Connect with us

Teknoloji

Samsung Electronics 100 milyar doları aşan marka değeriyle beş yıldır “Dünyanın En İyi 5 Markası” listesinde

Samsung Electronics, global marka danışmanlığı şirketi Interbrand’in “Dünyanın En İyi 5 Markası” listesinde üst üste beşinci defa yer aldı. Samsung’un yapay zekaya öncülük etmesi, cihazlarda yerleşik AI sunan öncü markalardan olması ve sunduğu kapsamlı bağlantılı deneyimler, dünyanın en iyi markaları arasındaki konumunu sağlamlaştırmasını sağladı. 

Her yıl “Dünyanın En İyi Markaları” listesini yayınlayan Interbrand’in bu yılki listesinde Samsung’un marka değerinin 100.8 milyar dolara ulaştığı ve bir önceki yıla göre %10 büyüdüğü açıklandı. Samsung Electronics’in marka değerindeki belirgin artış, yapay zeka sektöründeki büyümeden, özellikle de cihazda yerleşik yapay zeka alanındaki konumu ve yarı iletken sektöründeki rekabet gücünden kaynaklandı. Samsung Electronics, en iyi beş global marka arasında ilk defa dahil edildiği 2020 yılından bu yana geçen dört yıl içinde %62 oranında ciddi bir büyüme kaydetti. Bu arada Samsung Electronics, global ilk beşte yer alan tek Asyalı şirket unvanını korumaya devam ediyor.

Samsung Electronics Küresel Pazarlama Ofisi Başkanı YH Lee, “Markamızın bu yıl kaydettiği yüksek büyüme oranının arkasında yatan en önemli neden, yapay zekaya yönelik bütünsel yaklaşımımız ve bu güçlü teknolojiyi dünyanın dört bir yanındaki Samsung kullanıcıları için erişilebilir kılma yönünde attığımız adımlar oldu. Önümüzdeki dönemde de kullanıcılarımızın hem sevdiği hem de talep ettiği özelliklere daha fazla yoğunlaşacağız” dedi.

Cihazda yerleşik AI, kapsamlı bağlantılı deneyimler ve AI alanındaki öncülüğü başarı getirdi

Interbrand’e göre, Samsung Electronics’in elde ettiği başarıda, aşağıdaki unsurlar etkili oldu:

  • Yapay zeka teknolojilerinin başlıca ürünlerde kullanılmaya başlanması ve cihazda yerleşik yapay zeka pazarındaki konumu
  • Yapay zeka destekli platformlar ve ürünler aracılığıyla gelişmiş bağlantılı deneyimler sunması
  • Yarı iletken sektöründeki rekabetçiliğine dayanan yapay zeka öncülüğü
  • Global pazarda tutarlı bir marka stratejisi uygulaması
  • Daha sürdürülebilir bir gelecek için aralıksız çalışma yönünde kararlılık göstermesi

Samsung, 2024 yılı boyunca “Herkes için Yapay Zeka” vizyonu çerçevesinde müşteri deneyimlerini geliştirmek amacıyla yapay zeka teknolojilerine sahip ürün portföyünü genişletmeye devam etti. Galaxy S24 Serisinin piyasaya sürülmesiyle mobil yapay zekaya öncülük eden Samsung Electronics, günlük evde yaşam deneyimlerini iyileştiren Bespoke AI Serisini ve AI işlemci ve AI ses ve görüntü iyileştirme özelliklerine sahip AI TV’lerini piyasaya sürdü.

Samsung yalnızca kendi ürünlerini değil, aynı zamanda çeşitli üçüncü taraf cihazlarını da destekleyen bütüncül bir bağlantı deneyimi sunan SmartThings ekosistemini de genişletiyor. Bu entegrasyonlar kullanıcılara, enerji tasarrufu ve evde yaşam gibi deneyimleri ileriye taşıyan faydalar sunuyor. Yarı iletken endüstrisinin öncüsü Samsung, yapay zekaya yönelik artan talebi karşılamak amacıyla cesur Ar-Ge yatırımları yapıyor. DDR5, GDDR7, HBM3E, LPDDR5X, 9. Nesil V-NAND, Exynos SoC, yüksek çözünürlüklü görüntü sensörü gibi yenilikçi bellek ürünleriyle, sunucu ve cihazda yerleşik yapay zeka   ihtiyaçlarına proaktif çözümler sunuyor. Samsung’un marka stratejisi ise, marka değerlerinde tutarlılık ve kullanıcılarla kurulan ilişkinin özgünlüğü ile öne çıkıyor.

