Otomotiv
48V HİBRİT TEKNOLOJİLİ PEUGEOT 3008 VE 5008 TÜRKİYE’DE!


48V HİBRİT TEKNOLOJİLİ PEUGEOT 3008 VE 5008 TÜRKİYE’DE!
PEUGEOT’nun SUV segmentindeki lider modelleri 3008 ve 5008, yeni 48V hibrit teknolojili versiyonlarıyla Türkiye’de satışa sunuldu. Ekim ayından itibaren showroomlardaki yerlerini alan PEUGEOT 3008 GT 1.2 HYBRID 136 HP e-DCS6’nın başlangıç fiyatı 2.196.000 TL olarak belirlenirken, PEUGEOT 5008 GT 1.2 HYBRID 136 HP e-DCS6’nın fiyatı ise 2.426.500 TL’den başlıyor. Sadece GT donanımıyla satışa sunulan 3008 ve 5008’in 48V hibrit teknolojili versiyonları, dizel motora sahip GT donanımlarıyla eş donanımlara sahipler. İlk defa 3008 ve 5008’de sunulan yeni nesil 136 HP’lik PureTech benzinli motor, elektromotor ve yeni e-DCS6 şanzımanı barındıran yeni hibrit teknolojisi ile daha fazla sürüş keyfi ve daha düşük tüketime odaklanılıyor. PEUGEOT 3008 ve 5008, hibrit motoru sayesinde, şehir içi sürüşlerinde, sürüş süresinin yarısından fazlasını 0 emisyonlu elektrik modunda da geçirebiliyor.
Özgün tasarımları, yenilikçi teknolojileri ve üstün sürüş özellikleriyle birbirinden “Göz Alıcı” modelleri yollarla buluşturan PEUGEOT; C-SUV segmentinde dengeleri değiştiren 3008 ve D-SUV segmentinde 7 kişilik seyahat alışkanlıklarını belirleyen 5008 modellerinde yeni 48V hibrit teknolojisini Türkiye’de satışa sunmaya başladı. Her iki model ülkemizde sadece en kapsamlı GT donanım paketiyle satışa sunulurken, sportif tasarım, dinamik unsurlarla destekleniyor. Ekim ayından itibaren showroomlardaki yerlerini alan PEUGEOT 3008 GT 1.2 HYBRID 136 HP e-DCS6’nın başlangıç fiyatı 2.196.000 TL olarak belirlenirken, PEUGEOT 5008 GT 1.2 HYBRID 136 HP e-DCS6’nın fiyatı ise 2.426.500 TL olarak belirlendi.
Stellantis tarafından tasarlanan ve yakın dönemde pek çok modelde kullanılmaya başlanması beklenen yeni hibrit sistemi de içeren yeni elektrikli çözümler ilk olarak, Sochaux Fabrikası’nda üretilen PEUGEOT 3008 ve 5008’de sunuluyor. PEUGEOT 48V HYBRID sistemi, yeni nesil 136 HP PureTech benzinli motor, bir elektromotor ve yeni, 6 ileri yağ soğutmalı çift kavramalı elektrikli bir şanzımandan oluşuyor. Sürüş sırasında şarj olan bataryasıyla bu teknoloji, düşük motor devirlerinde ekstra tork sağlıyor ve yakıt tüketimini yüzde 15’e kadar azaltıyor (3008’de 126 gr CO2/km’den itibaren ve 5008’de 128 gr CO2/km’den itibaren). Böylece hibrit sistemle donatılan C-SUV segmentinde, şehir içi sürüşlerinde, sürüş süresinin yarısından fazlası 0 emisyonlu elektrik modunda geçirebiliyor.
