Teknoloji
Getac, 8 inçlik dayanıklı tablet ailesini genişletiyor


Getac, 8 inçlik tam dayanıklı tablet serisinin yeni modelleri olan ZX80W ve ZX80W-EX’i kullanıcılarla buluşturuyor. ARM mimarisi üzerine inşa edilen ve Windows 11 işletim sistemiyle çalışan yeni cihazlar; yapay zekâ destekli uç bilişim yetenekleri, enerji verimliliği sağlayan fansız tasarımları ve tam dayanıklı yapılarıyla öne çıkıyor. 590 gram ağırlığında olan ZX80W ve 780 gram ağırlığa sahip olan ZX80W-EX, zorlu saha koşullarında yüksek mobilite ve uzun pil ömrü sunarken; savunma, kamu hizmetleri, ulaşım ve lojistik sektörlerindeki farklı kullanım senaryolarına yanıt veriyor. Yeni modellerin Temmuz 2026 itibarıyla satışa sunulması planlanıyor.
Dayanıklı bilişim ve mobil video çözümlerinin lider sağlayıcılarından ve gelişmiş şirket içi üretim yeteneklerine sahip olan Getac Technology Corporation (Getac), 8 inçlik tam dayanıklı tablet serisi ZX80’i yeni ZX80W ve ZX80W-EX modelleriyle genişletiyor.
ARM mimarisi üzerine inşa edilen bu iki yeni cihaz, hafif yapıları ve yüksek mobilite özellikleriyle Windows 11 deneyimini bir araya getiriyor. Getac, bu iki modelle birlikte Windows 11 işletim sistemiyle çalışan, enerji verimliliği sağlayan ve fansız tasarıma sahip dayanıklı çözümlere yönelik artan müşteri talebine yanıt veriyor. Yeni ZX80W ve ZX80W-EX modelleri; savunma, kamu hizmetleri, ulaşım ve lojistik sektörlerinde karşılaşılan farklı endüstriyel ortam ve kullanım senaryolarında etkin kullanım imkânı sunuyor.
“ZX80W serisiyle saha ve merkez arasındaki bağlantıyı güçlendiriyoruz”
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Getac Technology Corporation Başkanı James Hwang, şu açıklamalarda bulundu: “Etkili dijital dönüşüm, kurumsal altyapının doğrudan sahaya taşınmasını gerektiriyor. ZX80W serisi bu vizyonu desteklemek amacıyla geliştirildi. ARM üzerinde çalışan Windows’un kanıtlanmış verimliliğini 8 inçlik kompakt bir form faktörüyle sunarak, kuruluşların geleneksel BT altyapısı ile saha operasyonları arasındaki boşluğu kapatmalarına yardımcı oluyoruz. Standart saha çalışmalarından tehlikeli ortamlara kadar farklı kullanım senaryolarında, müşterilerimizin mobiliteyi en üst düzeye çıkarırken kurumsal güvenlik ve performans standartlarını korumalarına da yardımcı olan çok yönlü bir çözüm sunuyoruz.”
Enerji verimli ARM mimarisi üzerine inşa edildi
ZX80W ve ZX80W-EX, ARM mimarisi üzerine kurulu olan ve olağanüstü enerji verimliliği ile watt başına yüksek performansıyla tanınan Qualcomm®’un yenilikçi QCS6490 platformunu kullanıyor.
Bu sayede kullanıcılar, cihaz şarj imkânlarının sınırlı olduğu uzak lokasyonlarda dahi uzun süre kesintisiz çalışmayı mümkün kılan hızlı ve fansız bir bilgi işlem deneyiminden yararlanabiliyor.. Her iki cihaz da akıcı çoklu görev performansı için 12 GB dahili LPDDR5 belleğe sahipken, 256 GB evrensel flaş depolama (UFS) ise cihaz üzerindeki depolama ihtiyaçları için geniş kapasite sunuyor.
Kompakt tasarımda Windows 11 işlevselliği
ZX80W, Windows on ARM teknolojisinin dayanıklı cihazlardaki potansiyelini ortaya koyuyor. Geleneksel olarak sahada tam Windows deneyimi sunabilmek, daha büyük boyutlu ve daha yüksek enerji tüketimine sahip işlemciler gerektiriyordu. ARM mimarisinin sunduğu enerji ve termal verimlilikten yararlanan ZX80W ise Windows 11 IoT Enterprise LTSC’yi kompakt ve fansız bir tasarım içinde çalıştırarak performans, mobilite ve enerji verimliliğini bir arada sunuyor.