Samsung ayrıca çok çeşitli ürün kategorilerinde çeşitli geri dönüştürülmüş malzemeler kullanarak çevreye duyarlı faaliyetlerin ve girişimlerin uygulanmasına odaklanıyor. Bu alanda global çaptaki girişimlere dahil olan Samsung, cihaz kullanımında karbon emisyonlarının azaltılması gibi hedeflere odaklanarak, sektör liderleriyle iş birliklerine de imza attı. Samsung Electronics’in sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarına ek olarak, kapsayıcı bir kurum kültürünü teşvik etmesi değerlendirmede olumlu bir etki yarattı.

Samsung’un farklı iş birimlerinin başarılı çalışmaları değerlendirmede belirleyici oldu

 

Mobil

  • Galaxy S24 Serisinin piyasaya sürülmesinin ardından Galaxy AI ile mobil yapay zeka çağına giriş yapması,
  • Sıradışı Galaxy Z Fold6 ve Z Flip6 katlanabilir deneyimiyle yeni Galaxy AI’ı  bir üst seviyeye taşıması,
  • Galaxy Ring ve yeni Galaxy Watch Serisinin piyasaya sürülmesiyle zindelik ve fitlik takibi alanındaki yapay zeka özelliklerinde öncülüğünü güçlendirilmesi.

 

Ağlar

  • Sanallaştırılmış Radyo Erişim Ağı (vRAN) ve Açık RAN’da liderliğin güçlendirilmesi,
  • 6G’nin teknik standardizasyonuna öncülük etmesi,
  • Yayıncılık ve oyun gibi çeşitli 5G kullanım alanlarını desteklemek amacıyla sürekli olarak

geliştirdiği yenilikçi teknolojiler,

  • Müşteri şirketlerle iş ortaklıklarının ileriye taşınarak Samsung’un ağ teknolojisinin sürdürülebilirlik yönlerinin aktarılması.

 

Görsel Ekran

  • TV ve soundbar pazarlarında küresel liderliğini pekiştirmesi,
  • AI TV’ler, MICRO LED ekranlar ve Music Frame gibi ürünlerle sunduğu sürekli inovasyon,
  • AI Upscaling ve Active Voice Amplifier Pro gibi en yeni teknolojilerle izleme deneyiminde

inovasyon sunması,

  • Çeşitli ortaklıklar aracılığıyla kendisini temel bir oyun ortağı olarak konumlandırması,
  • Samsung Knox ile güvenliği ve gizliliği güçlendirilmesi.

 

Dijital Ev Aletleri 

  • Tutarlı ürün inovasyonu ve gelişmiş yapay zeka yetenekleri sayesinde buzdolabı ve çamaşır

makinesi gibi kategorilerde öncü olması

  • Bespoke AI ev aletleriyle aracılığıyla tüketici merkezli değer ve deneyim sunması,
  • Otomatik Kapak Açma ve yükseltilmiş Bixby sesli kontrol ile erişilebilirliği artırması,
  • SmartThings AI Enerji Modu aracılığıyla enerji verimliliği ve SmartThings bağlantı deneyiminin dünya çapında genişletilmesi gibi önemli avantajlar sunması.

 

Yarı İletkenler

  • Sektörün ilk GDDR7 DRAM, HBM3E DRAM, LPDDR5X DRAM ve 9. Nesil V-NAND’ını sunmanın yanı sıra yapay zeka çağında pazar liderliğini pekiştirmesi,
  • Otonom araçların geliştirilmesi için optimize edilmiş ISOCELL Auto 1H1 sensörleri gibi sürekli geliştirdiği yapay zeka teknolojileri,
  • 990 EVO ve SSD T9 gibi istisnai B2C SSD ürünlerinin tutarlı bir şekilde piyasaya sürülmesiyle müşteri beklentilerinin ötesine geçebilmesi.

 

Interbrand’in En İyi Global Markalar listesi, bir şirketin finansal performansı, markanın müşteri satın alımları üzerindeki etkisi ve marka rekabetçiliğinin (strateji, empati, farklılaşma, müşteri katılımı, tutarlılık, güven gibi nitelikler yönünden) kapsamlı analizi sonucunda her bir markanın değerinin belirlenmesiyle oluşturuluyor. Dünyanın En İyi Markaları listesi, dünyadaki en köklü marka değerlendirmelerinden biri olup, güvenilirliğiyle yaygın olarak kabul görüyor.

Continue Reading
Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Teknoloji

Bakan Kacır, GITEX Ai Türkiye’de Türkiye’nin teknoloji alanındaki yeni büyüme vizyonunu anlattı

Türkiye’nin en kapsamlı uluslararası teknoloji ve yapay zekâ etkinliği, İstanbul’da iki gün boyunca yatırım, kapsayıcı inovasyon ve dijital dayanıklılığa odaklandı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, bugün İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen GITEX Ai Türkiye’de küresel teknoloji liderlerine hitap etti. Kacır, Türkiye’nin 100 bin teknoloji girişimi ve toplam 100 milyar dolarlık unicorn değerlemesi hedefiyle dünyanın en büyük 10 girişim ekosisteminden birini kurmayı amaçladığını söyledi.