Kolay ve Çevreci Kullanım
Yeni teknolojide sürücü, PEUGEOT i-Cockpit® dijital gösterge üzerinden sürüş sırasında enerji geçişlerini (ECO-POWER-CHARGE) görebiliyor. Günlük sürüşte, içten yanmalı ve elektromotorlar, enerji tüketimini optimize etmek için birlikte veya ayrı ayrı çalışıyor. Anlık hızlanma sırasında elektromotor, düşük devirlerde benzinli motora ek tork sağlıyor. Yavaşlama sırasında benzinli motor stop ediyor ve elektromotor, 48V bataryayı şarj etmek için bir jeneratör olarak çalışıyor. Araç, şehir içindeki kısa mesafelerde ve manevra yaparken sadece %100 elektrikli motor ile hareket ediyor.
Somut Faydalar
Yeni teknoloji ile yüzde 15’e kadar daha düşük yakıt tüketimi, 3008’de 126 gr CO2/km ve 5008’de 128 gr CO2/km salınım verilerine ulaşılabiliyor. Söz konusu hibrit motor seçeneğine sahip C segmentindeki bir SUV, benzer özelliklere sahip, elektrikli olmayan bir benzinli motorla karşılaştırıldığında, yaklaşık 1.0 lt/100 km’ye varan (WLTP birleşik tüketim) ortalama yakıt tasarrufu sağlıyor. Bu tasarruf, temel olarak şehir içinde 2.5 lt/100 km’ye varan ve yolda 0.7 lt/100 km’ye varan avantaj sağlarken otoyol tüketimleri aynı kalıyor. Bu performans, 3008 ve 5008 modellerinin CO2 emisyonlarında (WLTP döngüsüne göre) ortalama 20 gr/km’lik bir azalma anlamına geliyor. Hibrit sistem, bataryanın şarjı uygun olduğunda tamamen elektrikli sürüşü, manevra yapmayı (Örneğin park etme) ve düşük hızda ilerlemeyi mümkün kılıyor. Hibrit teknolojisi ile şehir içi sürüşlerinde sürüş süresinin yarısından fazlasını 0 emisyon ve %100 elektrikli sürüş imkanı sağlıyor. Daha yüksek hızlarda (145 km/s’ye kadar), sürücü sabit bir hızda ayağını gaz pedalından çektiğinde veya yavaşlarken içten yanmalı motor stop ediyor. Sürücünün düşük devirlerdeki hızlanma isteklerinde, elektromotor, turbonun tepki süresini telafi eden ek bir tork sağlıyor. Bu, vites küçültmenin de önüne geçiyor ve daha fazla sürüş konforu ile dinamizm sağlıyor.
48V Hibrit Teknolojisi Ana Bileşenleri
PEUGEOT 3008 ve 5008’in yeni motoru oluşturan tüm parçalar, sürücü koltuğunun altına bulunan 48V bataryaya ek olarak kaputun altında yer alıyor.
1.2 litre PureTech benzinli motor
Elektrikli dönüşümü için optimize edilen yeni nesil Hibrit 1.2 litrelik PureTech benzinli motorun teknik özellikleri:
- 1199 cc’lik 3 silindirli
- 5500 d/d’de 136 HP (100 kW) güç
- 1750 d/d’de 230 Nm tork
- Gelişmiş motor performansı için değişken geometrili turbo beslemesi
- Düşük bakım maliyetleri için eksantrik zinciri
- Daha iyi termal yanma verimliliği için Miller Çevrim Döngüsü
- Euro 6.e standardı
e-DCS6 çift kavramalı şanzıman
PEUGEOT 48V HYBRID motor için özel olarak tasarlanan, yeni, elektrikli 6 ileri, yağ soğutmalı çift kavramalı şanzımanı içeriyor. Şanzıman aynı zamanda elektromotoru, invertörü ve sürüş performansını iyileştirmek üzere otomobilin güç ve tüketimini optimize eden Elektronik Kumanda Ünitesini de barındırıyor..
e-Motor
Şanzımana entegre, sabit mıknatıslı senkron elektromotor, 21 kW (28 HP) maksimum güç ve 55 Nm maksimum tork sunuyor. Düşük tork gereksinimlerinde aracın tamamen elektrikle ilerlemesini sağlıyor ve içten yanmalı motorun tüketimini azaltmaya yardımcı oluyor. Motor, yavaşlama anında, hibrit sistemin 48V bataryasını şarj etmek için bir jeneratör görevi görüyor. Aynı zamanda, kayışlı marş yardımıyla içten yanmalı motor için çalıştırıyor.