Bu yaklaşım, kullanıcıların Windows ekosisteminin sunduğu güvenlik ve uygulama uyumluluğundan faydalanmasını sağlarken, Android cihazlarla özdeşleşen hafif kullanım deneyimi ve uzun pil ömrü avantajlarını da beraberinde getiriyor.
Yapay zekâ destekli uç bilişim
ZX80W ve ZX80W-EX modellerinde, gerçek zamanlı uç bilişim uygulamalarını desteklemek amacıyla 6. Nesil Qualcomm AI Engine teknolojisinden yararlanılıyor. Qualcomm® Hexagon NPU, gerçek zamanlı analiz, cihaz içi otomasyon ve yüksek hızlı veri işleme yetenekleri sayesinde zorlu saha koşullarında operasyonel verimliliğin artırılmasına katkı sağlıyor. Bu sayede internet bağlantısının zayıf olduğu veya bulunmadığı ortamlarda işlemler daha hızlı ve güvenilir şekilde gerçekleştirilebilirken, bulut sistemlerine olan bağımlılık da azalıyor. Bu güçlü uç bilişim yetenekleri sayesinde ZX80W ve ZX80W-EX, kamu hizmetleri sektöründe İHA uçuş kontrolü ve öngörücü varlık yönetimi uygulamalarında, ulaşım ve lojistik sektörlerinde ise elektronik kayıt cihazları (ELD) çözümlerinde etkin şekilde kullanılabiliyor. ATEX/IECEx Zone 2/22 sertifikasına sahip ZX80W-EX modeli ayrıca tehlikeli ve potansiyel olarak patlayıcı ortamlardaki uygulamalar için de uygun bir çözüm sunuyor.
Zorlu çalışma ortamları için geliştirildi
ZX80W ve ZX80W-EX, Getac’ın dayanıklılık odaklı ürün yaklaşımını yansıtan sağlam tasarımlarıyla öne çıkıyor. MIL-STD-810H ve IP67 sertifikalarına sahip olan her iki model, titreşime ve 1,8 metre yükseklikten düşmelere karşı dayanıklılık sunuyor. Gün ışığında rahatlıkla okunabilen ekranlara sahip cihazlar, geniş çalışma sıcaklığı aralıkları sayesinde zorlu çevre koşullarında da kesintisiz kullanım sunuyor. ZX80W modeli -29°C ile +63°C (-20°F ile +145°F), ZX80W-EX modeli ise -21°C ile +55°C (-5,8°F ile +131°F) arasındaki sıcaklıklarda çalışabiliyor. Tüm bu dayanıklılık özelliklerine rağmen ZX80W 590 gram, ZX80W-EX ise 780 gram ağırlığıyla uzun süreli saha çalışmalarında yüksek mobilite sunuyor.
ZX80W-EX modeli ise standart dayanıklılık özelliklerinin ötesine geçerek, tehlikeli ve potansiyel olarak patlayıcı ortamlarda güvenli kullanım için ATEX/IECEx Zone 2/22 sertifikasına sahip bulunuyor. Cihazda yer alan daha kalın ekran camı, güçlendirilmiş arka kapak, güvenli port korumaları ve mylar contalar gibi ek güvenlik unsurları, zorlu çalışma ortamlarında dayanıklılığı ve operatör güvenliğini artırıyor.
ZX80W ve ZX80W-EX’in, Temmuz 2026’da satışa sunulması planlanıyor.
Daha fazla bilgi için www.getac.com adresi ziyaret edilebilir.
Teknoloji
Yapay zekâ ve veri odaklı dönüşüme 500 milyon TL yatırım!


Bacacı Yatırım Holding, grup şirketlerinde veri ve yapay zekâ odaklı dönüşüm için 500 milyon TL’lik yatırım planı hazırladı. Bacacı Yatırım Holding Bilgi Teknolojileri İcra Kurulu Üyesi Vildan Çal Özel, bu yatırımların yanı sıra özellikle yapay zekâ odaklı girişimlerle iş birliklerini destekleyecek ayrı bir “start-up fonu” da kurguladıklarını söyledi.