Kacır, “Teknoloji girişimciliğini, Türkiye’nin yeni nesil başarı hikâyelerinin temel itici güçlerinden biri olarak görüyoruz” dedi. Bu büyümeyi desteklemek amacıyla Türkiye, yapay zekâ odaklı girişim sermayesi fonlarına 150 milyon dolarlık kamu kaynağı ayırarak gelecek vadeden yapay zekâ girişimlerinin finansmana erişimini genişletiyor.

Kacır, “Türkiye’nin; yeni teknolojilerin geliştirildiği, yenilikçi şirketlerin ölçeklendiği ve ileri sanayi çözümlerinin küresel pazarlara ulaştığı, yapay zekâ çağının öncü merkezlerinden biri olmasını istiyoruz” dedi. GITEX Ai Türkiye’ye 88 ülkeden katılan binlerce uluslararası ziyaretçiye de çağrıda bulunan Kacır, “Bir sonraki çığır açıcı projenizi Türkiye’de hayata geçirmeye davet ediyorum. Yeni şirketinizi Türkiye’den büyütün; Türkiye’yi iş ortağınız olarak konumlandırarak bölgesel ve küresel pazarlara ulaşın” diye konuştu.

Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’nin (Invest in Türkiye) ev sahipliğinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının stratejik ortaklığında ve inD organizasyonuyla düzenlenen GITEX Ai Türkiye; yapay zekâ altyapısı ve yatırımlarından siber güvenliğe, fiziksel yapay zekâdan dijital kamu hizmetlerine ve girişimciliğe uzanan geniş bir yelpazede Türkiye’nin teknoloji alanındaki önceliklerinin ele alındığı küresel bir platform sundu.

Türkiye yapay zekâ yol haritasında ilerliyor

Etkinliğin ikinci günündeki programın açılışını yapan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Millî Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürü Sadullah Uzun, Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki hedeflerini somut adımlara dönüştürme kararlılığını anlattı.

Uzun, “2026-2030 Yapay Zekâ Vizyonumuz ve Eylem Planımız en üst düzeyde güçlü destek görüyor. Kamu harcamalarının yüzde 2’sinin yapay zekâya ayrılması ve beş milyon vatandaşımızın yapay zekâ ekonomisine katılabilecek yetkinliklere kavuşturulması hedefleniyor. Türkiye’nin yalnızca yapay zekâyı kullanan değil; aynı zamanda geliştiren, ticarileştiren ve ölçeklendiren bir ülke olmasını istiyoruz. “ dedi.

Türkiye’nin coğrafi bir köprüden uluslararası bir iş ve yatırım merkezine dönüşümüne dikkat çeken Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi (Invest in Türkiye) Başkanı A. Burak Dağlıoğlu ise Türkiye’nin teknoloji, yatırım ve uluslararası ticaret alanlarındaki bölgesel merkez konumuna dikkat çekti.

Dağlıoğlu“Yirmi yıl önce Türkiye çoğunlukla Asya ile Avrupa arasında bir köprü olarak görülüyordu. Bugün ise üretim, Ar-Ge, lojistik, teknoloji ve girişimcilik alanlarında bölgesel bir merkez konumunda. Ancak bölgesel bir merkez olmak bizim için yeterli değil. Önümüzdeki dönem hedefimiz, küresel bir ekonomik güç hâline gelmek. Türkiye; zengin yetenek havuzu, reform konusundaki güçlü kararlılığı ve yatırımcıları destekleyen kamu politikalarıyla dirençli ve hızla büyüyen bir ekonomiye sahip. Kıtaların kesişimindeki konumumuzla birlikte tüm bu güçlü yönler, yapay zekânın küresel ekonomiyi yeniden şekillendirdiği bir dönemde rekabet gücümüzü korumamız için sağlam bir temel oluşturuyor” dedi.

GITEX CEO’su Trixie LohMirmand ise Türkiye’nin sahip olduğu bu güçlü yönleri daha hızlı uluslararası büyümeye ve yatırıma dönüştürmesi gerektiğini vurguladı. LohMirmand ayrıca GITEX’in uluslararası iş birliklerini güçlendiren, yatırımların ve yeni fırsatların önünü açan rolüne dikkat çekti.