Kayışlı Marş
48V ile çalışan bu marş, içten yanmalı motorun kayış ile yeniden çalıştırılmasını sağlıyor. Bu sayede hızlı ve yumuşak bir marş sağlanıyor.
48V Hibrit Batarya
48V Lityum-İyon batarya, 898 Wsa brüt kapasiteye ve 432 Wsa kullanılabilir kapasiteye sahip. Araç ömrü boyunca aynı performans seviyesini korumak için tasarlanan bataryalar, 8 yıl/160.000 km garanti ile sunuluyor. 48V batarya, sol ön koltuğun altında yer alıyor. Bu kurulum, arka koltuk kurulumuna göre birçok avantaj sağlıyor:
- Kabin içinde daha fazla alan,
- Bagajda daha fazla hacim,
- Kabloların uzunluğuna bağlı enerji kayıpları optimize ediliyor,
- Dengeli ağırlık dağılımı (Aracın merkezindeki batarya) sayesinde üstün sürüş keyfi sunuluyor.
İki Farklı Elektrik Tesisatı
PEUGEOT 3008 ve 5008 iki farklı elektrik tesisatını bünyesinde barındırıyor. Araç donanımlarını beslemek için düşük voltajlı 12V tesisat ve hibrit sistemi beslemek için yüksek voltajlı 48V tesisat kullanılıyor. Elektrik sadece 48V e-motor tarafından üretiliyor. Üretilen elektriği aracın 12V tesisatına aktarmak için bir DC voltaj dönüştürücü devreye giriyor.
Özel Donanım
Mevcut GT donanımlarıyla aynı ekipmanı kapsayan yeni hibrit motorla donatılan PEUGEOT 3008 ve 5008’de bunlara ek olarak dijital gösterge panelinde özel bir kadrana yer veriliyor. Dijital gösterge, tamamen elektrikli sürüşü (Mavi Hız Göstergesi), sistemdeki enerji akışını, batarya şarj seviyesini, sağda yer alan kadran üzerinden enerji geçişlerini (ECO-POWER-CHARGE) ve elektrik motoruyla kat edilen mesafenin yüzdesini her an veya yolculuğun sonunda gösteriyor. Bu modeller ayrıca, aracın yaklaştığını, yaya ve bisikletlilere hissettirmek için 30 km/s hıza kadar dışarıda ses çıkaran bir AVAS (Akustik Araç Uyarı Sistemi) ile birlikte sunulucak.
Elektrikli Otomobiller
HDI Sigorta, Elektrikli Araç Kaskosunun Kapsamını Genişletti


HDI Sigorta, elektrikli araç sahiplerinin değişen beklenti ve ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik çözümler sunmaya devam ediyor. Hızla büyüyen ve çeşitlenen elektrikli araç segmentine özel kasko çözümü sunan şirket; bu ürüne eklediği mobil şarj, siber saldırı ve elektrikli araçlara özel çekici risklerine yönelik yeni teminatlarla güvence kapsamını genişletti.
Müşterileriyle kurduğu bağı yenilikçi ürünlerle güçlendiren HDI Sigorta, sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda yeşil dönüşümü ve çevrenin korunmasını desteklerken, mobilite dünyasının dönüşümüne de katkı sağlamayı sürdürüyor. İnsan ve güven odaklı yaklaşımını sigortacılık ürünlerine entegre eden HDI Sigorta, elektrikli araç kullanıcılarının karşılaşabileceği farklı senaryolara karşı kapsayıcı bir güvence kalkanı oluşturuyor.