Son yıllarda yapay zekâ ve veri temelli dönüşüm, iş dünyasının en kritik gündem maddeleri arasında yer alıyor. Bu yeni dönemde, farklı sektörlerde faaliyet gösteren grup şirketlerinin ortak ihtiyaçlarını karşılayacak güçlü ve sürdürülebilir bir teknoloji zemini oluşturmayı hedefleyen Bacacı Yatırım Holding, yapay zekâ ve veri odaklı dönüşüm için yaklaşık 500 milyon TL’lik bir yatırım planı hazırladı. Bacacı Yatırım Holding ayrıca, yapay zekâ odaklı girişimlerle iş birliklerini destekleyecek ayrı bir “start-up fonu” oluşturulması için de çalışmalara başladı.
“YAPAY ZEKÂYI İŞ DEĞERİNE DÖNÜŞTÜRECEK PROJELERİ HAYATA GEÇİRMEK GEREK”
Teknoloji yatırımlarını yalnızca altyapı modernizasyonu olarak değil; doğrudan iş sonuçlarına dokunan, ölçülebilir değer üreten ve uzun vadede rekabet avantajı sağlayan bir dönüşüm alanı olarak ele aldıklarını belirten Bacacı Yatırım Holding Bilgi Teknolojileri İcra Kurulu Üyesi Vildan Çal Özel, “Bugün herkes yapay zekâyı konuşuyor ancak konuşmak tek başına yeterli değil. Asıl odaklanmamız gereken konu, yapay zekâyı gerçek iş değerine dönüştürebilecek doğru kullanım alanlarını ve projeleri hayata geçirmek. Bu nedenle 2026 yılında Bacacı Yatırım Holding olarak odağımız, yapay zekâyı bir söylem olmaktan çıkarıp, gerçekten iş sonuçlarına dokunan alanlarda derinleştirmek olacak. Bunun için veri altyapımızı sadeleştiren, veri kalitesini artıran ve analitik olarak çok daha erişilebilir hale getiren adımlar planlıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin özellikle finans sektöründe küresel ölçekte rekabetçi bir noktada olduğunu ifade eden Özel, “Bu aşamada kritik olan, teknolojiyi ekonomik büyümenin bir kaldıraç unsuru olarak konumlandırmak. Türkiye’nin büyüme ivmesini sürdürülebilir kılabilmesi için teknoloji, en önemli hızlandırıcılardan biri olarak öne çıkıyor” diye konuştu.
“START-UP FONU KURULMASI DA GÜNDEMDE
Yapay zekâ ve veri temelli dönüşümün yalnızca teknoloji yatırımıyla sınırlı olmadığına işaret eden Özel, sürecin merkezinde insan kaynağının yer aldığını vurguladı. Bu doğrultuda hem organizasyonel yapılanmayı hem de çalışma modellerini yeniden ele aldıklarını belirten Özel, sözlerine şöyle devam etti:
“Bu dönüşümün sürdürülebilirliği büyük ölçüde insanla mümkün. Yapay zekâ ve veri tarafındaki yetkinlikleri güçlendirecek ekip yapıları ve yeni iş modelleri üzerinde çalışıyoruz. Ancak ekip derken yalnızca kendi organizasyonumuzu kastetmiyoruz. Start-up ekosistemini bu dönüşümün doğal bir parçası olarak görüyoruz. Kendi sektör tecrübemizi, kurumsal birikimimizi ve teknoloji altyapımızı girişimlere açarak karşılıklı değer üretmeyi amaçlıyoruz. 2026 yılı için, yapay zekâ ve veri odaklı dönüşüm başta olmak üzere teknoloji alanında yaklaşık 500 milyon TL’lik bir yatırım planı ile ilerliyoruz. Bunun yanında, fırsat bazlı değerlendirilecek ve özellikle yapay zekâ odaklı girişimlerle iş birliklerini destekleyecek ayrı bir “start-up fonu” da kurguluyoruz.”
Teknoloji
Geleceğin Alışveriş Deneyimi, Yapay ve Duygusal Zekâyı Buluşturan Hibrit Modellerle Şekilleniyor!


Perakende ve e-ticaret dünyası 2026’dan itibaren yeni bir rekabet eşiğine geliyor. TP’nin global raporu; perakende ve e-ticarette kazananların teknolojiyi insan dokunuşuyla birleştiren, hızlı, güvenli ve yüksek değerli hibrit deneyimi uçtan uca tasarlayan markalar olacağını gösteriyor.
