de değerlendiren Vatansever, ödeme sistemleri ve finansal teknolojilerin dijital ekonominin temel altyapıları arasında yer aldığını söyledi.

“Ödeme sistemlerinin güvenli, yenilikçi ve gelişime açık olması dijital ekonominin büyümesini doğrudan destekliyor. Dijital Türk Lirası çalışmalarını bu geniş finansal teknoloji dönüşümünün önemli bileşenlerinden biri olarak görüyoruz” dedi.

“Teknolojik kapasite ekonomik değere dönüştüğünde büyümenin niteliği güçlenir”

Vatansever değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

“2027–2029 Orta Vadeli Program’ın fiyat istikrarı, mali disiplin ve sürdürülebilir büyüme hedeflerinin yanında verimlilik, teknolojik dönüşüm, yüksek katma değerli üretim ve ekonomik dayanıklılık başlıklarını birlikte ele almasını önemli buluyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ve Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’ın koordinasyonunda ortaya konulan bu yaklaşımın Türkiye’nin yalnız ekonomik büyüklüğünü değil, ekonomimizin niteliğini ve rekabet gücünü de geliştirecek önemli bir çerçeve sunduğuna inanıyoruz.

Türkiye’nin teknolojik kapasitesini üretime, ihracata ve verimlilik artışına dönüştürebildiğimiz ölçüde daha yüksek katma değer üreten, daha rekabetçi ve dış şoklara karşı daha dayanıklı bir ekonomik yapı oluşturabiliriz.”

Continue Reading

Teknoloji

Kaspersky raporu: 2026’nın ilk yarısında yapay zekâ hizmetlerindeki güvenlik açıkları 10 kat arttı

Farklı sektörlerde hız kazanan yapay zekâ adaptasyonu, bu servislere yönelik tespit edilen güvenlik açıklarında da ciddi bir artışı beraberinde getirdi. Kaspersky’nin yayımladığı üç aylık İstismar ve Güvenlik Açıkları Raporu dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor: Kaspersky Zafiyet Yönetimi verilerine göre, 2026’nın ikinci çeyreğinde yapay zekâ ve büyük dil modelleri (LLM) servislerinde kaydedilen güvenlik açıkları, 2025’in son çeyreğine kıyasla 10 kat artarak 935’e ulaştı. 2026’nın 2. çeyreğinde tespit edilen kritik seviyedeki açıkların sayısı ise 119’a yükselerek 2025 sonundaki seviyenin yaklaşık 5 katına çıktı.

Kaspersky Vulnerability Management verilerine göre 2025-2026 yıllarında LLM’lerde, yapay zekâ araçlarında ve benzer işlevler sunan eklentilerde yayımlanan güvenlik açıklarının sayısı

En yaygın güvenlik açığı kategorilerine yönelik analizler; yapay zekâ tabanlı yazılımlardaki temel risklerin kritik sistem nesnelerine yönelik zayıf erişim kontrol mekanizmaları, hatalı kimlik doğrulama/yetkilendirme yapılandırmaları ve enjeksiyon (injection) açıkları olduğunu gösteriyor.

Kaspersky Zararlı Yazılım Uzmanı Alexander Kolesnikov konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları ifade etti: “Araçlar, eklentiler ve yapay zekâ teknolojileri görevlerin daha verimli şekilde otomatikleştirilmesine yardımcı oluyor. Ancak yapay zekânın kurumlar genelinde hızla yaygınlaşması, beraberinde yeni güvenlik sorunlarını da getiriyor. Erişim kontrolü, kimlik doğrulama ve enjeksiyon işlemlerindeki zayıflıklar, en sık karşılaşılan güvenlik açığı türleri arasında öne çıkıyor. Kurumların korunmak için yalnızca geleneksel yama yönetimine değil, altyapılarını ve erişim kontrollerini gerçek zamanlı olarak görünür kılacak çözümlere de ihtiyacı var. Böylece tehditleri doğru zamanda tespit edip durdurabilirler.”

Kaspersky’nin yakın zamanda yayımladığı KOBİ raporunda, 2026’nın ilk dört ayında Kaspersky güvenlik çözümlerinin, bilgisayarlara yönelik kötü amaçlı veya istenmeyen yazılımların popüler yapay zekâ hizmetleri gibi gösterildiği 33.300’den fazla saldırı girişimini tespit ettiği belirtiliyor. Bu sayı, 2025’in aynı dönemine kıyasla neredeyse 5 kat artış gösteriyor. Söz konusu artış, yapay zekâ hizmetlerinin kullanım alanı genişledikçe bu hizmetleri hedef alan saldırı girişimlerinin de artabileceğine dikkat çekiyor.

Kaspersky, kurumların kurumsal altyapılarını korumak için Kaspersky Next ürün ailesi gibi sürekli izleme, proaktif koruma ve hızlı müdahale özellikleri sunan çözümlerden yararlanmasını öneriyor. Bu özellikler, yapay zekâ ile güçlendirilmiş ortamların güvenliğinin sağlanmasına yardımcı oluyor.

Continue Reading

Trending

Copyright © 2017 Zox News Theme. Theme by MVP Themes, powered by WordPress.