HDI Sigorta Oto Sigortaları Genel Müdür Yardımcısı Ayşe Can Okyay
Şarj kablosu veya adaptörün zarar görmesi ya da çalınması, hava koşullarına bağlı akım zararları ve şarjı biten aracın en yakın istasyona ücretsiz çekilmesi gibi ayrıcalıklarını yenilikçi adımlarla daha da pekiştiren şirket, sigortacılığı poliçe sınırlarının ötesine taşıyarak hayatın doğal bir parçası haline getiriyor. HDI Sigorta’nın teknoloji odaklı risk çözüm ortağı yaklaşımıyla müşterilerine uçtan uca konforlu bir elektrikli araç deneyimi sunan kaskosuna eklediği avantajlar şöyle sıralanıyor:
Siber Güvence Teminatı: Yeni nesil elektrikli araçların en büyük ihtiyaçlarından birinin siber güvenlik olduğu gerçeğinden hareket eden HDI Sigorta, siber saldırılar sonucunda araç elektroniğinde meydana gelebilecek arızaları ve hasarları güvence altına alıyor.
Mobil Şarj Hizmeti: “Daima yanında olma” vaadini sunduğu hizmetlerle somutlaştıran HDISigorta, anlaşmalı hizmet ağı kapsamında yolda kalan araçlara 7 ilde (İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Kocaeli, Sakarya, Konya) ortalama 60 km menzil sağlayacak mobil şarj desteği veriyor.
Yetkili Şarj Noktası Hasar Güvencesi: EPDK lisanslı istasyonlarda veya TSE/CE sertifikalı yetkili montajlı sabit ünitelerde şarj işlemi sırasında oluşabilecek mekanik ve elektriksel zararları teminat altına alıyor.
Duvar Tipi Şarj Teminatı (Wallbox & İndüksiyon Plakası): Ev veya iş yerlerinde kurulu olan ve montajı yetkili ekipler tarafından yapılan sabit şarj üniteleri; üçüncü şahısların kasıtlı zararları ve sigortalı aracın kazaen çarpması sonucu oluşan hasarlara karşı güvence altına alınıyor.
Zenginleştirilmiş Yol Yardım Hizmeti ve Ahtapot Çekici Desteği: Elektrikli araç ürününde yol yardım seçeneklerinde müşterinin tercihine göre ikamet iline çekim ve il içi seçeceği lokasyondaki servise çekim hizmetlerini bir arada sunarken, bir kaza durumunda, elektrikli
araçların yapısına en uygun ve güvenli taşıma yöntemi olan ahtapot çekici ile elektrikli araçlara en üst düzey koruma sağlıyor.
“Her Anında Daima Yanında” ilkesini ürün geliştirme yaklaşımının merkezine alan HDISigorta Oto Sigortaları Genel Müdür Yardımcısı Ayşe Can Okyay, şunları söyledi:
“Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte yalnızca araç teknolojileri değil, kullanıcıların karşılaştığı riskler ve sigortadan beklentileri de değişiyor. Biz de bu değişimi yakından takip ederek ürünlerimizi yeni ihtiyaçlara göre geliştirmeye odaklanıyoruz. Siber risklerden şarj süreçlerine, yolda kalma durumundan aracın güvenli şekilde taşınmasına kadar elektrikli araç kullanımına özgü ihtiyaçları bütüncül olarak ele aldık. Ürünümüze eklediğimiz yeni teminat ve hizmetlerle müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu güvenceyi doğru yerde ve doğru şekilde sunarken, sürdürülebilirlik bakış açımızı ve çevre ile olan bağımızı da güçlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde de değişen riskleri ve kullanım alışkanlıklarını yakından izleyerek ürün ve hizmetlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.”
Otomotiv Sektörü
Otonom araçlar sigortada sorumluluğu yeniden tanımlıyor


Otonom sürüş teknolojileri test aşamasından gerçek trafik koşullarına doğru ilerlerken, “Kaza olduğunda kim sorumlu olacak?” sorusu ise otonom araç sigortası ve sigorta sektörünün geleceği açısından en kritik konulardan birini oluşturuyor. IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, otonom araçlarla birlikte sürücü merkezli geleneksel sorumluluk anlayışının değişeceğini belirterek, “Gelecekte bir trafik kazasında yalnızca sürücünün davranışını değil; aracın yazılımını, sensörlerini, üreticisini, teknoloji sağlayıcısını ve hatta siber güvenlik altyapısını konuşacağız. Bu dönüşüm sigorta sektörünün risk tanımını da yeniden şekillendirecek” dedi.