LohMirmand, “Türkiye; küresel ölçekte güçlü sanayi altyapısı, dinamik dijital ekonomisi ve yaklaşık 1.500 yapay zekâ girişimiyle yapay zekâ çağına son derece güçlü bir birikimle giriyor. Ancak yapay zekâ rekabetin kurallarını değiştirdi. Şimdi belirlenen hedefler doğrultusunda hızla harekete geçme zamanı. GITEX; güveni pekiştiren, bilgi paylaşımını arttıran, yeni iş bağlantıları ve fırsatlar oluşturan bir platform olarak Türkiye’yi yeni pazarlar, yatırım kaynakları ve nitelikli insan kaynağıyla geniş ölçekte buluşturmak için burada. Sanayi çağında büyük ölçekte üretim yapabilenler öne çıktı; yapay zekâ çağında ise yapay zekâ kapasitesini geniş ölçekte kullanabilenler öne çıkacak. Cumhurbaşkanlığından Türkiye’de Yatırım’a, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından ekosistemin tamamına kadar gördüğümüz kararlılık, güçlü hedefler ve üst düzey yönetim desteğiyle Türkiye, yakından izlenecek ülkelerden biri olacak” dedi.

Bakan Kacır’ın konuşması, GITEX Ai Türkiye’nin İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen iki günlük programının kapanışında gerçekleşti. Etkinlik, 350’den fazla şirket ve girişimi küresel yatırımcılar, politika yapıcılar ve teknoloji liderleriyle buluşturdu. Etkinlik alanında şirketler yeni teknolojilerini sergilerken ortaklıkları, yatırım fırsatlarını ve uluslararası pazarlara açılma yollarını değerlendirdi.

Yapay zekâ ekonomisinde kadınların potansiyelini açığa çıkarmak

Yapay zekânın kadın girişimcilere sunabileceği ekonomik fırsatlar, Kadın ve Demokrasi Vakfı (KADEM) Mütevelli Heyet Başkanı Sümeyye Erdoğan Bayraktar’ın dün katıldığı oturumda ele alındı. “Fikirden Etkiye: Türkiye’nin İnovasyon Ekonomisinde Kadınların Gücünü Açığa Çıkarmak” başlıklı oturumda Bayraktar, yapay zekânın küçük ekiplerle ve sınırlı kaynaklarla çalışan girişimcilerin kapasitesini arttırarak daha önce yalnızca çok daha büyük şirketlerin ulaşabildiği sonuçlara ulaşmalarına nasıl imkân tanıdığını anlattı.

Bayraktar, “Kadınlar için çok büyük bir fırsat söz konusu. Kadın girişimcilerin yapay zekâdan yararlanarak kapasitelerini nasıl arttırdıklarına bizzat tanıklık ediyoruz. Çok küçük ekiplerle ve sınırlı ekonomik kaynaklarla çalışıyor, ancak geçmişte yalnızca büyük şirketlerin elde edebildiği sonuçlara ulaşıyorlar” dedi.

Bayraktar sözlerini şöyle sürdürdü: “Kadınların ekonomik açıdan daha güçlü hâle gelmesi için yalnızca yapay zekâyı kullanmaları yeterli değil. Mentorluk, yatırım ve daha iyi istihdam olanaklarına da erişmeleri gerekiyor.”

GITEX, Dubai merkezli şirketlerin küresel büyümesini hızlandırıyor 

Küresel GITEX ağı, teknoloji şirketlerinin dünya genelinde yeni pazarlara ve iş fırsatlarına erişmesini destekliyor. Merkezi Dubai’de bulunan, dijital kamu hizmetleri ve akıllı şehir çözümleri alanlarında uzman teknoloji entegratörü INTEGRA CITY de GITEX’in farklı ülkelerdeki etkinliklerine katılımını arttıran şirketlerden biri olarak öne çıkıyor. Şirket; Dubai’deki GITEX GLOBAL’in yanı sıra Mısır, Fas ve Türkiye’de düzenlenen GITEX etkinliklerine de katılıyor.

INTEGRA CITY, GITEX Ai Türkiye kapsamında GITEX Ai Belgrad’a (25-27 Mayıs 2027) ve GITEX Ai Kazakistan’a (7-8 Haziran 2027) katılmak üzere mutabakat anlaşmaları imzaladı. Böylece şirket, GITEX ağı içindeki varlığını daha da genişletirken kamu kurumları ve özel sektörle kurulabilecek yeni iş birliklerinin de önünü açtı.

INTEGRA CITY ayrıca farklı kentsel sistemlerden gelen verileri, yapay zekâ destekli analiz ve yönetim amacıyla tek bir platformda buluşturan akıllı şehir çözümünü tanıttı.