Dijital iş hizmetlerinin küresel lideri TP’nin perakende ve e-ticaret sektör raporu, dijital alanda büyümenin hızlanacağını, hızlı ödeme, güven ve insan dokunuşuyla güçlendirilmiş yapay zeka deneyimlerinde fark yaratan markaların öne çıkacağını gösteriyor. Raporda tüketicilerin dijital kolaylığı benimsediği ancak karmaşık ve hassas süreçlerde insan etkileşimini güçlü biçimde tercih ettiği vurgulanıyor.
Küresel Perakendede Büyümenin %74’ü Dijital Kanallardan Gelecek
Rapora göre, küresel perakende satışlarının 2024-2029 döneminde yüzde 2 bileşik yıllık büyüme (CAGR) göstermesi ve bu artışın yüzde 74’ünün dijital kanallardan gelmesi bekleniyor. E-ticaret penetrasyonunun ise 2029’da yüzde 28’e yükselmesi öngörülüyor. Rekabetin odağını “ürün/fiyat” ekseninden “deneyim kalitesi” eksenine çeken bu kayma, perakendenin geleceğinin hız, güven ve duygusal zeka (EI) entegre edilmiş, insan odaklı yapay zeka çözümlerini üzerinde şekilleneceğini gösteriyor.
Hız: Karar-Ödeme-Satın Alma Hattındaki Rekabet Avantajı
Müşterilerin yaklaşık yüzde 70’lik büyük bir kesimi, satın alma yolculuğunun ödeme adımında deneyimini etkileyen olumsuzluklar sebebiyle sepeti terk ediyor. Bu nedenle rapor, “anında ödeme”nin artık sadece bir özellik değil; doğrudan gelir etkisi yaratan stratejik bir unsur olduğunu vurguluyor. Ödeme akışındaki her ek adım, gecikme ve gereksiz doğrulama yalnızca dönüşümü değil, marka algısını da etkiliyor. Hız; sadece “daha çabuk” olmanın ötesinde doğru noktada doğrulama, gerçek zamanlı karar mekanizmaları, kullanıcıyı yormayan tasarım ve sorunsuz kanal geçişleri anlamına geliyor.
Güven: Risk Yönetiminin Ötesinde, Müşteri Sadakatinin Temeli
Altı çizilen çarpıcı göstergelerden bir diğeri de iade ekonomisinin büyüklüğü. Rapor, 2024’te tüketicilerin iade ettiği ürünlerin toplam hacminin 685 milyar dolar seviyesine ulaştığını; bunun 103 milyar dolarının iade ve talep dolandırıcılığı kaynaklı kayıp olduğunu gösteriyor. Bu ölçekte bir kayıp, güvenliğin “maliyet kalemi” değil; karlılığı ve itibarı koruyan stratejik bir unsur olduğunun göstergesi niteliğinde. Aynı zamanda raporda müşterilerin kişisel bilgi ve ödeme güvenliği hassasiyeti ön plana çıkıyor. Bu nedenle güven başlığının savunma refleksiyle değil; yönetişim, gerçek zamanlı izleme, erken uyarı mekanizmaları ve operasyonel disiplinle uçtan uca yönetilmesi gerekliliği vurgulanıyor.
Hibrit Model: Geleceğin Müşteri Deneyimi EI + AI ile Şekilleniyor
Perakende sektöründe yapay zeka artık gündemin merkezinde yer alıyor. Raporda kişiselleştirme, öneri motorları, chatbot’lar, talep tahmini ve operasyon optimizasyonu başlıkları öne çıkıyor. Bu noktada kritik uyarı, AI’nın doğru kurgulanmadığında güveni zedeleyebildiği yönünde. Üretken yapay zeka uygulamalarında hatalı/uygunsuz yanıt riski, markalar için müşteri deneyiminde insan dokunuşu ve duygusal zeka başlıklarını daha da önemli hale getiriyor.
Müşterilerin yüzde 53’ü hala gerçek zamanlı insan desteğini tercih ediyor. İnsan destekli kanallarda memnuniyet (CSAT) yüzde 75 seviyesindeyken, self-servis teknolojilerde memnuniyet yüzde 55 seviyesinde kalıyor. Bu tablo; kazandıran formülün yapay zekanın insan dokunuşunu güçlendirecek biçimde şekillendirilmesi gerektiğini ortaya çıkarıyor.