Otomotiv sektöründe uzun süredir konuşulan otonom sürüş artık yalnızca teknoloji şirketlerinin geliştirme laboratuvarlarındaki bir gelecek senaryosu değil. Sürücü destek sistemlerinden belirli koşullarda sürüş görevini devralabilen sistemlere kadar uzanan teknoloji hızla gelişirken, uluslararası mevzuat da bu dönüşüme uyum sağlamaya başladı.
Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu (UNECE) bünyesindeki Dünya Araç Mevzuatını Uyumlaştırma Forumu (WP.29), 24 Haziran 2026 tarihinde tamamen sürücüsüz Otonom Sürüş Sistemlerine (Automated Driving Systems – ADS) yönelik ilk küresel düzenleyici çerçeveyi kabul etti. Yeni çerçeve; güvenlik yönetim sistemlerinden test ve doğrulamaya, araçların kullanım sürecindeki sürekli izlenmesine kadar ortak güvenlik kriterleri getiriyor.
Otonom sürüşün gelişmesiyle birlikte gündeme gelen dönüşüm yalnızca otomotiv sektörünü ilgilendirmiyor. Aracı kimin kullandığı ve kazaya kimin neden olduğu soruları üzerine kurulu geleneksel trafik sigortası ve kasko yaklaşımının da önümüzdeki dönemde yeniden şekillenmesi bekleniyor.
“Sorumluluk artık yalnızca direksiyon başındaki kişiye ait olmayacak”
IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, otonom araç sigortası açısından en büyük değişimin sorumluluk kavramında yaşanacağını belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Bugünkü sistem büyük ölçüde insan davranışı üzerinden çalışıyor. Bir trafik kazasında sürücünün kusuru, diğer tarafların davranışı ve kazanın oluş şekli değerlendirilerek sorumluluk belirleniyor. Ancak sürüş kararlarının bir bölümünü veya tamamını yazılımın verdiği bir dünyada bu denklem değişiyor. Kaza sürücünün hatasından mı, sensörün çevreyi yanlış algılamasından mı, yazılımdaki bir problemden mi, yoksa aracın teknik bir arızasından mı kaynaklandı? Sigortacılık açısından önümüzdeki dönemin temel sorularından biri bu olacak.”
Çiftçi, otonom araç kazalarında sigorta sorumluluğunun giderek daha çok tarafı kapsayan bir yapıya dönüşeceğine dikkat çekerek sürücünün yanı sıra araç üreticisi, yazılım geliştiricisi ve teknoloji sağlayıcılarının da sorumluluk zincirinin parçası haline geleceğini ifade etti:
“Direksiyondaki insanın rolü azaldıkça teknoloji sağlayıcılarının sorumluluğu daha görünür hale gelecek. Dolayısıyla bir kazayı değerlendirirken yalnızca ‘Sürücü ne yaptı?’ sorusunu sormak yeterli olmayacak. ‘Araç ne yaptı, sistem neden bu kararı verdi ve sistem olması gerektiği gibi çalıştı mı?’ sorularının da yanıtlanması gerekecek.”
Otonom araç kazalarında “kim sorumlu?” sorusunun tek bir cevabı olmayabilir
Otonom araçların yaygınlaşmasıyla birlikte kazalardaki sorumluluğun aracın otonomi seviyesine ve kaza anında sürüş görevini kimin yerine getirdiğine göre değişebileceğini belirten Çiftçi, bu nedenle araç tarafından üretilen verilerin öneminin de artacağına dikkat çekti.