INTEGRA CITY Teknolojiden Sorumlu Başkanı Ilya Belyakov, “Bugün kamu kurumlarının temel beklentisi artık süreçlerin birbirinden bağımsız biçimde dijitalleştirilmesi değil; yapay zekânın karar alma süreçlerinin merkezinde yer aldığı bütünleşik platformların geliştirilmesi. Çözümlerimiz, yapay zekâ modülleri, gerçek zamanlı analiz ve entegre platformlar aracılığıyla kamu güvenliğinden yol güvenliğine ve kent altyapısına kadar karmaşık sistemlerin verimli biçimde yönetilmesini sağlıyor” dedi.

Yapay zekâ ekonomisinde güveni güçlendirmek

Yapay zekâ kullanımı hızlanırken siber güvenlik de GITEX Ai Türkiye’nin öne çıkan gündem başlıklarından biri oldu. Türkiye’de gelişen düzenleyici çerçeve, dayanıklılık, yönetişim ve hesap verebilirlik konularına daha fazla önem veriyor.

Yapay zekâ destekli dijital risk koruması ve tehdit istihbaratı alanlarında uzmanlaşan Türkiye merkezli siber güvenlik şirketi Brandefense, değişen tehditlerin ve düzenleyici beklentilerin kurumların siber riskleri belirleme, yönetme ve bu risklere müdahale etme biçimlerini nasıl dönüştürdüğünü anlattı.

Brandefense Büyümeden Sorumlu Başkanı ve Kurucu Ortağı Hakan Uzun“Uyum, artık yalnızca yapılacaklar listesindeki bir kutuyu işaretlemekten ibaret değil; yönetim kurulu düzeyinde ele alınan bir konu hâline geliyor. Kurumların yalnızca çevre güvenliğine odaklanan yaklaşımdan uzaklaşarak üçüncü taraflardan kaynaklanan tehditleri, dijital marka risklerini ve dış saldırı yüzeylerini de kapsayan çok daha geniş bir risk anlayışına yöneldiğini görüyoruz” dedi.

Brandefense, etkinlikte dış saldırı yüzeyi yönetimi, tehdit istihbaratı, marka koruması ve üçüncü taraf risk yönetimini kapsayan yapay zekâ destekli çözümlerini tanıttı.

Tehdit tespiti, müdahale ve dijital dayanıklılık için yapay zekâ destekli çözümler geliştiren siber güvenlik teknolojileri şirketi UMV ise kurumların yapay zekâyı ve dijital dönüşümü güvenle benimsemesinde siber güvenliğin taşıdığı role odaklandı.

UMV CEO’su Yun Sung Kephas Bang, “Yapay zekâ ekonomisinin başarısını yalnızca inovasyon değil, güven de belirleyecek. Kurumlar yapay zekâ kullanımını hızlandırırken siber güvenlik, dijital dönüşümün temel unsurlarından biri hâline gelmeli. Böylece işletmeler tehditlere karşı hazırlıklı olurken inovasyon çalışmalarını da güvenle sürdürebilir” dedi.

Şirket; gelişmiş web shell tespiti için WSS AI ve internet sitelerinde yetkisiz içerik değişikliklerini gerçek zamanlı olarak gideren WARSS dâhil olmak üzere yapay zekâ destekli güvenlik çözümlerini tanıttı.

GITEX Ai Türkiye, iki gün boyunca Türkiye’nin teknoloji ekosistemini uluslararası GITEX ağıyla buluşturdu. Küresel teknoloji, sermaye ve uzmanlıkla kurulan bağları güçlendiren etkinlik, iş geliştirme ve küresel büyüme için yeni fırsatlar oluşturdu. GITEX Ai Türkiye’nin bir sonraki buluşması 15-16 Eylül 2027 tarihlerinde gerçekleştirilecek

Continue Reading

Teknoloji

Vatansever: Türkiye’nin büyüme kalitesini teknoloji yoğunluğu belirleyecek

Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, 2027–2029 Orta Vadeli Program’da verimlilik artışı, teknolojik dönüşüm, yüksek katma değerli üretim ve kritik teknolojilerde kapasitenin güçlendirilmesinin birlikte ele alınmasını stratejik açıdan önemli bulduklarını belirterek, “Türkiye’nin önümüzdeki dönemde yalnız ne kadar büyüdüğü değil, büyümenin ne kadarının bilgi, teknoloji, yazılım, mühendislik ve fikrî mülkiyetten geldiği de belirleyici olacak. Büyümenin kalitesini teknoloji yoğunluğumuzu ne kadar artırabildiğimiz gösterecek” dedi.

Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından 6 Eylül 2026’da açıklanan ve aynı gün Resmî Gazete’de yayımlanan 2027–2029 Orta Vadeli Programı (OVP) değerlendirdi.