TP Türkiye ve Azerbaycan CEO’su Tülay Doğrular, yeni rekabet düzenini şöyle özetliyor: “Perakende ve e-ticarette rekabet artık yalnızca teknoloji üzerine değil; güven, deneyim ve sürdürülebilir değer yaratmak üzerine. Yapay zeka büyük fırsatlar sunuyor, ancak gerçek etki, insan dokunuşunu güçlendirdiğinde ortaya çıkıyor. 2026 ve sonrasında perakende markaları için kritik soru ‘Hangi teknolojiye yatırım yapıyoruz?’ değil; ‘Bu yatırımı nasıl hız, güven ve yüksek değerli etkileşime dönüştürüyoruz?’ olacak. Büyümenin yüzde 74’ünün dijital kanallardan geleceği bir dünyada; yüzde 70’e yaklaşan sepet terk oranları, 103 milyar dolarlık dolandırıcılık kaybı ve müşterilerin yüzde 53’ünün insan desteğini tercih ettiği gerçeği, tek bir şeyi söylüyor: Geleceğin kazananları, teknolojiyi insan dokunuşuyla birleştiren; hızlı, güvenli ve değer yaratan hibrit deneyimi uçtan uca tasarlayan markalar olacak.”
Teknoloji
Vestel teknolojileriyle son bir yılda 44 milyon litre su tasarrufu sağlandı


Sürdürülebilir bir gelecek için su kaynaklarının korunmasına katkıda bulunan Vestel, Dünya Su Günü vesilesiyle akıllı beyaz eşya ürünlerinden elde ettiği su tasarrufu verilerini kamuoyuyla paylaştı.
Vestel, kullanıcılarının tercih ettiği su tasarruflu programlar ve akıllı sistemler sayesinde son bir yılda yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu sağladı. Bu miktar yaklaşık 17,5 olimpik yüzme havuzuna eşit.
Birleşmiş Milletler verilerine göre dünya genelinde milyarlarca insan güvenli suya erişimde zorluk yaşıyor. Bu nedenle su verimliliği sağlayan teknolojiler, sürdürülebilir geleceğin en kritik araçlarından biri olarak görülüyor. Vestel, bu yaklaşımla ürün ve teknolojileriyle su kaynaklarının korunmasına katkı sağlamaya devam ediyor. Dünya Su Günü vesilesiyle paylaştığı veriler, Vestel’in akıllı teknolojilerinin su verimliliği konusunda önemli kazanımlar sunduğunu ortaya koyuyor.
Vestel Global Pazarlama & Yurt İçi Satış Genel Müdürü Duygu Badem Uylukçuoğlu 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında yaptığı açıklamada, “Su kaynaklarının korunmasını, sadece çevresel bir gereklilik değil; gelecek nesillere olan borcumuz ve ertelenemez bir ortak sorumluluk olarak görüyoruz. Çatısı altında faaliyet gösterdiğimiz Zorlu Grubu’nun Akıllı Hayat 2030 vizyonuyla uyumlu şekilde; çevresel ve sosyal etkiyi işimizin doğal bir bileşeni olarak ele alıyoruz. Sürdürülebilirliği tüm operasyonlarımızın merkezine alırken, sadece üretim süreçlerimizde değil, ürünlerimizin kullanım aşamasında da su ve enerji verimliliğini en üst seviyeye taşımak için çalışıyoruz. Teknolojinin dönüştürücü gücüyle tüketicilerimizi de sürdürülebilirlik yolculuğuna aktif birer paydaş olarak dahil edip; kaynak kullanımını optimize eden akıllı çözümlerimizle, doğayla uyumlu bir yaşam kültürünü hep birlikte inşa etmeyi amaçlıyoruz.
Teknolojiye dayalı bu vizyonumuzun somut etkilerini, paylaştığımız veriler net bir şekilde ortaya koyuyor. Akıllı cihazlarımızın sağladığı yüksek verimlilik sayesinde, sadece son bir yılda yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu elde ettik. Bu rakam, 17,5 olimpik yüzme havuzunun doluluğuna denk geliyor. Yeni nesil çamaşır ve bulaşık makinelerinde su tüketimi, önceki nesil Vestel modellerinin ortalama tüketimi ile karşılaştırıldığında yüzde 27,7 azalırken, ‘Eco’ program ve ‘otomatik yük algılama’ gibi inovasyonlarımızla suyun daha verimli kullanılmasına katkı sağlayan teknolojiler geliştiriyoruz.
