Teknoloji
Siber Güvenlikte Yeni Odak Noktası: Baskı Altyapılarının Güçlenmesi


Canon Avrupa EMEA Ürün, Bilgi Güvenliği ve Küresel Olay Müdahale Kıdemli Direktörü Quentyn Taylor, baskı altyapısının siber güvenlikteki kritik rolünü ele alıyor; yazıcıların işletmeler için potansiyel bir zayıf halka haline gelmemesi adına yapay zekâ destekli, katmanlı ve entegre güvenlik çözümlerinin önemini vurguluyor.
İşletmelerin dijital çevresi, çalışma biçimleri ve davranışlarıyla uyum içinde genişlemeye ve sürekli gelişmeye devam ediyor. Çalışanlar artık iş sistemlerine her zamankinden daha esnek biçimlerde erişiyor; bu da verilerin geleneksel güvenlik sınırlarının ötesine geçip farklı kişisel cihazlara yayıldıkça görünürlüğünü kritik bir konu hâline getiriyor. Sonuç olarak, veriler artık her zamankinden daha fazla risk altında bulunuyor.
Bu dinamik ortam, bir işletmenin altyapısındaki her noktada güvenliğin güçlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Bir tehdit gibi görünmeyen baskı altyapısı ise, bu resimde çoğu zaman göz ardı ediliyor. Oysa geçtiğimiz yıl işletmelerin yüzde 56’sı, yazıcılar üzerinden en az bir veri kaybı yaşadığını bildirdi.
Siber güvenlik her geçen gün daha sofistike hâle gelirken, saldırganların tüm sisteme erişmesi için hâlâ tek bir zayıf halka yeterli oluyor. İşte bu nedenle, baskının bu zincirde zayıf halka olmamasını sağlamak için işletmelerin donanım ve yazılımı sezgisel biçimde bir arada çalıştıran çözümlere öncelik vermesi gerekiyor. Ancak bu sayede kuruluşlar, BT güvenlik ekiplerine ihtiyaç duydukları anda gelişmiş görünürlük, kontrol ve en önemlisi iç huzuru sağlayabiliyor.
Saldırganlara açık bir kapı
Yazıcılar, bir işletmedeki bilgi akışının merkezinde yer alıyor ve bu konumlarıyla kötü niyetli kişiler için potansiyel giriş noktaları oluşturuyor. Baskı altyapısını güvence altına almamak, işletmenin arka kapısını açık bırakmakla eşdeğer bir güvenlik zafiyeti yaratıyor.
Üstelik günümüzde giderek daha fazla sayıda yazıcı internete bağlanabiliyor. Buna rağmen araştırmalar, işletmelerin yüzde 28’inin uzaktan baskı ortamını güvence altına almayı hâlâ en büyük güvenlik zorluğu olarak gördüğünü ortaya koyuyor. BT karar vericilerinin yalnızca yüzde 37’si sıfır güven mimarisini uyguladığını bildiriyor. Bu da baskı altyapısının güvenliği konusunda yapılması gereken çok şey olduğunu gösteriyor.
Yazıcılar, aynı zamanda fiziksel ve dijital dünyanın tam ortasında yer almasıyla da benzersiz bir konuma sahip. Bilgiler bir ortamdan diğerine geçtiğinde olası müdahale noktaları artıyor; dolayısıyla güvenlik riskleri de büyüyor. Bu nedenle yazıcıların, sistem erişimini koruyan ve bütünsel bilgi güvenliğini sağlayan güçlü bir savunma hattı gibi davranarak veriler için bir kale işlevi görmesi gerekiyor.
Çevreyi gözlem altında tutma
Çevre güvenliği ise kuruluşların karşı karşıya olduğu en büyük zorluklardan biri olmaya devam ediyor. Verilerin sistemler arasında nasıl hareket ettiğini etkili biçimde izleyemeyen işletmeler, doğru güvenlik önlemlerini uygulamakta ve kaynak kullanımını optimize etmekte zorlanıyor. Görünürlük sağlanmadığı sürece güvenlik stratejileri eksik kalıyor.