OVP’de makroekonomik istikrarın güçlendirilmesi, kalıcı fiyat istikrarının sağlanması ve mali disiplinin sürdürülmesinin yanı sıra verimlilik artışı, Ar-Ge ve yenilikçilik kapasitesinin geliştirilmesi, yeşil ve dijital dönüşüm, yüksek katma değerli üretim ve ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesinin temel politika alanları arasında yer almasını önemli bulduklarını ifade eden Vatansever, teknoloji politikalarının büyüme ve rekabet gücüyle giderek daha fazla iç içe geçtiğini söyledi.

“Büyümenin kalitesini teknoloji yoğunluğu belirleyecek”

OVP’ye göre Türkiye ekonomisinin 2027’de yüzde 4,2, 2028’de yüzde 4,6 ve 2029’da yüzde 5 büyümesi; program dönemi sonunda millî gelirin 2,2 trilyon doların üzerine, kişi başına gelirin 25 bin dolara, mal ve hizmet ihracatının ise 450 milyar dolara ulaşması hedefleniyor.

Program döneminde yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulması ve işsizlik oranının 2029’da yüzde 7,6’ya gerilemesi öngörülürken, enflasyonun 2027’de yüzde 21’e, 2028’de yüzde 13,5’e ve 2029’da yüzde 9’a indirilmesi hedefleniyor.

Vatansever, makroekonomik hedeflerin yanı sıra ekonominin üretim yapısındaki dönüşümün önemine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:

“2,2 trilyon doların üzerinde bir ekonomik büyüklüğe ulaşmak son derece önemli. Bunun yanında o ekonominin ne kadarının teknoloji, bilgi, yazılım, mühendislik ve yüksek katma değerli faaliyetlerden oluştuğu da uzun vadeli rekabet gücümüzü belirleyecek. Türkiye’nin büyüme kalitesini teknoloji yoğunluğumuzu ne kadar artırabildiğimiz gösterecek.”

“Üretimin içindeki bilgi ve teknoloji payını artırmalıyız”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda büyümenin niteliğinin dönüştürülmesi kapsamında sanayide üretim kapasitesi ile teknoloji yoğunluğunun yükseltilmesi, hizmetlerde ise bilgi ve teknolojiye dayalı yüksek katma değerli faaliyetlerin daha fazla öne çıkarılmasına yönelik yaklaşımı değerlendiren Vatansever, Türkiye’nin üretim yapısındaki teknoloji içeriğinin artırılmasının önemine dikkat çekti.

Yılmaz’ın aynı sunumda imalat sanayisine 250 milyar TL ilave kredi desteğisağlanacağını ve orta-yüksek ile yüksek teknoloji ağırlıklı yatırımlar için ayrılan 750 milyar TL’lik yatırım kredilerinin kullandırılmaya devam edileceğiniaçıklamasını da önemli bulduklarını ifade eden Vatansever şunları söyledi:

“Türkiye’nin hedefi yalnız daha fazla üretmek olmamalı. Ürettiğimiz ürün ve hizmetlerin içine daha fazla mühendislik, yazılım, tasarım, veri, Ar-Ge ve fikrî mülkiyet koyabilmeliyiz. Bir ürünün fiziksel değerinin yanında içindeki bilgi ve teknoloji de ihracat değerimizi belirliyor.”

Yapay zekâ destekli üretim verimliliği artıracak

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda yapay zekâ destekli ve otonom üretim sistemleriyle enerji, hammadde, iş gücü ve makine kullanımında verimliliğin artırılmasına yönelik yaklaşımı açıklamasını değerlendiren Vatansever, bunun yapay zekânın reel ekonomiyle bağını somut biçimde ortaya koyduğunu söyledi.

Vatansever şu ifadeleri kullandı:

“Yapay zekânın ekonomik değeri yalnız yapay zekâ şirketlerinin büyüklüğüyle ölçülmez. Bir fabrikanın enerji kullanımını azaltıyor, üretim planlamasını iyileştiriyor, makine kapasitesini daha verimli kullanıyor veya hata oranını düşürüyorsa doğrudan ekonomik değer üretiyor demektir. Yapay zekâyı reel ekonomiye yayabildiğimiz ölçüde toplam verimlilik etkisini göreceğiz.”

“Dijital dönüşüm artık verimlilik politikasıdır”

OVP’de sanayinin yeşil ve dijital dönüşümünün hızlandırılması, üretim süreçlerinde verimliliğin artırılması ve teknoloji yoğunluğunun yükseltilmesine yönelik politikaları değerlendiren Vatansever, dijitalleşmenin yalnız teknoloji şirketleri açısından değil, ekonominin tamamı açısından bir verimlilik aracı hâline geldiğini söyledi.