Özellikle kullanıcılarımızın bilinçli tercihleriyle sadece ‘Eco’ program kullanımı üzerinden 2,5 milyon litrelik su tüketiminin önüne geçilmesi, teknoloji ile tüketicinin farkındalık davranışı birleştiğinde dünyamız için ne kadar önemli bir etki yaratabileceğini ortaya koyuyor” dedi.
17,5 olimpik yüzme havuzuna denk su tasarrufu
Vestel’in paylaştığı verilere göre akıllı cihazların sağladığı verimlilik sayesinde son bir yılda bulaşık makinelerinde yaklaşık 24 milyon litre, çamaşır makinelerinde ise yaklaşık 20 milyon litre olmak üzere, yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu sağlandı. Bu miktar 17,5 olimpik yüzme havuzuna denk gelen bir su hacmine karşılık geliyor.
Vestel, geliştirdiği enerji ve su verimliliği yüksek ürünler, akıllı program seçenekleri ve kullanıcı farkındalığını artıran teknolojileriyle sürdürülebilir kaynak kullanımına katkı sağlıyor. Dünya Su Günü kapsamında paylaşılan veriler, teknolojinin doğru kullanıldığında doğal kaynakların korunmasında ne kadar önemli rol oynayabileceğini gösteriyor.
Yeni nesil dönüşüm sürüyor
Eski nesil bulaşık ve çamaşır makineleri yerine Vestel’in son teknoloji bulaşık ve çamaşır makineleri ile kullanıcıların ortalama su tüketimi yüzde 27,7 oranında azalmış ve yıkayıcı ürünlerinin daha verimli hale geldiğini gösteriyor.
Vestel akıllı ürünlerindeki ‘Eco’ program ile standart program arasındaki su tüketimi farkı da dikkat çekici boyutlara ulaşıyor. Bulaşık makinelerinde ‘Eco’ program tercih edildiğinde standart programlara kıyasla yüzde 20 daha az su kullanılıyor. Çamaşır makinelerinde bu oran yüzde 39’a çıkıyor.
‘Eco’ programla 2,5 milyon litre su tüketimi önlendi
Kullanıcı tercihlerine uygun şekilde Vestel’in akıllı cihazlarından elde edilen verilere göre kullanıcılar son bir yılda bulaşık makinelerinde 478 bin 658 kez, çamaşır makinelerinde ise 96 bin 895 kez ‘Eco’ programını tercih etti. Daha yoğun programlar yerine ‘Eco’ programını tercih eden kullanıcılar, yaklaşık 2,5 milyon litre su tüketiminin önüne geçti. Ortaya çıkan veriler, Vestel kullanıcıların bilinçli tercihlerinin somut etkisini ortaya koyuyor.
Otomatik yük algılama ile gereksiz tüketime son
Vestel çamaşır makinelerinde bulunan ‘otomatik yük algılama’ teknolojisi gereksiz su tüketimini azaltmaya yardımcı olan önemli bir özellik. ‘Eco’ programında tam yük yerine yarım yük algılandığında yüzde 43, çeyrek yük algılandığında ise yüzde 55 su tasarrufu sağlanıyor. ‘Pamuklu’ programında yarım yük algılanması halinde, tam yük tüketimine kıyasla yüzde 41 su tasarrufu sağlanıyor. Bu teknoloji sayesinde makineler, yıkama sırasında çamaşır miktarını analiz ederek su tüketimini otomatik olarak optimize ediyor.
Vestel, geliştirdiği yeni nesil ürünlerle su ve enerji verimliliğini artırmaya yönelik çalışmalar yürüterek sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlamayı hedefliyor.
-



Genel6 yıl önceToyota Corolla Hatchback Tanıtıldı, İŞTE FİYAT LİSTESİ!!
-



Genel7 yıl önceİletişim
-
Genel7 yıl önce
Biz Kimiz?
-
Genel7 yıl önce
Reklam ve Sponsorluk
-



Genel7 yıl önceGizlilik politikası
-



Genel6 yıl önceBu Tarihi Not Edin! “30-31 Mayıs 2020”
-



Genel6 yıl önceRenault’dan Kaçırılmayacak Kampanya: “Şimdi Al Eylül’de 750TL Taksitle Ödemeye Başla”
-



Genel6 yıl önceYaz tatili öncesi lastiklerinizi kontrol etmeyi ihmal etmeyin