Bir sürücünün müdahale etmesi gereken bir sistem ile sürüş görevini tamamen aracın üstlendiği bir sistemin aynı şekilde değerlendirilemeyeceğini söyleyen Çiftçi, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Burada önemli olan aracın ne kadar ‘otonom’ olduğunun doğru tanımlanması. Sürücünün sistemi sürekli izlemesi gereken bir araçla, belirli koşullarda sürüş görevini tamamen üstlenen bir araç arasında hukuki ve sigortacılık açısından önemli farklar var. Bu nedenle gelecekte kazanın saniyeler öncesindeki araç verileri, sistemin aktif olup olmadığı, sürücüye müdahale uyarısı verilip verilmediği ve sensörlerin ne algıladığı hasar değerlendirmesinin önemli parçaları haline gelebilir.”
Bu dönüşümle birlikte araçların ürettiği verilerin saklanması, erişimi ve yorumlanmasının yalnızca teknik değil, sigortacılık açısından da kritik hale geleceğini belirten Çiftçi, veri güvenliği ve kişisel verilerin korunması konularının da yeni dönemin önemli başlıklarından biri olacağını söyledi.
Trafik sigortası ve kaskoda risk tanımı değişecek
Otonom sürüşün yaygınlaşmasının trafik sigortası ve kasko ürünlerini de dönüştüreceğini belirten Çiftçi, geleneksel araç sigortalarında ağırlıklı olarak sürücü, araç ve kullanım özellikleri üzerinden yapılan risk değerlendirmelerine yeni parametrelerin ekleneceğini söyledi:
“Bugün bir aracın sigorta riskini değerlendirirken aracın modeli, değeri, kullanım şekli, hasar geçmişi ve sürücü profili gibi pek çok faktöre bakıyoruz. Otonom araçlarda ise bunlara yazılım versiyonu, sensör teknolojileri, otonom sürüş seviyesi, siber güvenlik altyapısı ve sistem güncellemeleri gibi tamamen yeni değişkenler eklenebilir.”
Çiftçi, bu nedenle gelecekte kasko sigortası ile ürün sorumluluğu, mesleki sorumluluk ve siber sigorta gibi farklı sigorta alanlarının birbirine daha fazla yaklaşabileceğini ifade etti.
Yazılım hatası yeni dönemin “sürücü hatası” olabilir
Otonom araçların en önemli özelliklerinden birinin çevresindeki dünyayı kameralar, radarlar, sensörler ve diğer teknolojiler aracılığıyla algılayarak çok kısa sürede karar verebilmesi olduğunu belirten Çiftçi, bu yapının yeni riskleri de beraberinde getirdiğine dikkat çekti:
“Bir sensörün yol üzerindeki bir nesneyi yanlış algılaması, yazılım güncellemesinin beklenmeyen bir sonuç yaratması veya sistemler arasındaki iletişimin kesintiye uğraması gelecekte bir hasarın nedeni olabilir. Bugün sürücü hatasını tartışırken yarın algoritmanın verdiği kararın nasıl oluştuğunu tartışabiliriz. Bu da hasar tespitinden sorumluluk paylaşımına kadar sigortacılığın birçok sürecini değiştirecek.”
Çiftçi’ye göre bu dönüşüm, sigorta şirketleri ve brokerler açısından otomotiv teknolojisini çok daha yakından takip etmeyi zorunlu hale getirecek. Yapay zekâ ve algoritma tabanlı sürüş sistemlerinin araç kullanımında daha fazla karar üstlenmesiyle birlikte, yazılım kaynaklı risklerin sigortacılık açısından önemi de artacak.
Siber saldırılar otomobil sigortasının da konusu haline geliyor
Otonom ve bağlantılı araçların yazılım ve veri altyapısına giderek daha fazla bağımlı hale gelmesinin siber güvenlik risklerini de otomotiv sigortacılığının gündemine taşıdığını belirten Çiftçi, araçların artık yalnızca mekanik değil aynı zamanda dijital varlıklar olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi:
“Bağlantılı bir araçta siber saldırı yalnızca kişisel verilerin ele geçirilmesi anlamına gelmiyor. Teorik olarak aracın bazı fonksiyonlarının etkilenmesi, sistemlerin devre dışı kalması veya sürüş güvenliğinin riske girmesi gibi çok daha ciddi senaryolar söz konusu olabilir. Dolayısıyla geleceğin otonom araç sigortası; fiziksel hasar, ürün sorumluluğu ve siber risklerin kesiştiği çok daha bütüncül bir yapıya dönüşebilir.”