“Bir işletmenin aynı kaynaklarla daha fazla üretmesi, enerjiyi ve hammaddesini daha verimli kullanması, süreçlerini hızlandırması ve hatalarını azaltması doğrudan ekonomik verimlilik anlamına geliyor. Bu nedenle dijital dönüşümü artık yalnız bilişim yatırımı değil, verimlilik politikası olarak değerlendirmeliyiz” dedi.

KOBİ’lerin dijitalleşmesi dönüşümü tabana yayacak

Teknolojik dönüşümün yalnız büyük işletmelerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Vatansever, Türkiye’deki geniş KOBİ ekosisteminin dijitalleşmesinin toplam ekonomik verimlilik açısından önemli olduğunu ifade etti.

“Büyük işletmelerin ileri teknolojilere yatırım yapması önemli; ancak binlerce KOBİ’nin üretimden stok yönetimine, satıştan finansal süreçlere kadar günlük faaliyetlerini dijital araçlarla daha verimli hâle getirmesi ekonomik dönüşümün tabana yayılmasını sağlar. Teknolojinin gerçek ekonomik etkisi yaygın kullanımda ortaya çıkar” değerlendirmesinde bulundu.

“Ekonomik güvenliğin yeni boyutlarından biri teknoloji”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda ekonomik güvenlik ve dayanıklılığı ayrı bir politika alanı olarak ele alması ve kritik alanlarda dışa bağımlılığın azaltılarak ekonominin şoklara karşı direncinin güçlendirilmesine yönelik yaklaşımı değerlendiren Vatansever, teknolojik kapasitenin ekonomik dayanıklılık açısından giderek daha stratejik hâle geldiğini söyledi.

Yılmaz’ın savunma, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zekâ başta olmak üzere stratejik alanlarda Ar-Ge, üretim ve yerlilik kapasitesinin daha ileriye taşınmasına yönelik açıklamalarına dikkat çeken Vatansever, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ekonomik güvenlik artık yalnız enerji veya finansman güvenliğiyle sınırlı değil. Yapay zekâdan yarı iletkenlere, haberleşme altyapılarından siber güvenliğe kadar kritik teknolojilere erişebilmek ve bu alanlarda kendi bilgi ve mühendislik kapasitenizi geliştirmek de ekonomik dayanıklılığın parçası hâline geldi.”

“Yatırım artık yalnız fabrika yatırımı değildir”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda uluslararası doğrudan yatırımların artırılması, küresel yeteneklerin ve girişimcilerin Türkiye’ye çekilmesi ile teknoloji şirketleri ve çok uluslu firmaların merkez operasyonlarına yönelik yatırım politikalarını vurgulamasını değerlendiren Vatansever, dijital ekonomiyle birlikte yatırım kavramının genişlediğini söyledi.

Vatansever şöyle konuştu:

“Bugün bir ülkeye yatırım gelmesi yalnız fabrika kurulması anlamına gelmiyor. Bir küresel teknoloji şirketinin Ar-Ge merkezini, yazılım geliştirme ekibini, veri altyapısını veya bölgesel operasyonlarını Türkiye’ye taşıması da yüksek değerli doğrudan yatırım niteliğinde. Böyle yatırımlar beraberinde bilgi, insan kaynağı ve uluslararası teknoloji ağlarını da getiriyor.”

450 milyar dolarlık ihracat hedefinde teknoloji yoğunluğu

OVP’de program dönemi sonunda mal ve hizmet ihracatının 450 milyar dolara çıkarılması hedeflenirken, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürün ve hizmetlerin ihracat içindeki payının artırılmasına yönelik yaklaşım da Türkiye’nin rekabet gücü açısından önem taşıyor.

Vatansever şu değerlendirmeyi paylaştı:

“450 milyar dolarlık ihracat hedefinin içinde yüksek teknolojili ürünlerin ve dijital hizmetlerin payını büyütmek uzun vadeli rekabet gücümüz açısından kritik. Yazılım, finansal teknolojiler, oyun, siber güvenlik, veri hizmetleri ve yapay zekâ çözümleri Türkiye’nin yeni nesil ihracat kapasitesinin önemli bileşenleri olabilir.”

Dijital Türk Lirası ve finansal teknoloji ekosistemi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda Dijital Türk Lirası’nın kullanıma sunulması ve yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmaların sürdürüleceğini belirtmesini de değerlendiren Vatansever, ödeme sistemleri ve finansal teknolojilerin dijital ekonominin temel altyapıları arasında yer aldığını söyledi.

“Ödeme sistemlerinin güvenli, yenilikçi ve gelişime açık olması dijital ekonominin büyümesini doğrudan destekliyor. Dijital Türk Lirası çalışmalarını bu geniş finansal teknoloji dönüşümünün önemli bileşenlerinden biri olarak görüyoruz” dedi.