İzlenmesi gereken uç noktaların artması ve verilerin ağlar ile cihazlar arasında daha kolay hareket etmesi, güvenlik görünürlüğünü azaltıyor ve daha proaktif önlemler gerektiriyor. AB’nin Siber Dayanıklılık Yasası (Cyber Resilience Act) gibi yeni düzenlemeler, işletmelerin raporlama yükümlülüklerini artırdıkça güvenlik ekiplerinin hedeflerini de sürekli değiştiriyor. Sonuç olarak, kurumlar giderek daha fazla zamanı görünürlük sorunlarını çözmeye ayırıyor.
Bu noktada yapay zekâ, güvenlik yönetiminde yeni bir dönemi başlatıyor. BT ekiplerinin her noktayı manuel olarak izlemesi yerine yapay zekâ ve makine öğrenimi, yazıcının bağlı olduğu ağı sürekli değerlendiriyor ve baskı altyapısı genelinde en uygun ayarları yapılandırıyor. Bu yaklaşım, sistem izlemeyi sadeleştiriyor; güvenlik zafiyetlerinin hızla tespit edilmesini ve giderilmesini kolaylaştırıyor. Aynı zamanda sistemlerin geleceğe uyumlu ve genişlemeye hazır kalmasını güvence altına alıyor.
Yeni ve gelişen tehditlerin arttığı bu ortamda güvenlik ekipleri, baskı altyapısının engel değil destek unsuru hâline gelmesini istiyor. Yapay zekâ, proaktif ve güçlü bir çevre güvenliği sağlayarak bu süreci kolaylaştırıyor; ekiplerin odağını tehditleri öngörmeye ve riskleri önlemeye yönlendiriyor.
Katmanlı bir savunma benimseme
Dayanıklı bir güvenlik stratejisi, katmanlı bir yapıyı gerektiriyor. Sistemi bir bütün olarak ele alıp donanım ve yazılımın işletme genelinde nasıl uyumla çalıştığı değerlendirildiğinde çok katmanlı bir savunma mekanizması kurulabiliyor.
Örneğin baskı ortamında kartlı erişim doğrulaması, verilerin yalnızca doğru kişiler tarafından görülmesini sağlamada temel bir unsur olarak öne çıkıyor. Ancak bu tek başına yeterli olmuyor. Potansiyel riskleri başarıyla tanımlamak için sistem oturum açma etkinlikleriyle verilerin çapraz kontrol edilmesi gerekiyor. Bu sayede çalışanın belirtilen zamanda gerçekten o konumdaki yazıcıyı kullandığı teyit ediliyor.
Konum verilerinin bu doğrulamada kullanılması, çok faktörlü kimlik doğrulamasını (MFA) daha akıllı hâle getiriyor ve ele geçirilmiş kimlik bilgilerine karşı ek bir koruma katmanı oluşturuyor. Böylece kullanıcılar için kolaylık sağlayan yazıcı kimlik doğrulama araçları, işletmenin genel çevre güvenliğini güçlendiren daha geniş bir güvenlik önlemine dönüşüyor.
Akıllı biçimde daha geniş işletme verilerini kullanan entegre bir baskı güvenliği yapısı, yalnızca yetkili kişilerin hassas bilgilere erişmesini sağlayarak kurumun genel güvenliğini daha da güçlendiriyor.
Güvenliğini baskıyla güçlendirme
Sonuç olarak baskı, siber güvenlik zincirinin kritik bir halkasını oluşturuyor; dijital ve fiziksel dünyanın tam kesişim noktasında yer alıyor. Uç noktaların çoğaldığı ve tehditlerin sürekli evrildiği günümüzde işletmeler, kör noktalara yer bırakmıyor.
Baskı güvenliğini göz ardı etmek, siber suçlulara sistemdeki en zayıf halkayı sunmak anlamına geliyor. Bu nedenle işletmeler, baskıyı çevre stratejilerinin temel bir unsuru haline getirerek saldırganların uzun süredir kullandığı bu açık kapıyı kapatıyor. Çünkü baskı güvenliğini güçlendirmek, aslında işletme güvenliğini güçlendiriyor.