Bu nedenle siber güvenlik, yazılım hataları, sensör arızaları, veri ihlalleri ve sistem güncellemelerinden kaynaklanan risklerin önümüzdeki dönemde yeni teminat ihtiyaçlarını beraberinde getirebileceğini ifade eden Çiftçi, sigorta sektörünün teknolojik gelişmeleri poliçe şartlarına yansıtabilme hızının da giderek daha önemli hale geleceğini söyledi.
“Kazalar azalabilir ama risk ortadan kalkmayacak, şekil değiştirecek”
Otonom sürüş teknolojilerinin temel hedeflerinden birinin insan hatasından kaynaklanan kazaları azaltmak olduğuna dikkat çeken Çiftçi, teknolojinin gelişmesinin sigortaya duyulan ihtiyacı ortadan kaldıracağı yönündeki değerlendirmelere ise katılmadığını belirtti:
“Otonom sürüş sistemlerinin gelişmesiyle bazı kaza türlerinin azalması mümkün. Ancak bu, riskin ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor. Riskin kaynağı değişecek. İnsan hatasının payı azalırken yazılım, donanım, veri, siber güvenlik ve ürün sorumluluğu gibi alanların ağırlığı artacak. Sigortacılık da tam olarak bu değişimi doğru okuyabilmek zorunda.”
Çiftçi, gelecekte sigorta sektörünün yalnızca hasar sonrasında ödeme yapan bir yapıdan daha fazla uzaklaşarak teknoloji üreticileri, otomotiv şirketleri ve kullanıcılarla birlikte çalışan bir risk yönetimi ekosisteminin parçası haline geleceğini öngördüklerini ifade etti.
“Geleceğin sigortacılığında teknolojiyi anlamadan riski anlamak mümkün olmayacak”
Otonom araçların yaygınlaşmasının sigorta sektöründe uzmanlık alanlarını da değiştireceğini belirten Çiftçi, brokerlerin müşterileri adına yalnızca poliçe şartlarını değil, teknolojik riskleri ve farklı sorumluluk alanlarını da birlikte değerlendirmesi gerekeceğini söyledi:
“Sigortacılık her zaman değişen risklere uyum sağlayarak gelişti. Otonom araçlar da bunun yeni ve çok önemli bir örneği. Gelecekte teknolojiyi anlamadan riski, riski anlamadan da doğru sigorta çözümünü oluşturmak mümkün olmayacak.”
IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği olarak uluslararası sigorta ve reasürans piyasalarındaki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Çiftçi, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bugünden yarının poliçesini yazmak mümkün olmayabilir; ancak yarının risklerini bugünden okumaya başlamak zorundayız. Otonom sürüş yaygınlaştıkça kasko, trafik, ürün sorumluluğu ve siber sigorta arasındaki sınırların giderek daha fazla iç içe geçtiğini göreceğiz. Bizim rolümüz de müşterilerimizin yalnızca mevcut risklerine değil, teknolojiyle birlikte ortaya çıkacak yeni sorumluluk alanlarına karşı da hazırlıklı olmalarını sağlamak. Sigortacılığın geleceğini, teknolojiyi takip eden değil, teknolojinin yarattığı yeni riskleri önceden okuyabilen kurumlar şekillendirecek.”
Elektrikli Otomobiller
Hyundai Orijinal Aksesuarlarıyla Her Yolculukta Daha Fazla Konfor


Hyundai, kullanıcıların farklı ihtiyaçlarına yönelik geliştirdiği 600’den fazla orijinal aksesuar seçeneği sunuyor. Model bazında farklılaşan geniş ürün yelpazesinde araç üstü çadırdan elektrikli araçlara özel şarj çözümlerine, otomatik bagaj açma sisteminden yan basamaklara kadar pek çok seçenek yer alıyor.