“Teknolojik kapasite ekonomik değere dönüştüğünde büyümenin niteliği güçlenir”

Vatansever değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

“2027–2029 Orta Vadeli Program’ın fiyat istikrarı, mali disiplin ve sürdürülebilir büyüme hedeflerinin yanında verimlilik, teknolojik dönüşüm, yüksek katma değerli üretim ve ekonomik dayanıklılık başlıklarını birlikte ele almasını önemli buluyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ve Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’ın koordinasyonunda ortaya konulan bu yaklaşımın Türkiye’nin yalnız ekonomik büyüklüğünü değil, ekonomimizin niteliğini ve rekabet gücünü de geliştirecek önemli bir çerçeve sunduğuna inanıyoruz.

Türkiye’nin teknolojik kapasitesini üretime, ihracata ve verimlilik artışına dönüştürebildiğimiz ölçüde daha yüksek katma değer üreten, daha rekabetçi ve dış şoklara karşı daha dayanıklı bir ekonomik yapı oluşturabiliriz.”

Continue Reading

Teknoloji

Kaspersky raporu: 2026’nın ilk yarısında yapay zekâ hizmetlerindeki güvenlik açıkları 10 kat arttı

Farklı sektörlerde hız kazanan yapay zekâ adaptasyonu, bu servislere yönelik tespit edilen güvenlik açıklarında da ciddi bir artışı beraberinde getirdi. Kaspersky’nin yayımladığı üç aylık İstismar ve Güvenlik Açıkları Raporu dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor: Kaspersky Zafiyet Yönetimi verilerine göre, 2026’nın ikinci çeyreğinde yapay zekâ ve büyük dil modelleri (LLM) servislerinde kaydedilen güvenlik açıkları, 2025’in son çeyreğine kıyasla 10 kat artarak 935’e ulaştı. 2026’nın 2. çeyreğinde tespit edilen kritik seviyedeki açıkların sayısı ise 119’a yükselerek 2025 sonundaki seviyenin yaklaşık 5 katına çıktı.

Kaspersky Vulnerability Management verilerine göre 2025-2026 yıllarında LLM’lerde, yapay zekâ araçlarında ve benzer işlevler sunan eklentilerde yayımlanan güvenlik açıklarının sayısı

En yaygın güvenlik açığı kategorilerine yönelik analizler; yapay zekâ tabanlı yazılımlardaki temel risklerin kritik sistem nesnelerine yönelik zayıf erişim kontrol mekanizmaları, hatalı kimlik doğrulama/yetkilendirme yapılandırmaları ve enjeksiyon (injection) açıkları olduğunu gösteriyor.

Kaspersky Zararlı Yazılım Uzmanı Alexander Kolesnikov konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları ifade etti: “Araçlar, eklentiler ve yapay zekâ teknolojileri görevlerin daha verimli şekilde otomatikleştirilmesine yardımcı oluyor. Ancak yapay zekânın kurumlar genelinde hızla yaygınlaşması, beraberinde yeni güvenlik sorunlarını da getiriyor. Erişim kontrolü, kimlik doğrulama ve enjeksiyon işlemlerindeki zayıflıklar, en sık karşılaşılan güvenlik açığı türleri arasında öne çıkıyor. Kurumların korunmak için yalnızca geleneksel yama yönetimine değil, altyapılarını ve erişim kontrollerini gerçek zamanlı olarak görünür kılacak çözümlere de ihtiyacı var. Böylece tehditleri doğru zamanda tespit edip durdurabilirler.”

Kaspersky’nin yakın zamanda yayımladığı KOBİ raporunda, 2026’nın ilk dört ayında Kaspersky güvenlik çözümlerinin, bilgisayarlara yönelik kötü amaçlı veya istenmeyen yazılımların popüler yapay zekâ hizmetleri gibi gösterildiği 33.300’den fazla saldırı girişimini tespit ettiği belirtiliyor. Bu sayı, 2025’in aynı dönemine kıyasla neredeyse 5 kat artış gösteriyor. Söz konusu artış, yapay zekâ hizmetlerinin kullanım alanı genişledikçe bu hizmetleri hedef alan saldırı girişimlerinin de artabileceğine dikkat çekiyor.

Kaspersky, kurumların kurumsal altyapılarını korumak için Kaspersky Next ürün ailesi gibi sürekli izleme, proaktif koruma ve hızlı müdahale özellikleri sunan çözümlerden yararlanmasını öneriyor. Bu özellikler, yapay zekâ ile güçlendirilmiş ortamların güvenliğinin sağlanmasına yardımcı oluyor.

Continue Reading
Reklam
Reklam
Reklam

Trending

Copyright © 2017 Zox News Theme. Theme by MVP Themes, powered by WordPress.