Ev Teknolojileri
Evinizin Her Odasında Hızlı İnternet Kullanımı Huawei Mesh X3 Pro ile Artık Mümkün


Huawei, Mesh X3 Pro ile tek bir router anlayışını geride bırakıyor. Modern ev mimarisinde uzun süredir dekorasyonun önündeki en büyük engellerden biri olan kaba tasarımlı ve saklanmak zorunda kalan ağ cihazları, Mesh X3 Pro ile evin en görünür noktasında estetik bir objeye dönüşüyor. Sektörde bir ilk olan şeffaf anten teknolojisini Wi-Fi 7’nin yüksek performansıyla buluşturan bu yeni mesh mimarisi; farklı konut tipleri için geliştirilen “Ana Yönlendirici, Ana Yönlendirici+Ek Genişletici ve Ana Yönlendirici+Ana Yönlendirici” senaryoları sayesinde güçlü kapsama, kesintisiz bağlantı ve “Wi-Fi ölü nokta” sorununa kalıcı bir çözüm sunuyor.
Görünmez Antenler ve “Karlı Altın Zirve” Estetiği
Huawei Mesh X3 Pro, geleneksel ağ cihazı tasarımlarını tamamen reddeden “Karlı Altın Zirve” felsefesiyle hayat buluyor. Şeffaf bir koni içinde yükselen ve bir kristal objeyi andıran bu yapı, karmaşık anten sistemlerini saklamak yerine onları şeffaf gövdenin içine estetik birer figür olarak yerleştiriyor. Günün saatine göre kehribar ve beyaz tonları arasında geçiş yapan akıllı ambiyans aydınlatması ise cihazı sadece bir router olmaktan çıkarıp dekoratif bir öğeye dönüştürüyor. Tasarımın getirdiği bu estetik özgürlük, kullanıcının cihazı odanın en merkezi noktasına koymasını teşvik ederek sinyallerin engellere takılmadan tüm eve eşit ve güçlü bir şekilde yayılmasını sağlıyor.
Her Ev Tipine Özel “Mesh” Mühendisliği
Huawei, Mesh X3 Pro ailesiyle sadece tek bir cihaz değil, konutun büyüklüğüne ve mimari yapısına göre optimize edilmiş farklı çözüm senaryoları sunuyor. Kullanıcılar, evlerinin metrekaresine göre şu paketler arasından seçim yapabiliyor:
- Apartman Daireleri (100 m2’den küçük): Tek bir Mesh X3 Pro ünitesi, Wi-Fi 7 gücüyle tüm evin internet ihtiyacını tek başına karşılıyor.
- Geniş Tek Katlı Konutlar (100-120 m2 arası): Ana ünite ve “Satellite” uydudan oluşan ” Ana Yönlendirici+Ek Genişletici Suite” paketi, özellikle uzun koridorlu veya geniş salonlu evlerde kesintisiz kapsama sağlıyor.
- Geniş Alanlar ve Dubleksler (150-200 m2 arası): Performansın zirveye çıktığı “Ana Yönlendirici+Ana Yönlendirici ” çiftli ana ünite kurgusuyla, her iki noktada da Wi-Fi 7 hızından ödün vermeden kapsama alanı oluşturuluyor.
- Büyük Villalar ve Çok Katlı Yapılar (200-300 m2 arası): Üçlü ana ünite (Ana Yönlendirici+Ana Yönlendirici+Ana Yönlendirici) veya hibrit (Ana Yönlendirici+Ek Genişletici+Ana Yönlendirici) setler sayesinde, 3600 Mbps’e varan hız koridoru evin en uzak köşesine kadar taşınıyor.
Wi-Fi 7 ve MLO (Multi-Link Operation) teknolojisi sayesinde cihazlar aynı anda birden fazla bant üzerinden bağlanırken, HarmonyOS Mesh+ altyapısı evin içinde hareket halindeyken bağlantı kopmalarını tamamen engelliyor. Ayrıca NFC desteği, misafirlerin şifre sormadan sadece telefonlarını cihaza dokundurarak internete erişmesini sağlıyor.
Lansmana Özel Avantajlar
Huawei, lansman dönemine özel olarak 10 Şubat ile 2 Mart tarihleri arasında geçerli olan “99 TL öde, 1900 TL indirim kazan” ön satış kurgusunu da başlatıyor. Bu dönemde Mesh X3 Pro ailesinden bir ürün tercih eden kullanıcılara, Huawei’nin sağlık teknolojileri ekosisteminde yer alan Smart Scale 3 akıllı tartı hediye ediliyor. Performansın tasarımla buluştuğu bu yeni dönemde, Huawei Mesh X3 Pro interneti saklanması gereken bir yük olmaktan çıkarıp evin en değerli parçası haline getiriyor.