Hyundai Orijinal Aksesuarları, 30 Eylül 2026 tarihine kadar yüzde 40’a varan indirim avantajıyla Hyundai Yetkili Servisleri’nde sunuluyor.
Hyundai, kullanıcıların değişen ihtiyaçlarını ve farklı yaşam tarzlarını göz önünde bulundurarak geliştirdiği orijinal aksesuarlarla otomobil deneyimini daha konforlu ve işlevsel hale getiriyor. Kalite, güvenlik ve tasarım standartlarını karşılamak üzere kapsamlı testlerden geçirilen Hyundai Orijinal Aksesuarları, araçlarla uyumlu yapıları sayesinde hem günlük kullanıma hem de farklı yolculuklara değer katıyor.


Hyundai, modellerin tasarımına ve kullanım özelliklerine göre farklılaşan 600’den fazla orijinal aksesuar seçeneği sunuyor. Konfor, işlevsellik, seyahat ve elektrikli mobilite gibi farklı ihtiyaçlara yanıt veren bu geniş ürün yelpazesinde öne çıkan aksesuarlardan bazıları şöyle:
- Araç üstü çadır: Kamp, doğa ve seyahat tutkunları için geliştirilen araç üstü çadır; kolay açılıp kapanabilen yapısı, dört mevsim kullanılabilmesi ve dört yetişkine kadar konaklama kapasitesiyle açık hava deneyimini daha konforlu hale getiriyor. Teleskopik merdiveni, yatağı, ayakkabılık gözleri ve güneşlik çubuklarıyla pratik bir kullanım sunarken anahtarla kilitlenebilen yapısıyla güvenli saklama imkânı sağlıyor.
- Şarj kablosu: Elektrikli araçların 22 kW’a kadar hızlı ve verimli şekilde şarj edilmesini destekleyen kablo, kullanım sonrasında yeniden spiral formuna dönen tasarımı sayesinde kolayca toplanıp saklanabiliyor. Suya ve toza dayanıklı yapısıyla uzun ömürlü kullanım sunan ürün, sert kapaklı koruma çantasıyla birlikte geliyor.


- Mobil konnektör: Şarj noktalarının müsait olmadığı durumlarda elektrikli araç kullanıcılarına pratik bir alternatif sunuyor. Kompakt yapısı sayesinde araçta kolayca taşınabilen mobil konnektör, şarj sürecini takip eden ve aşırı ısınmaya karşı koruma sağlayan entegre kontrol sistemiyle güvenli kullanımı destekliyor.
- Otomatik bagaj açma sistemi: Bagajın kolayca açılıp kapatılmasını sağlayarak özellikle ellerin dolu olduğu anlarda günlük kullanımı daha konforlu ve pratik hale getiriyor.
- Yan basamak: Araca iniş ve binişi kolaylaştırırken Hyundai modellerine özel tasarımı ve model logosuyla aracın sportif görünümünü tamamlıyor.


Hyundai Orijinal Aksesuarları, 30 Eylül 2026 tarihine kadar geçerli yüzde 40’a varan indirim fırsatıyla kullanıcılarla buluşuyor. Kampanyaya ve araçlarla uyumlu aksesuar seçeneklerine ilişkin ayrıntılı bilgi Hyundai Yetkili Servisleri’nden alınabiliyor.
-



Genel7 yıl önceToyota Corolla Hatchback Tanıtıldı, İŞTE FİYAT LİSTESİ!!
-



Genel8 yıl önceİletişim
-
Genel8 yıl önce
Biz Kimiz?
-
Genel8 yıl önce
Reklam ve Sponsorluk
-



Genel8 yıl önceGizlilik politikası
-



Genel7 yıl önceBu Tarihi Not Edin! “30-31 Mayıs 2020”
-



Genel6 yıl önceRenault’dan Kaçırılmayacak Kampanya: “Şimdi Al Eylül’de 750TL Taksitle Ödemeye Başla”
-



Genel6 yıl önceYaz tatili öncesi lastiklerinizi kontrol etmeyi ihmal etmeyin