Mesh X3 Pro ailesinin fiyatlandırması, 9 Şubat’ta gerçekleştirilecek resmi lansmanla birlikte duyurulacak.
Cep Telefonu
Gece fotoğrafçılığında devrim yaratan HONOR Magic8 Pro Türkiye’de satışa sunuldu


HONOR’un yeni amiral gemisi Magic8 Pro, Türkiye’de kullanıcılarla buluştu. HONOR Magic8 Pro; 200 MP Ultra Gece Telefoto kamerası, yapay zekâ destekli görüntüleme yetenekleri ve Snapdragon 8 Elite Gen 5 işlemcisiyle mobil fotoğrafçılığı yeniden tanımlıyor. 7100 mAh kapasiteli silikon-karbon bataryasıyla uzun video çekimleri, canlı yayınlar ve yoğun sosyal medya kullanımı gibi senaryolar için bile gün boyu enerjisini kaybetmiyor.
HONOR un 200 MP Ultra Gece Telefoto kamerası, yapay zekâ destekli görüntüleme teknolojileri ve Snapdragon 8 Elite Gen 5 yonga setinden aldığı güçle öne çıkan amiral gemisi Magic8 Pro, Türkiye’de kullanıcılarla buluşuyor. HONOR Magic8 Pro, akıllı telefon segmentinde profesyonel mobil fotoğrafçılığı Türkiye’de yeni bir seviyeye çıkarıyor.
Düşük ışık koşullarında bile detay, netlik ve renk doğruluğunu koruyabilen kamera sistemiyle dikkat çeken HONOR Magic8 Pro; güçlü donanımı, gelişmiş yapay zekâ yetenekleri ve çoklu cihaz ekosistemiyle yalnızca bir akıllı telefon değil, bütüncül bir dijital deneyim sunmayı hedefliyor.
Yapay zekâ destekli gece fotoğrafçılığında yeni standart
HONOR Magic8 Pro’nun kamera mimarisinin merkezinde, 200 MP Ultra Gece Telefoto kamera yer alıyor. Yapay zekâ destekli gece fotoğrafçılığı algoritmaları sayesinde düşük ışıkta çekilen kareler; daha yüksek kontrast, dengeli pozlama ve artırılmış detay seviyesiyle işleniyor.
Magic8 Pro’da bulunan CIPA 5.5 seviyesinde görüntü sabitleme sistemi, elde çekim sırasında oluşabilecek titreşimleri ileri seviyede dengeleyerek özellikle düşük ışık koşullarında daha net ve keskin kareler elde edilmesini sağlıyor. Gece çekimleri ve uzun odaklı telefoto kullanımlarında görüntü kaybını minimuma indiren bu sistem, şehir manzaraları, konserler ve sokak fotoğrafçılığı gibi zorlu çekim senaryolarında profesyonel sonuçlar sunuyor.
Yapay zekâ destekli amiral gemisi performansı
HONOR Magic8 Pro, Snapdragon® 8 Elite Gen 5 platformunun sunduğu gelişmiş CPU çekirdek yapısı, yüksek performanslı GPU mimarisi ve yapay zekâ işlemlerine özel NPU birimi ile amiral gemisi sınıfında konumlanıyor. GPU mimarisi, grafik işleme süreçlerini daha verimli hâle getirirken; mobil oyunlardan yüksek çözünürlüklü video çekimlerine, yapay zekâ destekli kamera işlemlerinden yoğun çoklu görev kullanımına kadar uzanan senaryolarda sistem kaynaklarını dengeli biçimde yöneterek uzun süreli kullanımda stabil ve sürdürülebilir bir performans sunuyor.
7100 mAh silikon-karbon batarya ve üst düzey dayanıklılık
7100 mAh kapasiteli silikon-karbon bataryasıyla HONOR Magic8 Pro, 5G bağlantı ve oyun odaklı kullanımlarda gün boyu kesintisiz performans sunuyor. Uzun video çekimleri, canlı yayınlar ve yoğun sosyal medya kullanımı gibi yüksek enerji tüketen senaryolar, güçlü batarya kapasitesi ile destekleniyor.
IP68, IP69 ve IP69K sertifikalarıyla suya ve toza karşı üst düzey dayanıklılık sunan Magic8 Pro, zorlu çevresel koşullarda da güvenli bir kullanım deneyimi vadediyor.
Çoklu cihaz ve platformlar arası ekosistem
HONOR Magic8 Pro, HONOR Connect MagicRing teknolojisiyle telefon, tablet, dizüstü bilgisayar ve giyilebilir cihazları tek bir merkezde buluşturan bütüncül bir ekosistem deneyimi sunuyor. Aynı HONOR hesabına bağlı cihazlar HONOR Connect arayüzü üzerinden otomatik olarak algılanırken, uygulama, dosya, ekran ve bağlantı servisleri cihazlar arasında kesintisiz şekilde aktarılabiliyor.
MagicRing sayesinde kullanıcılar; ekran paylaşımı, uygulama aktarımı ve cihazlar arası etkileşimi tek bir kontrol noktası üzerinden yönetebilirken, bu yapı farklı platformlar arasında dahi akıcı ve sezgisel bir kullanım deneyimi sağlıyor. HONOR Magic8 Pro, ekosistem yaklaşımıyla yalnızca güçlü bir akıllı telefon değil, tüm dijital yaşamı birbirine bağlayan akıllı bir merkez olarak konumlanıyor.
Lansmanda HONOR Pad X8b ve HONOR Earbuds 4 de tanıtıldı
HONOR Magic8 Pro Türkiye lansmanında, markanın ekosistem vizyonunu tamamlayan HONOR Pad X8b modeli de kullanıcılarla buluşturuldu. 11 inç göz korumalı ekranı, 10.100 mAh kapasiteli bataryası ve dayanıklı gövde yapısıyla Pad X8b; özellikle aileler ve genç kullanıcılar için uzun süreli, güvenilir ve konforlu bir tablet deneyimi sunmayı hedefliyor.
Lansmanda tanıtılan bir diğer ekosistem ürünü olan HONOR Earbuds 4 ise çift titanyum kaplamalı dinamik sürücüleri, 50 dB seviyesinde aktif gürültü engelleme teknolojisi ve 46 saate varan pil ömrüyle öne çıkıyor. Günlük kullanımın yanı sıra spor ve hareketli yaşam senaryolarına uyum sağlayan Earbuds 4, kablosuz ses deneyimini daha pratik ve kesintisiz hâle getiriyor.
Türkiye satış ve fiyat bilgileri
HONOR Magic8 Pro, Türkiye’de 79.999 TL’den başlayan tavsiye edilen satış fiyatıyla Hepsiburada, Vatan Bilgisayar ve Teknosa mağazalarında kullanıcılarla buluşuyor. Lansman kapsamında tanıtılan HONOR ekosistem ürünlerinden HONOR Earbuds 4 kulaklık 2.499 TL, HONOR Pad X8b tablet 8.999 TL ve HONOR Watch 5 akıllı saat 6.999 TL fiyat etiketiyle satışa sunulurken; bu ürünler birlikte kullanıldığında cihazlar arası bağlantı, çoklu ekran deneyimi ve akıllı yaşam senaryolarını tek bir ekosistem altında tamamlıyor. HONOR’un akıllı cihaz portföyü, farklı kullanıcı ihtiyaçlarına hitap eden fiyat ve ürün seçenekleriyle Türkiye genelinde geniş bir erişim sunmayı hedefliyor.
Teknoloji
Eskiden Yeniye: Kaspersky Oltalama Tehditlerinin Dönüşümünü Mercek Altına Alıyor


Kaspersky’nin yayımladığı yeni inceleme, siber suçluların takvim tabanlı saldırılar, sesli mesaj aldatmacaları ve gelişmiş çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) atlatma yöntemleri gibi teknikleri modernize ederek, 2025 yılında bireyleri ve işletmeleri nasıl hedef aldığını gözler önüne seriyor. Bulgular; bu ısrarcı tehditlere karşı kullanıcı dikkati, çalışan eğitimleri ve gelişmiş e-posta koruma çözümlerinin kritik bir ihtiyaç haline geldiğini vurguluyor.
Takvim Tabanlı Oltalama: Ofis Çalışanları Hedefte
İlk olarak 2010’lu yılların sonunda ortaya çıkan takvim tabanlı oltalama (calendar phishing) taktikleri, bugün rotasını B2B dünyasına çevirerek yeniden sahneye çıktı. Saldırganlar, gövde metni içermeyen ancak etkinlik açıklamasında zararlı bağlantılar gizlenmiş takvim davetleri gönderiyor. Davet açıldığında etkinlik kullanıcının takvimine otomatik olarak ekleniyor; ardından gelen bildirimler, kullanıcıyı Microsoft gibi platformları taklit eden sahte giriş sayfalarına yönlendiriyor. Geçmişte Google Takvim kullanıcılarını hedef alan kitlesel kampanyalar, artık doğrudan kurumsal çalışanları odak noktasına alıyor. Kuruluşların, çalışanlarına beklenmedik takvim davetlerini doğrulamayı öğretmek için simüle edilmiş saldırı atölyeleri gibi düzenli farkındalık eğitimleri düzenlemesi öneriliyor.
CAPTCHA Korumalı Sesli Mesaj Aldatmacası
Siber saldırganlar, az miktarda metin ve basit bir bağlantı içeren, sesli mesaj bildirimi süsü verilmiş minimalist e-postalar kullanıyor. Bağlantıya tıklandığında, güvenlik botlarını atlatmak için bir dizi CAPTCHA doğrulaması tetikleniyor. Süreç, sonunda e-posta adreslerini doğrulayan ve kimlik bilgilerini ele geçiren sahte bir Google giriş sayfasında noktalanıyor. Bu çok katmanlı aldatmaca, şüpheli bağlantıları tanımaya yönelik etkileşimli eğitim modülleri ile bu tür sinsi taktikleri tespit edip engelleyen Kaspersky SecureMail gibi gelişmiş e-posta sunucusu koruma çözümlerinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.
Sahte Bulut Servisleriyle MFA’yı Aşan Saldırılar
Gelişmiş oltalama kampanyaları, pCloud (şifreli dosya depolama ve paylaşım hizmeti) gibi servisleri taklit ederek çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) sistemlerini hedef alıyor. Tarafsız bir destek takibi gibi görünen bu e-postalar, kullanıcıyı benzer isimli (örneğin: pcloud.online) sahte alan adlarına yönlendiriyor. Bu sayfalar, API aracılığıyla gerçek pCloud servisiyle etkileşime girerek e-postaları doğruluyor ve kullanıcıdan OTP (tek kullanımlık şifre) kodları ile parolaları talep ediyor. Giriş başarılı olduğunda saldırganlar hesaba tam erişim sağlıyor. Kuruluşların bu tehdide karşı zorunlu siber güvenlik eğitimleri uygulaması ve hileli alan adlarını ve API tabanlı saldırıları işaretleyen Kaspersky Security for Mail Servers gibi çözümleri devreye alması gerekiyor.
Kaspersky Anti-Spam Uzmanı Roman Dedenok: “Oltalama yöntemleri giderek daha yanıltıcı hâle gelirken, Kaspersky kullanıcıları parola korumalı PDF’ler veya QR kodlar gibi alışılmadık e-posta eklerine karşı temkinli olmaya ve herhangi bir kimlik bilgisi girmeden önce web sitesi adreslerini mutlaka doğrulamaya çağırıyor. Kurumların, gerçek hayattan senaryolar içeren kapsamlı eğitim programlarını hayata geçirmesi ve ileri seviye e-posta koruma sistemlerini kullanması, ileri düzey oltalama saldırılarının gerçek zamanlı olarak tespit edilmesini ve engellenmesini sağlıyor.” ifadelerini kullandı.
-



Genel6 yıl önceToyota Corolla Hatchback Tanıtıldı, İŞTE FİYAT LİSTESİ!!
-



Genel7 yıl önceİletişim
-
Genel7 yıl önce
Biz Kimiz?
-
Genel7 yıl önce
Reklam ve Sponsorluk
-



Genel7 yıl önceGizlilik politikası
-



Genel6 yıl önceRenault’dan Kaçırılmayacak Kampanya: “Şimdi Al Eylül’de 750TL Taksitle Ödemeye Başla”
-



Genel6 yıl önceBu Tarihi Not Edin! “30-31 Mayıs 2020”
-



Genel6 yıl önceYaz tatili öncesi lastiklerinizi kontrol etmeyi ihmal etmeyin






